Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/479 E. 2026/1494 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/479
- Karar No
- 2026/1494
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/479
KARAR NO:2026/1494
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/12/2022
NUMARASI:2021/240 Esas - 2022/943 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:09/04/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; davalının müvekkilinden satın aldığı ürünlerin bedeline ilişkin 08.06.2020 tarihli ve 59.551,46-TL bedelli faturanın tahsili için İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin... sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının takip konusu borcun 29.599,73-TL'lik kısmını kabul edip 29.951,73-TL'lik kısmına itiraz ettiğini ve bu miktar yönünden takibin durduğunu, satın alınan ürünlerin 08.06.2020 tarihli ve ... sayılı sevk irsaliyesiyle iki koli hâlinde,... numaralı alındı belgesiyle ve kargo taşıtanı ile nakliye ücretini ödeyen davalı nam ve hesabına taşıyıcıya teslim edildiğini beyanla, kısmi itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde,satım konusu malın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi hâlinde yarar ve hasarın malın taşıyıcıya teslimiyle alıcıya geçeceğini, taşıtanın davalı olması sebebiyle taşıma sırasında doğan kayıptan davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürmüştür.
CEVAP:Davalı vekili; taşıtanın müvekkili değil davacı olduğunu, müvekkilinin taşıyıcı firmayı bu alış için hiçbir şekilde atamadığını,davacının faturasında anlaşmalı kargo firmasının başka bir taşıyıcı olarak yazılı bulunduğunu, malların müvekkilinin talimatı ve bilgisi olmaksızın gönderildiğini, gelen iki koliden birinden üçüncü bir firmaya ait klavyelerin çıktığını ve satım konusu 960 adet ürünün müvekkiline hiç teslim edilmediğini, bu nedenle 01.09.2020 tarihli iade faturası düzenlendiğini, davacının bu faturaya noter aracılığıyla haksız olarak itiraz ettiğini, malın teslim edildiğinin yazılı delille ispatının davacıya düştüğünü, davacının taşıyıcıya ne teslim ettiğini dahi belgeleyemediğini, taşınan malın kıymetli eşya olduğunu bildirmeyen davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ve talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu, ayrıca davanın muhatabının taşıyıcı firma olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; usulüne uygun kapanış tasdikleri bulunmayan davalı defterlerinin davacı lehine delil sayıldığı, davacının davaya konu faturayı defterine kaydettiği ve bu faturayı vergi idaresine bildirdiği, davalının kendisine gönderilen malların yanlış olduğunu ileri sürmüş ise de yanlış gönderilen malların davacıya iade edildiğini gösteren delil sunmadığı, basiretli bir tacirden beklendiği gibi hareket etmeyerek kargoyu teslim aldığı ve sekiz günlük itiraz süresinde faturaya itiraz etmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, kısmi itirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlığın özünden ayrıldığını, taraflarca sunulan delillerin incelenmediğini ve rapora yönelttiği itirazların karşılanmadığını, uyuşmazlığın alacağın varlığı değil malın teslim edilip edilmediği noktasında toplandığını, ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmamasının tek başına sonuca etkili olmadığını ve faturanın deftere kaydedilmiş bulunmasının malın teslim edildiğine karine oluşturmayacağını, malın teslimini yazılı delille ispat yükünün satıcıda olduğunu, taşıtanın müvekkili olmadığını ve bu nedenle riskin davacıya ait bulunduğunu, malların sigortasız ve irsaliyesiz biçimde taşıyıcıya verildiğini, taşınan malın kıymetli eşya olduğunun bildirilmemesi nedeniyle davacının kusurlu olduğunu ve talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, teslim edilmeyen mallar için iade faturası düzenlenmesinin hukuka uygun olduğunu ve dosyaya sunulan yazışmaların dikkate alınmadığını, taşıyıcı firmaya müzekkere yazılmadığını ve tanıkların dinlenmediğini, kararın bu yönleriyle eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacağa ilişkin icra takibine yapılan kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir.TBK nın 208. maddesinin birinci fıkrasında, kanunda aksi öngörülmedikçe satılanın yarar ve hasarının, taşınır satışlarında zilyetliğin devri anına kadar satıcıya ait olduğu düzenlenmiş; aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise "Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer." hükmüne yer verilmiştir.TTKnın 858. maddesinin ikinci fıkrası, iki tarafça imzalanan taşıma senedinin eşyanın ve ambalajının dış görünüşü ile taşınan paketlerin sayısının, işaretleri