İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/299 E. 2026/424 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/299
Karar No
2026/424
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/299 Esas - 2026/424 T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2025/299 Karar No : 2026/424

.... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Dava Tarihi : 14/07/2025 Karar Tarihi : 07/10/2026 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 07/10/2026 Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı dilekçelerinde özetle; davalı ....'nin, kendisi tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve marka hakkının amacına aykırı şekilde kullanılmak istendiğini ileri sürdüğünü, kötü niyet iddiasının herhangi bir somut gerekçeye dayandırılmadan kabul edildiğini, markanın kullanılması zorunluluğu olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9/1. maddesine dayanılarak, tescilden itibaren beş yıl içinde markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması halinde markanın iptal edilebileceğinin belirtildiğini, markanın tanınmışlığının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini, .... kararının çelişkili olduğunu, aynı konuda birbirine tamamen zıt iki karar bulunduğunu, bu nedenle ....kararının yoklukla malul ve baştan itibaren geçersiz sayılması gerektiğini, ....Kanunu ve ilgili mevzuata dayanılarak bu eksikliğin işlemin geçerliliğini etkilediğini, marka yayımına itiraz bakımından öngörülen 2 aylık yasal sürede vekâletnamenin sunulmadığını ve bu sürenin kamu düzenine ilişkin, kesin ve hak düşürücü nitelikte olduğunu, bu nedenle süresinde ve usulüne uygun yapılmayan işlemlerin dikkate alınmaması gerektiğini ifade ederek, kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, marka itiraz başvurusunun usul yönünden geçersiz sayılmasına, talep edilen maddi tazminata hükmedilmesine, tazminat yönünden görevli mahkeme bulunmadığı kanaatine varılması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, adli yardım talebinin kabulüne, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı.... vekili cevaplarında özetle; .... incelemesinde, “.... ibaresinin herhangi bir anlam taşımadığı, başvurunun lüks mallar kapsamında değerlendirildiği ve tüketicinin dikkat seviyesinin yüksek olduğu belirtilerek 5/1-f kapsamında yanıltıcılık bulunmadığı sonucuna varıldığını, başvurunun 6769 sayılı SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyetli olduğunu, kötü niyet; bilerek ve haksız bir avantaj sağlamak veya başkasına zarar vermek amacıyla dürüst ticaret ilkeleri dışında hareket edilmesini ifade ettiğini, somut olayda ise ... S.A.’nın yaklaşık 100 yıllık İsviçre menşeli bir firma olduğunu, ....” alan adını kullandığı ve “.....” markasının ...dahil uluslararası tescillerinin bulunduğunu, ayrıca markanın dünya çapında satışlarının bulunduğunu, davacının marka üzerinde gerçek bir hak sahipliğini gösteren herhangi bir delil sunmadığını, buna karşılık, ... .....’nın markayı daha önce kullandığını, marka ve alan adı üzerinde hak sahibi olduğunu, ticaret unvanında “...” unsurunu taşıdığını, markanın uluslararası kullanımı ve tescillerinin bulunduğunu, basiretli bir tacir olan davacının, yayına itiraz sahibine ait markanın aynısını, aynı veya ilişkili faaliyet alanındaki mallarda Türkiye'de kendi adına tescil ettirmek istemesinin tesadüfi olmadığını ve dürüst ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ....vekili cevaplarında özetle; ... markasının 1904 yılına kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu, uzun yıllardır saat ve çakı sektöründe kullanıldığı ve dünya çapında tanınmış bir marka haline geldiğini, markanın 1948 yılından itibaren çeşitli ülkelerde tescillerinin bulunduğunu, ... ticaret unvanı, alan adı (....) ve sosyal medya hesaplarıyla da marka üzerinde öncelikli haklarının bulunduğunu, ... markalı ürünlerin Türkiye’de de uzun yıllardır satıldığını ve tanındığını, bu nedenle davalının gerçek ve önceye dayalı hak sahibi olduğunu, davacının marka başvurusunun, mevcut marka haklarını bildiği veya bilmesi gerektiği halde yapıldığını ve bu nedenle kötü niyetli olduğunu, SMK m. 6/9 uyarınca kötü niyetli marka başvurularının reddedilmesi gerektiğini, ayrıca TMK m. 2 ve TTK m. 18 kapsamında dürüstlük ve basiretli tacir ilkelerine aykırılık bulunduğunu, .... kararında da ...’nın yaklaşık 100 yıllık geçmişi olan, İsviçre menşeli saat ve çakı ürünleri satan bir firma olduğunu, uluslararası tescillerinin ve dünya çapında satışlarının bulunduğunun kabul edildiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..... vekili cevaplarında özetle; işbu davanın müvekkiline yönetilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin adına sunmuş oldukları itirazların reddedilmiş olduğunu, müvekkiline işbu davanın yönetilemeyeceğini, dava konusu ret kararı diğer şirket itirazı üzerine verildiğini, müvekkili yönünden davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, tazminat talepli davanın tefrik edilmesi gerektiğini, işbu davada davacı yanın tazminat da talep etmiş olduğunu, fakat niteliği itibariyle, tazminat talepli dava tefrik edilmesi gerektiğini, davacı için de tazminat talep koşullarının da esasen mevcut olmadığını, müvekkilinin sicilde kayıtlı vekili olarak bulunduğu adresin İstanbul Adliyesi’ne bağlı olup, tefrikle birlikte görevsizlik kararı da verilmesi gerektiğini, gerek yayıma itiraz gerek karara itiraz eklerinde usule uygun vekaletname ibraz edildiğini, marka işlem dosyası kapsamı ile vekaletnamelerinin sunulu olduğunun sabit olduğunu, dava konusu marka tescil başvurusunun reddi yönündeki .... kararının isabetli olduğunu, tescil için başvurusu yapılan, davaya konu ...” ibareli markanın, 6769 s. SMK md. 5/1-f vd. uyarınca halkı yanıltacak nitelikte olduğunu ifade ederek, öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, tazminat talepli davanın tefrik edilmesine, akabinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, davacının tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu... ibareli marka için davacı tarafından 18/10/2023 tarihinde 14.