Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/217 E. 2026/1482 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/217
- Karar No
- 2026/1482
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/217
KARAR NO:2026/1482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :28/04/2022
NUMARASI:2016/878 Esas - 2022/263 Karar
DAVA:Cezai Şart, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ:01/09/2016
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09//2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirketin deri ve deri mamulleri üretimi ile satışıyla iştigal ettiğini, müvekkili ile davalı ... AŞ ve onun iştiraki olan diğer davalı şirketlerin yurt dışından getirdiği turist grupları müvekkilinin deri ürünleri mağazalarına alışveriş için getirerek turistlerin alışverişi karşılığında davalı ...ve acentelerine komisyon ödenmesine ilişkin 02/01/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sonrasında tarafların ana sözleşmede değişiklik yapan ve sözleşmelerin süresini uzatan protokollerin imzalandığını; 05/01/2015 tarihli Ek Protokol ile, davalı ... AŞ'nin lehtar olduğu 3.000.000-USD bedelli 3 adet çekin daha avans olarak teslim edildiğini; 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2 ile, daha önce verilmiş çeklere ek olarak 3.000.000-USD bedelli 3 adet çekin daha... AŞ'ye verilmesi karşılığında davalıların İzmir Bölgesine (İzmir, Aydın, ..., Kuşadası) getirdiği turist gruplarının deri ürünleri alışverişi için yalnızca müvekkilinin mağazalarına getirmesi yani münhasırlığın, münhasırlığa aykırılık halinde cezai şart uygulanması, tarafların sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshetmesi halinde cezai şart uygulanması ve yeni komisyon oranlarının ve ana sözleşmenin "30.06.2015 tarihinde karşılıklı anlaşma ile sözleşmeye devam edilip edilmeyeceğine karar verileceğinin" düzenlendiğini; 16/02/2015 tarihli Ek Protokol-3 ile, müvekkilinin toplam 2.000.000-USD bedelli 2 çekin daha teslim edilip komisyon oranlarının yeniden düzenlendiğini; 11/07/2015 tarihli Çek Teslim Tesellüm Tutanağı'nda müvekkilinin 3.000.000-USD bedelli 4 adet çekin daha karşı tarafa teslimi ile sözleşme ve ek protokollerin süresinin 31/12/2015 tarihine kadar devam edeceğinin düzenlendiğini; 13/07/2015 tarihli Ek Protokol-4 ile müvekkilinin 1.300.000-USD bedelli 2 adet çekin daha teslimi ile sözleşme ve ek protokollerin 01/03/2016 tarihine kadar aynı koşullarla devam etmesinin kararlaştırıldığını; son olarak 25/02/2016 tarihli Ek Protokol-5 ile, müvekkili tarafından 6.000.000-USD bedelli 12 adet çekin daha hizmet verilmesi şartına bağlı avans olarak teslimi ile sözleşme ve ek protokollerin süresinin 1 yıl daha yani 01/03/2017 tarihine kadar uzatılmasının düzenlendiğini; son protokolle sözleşmenin 1 yıl daha uzatılmasına güvenen müvekkilinin oldukça yüksek miktarlı yatırımlar yaptığını, buna karşın davalılardan ...'in müvekkiline gönderdiği 28/04/2016 ve 04/05/2016 tarihli ihtarnameleriyle sözleşme ile ek protokollerin haksız şekilde feshedildiğinin bildirildiğini, sonrasında davalılar tarafından müvekkiline müşteri getirilmediğini, müvekkilinin ise, 05/05/2016 ve 10/05/2016 tarihli ihtarlar ile feshin kabul edilmediğini ve ifanın devamının istenildiğini, aksi halde avans olarak verilen çeklerin iadesi, zararların tazmini ve cezai şartların ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, ancak davalıların ifaya devam etmediğini, bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını; davalıların 05/03/2015 tarihinde müvekkiliyle aynı sektörde faaliyet gösteren iki şirketle benzer sözleşme akdettiği, turist gruplarını deri ürünleri alışverişi için o şirketlere götürmeyi taahhüt ettiğinin anlaşıldığını, davalıların aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerle benzer sözleşmeler yaparak avans aldığını, avans almasına rağmen sözleşmesel edimlerini yerine getirmediğini; bu süreçte müvekkilinin maddi ve manevi zararının oluştuğunu;sözleşme ve protokollere göre erken fesih halinde cezai şart ödeneceğinden davalıların 1.000.000-0USD cezai şart ödemesi ve maddi ve manevi zararların karşılanması gerektiğini ileri sürerek, 1.000.000-USD cezai şartın şimdilik 100.000-USD'sinin TCMB'nin fiili ödeme günü kur karşılığının 04/05/2016 ihtar tarihinden itibaren işleyecek döviz tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte; şimdilik 100.000-TL doğrudan veya dolaylı maddi zararın 04/05/2016 ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; şimdilik 100.000-TL kar kaybının 04/05/2016 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; 100.000-TL manevi tazminatın 04/05/2016 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP AÇIKLAMA:Davacı vekili mahkemenin ara kararı üzerine 02/02/2017 tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesindeki 100.000-TL maddi zarar talebinin şimdilik 30.000-TL'sinin inşaat ve dekorasyon maliyetleri, 35.000-TL'sinin personel giderleri nedeniyle uğradığı zarar ve 35.000-TL'sinin ürün stoğu giderleri nedeniyle uğradığı zararlara ilişkin olduğunu ifade etmiştir.
