Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/585 E. 2026/1137 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/585
Karar No
2026/1137
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/585

KARAR NO: 2026/1137

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/03/2026

NUMARASI: 2024/711 E. - 2026/114 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "01/02/2015 tanzim, 31/05/2015 vade tarihli ve 20.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin müvekkili gözüktüğü, bahse konu bono dayanak yapılarak müvekkiline.... İcra Dairesinin ... esas numaralı dosyası ile takibe geçildiğini, müvekkilinin alacaklı gözüken şahsa herhangi bir nedenden ötürü hiçbir borcunun bulunmadığını, bir ticari ilişkisinin olmadığını, alacak verecek ilişkisinin olmadığını, senet metnin de her ne kadar nakden ibaresi mevcutsa da, bunun kabulünün mümkün olmayacağı, senedin ihdas nedeninin, sözde borç adı altında yatan nedenin açıklanmasının gerektiğini, borçlu gözüken şahsın bir tacir olduğunu, ancak senedi tacirlik sıfatıyla doldurmadığını, böyle bir durumda ticari defter ve kayıtların ibraz etmek durumunda kalacağı ve senedin hiçbir ticari defter ve kayıtta mevcut olmadığının görüleceğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin kendisine hiçbir ilişkin nedeniyle hiçbir borcu bulunmamasında rağmen hakkında haksız takip başlatıldığını, müvekkilinin, senetteki imzanın da tarafında ait olmadığını beyan ettiğini, vekaletnamedeki imza da incelendiğinde, çıplak gözle imzalar arasındaki farkın dikkat çektiğini, senette bulunan imzanın müvekkilinin imzasına benzetilmeye çalışıldığını, bu nedenle imza incelemesinin talep ettiğini, senette bulunan imzanın müvekkile ait olmamasına rağmen müvekkili aleyhine takip başlatmış ve müvekkili icra tehdidi altında bıraktığını, teminattan vareste tutularak, takibin durdurulmasına, icra veznesine girmesi muhtemel paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesin talep etmekle, alacaklı görünen davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini, icra veznesine girmesi muhtemel paranın alacaklıya verilmemesi yönünde teminattan vereste olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bononun geçersizliği ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;"Davacının takip konusu 01.02.2015 tanzim tarihli, 20.000,00 tl bedelli, veriliş nedeni nakden olan kambiyo senedi ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitini ve senedin iptalini talep ettiğini, davacı yan müvekkilinin alacaklı şahsa herhangi bir borcu olmadığını, ticari ilişkisinin bulunmadığını iddia ettiğini, fakat bonolarda 'Mücerretlik İlkesi' gereğince, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratıldığını, Kambiyo ilişkisi temel borç ilişkisinden soyut bir borç ilişkisi doğuracağından, senet hamilinin veya lehtarının asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispat etmek zorunluluğu bulunduğunu, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğunu, senet metninde 'nakden' ibaresi mevcut iken bunun davacı yan tarafından kabulünün mümkün olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, bir defa bir alacak borç ilişkisine dayandığı 'nakden' kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uymak gerektiğini, bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili anlamına geldiğini, bu durumda senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girdiğini, Söz konusu senette bulunan imzaya ilişkin davacının bonoların keşide tarihinden önceki dönemde yetkili merciler önünde attığı imza örneklerini içeren belgelerin asıllarının mahkememiz huzuruna getirtilerek bonoda davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu düzenlenmesini ettiğini, Davacı yanın, ticari ilişkinin bulunmadığını ve imzanın söz konusu keşideciye ait olmadığını iddia ederek borçlu bulunmadığının tespitini istemesinin herhangi bir hukuki yararının bulunmayacağını, bahsi geçen hususlara ilişkin beyanlarının dikkate alınarak söz konusu istemin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini,Davacının davasının tüm talepleri bakımından reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.