ile numaralarının senetteki kayıtlara uygunluğuna karine oluşturduğunu; üçüncü fıkrası ise "Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde beyan edilen miktarı ya da taşınacak paketlerin içeriği, taşıyıcı tarafından denetlenmiş ve denetlemenin sonucu her iki tarafça imzalanan taşıma senedine yazılmışsa, bu yazı, ağırlığın, miktarın ve içeriğin, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karinedir." hükmünü öngörmektedir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre taşıyıcı, gönderen istemde bulunmuşsa ve buna uygun araçları varsa, eşyanın ağırlığını, miktarını veya içeriğini denetlemekle yükümlüdür. Anılan Kanunun 859. maddesi de "Taşıma senedi düzenlenmemişse, gönderenin istemi üzerine taşıyıcı, eşya ve taşıma hakkında yeterli bilgileri içeren bir yük senedi imzalayıp gönderene vermek zorundadır." hükmünü taşımaktadır.İtirazın iptali davasında alacağın varlığını ispat yükü alacaklıdadır.Satım bedeline hak kazanılması, satıcının ifasına, yani ya satılanın zilyetliğinin devrine ya da hasarın alıcıya geçmiş olmasına bağlıdır.Hasarın taşıyıcıya teslimle alıcıya geçmesi ise kuralın kendisi değil, istisnasıdır; istisnanın hem göndermenin alıcının isteği üzerine yapılmış olması hem de taşıyıcıya teslim edilenin satılan olması koşulları birlikte gerçekleşmedikçe hüküm uygulanamaz ve genel kurala dönülür. Bu koşulların ispatı, istisnadan kendi lehine hak çıkaran satıcıya düşer.Faturanın alıcının ticari defterlerine kaydedilmiş olmasından doğan teslim karinesi ise kanuni değil fiilî bir karinedir;aksi, hâkimin serbestçe değerlendireceği her delille ispat edilebilir.Davacı tarafından düzenlenen e-fatura , 08.06.2020 tarihli olup iki kalemden biri 100.000 adet ürüne, ikinci kalem ise bedeli dava konusu 960 adet ürüne ve 29.951,73 -TL tutara ilişkindir. Faturanın alt bölümünde, düzenleyen davacının kendi sistemine ait matbu bir alan olarak anlaşmalı kargo firmasının adı yazılıdır; bu kayıt, faturayı düzenleyen işletmenin çerçeve taşıma sözleşmesi bulunan taşıyıcısını göstermekte olup gönderinin fiilen yapıldığı taşıyıcıdan farklıdır.Sevk irsaliyesi ise aynı tarihli olup Davacı tarafından düzenlenmiştir; malın cinsi ve adedi faturayla birebir örtüşecek biçimde iki satır hâlinde yazılıdır.Belgenin teslim eden ve teslim alan hâneleri imzasızdır. ... seri ve sıra numaralı taşıma irsaliyesi ,:taşıyıcı tarafından düzenlenmiş olup bu belgede gönderideki paket sayısı iki koli olarak yazılmış; gönderinin sevk irsaliyesinin tarihi, numarası ve malın cinsi için ayrılan hâne doldurulmamıştır. Toplam gerçek ağırlık, toplam hacimsel ağırlık ve taşıma için beyan edilen değer hâneleri de boştur.Taşıma ücreti için alıcı hânesi işaretlenmiştir.17.06.2020 tarihli elektronik postada Davacı çalışanı tarafından davalı çalışanına gönderilen bu yazıda, gönderilen iki koliden birinden üçüncü bir firmaya ait klavyelerin çıktığı ve davacıya ait ürünlerin kayıp olduğu bildirilmekte, taşıyıcıdan tazmin talep edileceği belirtilmektedir.Yapılan bilirkişi incelemesinde tesbit edildiği üzere mahkemece;faturanın davalının ticari defterlerine kaydedilmiş ve vergi idaresine bildirilmiş olması karşısında teslime ilişkin bir karinenin doğduğu kabul edilmiştir. Faturaya süresinde itiraz edilmemiş ve iade faturasının TTKnın 21. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sekiz günlük sürede düzenlenmemiş olması tek başına karine oluşturmamakla birlikte bu sonucu destekleyen unsurlardır. Ancak bu karine kanuni değil fiilî niteliktedir ve aksi her delille ispat edilebilir. Dosyada karinenin aksini gösteren delil, davalının beyanı değil, davacının kendi yazılı beyanıdır: 17.06.2020 tarihli elektronik postada davacı, gönderilen iki koliden birinden üçüncü kişiye ait malların çıktığını ve kendisine ait ürünlerin kayıp olduğunu bildirmektedir. Davacı, cevaba cevap dilekçesinde de eksikliği inkâr etmemiş, ürünlerde eksiklik bulunması hâlinde taşıyıcıya başvurma yükünün davalıya ait olduğunu ileri sürerek yalnız hukuki sonucu tartışmıştır. Kayıp olduğu bildirilen kalem, faturanın ikinci satırıyla birebir örtüşmekte; davalı ise gelen kalemin bedelini ödeyip gelmediğini bildirdiği kalemin bedeline itiraz etmiştir.Bu halde teslimin kısmi olduğu ve uyuşmazlık konusu kalemin davalıya teslim edilmediği, teslim karinesinin bu kalem bakımından aksinin ispat edildiği sonucuna varılmıştır.Fiilî teslim gerçekleşmediğine göre bedel talebi ancak hasarın taşıyıcıya teslimle alıcıya geçmiş olması hâlinde ayakta kalabilir.TBKnın 208. maddesinin üçüncü fıkrasının aradığı koşullardan ilki, göndermenin alıcının isteği üzerine yapılmış