ISLAH:Davacı vekili, 20/04/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, 100.000-USD olan cezai şart talebini artırarak 1.000.000-USD'nin 04/05/2016 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek döviz tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte; toplam 100.000-TL maddi zarar talebi kapsamında, 30.000-TL personel gideri zararı talebini artırarak 166.534,51-TL'nin, 35.000-TL inşaat-dekorasyon gideri zararı talebini artırarak 6.374.683,51-TL'nin, 35.000-TL satılamamış ürün stoğu zararı talebini artırarak 3.879.563,25-TL'nin; 100.000-TL kar kaybı talebini artırarak 4.281.863,80-TL'nin ve dava dilekçesindeki 100.000-TL manevi tazminatın 04/05/2016 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:Davalılar vekili, 02/01/2015 tarihli asıl sözleşmeden sonraki ek protokollerin kapsam ve içeriklerinin ekseriyetle avans çekleriyle ilişkili olduğunu, avans çekleri dışında kalan konularda en kapsamlı değişikliğin 28/01/2015 tarihli ek protokol ve 13/07/2015 tarihli ek protokolde yapıldığını, 28/01/2015 tarihli ek protokolün 6. maddesinde cezai şart öngörüldüğünü, 13/07/2015 tarihli ek protokolde de 01/03/2016 tarihine kadar ek süre düzenlendiğini, 28/01/2015 tarihli ek protokolün 6. maddesindeki cezai şartın açıkça 01/02/2015 ila 31/12/2015 tarihleri arasındaki dönemle sınırlandırıldığını, dolayısıyla 13/07/2015 tarihli ek protokoldeki ek süreyle 28/01/2015 tarihli bu cezai şart için geçerli olan sürelerin uzamadığını, ceza şart belli bir dönemle sınırlandırıldığından açık bir hüküm olmadıkça asıl sözleşmenin süresinin uzamasıyla cezai şart için de yeni bir dönemin belirlenmiş sayılamayacağını, 13/07/2015 tarihli sözleşmedeki asıl ve ek protokollerin yürürlükte olduğuna ilişkin hükmün bu sonucu değiştirmeyeceğinden davacının cezai şart isteyemeyeceğini; davacının iddiasının aksine adı geçen firmayla sözleşmenin 08/11/2013 tarihli olup 05/03/2015 tarihli sözleşmeyle aradaki ilişkinin sona erdirildiğini, 05/03/2015 tarihli sözleşmenin yürürlüğe girmediğini; davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin dayanağı bulunmadığını, 1 yıllığına yapılmış sözleşme için hangi yatırımların yapıldığı, nasıl boşa çıktığının açıklanmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, turizm sektör bilirkişinin raporda açıkladığı üzere, sözleşmenin sadece Malezya ve Tayvan turist grupları için yapılmadığı, diğer ülkeleri de kapsadığı, oysa satış raporlarına bakıldığında Çin operasyonlarının daha fazla olduğu ve bu pazarla ilgili şikayet bulunmadığı, şikayetlerin Malezya ve Tayvan acentalarına yapıldığı, satış ve şikayet rasyosu dikkate alındığında şikayetlerin binde 1 orana dahi ulaşmadığı, sözleşmenin 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 11. maddesi kapsamında müşterilerin iade ettiği ürünlerle ilgili düzenleme yapıldığı,davalının bu hüküm gereğince şikayetlerin çözümü için süre vermesi veya cezai şart uygulanması gerekirken bunun yapmayıp doğrudan feshe gitmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle sözleşme ve ek protokollerin feshinin haksız olduğunun kabul edildiği; feshin haksız olduğu kanaatine varılmakla cezai şartın 28/01/2015 tarihli Ek- Protokol 2'nin 6. maddesinde "Bu sözleşme 01.02.2015-31.12.2015 tarihleri arasında geçerlidir. Bu tarih aralığında taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın feshetmesi halinde sözleşmeyi fesheden taraf, diğerine 1.000.000 -USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiğini, sözleşme süresi diğer ek protokollerle uzatılmasına rağmen bu yeni ek protokollerde cezai şart hükmüne yer verilmediği gibi mevcut cezai şart hükmünün uzatıldığının da kararlaştırılmadığı, fesih 04/05/2016 tarihinde yapıldığından yani cezai şarta ilişkin tarihler içinde yapılmadığından, 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 6. maddesine göre cezai şart isteminin reddi gerektiği; davacının müspet ve menfi zararlarını birlikte talep ettiği, kar kaybı olarak müspet zararını, inşaat ve dekorasyon gideri, personel gideri ile ürün stok gideri olarak menfi zararını istediği, haksız fesih nedeniyle davacı sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi ve süresinden önce feshi nedeniyle kar kaybına ilişkin müspet zararını isteyebileceği, fakat sözleşmenin hiç kurulmaması veya baştan itibaren geçersiz olmasına özgü menfi zararını isteyemeyeceği, zira belli bir süre yürürlükte kalan ve ifa edilen bir sözleşme bulunduğu, buna göre menfi zarar kapsamında inşaat, personel ve ürün stoku için talep edilen tazminatın reddinin gerektiği; müspet zarar kapsamında kar kaybı hesabı yönünden 09/10/2019 tarihli raporda belirtildiği şekilde, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği ve TÜİK verileri karşılaştırılarak 2015-2016 yılı veri tablolarına göre yıllık değişim ortalamasının %37,07 oranında gerçekleştiği, bunun düşümü halinde kar kaybının 4.281.863,80-TL olarak hesaplandığı, ıslah dilekçesinde tabloda 4.281.863,80-TL olarak belirtilmesine rağmen sonuç kısmında fazla talep edildiği sonradan aynı gün içinde ıslah dilekçesinde maddi hatanın düzeltildiği