Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/591 E. 2026/1288 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/591
- Karar No
- 2026/1288
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/591
KARAR NO: 2026/1288
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 19/02/2026
NUMARASI: 2024/166 E. - 2026/45 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının .... yılından bu yana "..." alanında faaliyet gösteren, tescilli marakaları bulunan ve yabancı bir çok firmanın distrübütörü olan bir şirket olduğunu, "..." ve "..." markalarının sahibi olduğunu, ayrıca ...firmasının distribitörü ve tek satıcısı olduğunu, davacının markalarının meşhur ve tanınır hale getirildiğini, davalının https://www.....com alan adlı intrenet sitesinde davacıya ait "..." ve "..." markalı ürünlerin satışını yaptığını, bununla ilgili İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2017/7120 D.İş sayılı arama kararı ve Gebze CBS'nın 2018/2321 soruşturma sayılı evrakı ile yapılan arama ve el koymalar ile tepsit yapıldığını, ayrıca İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/144 D.İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, davalı tarafla sürekli bu konuda görüşülmeye çalışılmışsa da buna yanaşmadıklarını, yapılan şikayetler nedeniyle paralel ithalat olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini, bu karara itiraz edildiğini, ancak eylemin paralel ithalat olmadığını, davacıya ait markaların Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra yurt dışına satış yapılmadığını, menşe ülke olan ABD'den başka bir ülkede de üretim yapılmadığını, bu nedenle marka hakkının tüketilmesi koşullarının mevcut olmadığını, davalının bu malları yurt dışından satın alıp Türkiye'ye ithal etmesinin marka hakkına tecavüz olduğunu, ABD'de bulunan ... Corporetaion şirketi ile davacı arasında marka hakkıyla ilgili itirazların dava konusu edildiğini ve davacının kazandığını, bu şekilde davacının bu markaların Türkiye'de tek satıcısı olduğunu, davalının kanunu dolanarak bu ürünleri satışa sunduğunu belirterek, davalının eylemlerinin haksız rekabet ve markaya tecavüz teşkil etmekte olduğunun tespitine, haksız rekabet ve markaya tecavüz teşkil eden eylemlerim menine ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak şartıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 1,00 TL manevi zararın faizi ile birlikte ödenmesine, davalı taraftan, ilgili arama motorlarının internetteki ana sayfalarında bulunan web formlarını doldurarak, ilgili arama motorlarına ön bellekteki bilgi ve görsellerin de silinmesi talebinde bulunmasını ve bunu yaptığını mahkemeye kanıtlamasının istenilmesine, hükmün masrafları davalıya ait olmak üzere Türkiye'de tirajı en yüksek üç gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının Savcılığa verdiği şikayet dilekçesi ile müvekkili tarafından İtalya'da bulunan distribütörlükten yasal yollarla ithal edilen "..." marka buz kutusu için el koyma kararı alındığını, İstanbul Anadolu ve Gebze Cumhuriyet Savcılıkları tarafından müvekkiline ait iş yerinde arama yapıldığını, ancak sonrasında alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin marka haklarına tecavüz etmediğinin tespit edilerek takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin sektörde pek çok markalı ürünün Türkiye'de yetkili distribütörü olduğunu, dava konusu ürünün de İtalya Distribütöründen tamamen yasal prosedüre uygun olarak ithalat yoluyla getirtilip satıldığını, müvekkili tarafından "..." markasının haksız şekilde kullanılmadığını, "..." markasının asıl sahibinin davacı taraf olmadığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 10/11/2020 tarih, 2018/334 E. 2020/191 K. Sayılı Kararının İstanbul BAM 44. HD'nin 2021/849 E. ve 2024/1215 sayılı kararı 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; davacının adına tescil ettirdiği "..." markasının dava dışı ...şirketi adına ABD'de tescilli olduğu, davacı şirketin bu şirketle yaptığı distribütörlük sözleşmesi uyarınca bir süre bu ürünleri Türkiye'de sattığı, ancak daha sonra "..." markasını kendi adına tescil ettirdiği ve ...