Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1529 E. 2026/1418 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1529
- Karar No
- 2026/1418
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1529 KARAR NO : 2026/1418
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/412 DAVA TARİHİ : 06/05/2025 ARA KARAR TARİHİ : 07/08/2026 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 09.10.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ: 09.10.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/412 Esas sayılı dosyasından verilen 07.08.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili, ihtiyat haciz talepli dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinin talepler kısmında da ihtiyati haciz talebinde bulunmuş iseler de; mahkemece bu durumun yargılamaya muhtaç olması ve yeteri derece ispat edemediklerinden bahis ile bu taleplerinin dava açtıkları zaman içerisinde reddedildiğini, yargılamanın zaman aldıkça dosya arasına vergi kayıtları girdiğini, gerekli bilgi ve belgeler ile esasen davalının söz konusu takibe haksız itiraz ettiği ve davanın haklı açıldığının kendilerinde hasıl olduğunu, yine yargılama aşamasında, davalı tarafın dosyaya borcun ödendiğinden bahis ile müvekkiline ait imzalı ibraname sunarak davanın reddini talep ettiğini, bu durum üzerine de, kendilerinin bu durumu kabul etmeyerek davalı hakkında sahte evrak düzenlemekten dolayı suç duyurusunda bulunduklarını, uzun süren soruşturma neticesinde ibranamedeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ve evrakın sahte tanzim edilerek dosyaya sunulduğunun raporlar ile sabit olduğunu, hatta davalı şirket yetkilisi hakkında da Manisa 9. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 2026 / 489 Esas sayılı dosyası ile de evrakta sahtecilik suçundan dolayı yargılamaya başlanıldığını, bu bilgiler ışığında, esasen davalı itirazında haksız olduğunu, bu sebeple davanın amacına ulaşması açısından gerekir ise uygun bir teminat ile davalı şirket aleyhinde alacaklarını karşılayacak kadar ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, açıkladıkları sebeplerle, duruşma ve tebligat yapılmaksızın, alacaklarının yeter miktarda; borçlunun gayrimenkul ve menkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine (uygun görülecek teminat mukabilinde) ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2025/412 Esas sayılı dosyasından verilen 07.08.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...Somut olayda, mahkememizce Manisa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında düzenlenen raporun dosyamız içerisine alındığı, raporda Tetkik konusu ibraname üzerinde .... şeklinde isim yazısı ve atılı imza ile ...'in mukayese yazı ve imzalarının arasında benzerlikler bulunduğu, bahse konu isim ve yazının ...'in elinden çıktığının kanaatine varıldığı,... yönünden ise aynı şekilde benzerliklerin bulunduğu ve bahse konu isim ve yazının ....'in elinden çıktığının kanaatine varıldığı ancak tetkik konusu ibraname üzerinde.... ve ... adına atılı imzalar arasında ellerinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlikte uygun kaligrafik bulguların tespit edilemediğinin belirlendiği, bu sebeple dosyadaki bilgi ve belgelere göre, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati hacze yönelik yaklaşık ispat ve muacceliyete ilişkin koşulların gerçekleşmediği, davacının iddialarının yargılamayı gerektirmesi ve davanın esasını çözer nitelikte ihtiyati haciz kararı verilemeyecek olması da dikkate alınarak, bu nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 11.08.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel Mahkemece verilen ret kararında, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığına dair sadece genel geçer ifadeler kullanıldığını, somut olayın özelliklerinin göz önünde bulundurulmadığını, özellikle, davalının mal kaçırma ihtimali ve ticari ilişkinin niteliği değerlendirilmeden karar tesis edildiğini, zira tüm dilekçelerinde ısrar ile dile getirdikleri üzere, davalının borcunu ödemeyip mal kaçırmaya yönelik kötü niyetli davranışlarda bulunabileceğini açıkça beyan ettiğini ve İİK 257 vd. hükümleri uyarınca teminatsız ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, yerel mahkemece, alacağın varlığı yargılamayı gerektirmesi nedeniyle talebi reddettiğini, oysa İİK m. 258 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, yine mahkemece kesin ispat aranıyor gibi bir değerlendirme yapıldığını, bunun da hukuka aykırı olduğunu, davalının, icra takip dosyasına sundukları faturadan dolayı borçlu bulunduğunu, davalının, itirazında söz konusu alacağa yönelik bir borçlarının olmadığını belirterek her hangi bir ödeme belgesi ve gerekçede ibraz etmeden borca itiraz ettiğini, bu itirazın samimiyetten uzak ve sırf icra takibini durdurmaya yönelik olduğunu, bu sebepten dolayı davanın ispatı açısından davalı şirket tarafından vergi dairesine bildirilen form BA belgelerinin vergi dairesinden celbini talep ettiklerini, kaldı ki 15.05.2025 tarihinde dosya arasına giren ve dilekçeleri ekinde de sundukları BA Formundan da anlaşılacağı üzere ilgili durumun vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle yine ticari defterlere işlendiği de ispat edilmiş olup işbu durumun yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin en net göstergesi olduğunu, ticari defterlerin incelenip incelenmeyeceği hususunun da mahkemenin takdirinde olduğunu, belirttikleri nedenler de davalı açısından bu durumun, ne yazık ki İİK m. 257/2 kapsamında değerlendirilmesi gereken bir "hileli davranış ve kötü niyet" örneği olduğunu, davalı taraf aleyhinde Asliye Ceza Mahkemesinde özel belgede sahtecilik suçunun hiçe sayıldığını, tüm dilekçelerinde esasen davalının kötü niyetli olduğunun belirtildiğini, dosyaya sundukları ve yine 07.08.2026 tarihli ara karara dayanak olan dilekçelerinde de belirttikleri üzere davalı tarafça dosyaya sırf kötü niyetli ve davayı uzatmak maksatlı müvekkilinin imzasını içeren bir ibraname sunulduğunu ve borcun olmamasını da sırf bu ibranameye bağlandığını, yoksa davalı tarafın faturayı yahut alacağı inkar etmediğini, davalı şirket vekili tarafından sunulan ibranamedeki imzanın Manisa CBS soruşturmasına konu edildiğini ve alına kriminal raporda da imzanın davacı müvekkiline ait olmadığından bahis ile davalı şirket yetkilisi aleyhinde özel belgede sahtecilik suçundan dolayı Manisa 9. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığını, söz konusu iddianame ve tüm dosyanın bu dosya arasına alındığını, bu sebeple değil yaklaşık ispat, esasen davanın ispat edildiğini, davalının borca hiçbir somut dayanak göstermeden itiraz ettiğini, borçtan kaçınmak ve zaman kazanmak amacıyla hareket ettiğini, malvarlığını devretme veya kaçırma riskinin mevcut olduğunu, bu durumun da İİK m. 257/2 kapsamında ihtiyati haczin gerekliliğini ortaya koyduğunu, kaldı ki itiraza dayanak sunduğu ibranamenin de sahte çıktığını, davalı şirketin mali durumunun belirsiz olup, alacağın tahsilini tehlikeye düşürecek şekilde varlıklarını elden çıkarabileceği yönünde güçlü emareler mevcut olduğunu, yerel Mahkemenin bu riski göz ardı ederek tedbir talebini reddetmesinin yerinde olmadığını, ihtiyati haczin mahiyetine uygun olarak mahkemece sadece yaklaşık ispatın yeterli görülmesi gerektiğini, zira ihtiyati haczin, esas yargılamanın sonunu beklemeden bir önlem alınmasını amaçlayan geçici bir hukuki koruma olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, ihtiyati haciz taleplerinde alacağın tamamen sabit olması değil, makul şüphe ve yaklaşık ispatın yeterli görüldüğünü, bu yöndeki uygulamaya rağmen, yerel mahkemenin kararında geniş ve yoruma dayalı değerlendirme ile müvekkilinin hakkının kısıtlandığını, davalının, borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesi ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışmasının, kötü niyetli davranışını açıkça ortaya koyduğunu, davalının, dava sürecinde varlıklarını elden çıkararak müvekkilinin alacak tahsilini imkânsız hale getirebileceğinden endişe duyulduğunu, telafisi imkânsız zararların önüne geçebilmek için, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.08.2026 tarihli ve 2025/412 Esas sayılı ara kararı ile verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın 6100 sayılı HMK’nın 341 ve devamı maddeleri uyarınca istinafı neticesinde ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının kaldırılarak teminatsız ve duruşmasız olarak davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar vermesinin gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile, hatalı ve hukuka aykırı olan Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.08.2026 tarih ve 2025/412 Esas sayılı ara kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda yargılama yapılarak davadaki dava dilekçelerindeki taleplerini tekrarla davanın tüm talepleri ile birlikte Davalı şirketin taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yetecek miktarda ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Eldeki davada; davacı vekili, davalı taraf ile yapılan anlaşma gereğince davalıya ait tavuk kümeslerinin tamiratını gerçekleştirdiğini, iş bedeline ilişkin fatura düzenlenip davalıya teslim edildiği halde fatura bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine, davalı şirket hakkında Turgutlu İcra Müdürlüğü’nün 2025 / 1229 Esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 1.200.000,00 TL asıl alacak istemi ile takip başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davasının açıldığı beliritilerek davalının mal kaçırma ihtimaline binaen davalının taşınır, taşınmaz, banka hesapları ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız veya teminatlı ihtiyati haciz konulmasını talep edilmiştir. Taraflar arasında, yapılan işlemlerin kapsamı ve bedeli ile borcun ödenip ödenmediği konularında uyuşmazlık bulunduğu, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, ayrıca İİK 257/2 maddesine göre davalının mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisinin kaçmağa hazırlandığı yahut kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğu ile ilgili olarak bildirilen delillerin yaklaşık ispat koşulunu sağlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/412 Esas sayılı dosyasından verilen 07.08.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf haciz karar harcından davacı tarafından yatırılan 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri maddeleri uyarınca, kesin olarak 09.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.