ve buna göre harcın yatırıldığı anlaşıldığından, davacının dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kar kaybı talebinin kabulünün gerektiği; davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bir fiil olmadığı ve manevi tazminatın şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının cezai şart, inşaat, personel ve ürün stoğu giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin reddine; kar kaybına ilişkin maddi tazminat talebinin kabulü ile 4.281.863,80-TL'nin 100.000-TL'sinin 04/03/2016 tarihinden, 4.181.863,80-TL'sinin ise 20/04/2022 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:1- Davacı vekili, taraflar arasındaki 02/01/2015 tarihli ana sözleşmenin esaslı unsurlarının 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2 ile değiştirildiğini, Ek Protokol-2'nin 6. maddesiyle aynen "bu sözleşme 01/02/2015-31/12/2015 tarihleri arasında geçerlidir, bu tarih aralığında taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın feshetmesi halinde sözleşmeyi fesheden taraf diğerine 1.000.000-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde cezai şart düzenlendiğini, daha sonra yine sözleşme süresinin uzatıldığını, takip eden tüm ek protokollerde esas olarak Ek Protokol-2'ye bağlı kalınarak tüm hüküm ile şartlarının aynen geçerli ve yürürlükte olduğunun kabul edildiğini, cezai şarta ilişkin hükümlerin aynen korunduğunu, açıkça Ek Protokol-2 hükümlerine atıfta bulunulduğunu, ana sözleşmede 1 yıl belirlenmiş sözleşme süresinin Ek Protokol-2 ile 01/02/2015 ila 31/12/2015 arası için belirlendiğini, ana sözleşme süresinin azaltılması nedeniyle tarihler yazıldığını, sözleşme süresi yeniden belirleyen ve sözleşme süresi içinde erken fesih halini cezai şarta bağlayan sözleşme maddesinin mahkemece eksik ve hatalı yorumlandığını, sınırlı lafzi yorumla cezai şartın 31/12/2015 tarihine kadar sınırlandırıldığının kabulü nedeniyle, cezai şart talebinin reddinin hatalı olduğunu; davalılarca kötüniyetle sözleşmenin haksız bir şekilde feshedildiğini, fesih sebebi ve fesih tarihi itibariyle müvekkilinin itibarının telafi edilmesi mümkün olmayan şekilde zedelendiğinden manevi tazminat talep şartlarının mevcut olduğunu; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmelere ve sözleşme süresinin uzatılmasına güvenerek, davalıların getireceği turistlere yeterli hizmetin verilebilmesi amacıyla mağazalara ilişkin inşaat, personel istihdamı ve ürün stoğunun artırılması amacıyla harcamalar yaptığını, fakat davalıların sözleşmeyi haksız olarak süresinden önce fesh etmeleri sonucunda belirtilen kalemlerdeki maddi zarar taleplerinin reddinin hatalı olduğunu; davanın belirsiz alacak olarak açılmış olmasına rağmen kısmi dava olarak kabul edilerek 20/04/2022 tarihli talep artırım işleminin ıslah işlemi olarak kabul edilmesinden dolayı, kar kaybı alacağının tamamına 04/03/2016 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının doğru olmadığını; hüküm fıkrasında alacağın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmişse de davalılardan "müteselsilen tahsili" ifadesinin kararda yer almadığını, davalıların müteselsilen sorumlu olduklarında şüphe olmamakla birlikte infazda tereddüt yaşanmaması için bu hususun düzeltilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2-Davalılar vekili, sözleşmenin 4. maddesine göre davacının maksimum müşteri memnuniyeti sağlaması gerektiğini, fakat müvekkillerinin davacının mağazalarına getirdiği turistlere kalitesiz ürün sattığını, ürünleri değiştirmediğini, bu hususların 28/04/2016 tarihli ihtarla bildirilmesine rağmen turistlerin acentelerinden şikayetler gelmeye devam ettiğinden 04/05/2016 tarihli ihtarla sözleşmenin haklı olarak fesh edildiğini, mahkemenin feshin haksız olduğuna ilişkin tespitinin yerinde olmadığını, bu nedenle kar kaybı talebinin de reddi gerektiğini, zaten kar kaybının belirlendiği bilirkişi raporunun fahiş hatalar içerdiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmenin başlangıç tarihi ile 01/03/2017 tarihleri arasının değil fesih tarihli ile 01/03/2017 tarihleri arasının baz alınması gerektiğini, müvekkilinin hesapları dikkate alınmadan kar kaybı hesabının doğru yapılamayacağını, internet sitesinden alınan farazi oranlar yerine müvekkilinin aldığı komisyonların gözetilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin turist getirmediği ülkelerden gelen turistlerin sayıya katılamayacağını, bir kısım olaylar sebebiyle 2015 ve 2016 yıllarında gelen turist sayısında önemli düşüşler olduğunu, turist sayısında %62'lik azalma varken bilirkişilerin mağazanın kar edebileceğini belirttiklerini, fesihten sonra davacının başkalarına da satış yapmaya devam ettiği, başka satışlar yapmamış olsa bu kez 10 ay boyunca çalışmamış olmasından kaynaklanan hakkaniyet indiriminin yapılması gerektiğini, katlanılması gereken elektrik, su, SGK, maaş, gelir vergisi vs. giderlere katlanmadığı gibi KDV'nin tazminattan mahsup edilmediğini ve 2 kez ıslah yapılamayacağından ikinci ıslahın yapılmamış sayılacağını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki sözleşme ek protokollerinin