şirketi ile aralarında hukuki anlaşmazlıklar yaşandığı, kaldırma kararı öncesinde alınan raporlar ve kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere davalının satışa sunduğu "..." markalı buzlukların orijinal oldukları, her ne kadar ... markası Türkiye'de davacı adına tescil edilmiş olsa da markanın menşe ülkesinin Amerika ve gerçek sahibinin .... Olduğu, bu durum dikkate alındığında davalı tarafın orijinal Ürünleri yurtdışından ithal edip Türkiye piyasasında satmasına davacı tarafın engel olamayacağı, kaldırma kararı ile belirtildiği şekliyle davalı tarafın celp edilen kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile alınan raporda yapılan aramada ele geçirilen ürünlerin orijinal olduğu, Amerikan menşeli bu ürünlerin İtalyan ... firmasından davalı firma tarafından satın alınıp Türkiye'de satışa sunulduğu, yine alınan 12.01.2026 tarihli raporda dava konusu ürünlerin davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre İtalya ülkesinden gümrük beyanlarına uygun ve orjinal ürünler olarak satın alınıp satışa sunulduğu tespit ve rapor edildiği dikkate alındığında SMK'nın 152. Maddesi kapsamında hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiillerin hakkın kapsamı dışında olduğu düzenlemesi dikkate alındığında orjinal ürünlerin davalı tarafça ithal edilip satılmasına Türkiye'de tek yetkili satıcı olmayan davacının engel olamayacağı ve davalı tarafın bu eyleminin de tüm bu değerlendirmeler dikkate alındığında davcının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağından, "davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça satışı yapılan ... markalı ürünlerin orijinal olduğunu ve paralel ithalat koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, marka hukukunda hakkın tükenmesi ilkesinin istisnai bir kurum olduğunu ve davalının ürünleri meşru bir tedarik zinciri içerisinde edindiğini ispat edemediğini, ürünlerin orijinal olmasının marka hakkının tükenmesi sonucunu doğurmayacağını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kaldırma kararındaki ispat rejiminin yerel mahkemece gereği gibi uygulanmadığını, ispat yükünün davalı üzerinde olmasına rağmen mahkemenin eksik hususları davalı lehine yorumladığını, hükme esas alınan 09.01.2026 tarihli bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu ve İtalyan ... firmasının yetkili distribütör olup olmadığının dahi netleştirilemediğini, davalı tarafından sunulan fatura ve gümrük belgelerinin tüm ürünler bakımından hukuka uygun bir tedarik zincirini kanıtlamaya elverişli olmadığını, müvekkilinin Türkiye'deki tek yetkili distribütör olduğunun 25.10.2018 tarihli yazı ile sabit olduğunu, davalının müvekkili adına tescilli markalı ürünleri yurtdışından ithal ederek ticaretini yapmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, müvekkilin Türkiye'de piyasaya sunduğu ürünleri yurtdışına satmadığını ve menşe ülke olan ABD dışında başka bir ülkede üretim yaptırmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.6.1999 tarihli ve 1999/3243 K. esas sayılı kararı uyarınca kanuni prosedüre uygun olmayan ithalatın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, haksız rekabet ve tazminat taleplerinin reddinin de hukuki dayanaktan yoksun kaldığını belirterek, tehir-i icra taleplerinin kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde mahkeme kararının usule ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep ettiğini, yerel mahkemenin son derece yerinde bir değerlendirme ve eksiksiz yargılama sonunda tesis ettiği davanın reddi kararı usule ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu davacı adına tescilli "..." markasını içeren ürünlerin davalı tarafından satılması sebebiyle tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve men'i ile maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
TPMK Kayıtlarına göre,; ...numaralı "..." markasının 08.01.2009 tarihinde 18, 22, 28 ve 35.sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 10.10.2016 tarihinde 11 ve 35.sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 30.11.1999 tarihinde 11 ve 21.sınıflarda davacı ...Limited Şirketi adına tescil edildiği görülmüştür.
