Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1908 E. 2026/17 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1908
- Karar No
- 2026/17
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1908 KARAR NO : 2026/17
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/842 DAVA TARİHİ : 11.12.2024 ARA KARAR TARİHİ: 03.12.2025
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ : 08.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 08.01.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/842 Esas sayılı dosyasından verilen 03.12.2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ve davalı/borçlu arasında 12/06/2023 tarihinde “Anahtar Teslim 400 KW Lik Çatı Tipi GES Kurulum Sözleşmesi” ve devamında 25/08/2023 tarihli tadilat sözleşmesi akdedilmiş olup müvekkil üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirdiğini, tadilat sözleşmesinde geçen madde 3’ün b bendi yer alan en geç 10/09/2023 tarihinde kurulum alanına montaj ekibi ve ekipmanının sevki ile montaja başlanması ve 20/09/2023 tarihine kadar galvaniz çelik panel taşıyıcı sistem montajının tamamlanıp fotovoltaik panellerin kurulumuna başlanması ve muhatabın bilgilendirilmesi edimi de 19/09/2023 tarihinde tamamlayıp yapılmış, buna karşılık ödeme 25/09/2023 tarihinde tamamlanmadığını, ancak, TKDK (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) hibesinde sorun oluşmaması adına müvekkil ödeme yapılmamasına rağmen kendi kaynaklarından işlemlere devam ederek GES çalışır vaziyete getirip 26/10/2023 de kabulü gerçekleştirildiğini, devamla 12/06/2023 tarihli sözleşme Madde 12.6’da 31/10/2023 tarihine kadar GES’in kurulumunun tamamlanıp kabul başvurusunda bulunulması edimi de 21/10/2023 tarihinde hiçbir aksilik yaşanmadan yapılmış olup 26/10/2023 tarihinde yerinde kabulü de gerçekleştirildiğini ve TKDK hibesinden kaynaklı olarak 30/10/2023 tarihinde KDV’siz fatura da keşide edildiğini, tüm bu aşamalar devamı sırasında müvekkili tarafından defalarca ödeme konusunda gerek yazılı gerekse sözlü olarak taleplerde bulunulmuş olmasına rağmen yapılması gereken ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında Ayrın İcra Müdürlüğünün 2024/27321 sayılı icra takibi yapıldığını, takibe haksız itiraz edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kayıt ve şartı ile alacağın 101.557,00USD lik kısmna yapılan iptali ile faizi ile birlikte takibin devamına ve davalının tüm borcu kabullerinden kaynaklı olarak %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine, mahkemenin takdir edeceği teminat karşılığında davalının kaçırma ihtimali olan ... ili,... ilçesi, ... mh ... ada ... ve ... parsel, ... ili ... ilçesi ... mh ... ada ... parsel ve varsa davalı şirket adına kayıtlı araçların üzerine ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz tatbikine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesiyle talep ettiği ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin mahkememizin 21/10/2025 tarihli ara kararı ile reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 24/11/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; Mahkemenin, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdiğini ve yapılan inceleme sonrası tanzim edilmiş bulunan rapor dosyaya ibraz edilerek taraflara tebliğe çıkarıldığını, bilirkişi tarafından dava, tarafların beyanları, icra takip dosyası mahiyeti, taraflar arası yazışmalar, ihtarnameler irdelendiğini ve müvekkilin ticari defter ve belgeleri ile birlikte davalı tarafından dosyaya delil olarak sunulan cari hesap ekstreleri dahil delillerinin de incelemesine geçildiğini, müvekkilinin ticari defter ve belgelerinin VUK anlamında usulüne uygun tutulduğu ve yasal unsurları taşıyarak ticari davalarda delil olma özelliklerini taşıdığı lehine de delil teşkil edebileceğini açıkladıktan