davalılar tarafından haksız fesh edildiğinden bahisle sözleşme gereğince cezai şart, maddi zarar, kar kaybı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı (Mağaza) ile davalı ... AŞ arasındaki 02/01/2015 tarihli sözleşmeyle, davalı turizm şirketlerinin yurtdışından gelecek turist gruplarını davacının deri ürünleri satış mağazalarına alışveriş yapmaları için getirilmeleri ve bunun karşılığında davalılara komisyon ödenmesinin kararlaştırıldığı, 4 maddesinin (A) bendince davacının turist kafilelerinin maksimum memnuniyetini sağlamak için gerek ürün kalitesi gerek kalifiye eleman bulundurmayı ve elemanların kılık kıyafet kişisel bakımlarını Holding'in talepleri doğrultusunda sağlamayı taahhüt ettiği, müşterinin malı iade etmek istemesi durumunda garanti koşulları kapsamında malın iade alınarak ücretin geri verileceğinin düzenlendiği, (B) bendinde davalılar tarafından turistlerin Uzakdoğulu, Portekiz ve Brezilyalı, Koreli ve Japon olmak üzere toplam 100.000 pax (kişi) olmak üzere sözleşme süresince 150.000-200.000 arasında turist getirileceğinin taahhüt edildiği, 5. maddesinde, çeşitli ülkelere göre turist başına Euro ve USD üzerinden ve rehberler için ödeyeceği komisyon oranlarının belirlendiği 28/02/2015 vadeli 1.000.000-USD, 28/03/2015 vadeli 1.000.000-USD ve 28/04/2015 vadeli 1.000.000-USD bedelli toplam 3 adet çekle toplam 3.000.000-USD'nin hak ediş avansı olarak davacı tarafından ödeneceği; 6. maddesinde, sözleşmenin 01/02/2015 tarihinde başlamak üzere 1 yıl süreli olduğu, sona erme tarihine 15 gün kala taraflardan birinin bildirimiyle fesh olunacağı, bulunulmaz ise aynı şartlarla 1 yıl uzayacağı, mutabakat süresinden önce feshedilebileceği, her türlü fesihte mutabakatla kalan avans ve çeklerin iade edileceği; 11. maddesinde, tarafların defter ve kayıtlarının münhasır delil niteliğinde olduğu düzenlenmiştir.05/01/2015 tarihli Ek Protokol'de (bu protokole numara verilmemiş olup ilk yapılan ek protokoldür), davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, 02/01/2015 tarihli sözleşmenin 5. maddesi gereğince sözleşmedeki komisyon oranları dahilinde davalıların hak edeceği komisyonların avansı olarak, keşidecisi davacı lehdarı davalı ... ... AŞ olan, 28/02/2015 vadeli 1.000.000-USD, 28/03/2015 vadeli 1.000.000-USD ve 28/04/2015 vadeli 1.000.000-USD bedelli toplam 3 adet çekle toplam 3.000.000-USD'nin hak ediş avansı olarak davacı tarafından davacı ... AŞ'ye verildiği; bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu düzenlenmiştir.28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin, davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, 2. maddesinde Ek Protokol-1'deki çeklerin teslim edildiği, bunlara ek olarak sözleşmedeki koşullarla davacının 30/05/2015 tarihli 1.500.000-USD bedelli ek avans ödemesi yaptığı, 3. maddesinde 02/01/2015 tarihli sözleşmenin 5. maddesi gereğince sözleşmedeki komisyon oranları dahilinde davalıların hak edeceği komisyonların avansı olarak, keşidecisi davacı lehdarı davalı ... ... AŞ olan, 28/02/2015 vadeli 1.000.000-USD, 28/03/2015 vadeli 1.000.000-USD ve 28/04/2015 vadeli 1.000.000-USD bedelli 3 adet çekle toplam 3.000.000-USD'nin hak ediş avansı olarak davacı tarafından davacı ... AŞ'ye verildiği; bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu; bunun karşılığında davalıların 01/02/2015 tarihinden itibaren İzmir Bölgesine (İzmir, Kuşadası, Aydın, ...) getirdiği turist gruplarının tamamını davacının İzmir Bölgesindeki mağazalarına getireceğini taahhüt ettiği, 4. maddesinde ayrıca davacının davalı ... ... AŞ'ye 30/06/2015 keşide tarihli 1.500.000-USD tutarında çek vermeyi taahhüt ettiği; 5. maddesinde, davalıların 01/02/2015 tarihinden itibaren İzmir Bölgesinde davacı ile tek yetkili olarak çalışacağı, tüm turist gruplarını İzmir bölgesinde deri ürünleri satışı yapılan başka bir işyerine götürdüğünün, deri ürünlerini satan başka işyerinin önünde davalıların otobüslerinin bulunduğunu tespiti halinde, davalıların müştereken ve müteselsilen davacı tarafından ödenen avansları oluşan komisyon tutarları düştükten sonra 3 gün içinde davacıya iade edeceği, ayrıca davalıların ifaya ek cezai şart olarak davacıya 1.000.000-USD cezai şart ödemeyi kabul ettiği, davacının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin saklı olduğu; 6. maddesinde "Bu Sözleşme 01.02.2015-31.12.2015 tarihleri arasında geçerlidir, bu tarih aralığında taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın feshetmesi halinde sözleşmeyi fesheden taraf diğerine 1.000.000.