Dairemizin iade kararında; "..." markasının dava dışı ...şirketi adına ABD'de tescilli olduğu, davacı şirketin bu şirketle yaptığı distribütörlük sözleşmesi uyarınca bir süre bu ürünleri Türkiye'de sattığı, ancak daha sonra "..." markasını kendi adına tescil ettirdiği davalının satışa sunduğu "..." markalı buzlukların orijinal oldukları, davalı tarafça ürünlerin dava dışı ...şirketinin İtalya distribütöründen satın alındığını ileri sürdüğü mahkemece ürünlerin yasal yollarla Türkiye'ye ithal edildiği ürünlerin sahte olduğu iddiasının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği ve davacı tarafından bu konuda ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, paralel ithalat iddiasının, ürünlerin dava dışı İtalya da bulunan yetkili distrübütör firmadan ithal edildiği iddiasının davalı tarafından ispatı gerektiği anlaşılmış,ispat yükünün tersine çevrilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, Mahkemece dosya kapsamında incelenen ürünlerin seri numaralarını içeren garanti belgeleri ve bu seri numaralı ürünlerin İtalyan firmadan ithal edildiğini gösterir belgelerin, İtalyan firmanın üreticiden satın aldığını gösterir belgelerin ve davalı taraf ticari defterleri, dayanak belgeleri, ithalat ve gümrük belgelerinin incelenerek karar verilmesi gerektiği "belirtilmiştir
Marka Uzmanı ..., Bilişim Uzmanı ... ve Muhasip ... tarafından düzenlenen 25.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;2 davalı tarafın www.....com isimli internet sitesinde "..." markalı orijinal ürünlerin satışının yapıldığı, hali hazırda incelemenin yapıldığı tarihte internet sitesinde görülen 8 adet "..." markalı ürünün satışta olduğu ve pazarlamasının devam ettiği, yapılan aramada ele geçirilen ürünlerin orijinal olduğu, Amerikan menşeili bu ürünlerin İtalya ... firmasından davalı firma tarafından satın alınarak Türkiye'de satışa sunulduğu, davacı tarafın "..." markalı ürünlerin satışı konusunda Türkiye'de tek yetkili satıcı olmadığı, davalı tarafından "... Buzluk" markası ile satılan ürünlerin ilk arşiv kaydının 19.01.2017 tarihinde tutulduğu, bu tarih itibariyle 6 çeşit "... Buzluk" ürünün satışa sunulduğu, somut olay açısından marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalat şartlarının oluşmuş olması sebebiyle marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı, davalı tarafça inceleme gün ve saatinde yasal ticari defter ve belgeler ibraz edilmediğinden maddi tazminat hesabı yapılamadığı" belirtilmiştir.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/207483 soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde; dosyada alınan 06.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda; şüphelilerin iş yerinden ele geçirilen 3 adet buz kutusunun orijinal ürün oldukları, rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere dosya konusu olayda marka hakkına tecavüz bulunmadığının tespit edildiği, rapor üzerine davalı şirket yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
İade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmıştır.
14/04/2025 tarihli, bilirkişi heyetine ait ek raporda özetle;" Kök raporda ve yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında; davalı tarafın www.....com isimli internet sitesinde ... markalı orijinal ürünlerin satışını yaptığı, halihazırda kök raporun yazıldığı tarihte internet sitesinde görülen 8 adet ... markalı ürünün satışta olduğu ve pazarlamasının devam ettiği, Yapılan aramada ele geçirilen ürünlerin orijinal olduğu, Amerikan menşeli bu ürünlerin ... ... firmasından davalı firma tarafından satın alınıp Türkiye’de satışa sunulduğu, Davacı tarafın ... markalı ürünlerin satışı konusunda Türkiye’de Tek Yetkili Satıcı olmadığı, Davalı tarafından “... Buzluk” markası ile satılan ürünlerin ilk arşiv kaydının 19/01/2017’de tutulmuş olduğu, bu tarih itibari ile 6 çeşit “... Buzluk” satışa sunulduğu, Dava konusu ürünlerin marka hakkı sahibi tarafından piyasaya sürüldükten sonra paralel ithalat ile Türkiye'ye getirilip getirilmediği konusunda davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde usulünce inceleme yapılamadığından kök rapordaki görüşümüzde bir değişiklik olmadığı, İspat yükünün yer değiştirip değiştirmediği konusundaki hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, Mahkemenin aksi kanaatte olması durumuna istinaden maddi tazminat hesabı yapılmak istense de davalı tarafın davaya konu ürünlerin ithalat adedi, satış yapılmış ise satışta tanzim edilen fatura suretlerinin ve satıştan sonraki stok durumunun yazılı olarak ya da fiziki olarak ibraz etmemiş olması sebebiyle maddi tazminat hesabı yapılamadığı " belirtilmiştir.
