İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1033 E. 2026/681 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1033
- Karar No
- 2026/681
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1033 Esas KARAR NO : 2026/681
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 23/02/2022 KARAR TARİHİ : 20/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Uyruklu olup ...'de yatırım yapmak amacıyla 23/10/2024 tarihinde davalı ile adi şekilde satış vaadi sözleşmesi akdederek ... İli, ... İlçesi, ... 1398 ada, 2 parselde bulunan... kayıtlı E Blok, K:13, D:110'da kayıtlı taşınmazı satın aldığını, taşınmaz satış beledinin 151.660,00 USD.nin müvekkili tarafından uluslararası para transferi yapılmak suretiyle davalı şirketin ...bank ... Şubesine gönderildiğini, taraflarca düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre satılanın 30/12/2015 tarihinde teslim edilmesi gerekse de, davalı şirket tarafından 03/02/2020 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, davalı şirketin basiretli tacir gibi davranmadığını, bilinçli olarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesini resmi şeklide akdederek tapuya şerh ettirmediğini, bu nedenle müvekkilinin hak kaybına uğradığını, müvekkilinin taşınmazı satın alma iradesi ile tüm ödemeleri yaptığını, taşınmazı teslim aldığını beyanla ... İli, ... İlçesi, ...Bölgesi, 1398 ada, 2 parselde bulunan ... kayıtlı E Blok, K:13, D:110'da kain taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, tapu iptali ve müvekkili adına tescil talebi uygun görülmez ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz satış bedelinin davalıya ödendiği 23/10/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Somut olayda; davacının öncelikli talebi bağımsız bölümün tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının dava dilekçesi incelendiğinde; müflis ile davacı arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı olarak müflisten taşınmaz satın alındığı, sözleşme kapsamında tüm bedelin ve borcun müflise ödendiği ancak tapunun kendisine devredilmediği iddiası ile tapu iptal ve tescil talep edildiği ve talebin öncelikle aynen ifaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda müflis ile yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi neticesinde davacının öncelikli talebi olan tapu iptal ve tescil talebinin değerlendirilmesi gerektiği, davacının asli isteminin tapu iptal ve tescil talebine yönelik olması karşısında ve eğer tapu iptal ve tescil şartları var ise davacının alacağının para alacağı kabul edilerek sıra cetveline kaydedilmesinin davacı yönünden hak kaybı yaratabileceği dolayısıyla davacının asli talebi olan tapu iptal ve tescil talebinin incelenerek koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin zaruri olduğu, tapu iptal ve tescil koşullarının bulunmaması halinde davanın reddi neticesinde davacının iflas idaresine her zaman başvurarak alacağını bildirerek alacağını sıra cetveline zaten yazdırma hakkı bulunduğu bu nedenle öncelikle davacının asli talebi olan aynen ifaya yönelik tapu iptal ve tescil talebinin geçerliliğinin Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından incelenip değerlendirilmesi noktasında açılan işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tapu iptal ve tescil koşullarının bulunmaması halinde ise ancak alacağın sıra cetveline kaydı yönünden terditli talebin değerlendirilerek sıra cetveline kayıt kabul talebi verilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim iflastan sonra açılan davalarda tapu iptal ve tescil koşullarının bulunması sebebiyle müflise ait pek çok taşınmaza yönelik tapu iptal ve tescil kararı verilerek bir çok hak sahibinin tapu iptal ve tescil yolu ile aynen ifayı gerçekleştirdiği sabittir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; davacının öncelikli talebi satın alınan taşınmazın mülkiyetinin adına tescili; mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının davalı müflis yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, sözleşmenin açıklanan başlık kısmına göre yatırım amaçlı olduğu, dilekçe içeriğinde de taşınmazın kiraya verilmek istendiği ancak muvaffak olunamadığı açıklandığına göre, tüketici sözleşmesi niteliğinde olmayan satım sözleşmesinden kaynaklı davaya her davalı bakımından bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının, davalı inşaat şirketinden, ... Mevkii 1015 Ada 7 Parsel üzerine inşa edilecek olan A Blok 9. Kat 109 ve 108 nolu iki adet konut niteliğini haiz taşınmaz satın aldığı, birden fazla konut alması nedeniyle konut ihtiyacını gidermek amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği ve bu sebeple tüketici konumunda olmadığı, taşınmazların ticari işletme faaliyeti gereği satın alındığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı, buna göre davaya bakmak görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.(İstanbul BAM 18. H.D. ...E. - ...K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 13 HD ...E....K. ve Dairemizin ... E. -... K. Sayılı kararı.) Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, görev kurallarının kamu düzeninden olması nedeniyle, uyuşmazlık çıkaran mahkemelerce sınırlı olmaksızın yargı yeri belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.(İstanbul BAM 18. H.D. ...E. -... K. Sayılı ilamı; Ankara BAM ...E. ..K. ve Dairemizin ... E.- .. K. ve ... E...K Sayılı kararı.)" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ...E.,..K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının iki adet konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, birden fazla konut alması nedeniyle konut ihtiyacını gidermek amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği ve bu sebeple tüketici konumunda olmadığı, taşınmazların ticari işletme faaliyeti gereği satın alındığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı, buna göre davaya bakmak görevinin Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.(İstanbul BAM 18. H.D. ... E. - ... K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 13 HD...E. ...K. ve Dairemizin ... E. -... K. Sayılı kararı.)" Somut olaya göre her ne kadar dava görevsizlikle mahkememiz esasına kaydedilmiş ise de anılan gerekçelerle karşı görevsizlik verilerek davanın davacının aynen ifa talebi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesinin gerektiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere: 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin ... 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de ... 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ tarafından görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.20/08/2026
Katip ¸e-imza
Hakim ¸e-imza