olmasıdır. Davacının faturasında sevkiyatın kargoyla yapılacağını gösteren bir kayıt bulunması, ticari satımda malın kargoyla gönderilmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olması ve davalının gönderiyi teslim alıp gönderim usulüne itiraz etmemiş, faturanın birinci kalemini kabul edip bedelini ödemesi karşısında, göndermenin alıcının isteğine uygun olduğu ve bu koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir. Davalının savunması esasen malın kargoyla gönderilmesine değil, hangi taşıyıcıya verildiğine yöneliktir;Buna karşılık istisnanın ikinci koşulu, yani taşıyıcıya teslim edilenin satılan olduğu ispatlanamamıştır.Taşıyıcının düzenlediği taşıma irsaliyesinde gönderi yalnız iki koli olarak gösterilmiş; kolilerin içeriği, ağırlığı ve beyan edilen değeri yazılmamış, aynı gün düzenlenen sevk irsaliyesinin numarasına dahi yer verilmemiştir. TTKnın 858. maddesinin ikinci fıkrasındaki karine yalnız paketlerin sayısına, işaretlerine ve dış görünüşüne ilişkin olup içeriği kapsamaz; içeriğe ilişkin karine ise aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca ancak içeriğin taşıyıcı tarafından denetlenip sonucun senede yazılması hâlinde doğar ve somut olayda böyle bir denetim ve kayıt bulunmamaktadır. Kanunun gönderene tanıdığı, içeriğin denetlenmesini isteme ve eşya hakkında yeterli bilgileri içeren imzalı bir yük senedi düzenlenmesini isteme imkânlarının kullanıldığına ilişkin de dosyada hiçbir kayıt yoktur. Satıcının kendi düzenlediği sevk irsaliyesinin teslim hâneleri imzasız olduğu gibi, bu belge taşıma belgesiyle hiçbir kayıtla bağlanmamıştır. Nitekim Yargıtay HGKnın 19.09.2018 tarihli ve 2017/915 esas - 2018/1338 karar sayılı ilamında da, kargo teslim belgesinde bir teslimatın yapıldığı belirtilmiş olsa dahi teslimatın içeriğine ilişkin açıklama bulunmadıkça, teslimatın dava konusu mallara ilişkin olduğunun tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulamayacağı kabul edilmiştir. Anılan kararda satım ilişkisi inkâr edilmiş ve teslim belgesi alıcıya yapılan teslime ilişkin olmakla birlikte, içerik taşımayan teslim belgesinin teslim edilenin satılan olduğunu ispata yetmeyeceği yönündeki değerlendirme, satım ilişkisinin kabul edildiği ve teslimin taşıyıcıya yapıldığı bu dosyada da aynı biçimde geçerlidir.Bu hâlde istisnanın koşulları birlikte gerçekleşmediğinden TBknın 208. maddesinin üçüncü fıkrası uygulanamaz; aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca hasar, zilyetliğin devrine kadar satıcıda kalır. Uyuşmazlık konusu kalem bakımından zilyetlik devredilmediğinden davacının bu kaleme ilişkin bedel alacağı doğmamıştır. Bu sonuç, göndermenin kimin isteğiyle yapıldığı tartışmasına değil, taşıyıcıya neyin teslim edildiğinin belgelenememiş olmasına dayanmaktadır.TTKnın 18. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü yönünden ilk derece mahkemesi bu ölçütü yalnız davalı aleyhine uygulamış; davacının faturasında adı yazılı taşıyıcıdan saparak, taşınan malın cinsini, ağırlığını ve değerini taşıma belgesine yazdırmadan gönderim yapmasını değerlendirmemiştir.Ölçüt her iki taraf bakımından işlemekte olup, davacı yönünden yapılan bu belirleme, taşıyıcıya teslim edilenin satılan olduğunun neden ispatlanamadığını açıklamaktadır.İlk derece mahkemesi, uyuşmazlığı yalnız faturanın ve defter kaydının varlığı üzerinden çözmüş; hasarın geçişine ilişkin kuralı dikkate almamış, davacının kendi dayandığı bu hukuki sebebi ne kabul ne reddetmiş, davacının kendi yazılı beyanını ve taşıma belgelerinin içeriğini hiç değerlendirmemiştir. Malın teslim edilmediği ve hasarın satıcıda kaldığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, teslimin gerçekleştiğinin kabulüyle yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun kabulüne ;yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın kaldırılmasına yeniden karar verilerek itirazın iptali isteminin reddine,koşulları bulunmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; (Kapatılan) İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2022 Tarih, 2021/240 Esas - 2022/943 Karar sayılı kararının 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın reddine,Davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine;"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 214,03-TL ve icra veznesine yatırılan 297,76-TL üzere toplam 511,79-TL harcın mahsubu ile kalan 220,21-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 29.951,73-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,"Yatırılan 512-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 72-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026