sonra taraflar arası 13/07/2023 öncesi çalışmalarının olmadığını, 2023-2024 dönemi açısından müvekkilin davalı carisininde incelenmesi ile 101.557,00USD borç bakiyesi verdiğini, yine davalı tarafça sunulan cari hesaba göre sözleşme gereği 6.237.444,80 TL (228.567,06 USD) ve 4.018.193,42 TL avans iadesine esas şeklinde yaptığı ödemeyi, davacıya ait müşteriler cari hesabına borç kaydettiği, karşılığında davacı tarafın kdv istisnalı keşide ettiği 4.018.193,42 TL bedelli 1.fatura ile davacı tarafından TKDK kredisine esas alınmak üzere banka yoluyla gönderilen 4.018.193,42 TL tutarında avansı alarak kaydettiği, 2023 yıl sonu itibariyle cari hesaba alacak borç mahsubu yapıldığında davacıya ait satıcılar cari hesabının 2.219.251,38 TL borç kalanı verdiği tespit edildiği, 2023 yıl sonu itibariyle tarafların cari hesapları karşılaştırıldığında davacı tarafın kayıtlarında müşteriler cari hesabının 2.259.396,98 TL alacak bakiyesinin kayıtlı olduğu, davalı taraf kayıtlarında satıcılar cari hesabının 2.219.251,38 TL borç bakiyesinin kayıtlı olduğu aralarındaki 40.145,60 TL tutarında hesap farkının, davalının ana sözleşmenin 12.2.2 maddesine % 28’lik kısmına istinaden davacıya ödediği tutarı kayıtlarında göstermemesi nedeniyle oluştuğu tespit edildiğini, davalı tarafın belgelerinde dahi müvekkil daha fazla alacaklı göründüğünü, 2024 yılına ilişkin müvekkil hesap hareketleri incelendiğinde ise;“taraflar arasında imzalanan ana sözleşme gereği işin tamamının 300.000 USD+ 31.557 USD KDV (331.557 USD-10.233.738,80 TL) bedelde olması gerekçesiyle, davacı tarafından 30.06.2024 tarihinde karşı tarafa KDV dahil 6.215.545,38 TL (189.347,09 USD) bedelli keşide edilen faturanın davalı tarafa ait müşteriler cari hesabına borç kaydedildiği, takip tarihi itibariyle davalıya ait müşteriler cari hesabının 3.956.148,40 TL (101.557,00 USD) borç bakiyesi verdiği tespit edilmiştir.” denilerek devamında ise “davacı tarafından alacağına ilişkin 09.08.2024 tarihinde karşıyaka 5.noterliği’nin 21564 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 101.557,00 USD Asıl alacak ve fer’ilerinin ödenmesine ilişkin karşı tarafa ihtarname keşide edilerek temerrüde düşürüldüğü tespit edilmiştir.” tespiti yapıldığını, bilirkişi tarafından bir diğer tespit ise "taraflar arasında anahtar teslim 400 kw lik çatı tipi ges kurulumu işine ilişkin anasözleşme ve devamında tadilat sözleşmesi akdedildiği, dosya içeriğinde bulunan belgeler gereği mali yönden sınırlı yapılan incelemede, davacı tarafça işin sözleşme şartlarında yapılarak teslim edildiği, taraflar arasında işin yapımına ilişkin ihtilaf bulunmadığı,” tespiti olduğunu, davalının müvekkile ödenmemiş borcu toplamı 101.557,00USD (yüzbirbinbeşyüzelliyedi amerikandoları) vadesi geçmiş bulunan davalı borcunun ödemesini yapmadığını, davalının tüm çevreye tesis satış bilgisini verdiği ve el altından mal varlığını azaltmaya çalıştığı birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin alacağının yargılama süresi düşünüldüğünde garanti altına alınması gerektiğinin açık olduğunu, yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre yaklaşık ispat kuralı gereğince müvekilin haklılığı bir kez daha ortaya çıkmış olup, karar aşaması ve sonrasında müvekkilin alacağına kavuşma ihtimali azalması durumu doğabileceğinden müvekkil alacağının güvence altına alınabilmesi amacıyla, davalı/borçlunun Aydın İcra Müdürlüğünün 2024/27321 sayılı takip dosyası üzerinden anılı alacak için (gerekir ise takdir olunacak teminat karşılığı) davalının adına kayıtlı menkul, gayrimenkul, araç ve 3. kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine fazlaya ilişkin haklar (yargılama gideri vekalet ücreti gibi) saklı kalmak kaydı ile ihtiyaten haciz konulması karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2024/842 Esas sayılı dosyasından verilen 03.12.2025 tarihli ara kararı ile özetle; ''... İİK'nun 257/2. fıkrasında ki hususlar, bir vakıaya veya 3. kişilerle yapılan işlemlere dayandığından, bu konuda mahkemeye kanaat verilmesi için gerekli her tür delilden yararlanmak mümkündür. İİK'nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez.Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Mahkememizce yapılan yargılamada henüz tüm delillerin toplanmadığı, dosya içerisinde alınan mali bilirkişi raporu nazara alındığından davacı alacaklının alacağının 2.219.251,38 TL miktarlık kısmının yaklaşık olarak ispat edildiği anlaşılmakla bu miktar yönünden teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne, bakiye miktar yönünden ihiyati haciz talebinin reddine'' dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 11.12.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -11/12/2024 tarihinde ikame edilen itirazın iptali davası açısından icra takip dosya alacağının taraflar arası sözleşmenin ve ödemelerin döviz cinsinden olduğu gözetilmeden sadece davalı ticari defterlerine ve yanlış tutulan hesaba göre karar verildiğini, Raporda; “Taraflar arasında imzalanan Anasözleşme gereği işin tamamının 300.000 USD+ 31.557 USD KDV (331.557 USD-10.233.738,80 TL) bedelde olması gerekçesiyle, davacı tarafından 30.06.2024 tarihinde karşı tarafa KDV DAHİL 6.215.545,38 TL (189.347,09 USD) bedelli keşide edilen faturanın davalı tarafa ait müşteriler cari hesabına borç kaydedildiği, TAKİP TARİHİ İTİBARİYLE davalıya ait müşteriler cari hesabının 3.956.148,40 TL (101.557,00 USD) BORÇ BAKİYESİ VERDİĞİ tespit edilmiştir.” denilerek, devamında ise “Davacı tarafından alacağına ilişkin 09.08.2024 tarihinde Karşıyaka 5.Noterliği’nin 21564 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 101.557,00 USD asıl alacak ve fer’ilerinin ödenmesine ilişkin karşı tarafa ihtarname keşide edilerek temerrüde düşürüldüğü tespit edilmiştir.” tespiti yapıldığını, -Müvekkili ve davalı/borçlu arasında 12/06/2023 tarihinde “Anahtar Teslim 400 KW Lik Çatı Tipi GES Kurulum Sözleşmesi” ve devamında 25/08/2023 tarihli tadilat sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirdiğini, sözleme gereği alacağının tamamına hak kazandığını, bunların; Tadilat sözleşmesinde geçen Madde 3’ün b bendi yer alan En geç 10/09/2023 tarihinde kurulum alanına montaj ekibi ve ekipmanının sevki ile montaja başlanması ve 20/09/2023 tarihine kadar galvaniz çelik panel taşıyıcı sistem montajının tamamlanıp fotovoltaik panellerin kurulumuna başlanması ve muhatabın bilgilendirilmesi edimi de 19/09/2023 tarihinde tamamlayıp yapıldığını, buna karşılık ödemenin 25/09/2023 tarihinde tamamlanmadığını, ancak, TKDK (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) hibesinde sorun oluşmaması adına müvekkilinin ödeme yapılmamasına rağmen kendi kaynaklarından işlemlere devam ederek GES çalışır vaziyete getirilip 26/10/2023 de kabulünün gerçekleştirildiğini, devamla 12/06/2023 tarihli sözleşme Madde 12.6’da 31/10/2023 tarihine kadar GES’in kurulumunun tamamlanıp kabul başvurusunda bulunulması edimi de 21/10/2023 tarihinde hiçbir aksilik yaşanmadan yapıldığını, 26/10/2023 tarihinde yerinde kabulü de gerçekleştirildiğini ve TKDK hibesinden kaynaklı olarak 30/10/2023 tarihinde KDV’siz fatura da keşide edildiğini, tüm bu aşamaların devamı sırasında müvekkili tarafından defalarca ödeme konusunda gerek yazılı gerekse sözlü olarak taleplerde bulunulmuş olmasına rağmen yapılması gereken ödemenin yapılmadığını, -Her iki sözleşme uyarınca müvekkilin edimlerini yerine getirmesi karşılığında, davalının yapması gereken ödemelerin dilekçelerinde belirtildiğini, bu nedenle, kararın 2.219.251,38TL ile sınırlı tutulması ve arada dava tarihi itibariyle dahi 1.304.136,71TL ana para farkının tamir olunmaz zarara neden olacağını, takip talebi incelendiğinde ise tahsilat gün yani fiili ödeme günü kuru üzerinden hesaplama yapılması talepli olduğunu, -Talep edilen ve ispatlanan borç; Davalı firma sahiplerinden ... ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında son yapılan Whatsapp yazışmalarında, kendisi ...’un ... ’a borçlu olduğunu ikrar ettiğini (fihrist no 26), söz konusu yazışmada yer alan ve en son yazışma olan 08/08/2024 tarihinde davalı firmanın verdiği ödeme sözü tutulmayınca, ertesi gün yani 09/08/2024 tarihli ve ekte sunulu kendisine yine mesaj ile gönderilen ihtarname keşide edildiğini, -Müvekkil firmanın sözleşme uyarınca yapması gereken periyodik bakımları düzenli olarak 3 defa yapmış ve ... 'a onaylattığını, bir sonraki bakım çalışmasının 30.10.2024 tarihinde yapılması gerekirken, firmanın ödemeleri tamamlamaması sonucu bakım faaliyetlerinin durdurulacağı ve ... ’ın garanti yükümlülüklerinin ortadan kaldırılacağı kendilerine Karşıyaka 5. Noterliği 12/09/2024 tarih ve 24827 yevm. Sayılı ihtarnamesi ile bildirildiğini, -... ile imzalanan sözleşme ve tadilat sözleşmesi ile ... ’a ait ... ’in Enerji Bakanlığı’nca yetkilendirilen ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen kabule ilişkin tutanakların da dosyada mevcut olduğunu, -Caride de açıkça görüleceği gibi davalı firma için 2 adet fatura keşide edildiğini, birinin TKDK hibesinin alınmasına ilişkin hibe projesi maliyeti uyarınca kesilen KDV’siz fatura, diğerinin ise ana sözleşme uyarınca kesilen KDV’li faturadır. KDV’li fatura USD olarak kesilmiş ve firmadan kabul gördüğünü, ana sözleşmedeki hükümlerle TKDK hibe projesi hükümlerinin çatışması halinde ana sözleşmenin geçerli olacağı hükmünün, ana sözleşme aşağıdaki şekilde yer aldığını, -Bu nedenle müvekkilinin edimlerini fazlasıyla yerine getirmesine karşın alacaklarına kavuşmadığının da ortada olduğunu, buna mukabil davalı/borçlu firmanın başta yetkilisi olmak üzere müvekkiline olan borçlarına hem vakıf durumda olup hem de ödeyecekleri beyanlarına rağmen ödenmediğini, sadece davalı-borçlu firmanın yetkililerinin dahi yazışmalarda kabulleri betimlenen borç toplamı olan 101.557,00 USD vadesi geçmiş bulunan davalı borcunun üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini de uygun hale getirmekte iken aksine karar verilmesinin doğru olmadığını, -İcra takibi her ne kadar cezai şart kısmı dahil tanzim edilmiş ise de davalı/borçlunun açıkça kabulünde olan kısmı işin tamamlanması ve sistemin eksiksiz kusursuz yapılması hatta üzerine 3'er aylık periyotlarla bakımlarının dahi yapılmasına rağmen anılı kısmı olan asıl alacak için itirazın iptali talep ve dava edildiğini, cezai şarta bağlı kısmı için hakların da kullanılacağını, amacın yargılamanın uzamaması cezai şart bakımından incelemeye alınmaması ana borcun aylardır ödenmemesinin zararlarını en aza indirme olduğunu, Bu nedenlerle gelinen aşamada; Dosyada sunulan deliller, yazışmalar ışığında müvekkilinin alacağı davalı/borçlu tarafından defalarca kabul edilmiş olup ödeme için oyalamaya tevessül edilmesi, ... ’in tamamlandığı ve aylarca davalı firma bunu kullanarak gelir temin etmesine rağmen müvekkiline olan borcu ödemeyerek müvekkkilini zarara uğrattığı, hatta ödeme günü verildiği ancak sonrasında çeşitli bahaneler üretildiği delilleri ile sabit olup, gelinen ekonomik şartlar çerçevesinde icra takip dosya borcu ve USD yani döviz cinsinden talep edilen alacak miktarından daha azı ile kısmen tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle sınırlı verilen ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı her ne kadar taraflarınca yine uygulanmaya alınacak ise de miktar yönünden hatalı değerlendirme yapılmış olmasından dolayı istinaf kanun yoluna müracaat talep edildiğini, ayrıca, davalı/borçlunun