-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu cezai şart tarafların birbirine verdiği çeklerden de tahsil edilir." hükmünün bulunduğu; 7. maddesinde, 02/01/2015 tarihli sözleşmedeki komisyon oranlarının belirtilen şekilde değiştirildiği ve 01/02/2015 tarihinden itibaren bu oranların geçerli olduğu; 11. maddesinde, müşterinin malı iade etmek istemesi durumunda Tüketici Kanunu kapsamında malın iade alınarak ücretin geri verileceğinin düzenlendiği, davacı bunu yerine getirmezse mal bedeli kadar davalıya cezai şart ödeyeceği, bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu ve 02/01/2015 tarihli sözleşme ile 05/01/2015 tarihli ek protokolün yukarıdaki maddeler dışında kalan maddelerinin aynen geçerli ve yürürlükte olduğu düzenlenmiştir.16/02/2015 tarihli Ek Protokol-3'ün, davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, 2. maddesinde keşidecisi davacı lehdarı davalı ... ... AŞ olan, 30/07/2015 vadeli 1.000.000-USD ve 30/08/2015 vadeli 1.000.000-USD bedelli 2 adet çekin teslim edildiği, bir kısım ülkeler için 01/07/2015 tarihinden itibaren turist gruplarının alışverişlerle oluşacak KDV hariç ciro üzerinden hak edeceği komisyon oranlarının yeniden belirlendiği; bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu ve 02/01/2015 tarihli sözleşme ve diğer protokollerin yukarıdaki maddeler dışında kalan maddelerinin aynen geçerli ve yürürlükte olduğu düzenlenmiştir.11/07/2015 tarihli Çek Teslim Tesellüm Tutanağı'nın, davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, 2. maddesinde davacının 06/07/2015 tarihinde 500.000-USD avansı nakit olarak ödediği, keşidecisi davacı lehdarı davalı ... ... AŞ olan, 30/09/2015 vadeli 600.000-USD, 31/10/2015 vadeli 600.000-USD, 30/11/2015 tarihli 600.000-USD ve 31/12/2015 vadeli 700.000-USD bedelli 4 adet çekin teslim edildiği, nakit avansla birlikte toplam 3.000.000-USD avans verildiği; 6. maddesinde, sözleşme ve protokollerin 31/12/2015 itibariyle ihtara gerek olmadan kendiliğinden fesh olunacağının kabul edildiği; bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu ve 02/01/2015 tarihli sözleşme ve diğer protokollerin yukarıdaki maddeler dışında kalan maddelerinin aynen geçerli ve yürürlükte olduğu düzenlenmiştir.13/07/2015 tarihli Ek Protokol-4'ün, davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, 1. maddesinde 16/02/2015 tarihli "Ek Protokol-3" ile belirlenen komisyon oranları ile sözleşmenin 01/03/2016 tarihine kadar devam etmesi hususunda mutabık kalındığı, tarafların 02/01/2015 tarihli sözleşme ve tüm ek protokollerin 01/03/2016 tarihi itibariyle ihtara gerek kalmadan fesh olunacağı; 4. maddesinde keşidecisi davacı lehdarı davalı ... ... AŞ olan, 31/01/2015 vadeli 650.000-USD ve 29/02/2015 vadeli 650.000-USD bedelli 2 adet toplam 1.300.000-USD bedelli çeki avans olarak verildiği; bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu ve 02/01/2015 tarihli sözleşme ve diğer protokollerin yukarıdaki maddeler dışında kalan maddelerinin aynen geçerli ve yürürlükte olduğu kabul edildiği düzenlenmiştir.25/02/2016 tarihli Ek Protokol-5'in, davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, 1. maddesinde sözleşme ve ek protokollerin 1 yıl süre ile uzatılmasıyla 01/03/2017 tarihine kadar devam etmesinde anlaşıldığı, 16/02/2015 tarihli "Ek Protokol-3" ile belirlenen komisyon oranları ile sözleşmenin 01/03/2016 tarihine kadar devam etmesi hususunda mutabık kalındığı, tarafların 02/01/2015 tarihli sözleşme ve tüm ek protokollerin 01/03/2017 tarihi itibariyle ihtara gerek kalmadan sona ereceği; 3. maddesinde davacının 26/02/2016 tarihinde 1.000.000-USD'yi ... AŞ'nin hesabına ödeyeceği, keşidecisi davacı lehdarı davalı ... AŞ olan, 30/03/2015 vadeli 500.000-USD ve 30/04/2015 vadeli 500.000-USD bedelli 2 adet toplam 1.300.000-USD bedelli çeki avans olarak verdiği; 4. maddesinde yukarıdaki 2 çek dışında 30/05/2016 tarihli 500.000-USD, 30/06/2016 tarihli 500.000-USD, 30/07/2016 tarihli 500.000-USD, 30/08/2016 tarihli 500.000-USD, 30/09/2016 tarihli 500.000-USD, 30/10/2016 tarihli 500.000-USD, 30/11/2016 tarihli 500.000-USD, 30/12/2016 tarihli 500.000-USD, 30/01/2017 tarihli 500.000-USD ve 30/02/2017 tarihli 500.000-USD olmak üzere toplam 5.000.000-USD bedelli 10 çeki avans olarak verdiği, bu protokolün 02/01/2015 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu ve 02/01/2015 tarihli sözleşme ve diğer protokollerin yukarıdaki maddeler dışında kalan maddelerinin aynen geçerli ve yürürlükte olduğu kabul edildiği düzenlenmiştir.
Davalı ... AŞ'nin davacıya gönderdiği 28/04/2016 tarihli ihtarda, 17/12/2015, 31/03/2016 ve 04/04/2016 tarihlerinde Tayvan'daki 3 yurtdışı turizm acentesinden davacıdan yapılmış alışverişlerle ilgili eksik sipariş teslimatı olduğu, bir kısım ürünlerin kullanıldıktan sonra zarar gördüğü, renginin solduğu, deforme olduğu, ürünlerin pahalı olmasına rağmen kalitesi konusunda şikayetler alındığının bildirildiği, ekinde bir kısım fotoğrafların da gönderildiği, bir çok sözlü ve yazılı şikayet alındığı, buna göre sözleşmenin 4. maddesindeki davacının turistlerin memnuniyeti ve ürün kalitesi hususundaki taahhütlere aykırılığın giderilmediği, söz konusu olayların tekrar yaşanmamasının sağlanmasını aksi halde satılan kalitesiz ürünlerden dolayı kendilerine gelecek zararın yansıtılacağı ve acentelerden tekrar şikayet gelirse sözleşmenin fesh olunacağını ihtar edilmiştir.Davacının davalı ... AŞ'ye gönderdiği 05/05/2016 tarihli cevabi ihtarda, gönderilmiş ihtarın ekindeki yazıların kim tarafından gönderildiğinin ve somut olarak hangi ürünün şikayet edildiğinin anlaşılamadığı, ürünlerin kalitesiz olduğu iddiasının kabul