09/01/2026 tarihli SMMM Bağımsız Denetçi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;" şirketten talep edilen dosyaya konulmak üzere Gümrük beyannamelerin ve Alış –Satış Fatura bilgilerinin ve aslı gibi olduğunu onayladığı örnek faturalar Gümrük Beyannamelerinin dosyaya konulduğu, şirket alış ve satış faturalarından belirli düzeyde dosyada mevcut olduğu, 4.Adet gümrük beyannamesi ve Alış faturaları gümrük beyannamesinde ki dosyadadır her gümrük beyanname dosyasında Alış faturaları bulunduğu, şirketin ithal ettiği emtiaların orijinal olduğu üretim ve üreticini faturada bir ürün kodu ve üretici kodu konulduğunu, satıcı ve üretici ürünü bu kotla takip etmekte olduğu kanaatine varıldığı ve Tükenme ilkesinin bir sonucu olarak marka sahibinin izni ile piyasaya çıkan malların ilk satışından sonra muteakip satıcılarca o malın reklamının yapılabilmesinin mümkün olduğu, burada önemli olan 3. kişi satıcıların, markayı taşıyan malın üreticisinin kendisi olduğu imajını vermemesi, markanın itibarını zedelememesi, marka sahibi ile aralarında işletmesel bir bağ varmış gibi göstermemesi ve yapılan reklamın malın niteliği, özelliği ve kalitesi konusunda tüketiciye yanlış bir intiba vermemesidir. Davalı firmaya ürün satan ... ... firmasından alınan orijinal ürünlerin 3. kişi satıcı konumunda olan davalı tarafça satışa sunulmuş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmez. www.....com isimli Internet sitesinde ... markasının imajına zarar verici ya da itibarını zedeleyici bir hususa da rastlanmadığından 6769 sayılı SMK 152 maddesi uyarınca somut olayda hakkın tükenmesi ilkesi ve bunun doğal sonucu olarak paralel ithalat olduğu Kanaatine varıldığı, olayda her ne kadar ... markası Türkiye'de davacı adına tescil edilmiş olsa da markanın menşe ülkesinin Amerika ve gerçek sahibinin .... olduğunun tartışmasız olduğunu, davacı tarafın markaları tescilli olduğu sürece 6769 sayılı SMK'dan kaynaklı hakları kullanabiliceği, davalı tarafın orijinal ürünleri yurtdışından ithal edip Türkiye piyasasında satmasına engel olamayacağı, yapılan incelemelerde muhasebe kayıtlarında ithalat yapıldığı ürünlerin orijinal olduğu Gümrük Beyannamelerinden tespit edilmiştir.
Maddi Tazminat Açısından İnceleme Ve Değerlendirme: mahkemece SMK'nun 151/2-b maddesi uyarınca davalının davaya konu davacı markalarının yer aldığı ürünlerin satışından elde ettiği gelirin hesaplanması talep edilmiştir. Davalı tarafça dosyaya sunulan FLAŞ BELLEK İçinde 100 adet klasör oluşturulmuş, 2017-2018 yıllarına ait yevmiye ve kebir defterlerinin olduğu görüşmüştür. İstenen tazminatın hesaplanması için davalı tarafın 29.12.2025 tarihinde davaya konu ürünlerin ithalat adedi satışta tanzim edilen fatura suretlerinin ve satıştan sonraki stok durumunun yazılı fiziki olarak ibraz edilmiştir istenen belgeler ve faturalar dosyaya ek olarak ilave edilmiştir. Mahkemece SMK'nun 151/2-b maddesi uyarınca davalının davaya konu davacı markalarının yer aldığı ürünlerin satışından elde ettiği gelirin hesaplanması talep edilmiştir. 29.12,2025 tarihinde davalının ... da bulunan işyerin ticari defterleri incelenmiştir. Yapılan incelemelerde 2017 dönemi brüt satışları 31.575.837,71. TL olduğu dava konusu ürünlerin brüt satışların içerisinde % 5,83 oranında görülmüştür.2018 dönem Brüt satışları 38.415.462,43.TL davalı ürünleri satışlar içindeki % lik payı %17 olarak tespit edildiği" belirtilmiştir.
