Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/680 E. 2026/1274 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/680
- Karar No
- 2026/1274
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/680
KARAR NO: 2026/1274
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2026
NUMARASI: 2025/1023 E. - 2026/15 K.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında franchise sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalı tarafından franchise giriş bedelini ödemediğini, buna ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu olan...'ün.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyasına itiraz ettiği, davalının haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazına yönelik asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, müvekkilinin sözleşmelerde imzasının bulunmadığının tespiti ile sözleşmelerin geçersizliğini, haksız ve kötü niyetli takip yapan davacı aleyhine, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Bakırköy 8. ATM'nin 2025/1136 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ...Limited Şirketi ticari unvanına sahip, Türkiye genelinde yüzden fazla franchise bayiisi ile oto ekspertiz sektöründe "..." markası ile hizmet veren, sektörde güvenilirliği ile bilinen bir oto ekspertiz şirketi olduğunu, davalı... ile müvekkili şirket arasında, 10.05.2024 ve 05.04.2025 tarihli Franchise Sözleşmeleri imzalanmış olup, işbu sözleşmelerin haklı nedenle feshedildiği tarihe kadar olan süre zarfında davalı taraf müvekkili şirketin Antalya franchise bayiliğini yürütmüş olduğunu, ancak davalının sözleşmede yüklendiği bir çok yükümlülüğe aykırı davranması nedeniyle franchise ilişkisi daha fazla müvekkili şirket tarafından sürdürülememiş ve .... Noterliği’nin 28.08.2025 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile her iki bayilik sözleşmesi de haklı nedenle feshedilmiş olduğunu, işbu sözleşmelerin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilmesi ve sözleşmede karşılığında cezai şart öngörülmüş maddelere aykırı eylemlerde bulunması nedeniyle, müvekkili şirketin sistem verileri üzerinden hesaplanan ceza-i şart bedeli için .... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edilmiş olup, işbu takibe haksız olarak itiraz edilmesi sebebiyle takibe yapılan itirazın şimdilik ileride artırılmak üzere kısmi olarak iptaline, borçlu adına %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi için müvekkili şirketin birden fazla sebebi bulunmakta olup ilk olarak talep edilen ceza-i şartların gerekçesini ispatlamak adına aşağıda haklı nedenle fesih sebeplerini detaylıca izah ettiklerini, franchise giriş bedelleri fesih tarihine kadar ödenmemiş olup, halen dahi bu bedellerin ödemesinin yapılmadığını, bunun da haklı nedenle fesih sebebi olduğunu, müvekkili şirketin markası altında faaliyet gösterirken müşterilere hakaret ve tehdit suçunu işlediğine dair şikayetlerin gelmiş olmasının haklı fesih sebeplerinden bir diğeri olduğunu, davalının ekspertiz hizmeti karşılığında tahsil ettiği bedelleri şirket sistemlerinde düşük bedellerde göstererek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, keza tüketicilerden alınan hizmet bedellerinin davalının yönlendirmesi ile kendisine ait olmayan hesaplara göndertilerek vergi yükümlülüğünden de kaçınılmaya çalışıldığını, davalı tarafından marka güvenilirliği ve itibarı kullanılarak araçlarının kilometrelerini düşürmek suretiyle vatandaşlara satılmasının da franchise ilişkisinin haklı nedenle feshedilmesine sebebiyet veren bir başka husus olduğunu, müvekkili şirket tarafından bayilik adına açılan sosyal medya hesabı ve web sitesi franchise ilişkisi sonlandırıldıktan sonra sözleşme yükümlülüklerine uyulmayarak müvekkili şirkete devredilmediğini, müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilen iş bu sözleşmeler gereğince hesaplanan cezai şart bedelinin takibe konulduğu icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olup, itirazın reddine, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istediklerini, hesaplamaya esas alınan verilerin davalı tarafından ortak kullanılan sisteme yansıtılan cirolardan yapılan hizmet bedelinin kesintilerine dayanmakta olup fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı yönünden alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini beyan ederek, davanın kabulü ile; takip öncesi faiz ve ferileri ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı/borçlu olan...'ün .... İcra Müdürlüğü... E. numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın şimdilik alacağın 200.000-TL'lik kısmı üzerinden iptali ile takibin devamına, müvekkili şirkete ait genel merkezde tüm Franchise Bayilik Sistemi tarafından kullanılan ortak yazılım üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılacak yerinde inceleme ile Franchise Sözleşmeleri doğrultusunda Ceza-i Şart Bedeli hesaplamasının yapılarak davalı/borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazına yönelik asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; "icra dairelerinin yetki hususu İ.İ.K'nun 50. maddesinde düzenlendiği, buna göre; para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Bu hüküm uyarınca yetki hususunun HMK hükümleri uyarınca belirleneceği açıktır. HMK'nın 6. Maddesi uyarınca Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir ve aynı kanunun 10. Maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer (alacaklının ikametgahı) mahkemesinde de açılabilir. Bu hükümler uyarınca somut olayda davalının yerleşim yeri, alacaklının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa edileceği yer itibariyle takibin yapıldığı Bakırköy İcra daireleri yetkili ve görevli olmadığından, icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın yerinde olduğu, bu kapsamda somut olayda geçerli takip bulunmadığı" gerekçesi ile,