edilmediği, ilgili e-posta adresine Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde tadilat veya iade işlemleri başvurusunun belgeleriyle birlikte iletilmesi gerektiğini, ihtarda belirtilen hususun fesih hakkı vermediği, zira 28.01.2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 11. maddesinde iletilen iade taleplerinin gereğinin yerine getirilmemesi halinde cezai şart uygulanacağının düzenlendiği, bu nedenle ihtarın içeriğinin kabul edilmediğini, yüksek avanslar alınmış bir dönemde bahane üreterek yapılan fesih uyarısının anlaşılamadığını, sözleşmeye uygun hareket edilmesinin istenildiği, haksız fesih halinde ve haksız ithamlarla itibarsızlaştırmadan dolayı cezai şart, maddi ve manevi tazminatların isteneceği ihtar edilmiştir.Davalı ... AŞ davacıya gönderdiği 04/05/2016 tarihli ihtarda, 28/04/2016 tarihli ihtara atıf yapılarak, ekteki 27/04/2016 ve 29/04/2016 tarihlerinde Malezya'daki 2 turizm acentesinden davacıdan yapılmış alışverişlerle ilgili ürün kalitesi ve mağaza personelinin sunduğu hizmet hakkında çok sayıda şikayet alındığından bir Malezya firmasının Türkiye'de bir daha Davacının deri mağazasından yararlanmayacağını ve diğer firmanın da mağazanın değiştirilmesini istediğini, bir çok kere sözlü ve yazılı bildirime rağmen sözleşmenin 4. maddesindeki turistlerin memnuniyeti ve ürün kalitesi hususundaki taahhütlere aykırılığın giderilmediğini, sözleşme ve ek protokollerin tek taraflı olarak fesh edildiğini bildirmiştir.Davacı, davalı ... AŞ ve ... AŞ'ye gönderdiği 10/05/2016 tarihli cevabi ihtarda, sözleşme ile protokollerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirildiğini, ihtarda dayanılan 27/04/2306 ve 29/04/2016 tarihli yazıların müvekkiline 28/04/2016 tarihli ihtarın tebliğinden öncesine ait olduğunu, müşteri talepleri hakkında Ek Protokol-2'nin 11. maddesinin düzenlendiğini ve bu nedenle fesih yapılamayacağını, sözleşmelere güvenerek 250'den fazla personel istihdam edildiğini, yeni mağazalar için 8.000.000-USD'den fazla masraf yapıldığını, ürün stoğu için 20.000.000-USD üzerinde ürün yatırımı yapıldığını, avans verilen çekler için davalıların gerekli hizmetin vermediğini, sözleşmelerin süresinin 2 ay önce 1 yıl için uzatıldığını, gerçeğe aykırı beyanlarla haksız feshin kabul edilmediğini, yükümlülüklerin devamının gerektiğini, aksi halde toplam 5.000.000-USD bedelli 10 adet çekin 3 gün içinde iadesi ile 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 6. maddesinde düzenlendiği üzere sözleşmenin erken feshi nedeniyle 1.000.000-USD cezai şartın derhal ödenmesini, sözleşmenin ifa edilmemesi veya 10 adet çekin iade edilmeyerek ve 1.000.000-USD cezai şart ödenmemesi halinde aksi halde davalı... AŞ'nin davacıya verdiği çeklerin bankaya ibraz edileceği, ayrıca 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 5. maddesinde İzmir Bölgesi'nde deri ürünleri satışı yapan başka bir firmaya müşteri götürülemeyeceği kabul edildiğinden aynı hükme göre 1.000.000-USD cezai şartın ödenmesini ve haksız fesih sebebiyle cezai şart, maddi-manevi tazminat ve kar kaybı ile tüm zararları ileteceğini ihtar etmiştir.Yargılama aşamasında dinlenilmiş davacı tanığı ...'un beyanında, davacı şirkette çalıştığını, bir yıl içinde ...'taki mağazayı 125.000 kişinin ziyaret ettiğini, 25.000 ceket sattıklarını, mağazayı 800 m2'den 2.500 m2'ye çıkardıklarını, İstanbul'da 10 katlı 7.500 m2 mağaza açıldığını, piyasanın %80'inine davalıların hakim olduğunu, yatırımların diğer acenteler tarafından değerlendirilemediğini, müşteriler için stok yapıldığını, yeni personeller aldıklarını ve fesih nedeniyle zarar edildiğini; diğer davacı tanığı ... beyanında, diğer tanıkla benzer ifadelerde bulunarak 15 aylık süreçte yoğun müşteri şikayeti olmadığını, davalıların şikayetlerini sonuçlandırmadan sözleşmenin fesh edildiğini, keyfi iadeleri kabul ettiklerini; davalı tanığı ..., davalı ...Şti.'de çalıştığını, Çin'den gelen turistlerden mükerrer para çekimleri olduğunu, davacının işlem yaptığını beyan etmesine rağmen iade yapılmadığını, 25/10/2015'tarihinde 11.180-TL mükerrer çekim meselesi halledilemediğinden Çin'den bir acentenin kaybedildiğini ve müşterilerin ürün kalitesinden şikayet ettiğini söylemiştir.28/11/2018 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda, şikayetlerin Malezya ve Tayvan acentelerinden geldiği, diğer ülkelerden şikayet bildirilmediği, yapılan satış ve alınan şikayet oranının binde 1'ine ulaşmadığı, ayrıca sözleşmede davacının yükümlükleri arasında garanti koşulları kapsamında malın iade alınarak ücretin geri verileceğinin düzenlendiği, koşulsuz iade hakkına rağmen bunun kullanılmayarak feshin tercih edildiği, davalıların pazar payının %85 olduğu, dolayısıyla davacının yatırımlarının (mağaza, personel ve stok) yerinde olduğu; 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 6. maddesindeki cezai şartın 01/02/2015-31/12/2015 arasında geçerli olduğu, bu husus kabul edilirse feshin 04/05/2016'da yapıldığından istenemeyeceği, sözleşmede açık hüküm olmadığından hem cezai şart hem de uğranılan zararın istenemeyeceği, cezai şart