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalı firmaların itirazda bulunduğu, davalı ..... firmasının itirazının reddine karar verilirken, davalı ... ..... Firmasının ....0 sayılı ve ".... ibareli markasına dayanarak yapılan itirazının kabulüne karar verildiği, davacının işbu karara karşı itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. İşbu davada 24/06/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında tazminat istemi yönünden açılan davanın tefrikine karar verildiği ve yine mahkememizin... esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; Öncelikle davalı ....nin kurum kararına yapmış olduğu itirazların reddine karar verildiğinden, işbu davada davalı ..... firmasına karşı bir husumet yönetilemeyeceği anlaşılmıştır. Davaya konu ....sayılı başvuru markası ile davalı ... .... adına tescilli .... sayılı rüçhan/tescil haklarına konu markanın esaslı unsurunu oluşturan ibare birebir aynı şekilde "..." / "...." ibarelerinden oluşmaktadır. Davacının markasını tescil ettirmek istediği sınıf ile davalı tarafın markasını kullandığı ve tescil ettirdiği mal/hizmet grupları (saat, çakı vb. ürünler ile ilişkili mal ve hizmetler) dikkate alındığında, markaların halk nezdinde karıştırılma ihtimalini artırmaktadır. Markaların fonetik (sescil), görsel ve anlamsal olarak tamamen özdeş/birebir aynı olması sebebiyle, somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Diğer bir deyiş ile; taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzer olması, markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurması mümkündür. Davacının “swiza” markasını gören bir tüketici, bu markayı, davalının “swiza” esas unsurlu/ibareli markaların serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabilirler. Tüketiciler bu bağlamda, farklı ticari kaynaktan geldikleri sabit olsa dahi, davacının, davalıya yeni bir marka türetme hakkı tanıdığını (davalıya bir hak ve/veya lisans verdiğini) düşünebilirler. Marka sahiplerinin ilişkilendirilmesi ve/veya arada lisans vb. bir ticari ilişki olduğunun düşünülmesi de bağlantı kurma ihtimali kapsamındadır. Dolayısıyla, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ... .... firması 1904 yılına uzanan köklü bir geçmişe, dünya çapında ve Türkiye’de yaygın tescillere, ticari kullanımlara ve tanınmışlığa sahiptir. "..." terimi sıradan veya kendiliğinden türetilmiş jenerik bir kelime olmayıp, kökeni İsviçre’deki tescilli marka haklarına dayanmaktadır. Davacının, dünya çapında tanınan ve Türkiye pazarında da bilinen "...." ibaresini birebir aynısını ve aynı mal/hizmetlerde kullanmak üzere seçerek tescil başvurusunda bulunmasının tesadüfi olarak değerlendirilemeyeceği; zira, basiretli bir tacir/gerçek kişi gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davranılarak, başkasının tanınmışlığından ve emeğinden haksız avantaj sağlama ve gerçek hak sahibinin Türkiye pazarındaki faaliyetlerini engelleme amacı güdüldüğü değerlendirilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/9. maddesi uyarınca, kötü niyetle yapılan marka başvuruları tescil edilemez. Başvuru sahibinin gerçek bir hak sahipliği iddiası veya somut kullanım delili sunmaksızın, bilinen bir markanın birebir aynısı için tescil talebinde bulunması Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve dürüst ticaret ilkelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Neticede, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davalı ,,,, sayılı markanın tescile konu edilen 14. sınıftaki başvuru kapsamındaki malların, davalı yanın itirazına mesnet markasında yer alan mal/hizmetler ile aynı/aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, davaya konu davacı şahıs markası ile davalı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu değerlendirilmiş olup, ,,, kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, davalı ,,,, kararının iptali talebi yönünden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : 1-,,,, kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ,,, sayılı kararının iptali talebinin reddine, Alınması gereken (adli yardım talebinin reddine karar verildiğinden) başvuru ve peşin harçtan ibaret (732x2=)1.464,00.-TL ve tebligat giderlerinden ibaret 2.245,00.-TL giderin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Davalı kurum ve davalı ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı asilin ve davalı taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ,,,,yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2026

Kâtip Hâkim,,,, ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/299, K. 2026/424, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-299-e-2026-424-k-6dcaedecfd3f