dosyaya teminat sunarak ihtihati haciz kararını kaldırılmasını talep etmesi halinde yine müvekilinin alacağının garantisi olamayacağını, bu nedenle yerel mahkemenin 03/12/2025 tarihli 2.219.251,38 TL üzerinden talebin kabul görmesi ve bakiye kısmı açısından ret kararı verilmiş olmasından dolayı reddedilen kısım için kararın müvekkil lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/842 esas sayılı dava dosyasında 03 /12/2025 tarihli ara kararı ile, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kısmen reddedilen bölümüne karşı istinaf kanun yoluna müracaat taleplerinin kabulü ile kısmi red kararının ortadan kaldırılmasına, davalı borçlunun en azından 101.557,00 USD olan alacağının takip tarihi ve harçlandırılmış olan kısmı üzerinden yani talep edilen kısım kadar borcunu ikrarlarına ilişkin yazışmalarda sunulmuş olmakla anılı alacak için takdir olunacak bir teminat karşılığı ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin ilk derece mahkemesi tarafından 03.12.2025 tarihli ara kararla kısmen kabulüne karar verildiği, verilen ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince: Davacı taraf vekili, davacı ile davalı arasında 12/06/2023 tarihinde “Anahtar Teslim 400 KW'lik Çatı Tipi Güneş Enerji Santrali (GES) Kurulum Sözleşmesi” ve 25/08/2023 tarihli "Tadilat Sözleşmesi" yapıldığını, sözleşmeler gereğince davacının üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirdiğini ve sözleşmeler gereği alacağın tamamına hak kazandığı halde ödemenin bir kısmının yapılmadığını, davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davası açmıştır. Davacı vekili, yargılama aşamasında Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, bilirkişinin davacı defterlerini incelediğini, davalı tarafından dosyaya sunulan ticari evraka ait deliller de değerlendirilip cari hesapların karşılaştırılması sonucunda rapor düzenlendiğini, davalının davacıya ödenmemiş 101.557,00USD vadesi geçmiş borcunu ödemediğini, davalının tüm çevreye tesis satış bilgisini verdiği ve el altından mal varlığını azaltmaya çalıştığından müvekkilin alacağının yargılama süresi düşünüldüğünde garanti altına alınması gerektiğinden davalı ticari defter ve belgeleri incelenmeksizin davalı/borçlunun Aydın İcra Müdürlüğünün 2024/27321 sayılı takip dosyası üzerinden anılı alacak için ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. Mahkemece 03.12.2025 tarihli ara kararla davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin 2.219.251,38TL yönünden teminat karşılığında kısmen kabulüne karar verildiği, verilen ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin takibe konu miktar olan 101.557.00USD üzerinden ihtiyati haciz karar verilmesi gerektiğini belirtilerek reddedilen kısım yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de; somut olayda Mahkemece henüz tüm delillerin toplanmadığı, davalıya ait ticari defter ve kayıtların incelenerek düzenlenecek bilirkişi raporunun henüz dosyaya ibraz edilmediğinden davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması neticesinde düzenlenen 19.11.2025 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler nazara alınarak davacının alacağının 2.219.251,38 TL miktarlık kısmının yaklaşık olarak ispat edildiğinden bahisle ihtiyati haciz isteminin bu miktar yönünden kısmen kabulüne karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen 03.12.2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/842 Esas sayılı dosyasından verilen 03.12.2025 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL ihtiyati tedbir harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile kalan 590,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 362/(1)-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere 08.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.