istenemeyeceği sonucuna varılırsa zarar tazmini istenebileceği, sözleşme ileriye etkili sona erdiğinden davacının müspet zararını talep edebileceği, kar kaybının müspet zarar olduğu; davalı ... Şti.'nin ticari defterlerinin incelenmesinde, 2016 yılında davacıdan 195.526,25-TL alacaklı olduğu; davacının defterlerinin incelenmesinde, 2016 yılında davalıdan 73.622,35-TL alacaklı olduğu; talepleri bakımından davacının defterlerinin incelenmesinde, 2016 yılında 50 kişiye toplam 166.534,51-TL kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı; 2015-2016 dönemine ait gelir tablolarına göre İzmir Bölgesinin 2015 yılında satışının 39.160.588,55-TL, brüt satış karının 32.941.676,85-TL, faaliyet karının 17.643.635,93-TL, net karının 10.264.981,18-TL olduğu, 2016 yılında satışının 6.717.748,09-TL brüt satış karının 5.144,865,87-TL, faaliyet karının 568,722,53-TL, zararının (-) 1.442.123,75-TL olduğu, buna göre İzmir Bölgesinde sözleşmenin feshi sonucunda ciro kaybı dolayısıyla 2015 yılına göre 11.707.104,93-TL kar kaybı olduğunun görüldüğü, sözleşmedeki komisyonların taraflar arasında faturalaşmayla ödendiği, davacının hesaplarının ve davalının davacıya kestiği faturaların incelenmesinde 2015 yılındaki İzmir Bölgesinin 39.160.588,55-TL cirosu karşılığında 16.401.006,94-TL komisyon faturası tanzim edildiği (%41,88), 2016 yılında 6.717.748,09-TL cirosunun karşılığında 922.809,45-TL komisyon faturası tanzim edildiği (%13,74) görüldüğü; davacının İzmir Bölgesinde fesih sonrasında 2016 yılında 11.707.104,93-TL kar kaybı olduğu, bu tutardan sözleşme gereği davalıya ödenmesi gereken komisyon tutarı 2015 yılında ödenen komisyon yüzdesi (%41,88) üzerinden 4.902.935,54-TL düşülerek davacının zararının (kar kaybının) 6.804,169,39-TL olacağı; mağazaların inşaat ve dekorasyon maliyetleri bakımından, 2015-2016 yıllarında İzmir Çamlık ve İstanbul Sahil yatırım harcamaları için toplam 6.374.683,51-TL=2.261.095,24-USD harcadığının anlaşıldığı; ürün stoğu giderleri bakımından, ... mağaza ve... Mağaza ticari mallar hesaplarında 31/12/2016 itibariyle stok hesabı toplamının 3.897.563,25-TL=1.102.399,19-USD (31/12/2016 kur) olduğu tespit edilmiştir.Tarafların itirazları üzerine alınan 09/10/2019 tarihli 1. ek raporda, ticari defterlerdeki yatırım tutarının belirtildiği, heyette deri uzmanı bilirkişi olmadığından stok değerlendirmesinin defterlere göre yapıldığı; davalılar vekilinin davaya konu tarihlerdeki bir kısım olaylar sebebiyle gelen turist sayısının azalmasına ilişkin itirazı kapsamında, davalılar vekilinin dilekçesinde müvekkillerinin Türkiye'ye 2015 yılında 178.424 ve 2016 yılında 67.786 turist getirdiğini beyan ettiği, fakat bu sayıların bilirkişi heyeti tarafından teyit edilmediği, düşüş oranının %62,01 olduğu, bu veriler kabul edilirse 6.804.169,39-TL kar kaybından %62,01 oranında düşüm yapılması halinde hesaplanmış kar kaybının 2.584.903,95-TL; bilirkişi heyeti tarafından ... Derneği internet sitesinden alınmış istatistiklerde Türkiye'ye 2015 yılında 36.244.632 kişi, 2016 yılında 25.352.213 turist geldiği, 2015-2016 yılları arasında düşüşün yüzde 30 olduğu, bu veri kabul edilirse 6.804.169,39-TL kar kaybından %30 oranında düşüm yapılması halinde hesaplanmış kar kaybının 4.762.918,57-TL; TÜİK'in 2015-2016 yılı turizm gelirleri tablosuna göre yıllık değişim oranın %37,07 olduğu, bu veri kabul edilirse 6.804.169,39-TL kar kaybından %37,07 oranında düşüm yapılması halinde hesaplanmış kar kaybının 4.281.863,80-TL olduğu görüşü bildirilmiştir.Tarafların itirazları üzerine alınmış 19/10/2020 tarihli 2. ek raporda, bilirkişi heyetine tekstil ve inşaat mühendisinin de eklendiği, davacıda şikayete konu ürünlerin bulunmadığı, davalıların şikayetlerle ilgili dosyaya sunduğu fotoğrafların inceleme için yeterli olmadığı; inşaat bilirkişinin 10 katlı mağazanın proje ve teknik şartnamesi olmadığından masraf incelemesi yapamadığı belirtilmiştir.Davacının Çamlık, .../İzmir'deki deri stokları ve yatırım harcamalarının defterlerle uyumlu olup olmadığı hususunda talimatla ...'den alınmış inşaat mühendisi, tekstil mühendisi ve mali müşavir bilirkişi heyet raporunda, mağazadaki ürünlerin görüldüğü; 11, 28 ve 29 parsellerin olduğu, 11 parseldeki binada tadilat yapıldığı mağazanın uygun şekilde dekore edildiği, 28 parseldeki taşınmazın 1 ticari bölüm olarak alındığı, 29 parselde yeni mağaza binası yapıldığı, yeni bina ve restorasyon çalışmalarının 2015 ve 2016 yılında devam ettiği, 2015 yılı inşaat giderlerinin 792.158,47-TL ve 2016 yılı inşaat giderlerinin 584.443,81-TL olduğu, kayıtlara yansıtıldığı ve inşaat malzemelerine ilişkin faturaların bu inşaatlarda kullanıldığı saptanmıştır.Eldeki davada davacı ile davalı ... AŞ arasında 02/01/2015 tarihli 01/02/2015'ten itibaren 1 yıl süreli sözleşme imzalandığı,11/07/2015 tarihli "Çek Teslim Tesellüm Tutanağı" başlıklı belgede ihtara gerek kalmadan sözleşme protokollerin 31/12/2015 tarihinde sona ereceği; 13/07/2015 tarihli Ek Protokol-4'te, ihtara gerek kalmadan sözleşme protokollerin 01/03/2016 tarihinde sona ereceği ve 25/02/2016 tarihli Ek