Mahkememizin 2017/425 E 2021/736 K sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, verilen kararın davalı tarafın kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2022/274 Esas 2024/1681 Karar sayılı ilamı ile; 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; davacı tarafça dava konusu senet üzerindeki imzanın sahteliği ve senedin bedelsizliğinden bahisle borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilmiş olduğu, bedelsizlik iddiası bakımından ise ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsizlik iddiasını ispata yarar herhangi bir delil ibraz edilemediği ve yemin deliline de dayanmamış olması dikkate alındığı iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca her ne kadar davalı tarafça İİK 72/4 uyarınca tazminat talep edilmiş olsa da mahkememizce tedbiren takibin ya da takip dosyasına giren paranın alacaklıya ödenmemesine dair bir karar verilmediğinden," tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 03.03.2026 tarihli mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu senet üzerindeki imzanın müvekkili ...'ya ait olmadığını, yerel mahkemenin imza itirazlarına ilişkin bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirmeksizin hüküm kurduğunu, dosyada mevcut önceki Adli Tıp Kurumu raporları ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu, hükme esas alınan rapordaki bilirkişilerin grafoloji uzmanı olmadığını ve heyetin yeterli olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca genişletilmiş uzman heyetinden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin imzasının basit ve taklidi kolay bir imza olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, senedin bedelsiz olduğunu, davalının tacir olmasına ve birçok şirkette ortaklığı bulunmasına rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, HMK 222/5 maddesi gereğince bedelsizlik iddiasının ispatlanmış sayılması gerektiğini, mahkemenin delillerin takdirinde hataya düştüğünü belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;

Mahkemece verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının iddialarının asılsız olduğunu belirterek mahkeme kararının onanmasını ve davacının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.

....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasında, alacaklı ... tarafından, borçlu ... aleyhine 200.000,00-TL senet alacağına istinaden icra takibi başlatılmıştır.

ATK' na ait 08/09/2021 tarihli raporda;" İnceleme konusu senette basit tersimli borçlu imzaları ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur." olduğu belirtilmiştir.

Dairemizin iade kararında;" somut olayda imzaya itiraz davasında ispat yükümlülüğünün HGK kararlarına göre davalı alacaklı üzerinde olduğu, 08/09/2021 tarihli ATK raporunda icra takibinin dayanağı bonodaki imzanın kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu tespit edildiği kesin kanaat bildirilmediği mahkemece Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden seçilecek grafoloji uzmanı üçlü bilirkişiden kesin kanaat bildiren rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği" belirtilmiştir.İade kararımız üzerine mahkemece üçlü bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.

17/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" İmza incelemelerinde geçerli tüm grafolojik tanı yöntemleri dikkate alınarak; lup, stereo mikroskop S525 document dedector ve bilgisayar/scan kullanılarak yapılan incelemelerde; İnceleme konusu Borçlusu ..., alacaklısı ..., düzenleme tarihi 01.02.2015, vade tarihi 31.05.2015 olan, 200.000 TL bedelli senetteki ...’ya atfen atılmış borçlu imzalarının ...’nın eli ürünü OLDUĞU " belirtilmiştir.

Mahkemece,11/11/2025 tarihli duruşmada, davacının bedelsizlik iddiası da bulunduğu dikkate alınarak tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği ve davalı vekili tarafından müvekkilinin tacir olmaması sebebiyle sunacakları defter ve kayıtları olmadığını beyan ettiği, davacı tarafından herhangi bir beyanda bulunmadığı ve defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından dava konusu senet üzerindeki imzanın sahteliği ve senedin bedelsizliğinden bahisle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece ATK dan rapor aldırıldığı, raporun kesin kanaat içermemesi nedeni ile Dairemizin iade kararı üzerine, mahkemece Güzel Sanatlar Fakültesinden bilirkişi temin edilemediği anlaşılmakla üçlü bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi heyet raporunda dava konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu değerlendirildiği, davalının bilirkişilerin grafolog bilirkişi olmadığı ve 7 kişilik bilirkişi heyetinden ve genişletilmiş bilirkişi heyetinden rapor aldırılması talep edilmiş ise de, alınan raporun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu, davacının eli ürünü olduğu ispat edildiği, davacı tarafından senedin bedelsiz olduğuna yönelik iddianın ispat edilemediği ve davalıların şirketinin bulunması senet üzerinde gerçek kişi olan davalının hukuki statüsünü değiştirmeyeceği, anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2026 tarih ve 2024/... E., 2026/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/585, K. 2026/1137, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-585-e-2026-1137-k-0aa236aedba9