... .. Noterliği'ne ait, .../09/2024 gün, ... yevmiye nolu ilgili makama hitaben dava dışı ... Şirketine ait tercümesi de bulunan yazıda; “..." Sayın muhataplar, 2017'den beri ... Mah. ... SK. No ... ... (İstanbul) TÜRKİYE adresindeki ... A.Ş şirketi tarafından satın alınan "..." markalı tüm ürünlerin aslen ... (ABD) ... şirketi tarafından üretildiğini ve.... (...) ... adresindeki ...tarafından ithal edildiğini beyan ederiz. ..., ... markasının yetkili ithalatçısı ve dağıtıcısıdır." denilmektedir.
Davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 19.06.2017 tarihli İtalyan ... firması tarafından kesilen .... nolu faturanın açıklama kısmında Amerikan menşeli 20 adet..., ..., ...,...&... ve ...açıklamalı ürünlerin satışının yapıldığı, aynı ürünlere ilişkin 11.07.2017 tarihli gümrük belgesi ile de ürünlerin ithal edildiği anlaşılmaktadır.
Markayı taşıyan mal marka sahibi tarafından ya da onun izni ile bir defa piyasaya sürüldükten sonra artık bu malların tedavülünün engellenememesi, fikri mülkiyet haklarına sağlanan koruma ile serbest ticaret, kamu yararı ve özel mülkiyetin korunmasında menfaat arasında bir dengenin korunması gerekir. Tükenme İlkesi marka hakkının sahibi ile kamunun yararı arasında bir tür denge kurmaktadır.
Tükenme İlkesi Türk Hukukunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 152 de düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca; “(1) Sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır.
(2) Marka sahibi, birinci fıkra hükmü kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek
ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir.
Marka sahibi herhangi bir malı bir kez satıp piyasaya sürdükten sonra belli bir coğrafi bölgede artık o malın müteakip satışlarına, el değiştirmesine, ikinci, üçüncü el satışlarına engel olamaz. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davalı tarafın www.....com isimli internet sitesinde ... markalı orijinal ürünlerin satışını yaptığı, Yapılan aramada ele geçirilen ürünlerin orijinal olduğu, Amerikan menşeli bu ürünlerin İtalyan
... firmasından davalı firma tarafından satın alınıp Türkiye’de satışa sunulduğu,... .. Noterliğine ait, .../09/2024 gün, ... yevmiye nolu ilgili makama hitaben dava dışı ... şirketine ait tercümesi bulunan yazıda; “..." Sayın muhataplar, 2017'den beri , ... Mah. ... SK. No ... ... (İstanbul) TÜRKİYE adresindeki ... AS şirketi tarafından satın alınan "..." markalı tüm ürünlerin aslen ... (ABD) ... şirketi tarafından üretildiğini ve .... (...)... adresindeki ...tarafından ithal edildiğini beyan ederiz. ..., ... markasının yetkili ithalatçısı ve dağıtıcısıdır." denildiği anlaşılmaktadır.
Markalı orijinal ürünlerin Türkiye'ye ithal edilmesi halinde, Türkiye'de tescilli markası bulunan kişinin, hatta markanın gerçek hak sahibi olan sağlayıcının marka ve/veya gerçek hak sahipliği haklarına dayalı olarak, söz konusu ithalatı önleyici hakkı bulunmadığından, bir diğer anlatımla, markalı ürünün bizzat sahibi ya da Türkiye'deki yetkili satıcısının, orijinal ürünleri ithal edip pazarlayan kişi ve şirketleri önleme hakkı bulunmadığından (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2015 tarihli 2014/15689 Esas-2015/5363 Karar sayılı kararı ve 26/03/2009 tarihli 2007/8735 Esas-2009/3615 Karar sayılı kararı) davacı tarafın ... markalı ürünlerin, Türkiye'ye paralel ithalat yoluyla getirilmesini önleme hakkı bulunmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2026 tarih ve 2024/... E., 2026/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026