Asıl ve Birleşen Davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece asıl ve birleşen davanın usulden reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, davalının gerçek kişi tacir sıfatına haiz bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesi gereği davalının ...markası altında ... ilinde iki adet işletme çalıştırdığını, franchise sözleşmesinin doğası gereği ticari bir organizasyon kurulmasını ve işletilmesini amaçladığını, davalının kendi adına ticari faaliyette bulunmayı taahhüt ettiğini, bu faaliyetin esnaf sınırlarını aşan bir sermaye ve organizasyon gerektirdiğini, oto ekspertiz hizmetlerinin esnaf ve sanatkâr meslek kolları arasında sayılmadığını, mülga TTK 1463. maddesi uyarınca bu listede yer almayanların esnaf olarak değerlendirilemeyeceğini, davalının ticari işletmesini halka ilan ederek faaliyet gösterdiğini, HMK 17. madde gereğince düzenlenen yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu, Bakırköy İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili kılındığını, işletme hesabına göre defter tutmanın veya 1. sınıf tacir olmamanın kişinin tacir olmadığı anlamına gelmediğini, davalının 2. sınıf tüccar statüsünde olduğunu, 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ve ....01.2019 tarihli koordinasyon kurulu kararı uyarınca davalının faaliyet alanının esnaf listesinde bulunmadığını, VUK hükümleri gereği 2. sınıf tacirlerin de tacir sayıldığını, 2007 sayılı kararın a maddesi uyarınca esnaf listesinde olmayanların doğrudan tacir kabul edildiğini, davalının yıllık gelir beyanının 2.000.000 TL tutarını aşarak 2025 yılı için belirlenen limitlerin üzerinde kaldığını, HMK 17. maddesinde tacirler arasında sınıf ayrımı yapılmadığını, davalının gerçek kişi tacir olduğunun sabit olduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek usulden ret kararlarının kaldırılmasını, dosyanın esastan yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye iadesini, asıl ve birleşen davada davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemede görülen itirazın iptali davasında, yapılan yargılama neticesinde icra dairesinin yetkisine yapılan itirazlarının haklı bulunarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, davacı taraf, müvekkilinin tacir sıfatına haiz olduğunu ve sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğunu iddia ederek istinaf kanun yoluna başvurduğunu, davacının iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkeme kararı usul ve yasaya, yerleşik içtihatlara tamamen uygun olduğundan davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl davanın konusu, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına, Birleşen davanın konusu, .... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına, ilişkin İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır.
Her iki icra dosyasında davacı alacaklı tarafından borçlu davalı aleyhine franchise sözleşmesine istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı vekili tarafından yetki ve borca itiraz edildiği, yetkili icra müdürlüğünün Antalya icra müdürlüğü olduğunun ve alacaklı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, takip dayanağı belgelerde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, takipte talep edilen Franchise Bedeli ve bunlara ilişkin faiz ve sair tüm ferilerini kabul etmediklerini belirtmiştir.
Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen, 10/05/2024 ve 05/04/2025 tarihli Franchise Sözleşmelerinin 22. Maddesinde yetki şartının düzenlendiği ve Bakırköy İcra Dairelerinin ve Mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmüştür.
Davalı tarafından icra dairesine ibraz ettiği borca itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde franchise sözleşmesini kabul etmediğini ve imzaya itiraz ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, alacaklı tarafından franchise sözleşmesine istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafından icra dosyasına ibraz ettiği borca itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde franchise sözleşmesini kabul etmediği, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmesi nedeniyle icra müdürlüğünün yetkisinin genel hükümlere göre belirleneceği, davalı borçlunun adresinin .../Antalya olduğu ve itirazın iptali davasının şartlarından birisinin de yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmış olması gerekiği, HMK 114/2 maddeye göre bu durum dava şartı olduğundan yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış bir takip bulunmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2026 tarih ve 2025/... E., 2026/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl ve Birleşen dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından ayrı ayrı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026