Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1146 E. 2026/1391 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1146
Karar No
2026/1391
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1146 - 2026/1391 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1146 KARAR NO : 2026/1391 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/02/2026 NUMARASI : 2025/79 E. - 2026/46 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/02/2026 tarih ve 2025/79 E. - 2026/46 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin Avusturya menşeli bir firma olarak 1975 yılından bu yana medikal cihaz sektöründe faaliyet gösteren, özellikle implant edilebilir işitme çözümlerinde teknoloji lideri ürünleri olan, dünyada ve Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış bir firma olduğunu, müvekkilinin bu faaliyetleri kapsamında “...” esas unsurlu markasını 40 yılı aşkın bir süredir kullandığını, markasının WIPO ve OHIM nezdinde ve ABD, Avusturya gibi ülkelerde müvekkili adına tescilli olduğunu, “...” markalı işitme cihazlarının 1991 yılından beri Türkiye’ye de ithal edildiğini, davalı firmanın markalarını 10. sınıftaki emtiada ve bu emtianın satışı hizmetlerinde kullanmadığının, Ankara 2. FSHHM’nin 2021/24 Esas nolu dosyası kapsamında yapılan yargılama ile hükme bağlandığını ve davalının markasının söz konusu mal ve hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiğini, buna rağmen davalının markasını kullanmadığı emtiada marka tescili almaya devam ettiğini, nitekim davalının markaları nedeniyle müvekkilinin Topluluk Markasının bir uzantısı olarak Türkiye’de tescil ettirmek istediği markasının tescilinin engellendiğini, halbuki “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının “...” markaları iptal tehdidi altında iken defalarca “...” ibareli marka başvurularında bulunmasının davalının kötüniyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek dava konusu markanın 10. Sınıftaki, “İşitme cihazları, analiz cihazları ve implant alanında tıbbi amaçlı araçlar ve gereçler; yapay organlar ve protezler: yapay dişler, yapay gözler, yapay kollar ve bacaklar" ve 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için işitme cihazları, analiz cihazları ve implant alanında tıbbi amaçlı araçlar ve gereçler; yapay organlar ve protezler: yapay dişler, yapay gözler, yapay kollar ve bacaklar, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” yönünden gerçek hak sahipliği nedeniyle SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı SMK'nın 6/9 maddesi gereğince de tescilli olduğu bütün sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının müvekkilinin markasından haberdar olmasına rağmen sessiz kaldığını, müvekkilinin “... ...” markasını ilk kez 2002 yılında tescil ettirdiğini ve o tarihten beri aktif olarak kullandığını, davalının 1995 yılından beri birçok medikal cihazı Türkiye’de sattığını, davacının ise Türkiye’deki ticari faaliyetlerine 2017 yılında kurduğu “... ...A.Ş.” vasıtasıyla başladığını, yani asıl davacının kötüniyetli olarak davalının tescilli markasını kullanmasını engelleyemeye çalıştığını, davalının dava konusu edilen markasını halihazırda kullandığını, hal bu iken davacının markada geçen ibare üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının birbirlerine bağlı marka sınıflarında markasını kullanmasının geçerli markasal kullanım olarak nitelendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlık konusu edilen işaretlerin görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer bulunduğu, bu işaretlerin marka/tanıtma vasıtası olarak kullanıldığı mal ve hizmetler ile kısmi hükümsüzlük davasına konu edilen mal ve hizmetler aynı/türdeş/benzer olduğu, davacının “...” tanıtma vasıtası üzerinde eskiye dayalı kullanım nedeniyle öncelikli bir hakkının bulunduğuna dair yeterli delilin dosya içeriğinde mevcut olduğu, davacının SMK m. 6/3 hükmüne dayalı iddialarının, davalının 2014/110358 sayılı markasının, dava konusu edilen 10. sınıf “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler.” ile 35. sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler. Malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." mal ve hizmetler yönünden hükmüne engel olacağı, diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesi kararı uyarınca bekletici mesele yapılan İstanbul 2. FSHHM'nin 2016/12 Esas 2021/250 Karar sayılı kararı ile "...Alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerde de belirtildiği üzere davalının davacıya ait olan 2002 01147 numara ile ve 2014 110358 numara ile tescilli ... + şekil markalarına taraf markaları arasında benzerlikten bahsetmek mümkün ve davacıya ait markalar ile davalıya ait markalar arasında ise ortalama bir tüketicinin markaları birbiriyle karıştırmasına neden olacak şekilde yüksek düzeyde bir benzerlik olduğu ve yine markalar yönünden -42 ve 44 Sınıflarda içerdikleri emtialar farklı ise de- her iki tarafın da markaları sağlık sektörü ile ilgili olduğundan tarafların kapsadıkları mal ve hizmet sınıfları benzer nitelikli sonucuna ulaşılmış ise de dosyadaki mevcut bilgilerden anlaşıldığı üzere davalının ... marka ürünlerini 1991 yılından itibaren Türkiye pazarında satmaya başladığı, davacı şirket ise 1992 yılında kurulduğu, davalı tescillerinin davacıdan sonraki tarihli ise de tecavüze konu kullanımlar yönünden davalının davacı tescillerinden önce yurt dışı tescillerinin bulunduğu gibi yurt dışı ticari iş ve işlemleri de bulunan davacının davalı firmadan haberdar olduğu gibi basiretli tacir ilkesi gereği haberdar olmadığını iddia edemeyeceği dikkate alındığında davacı tescilleri sırasında davacının davalı markasından haberdar olduğu ve tescil sırasında kötü niyetli olduğu kanaatine ulaşılmış..." şeklinde verilen kararın Yüksek Mahkeme denetiminden de geçerek, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 25/03/2025 tarih 2024/3560 Esas 2025/2093 Karar sayılı ilamı ile 25/03/2025 tarihinde kesinleştiği, eldeki davadaki davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğinin, bekletici mesele yapılan davada kesinleştiği, kötüniyetin bölünemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2014/110358 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının müvekkilinin markasını yakşalık 20 senedir bilmesine rağmen huzurdaki davayı müvekkilinin son marka tescil başvurusundan 4.5 yıl sonra ileri sürmesi nedeniyle davanın usulen reddedilmesinin gerektiğini, müvekkilinin, ... ... markasını 19 yıl önce tescil ettirmiş olup, müvekkili adına tescilli olan bu markanın yıllar sonra müvekkilinin kötüniyetli olduğu ve gerçek hak sahibi olmadığından bahisle hükümsüz ilan edilmesinin hukuken hatalı olduğunu, müvekkilinin 2014 110358 tescil numaralı markasının 10. sınıfta ve 35. sınıfta marka olarak kullanıldığı piyasada bilinmekte olup, davacı şirketin gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin birbirleriyle bağlantılı marka sınıflarının kullanımının yine birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer bulunduğu, bu işaretlerin marka olarak kullanıldığı mal ve hizmetler ile kısmi hükümsüzlük davasına konu edilen mal ve hizmetlerin de benzer olduğu, davacının “...” ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle öncelikli bir hakkının bulunduğunun dosya kapsamında ispat edildiği, ayrıca iş bu davada davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğinin, bekletici mesele yapılan davada kesinleştiği, bu nedenle davalının markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1146, K. 2026/1391, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1146-e-2026-1391-k-ce70a9e64a0c