Protokol-5'te, davacı ile davalı ... AŞ ve grup şirketleri olan diğer davalılar arasında imzalandığı, ihtara gerek kalmadan sözleşme ve protokollerin 01/03/2017 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmıştır.Davalı ... AŞ, davacıya gönderdiği 28/04/2016 tarihli ihtarla bir kısım yurtdışı acentelerinden müşterilerin ürünlerle ilgili şikayetlerinin iletildiği, sözleşmede müşteri memnuniyeti ve ürün kalitesinin taahhüt edildiği, başka şikayet alınması halinde sözleşme ile protokollerin fesh edileceğinin bildirilmiştir.Davacı bu protokole 05/05/2016 tarihli cevabi ihtarını göndermeden önce, aynı davalı davacıya gönderdiği 04/05/2016 tarihli ihtarla 27/04/2016 ve 29/04/2016 tarihli iki yurtdışı acentesinden yine müşteri şikayeti geldiğini belirterek, davacının sözleşmeye uymadığından bahisle sözleşme ve eki olan protokolleri fesh ettiğini belirtmiştir. Davacı ise 05/05/2016 tarihli cevabi ihtarıyla 28/04/2016 tarihli ilk ihtara itirazlarını bildirmiştir. Davacı yine davalının 04/05/2016 tarihli feshi bildirdiği ihtarına karşı gönderdiği 10/05/2016 tarihli ihtarıyla, feshin haksız olduğunu ve kabul edilmediğini, sözleşmenin ifasının devamını istediğini, fakat ifaya devam edilmezse davaya konu ettiği 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 6. maddesindeki erken fesih nedeniyle 1.000.000-USD cezai şartın ödenmesini, diğer taleplerle birlikte tüm maddi ve manevi zararların isteneceği bildirilmiştir Davalı da 17/05/2016 tarihli cevabi ihtarla, feshin haklı olduğunu ve taleplerin kabul edilmediğini ifade etmiştir. Buna göre taraflar arasındaki uzatma ile 01/03/2017 tarihinde sona erecek olan sözleşme ve eki protokoller, davalı ...'in 04/05/2016 tarihli ihtarıyla fesh edilmiştir. Fesihten sonra davalı şirketler tarafından, davacının dükkanlarına turist getirilmediği yani sözleşmenin ifa edilmediği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacının davadaki taleplerinin irdelenmesinden önce davalı tarafın sözleşme ve ek protokolleri feshinin haklı olup olmadığı belirlenmelidir. Davalı, 28/04/2016 tarihli ihtarında 3 yurtdışı acentesinden aldığı şikayetleri bildirerek, bir daha şikayet gelirse fesih ihtarında bulunmuş, 04/05/2016 tarihli ihtarında da iki acenteden yeni şikayetlerin geldiğini ve feshi bildirmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. ve Ek Protokol-2'nin 11. maddesinde, müşterinin malı iade etmek istemesi durumunda garanti koşulları ve Tüketici Kanunu kapsamında malın iade alınarak ücretin geri verileceğinin düzenlendiği, yine söz konusu 11. maddede, davacı bunu yerine getirmezse mal bedeli kadar cezai şart ödeyeceği kabul edilmiştir. Davalı fesih ihbarına dayanak gösterdiği yurtdışı acentelerinden e-posta ile gelen acente şikayetlerini ve ekindeki ürünlere ait olduğu belirtilen fotoğrafları sunmuştur. Fakat söz konusu sözleşme ve ek protokol hükümleri uyarınca, ürünlerle birlikte davacıya iade için başvurulmamış olup, taraflar arasında ki ticari ilişkinin hacmi ve satış adedi gözetildiğinde çok düşük oranda olan şikayetlerdeki davacıya yüklenebilecek ayıp objektif olarak da ortaya konulamamıştır.Kaldı ki 28/04/2016 tarihli ihtardan sonra, davacı o ihtara cevap vermeden veya iddiaları değerlendirme imkanı dahi verilmeden davalı 04/05/2016 tarihinde fesih yoluna gitmiştir. Bu nedenlerle, mahkemece davalı tarafın fesih işleminin haksız olduğu yönündeki mahkemece feshin haksız olduğuna ilişkin tesbit yerinde bulunmuştur.Bu tespite göre davacının taleplerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı, ıslah dilekçesiyle birlikte, cezai şart, maddi zarar (personel giderleri, inşaat-dekorasyon ve satılamamış ürün stokları), kar kaybı ve manevi tazminat olmak üzere toplam 4 talepte bulunmuştur.Davacının 1. talebi 28/01/2015 tarihli Ek Protokol-2'nin 6. maddesi uyarınca 1.000.000-USD cezai şartın (ceza koşulu) tahsilidir. Söz konusu hükümde, sözleşmenin 01/02/2015-31/12/2015 tarihleri arasında geçerli olduğu, bu tarih aralığında sözleşmeyi haksız olarak fesh eden tarafın diğerine 1.000.000-USD cezai şart ödemeyi kabul ettiği düzenlenmiştir. TBK'nın cezai şartı düzenleyen 179/1. maddesinde, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre taraflar arasındaki sözleşme sonraki ek protokollerle 01/03/2017 tarihine kadar uzatılmış ve davalı taraf sözleşme ile ek protokolleri fesh etmiştir. Ancak yukarıda belirtilen cezai şarta ilişkin Ek Protokol-2'nin 6. maddesindeki hüküm müteakip ek protokollerde güncellenmemiş, yani değiştirilmemiştir.Bu nedenle 04/05/2016 fesih tarihini kapsayan, davalının haksız feshi nedeniyle cezai şart istenebileceği yönünde bir sözleşme şartı olmadığından, davacının cezai şart isteminin reddi yerindedir. Davacı sözleşme süresi uzatıldığı için doğrudan o hükmün de yeni süreyi kapsayacağını iddia etmiş ise de, sınırlı süreli kararlaştırılan cezai şartın sözleşmede düzenlenmesi gerektiğinden, bu istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı 2. talebi olarak fesihten dolayı uğradığı maddi zarar kapsamında, ıslah dilekçesiyle nihai olarak 166.534,51-TL personel gideri, 6.374.683,51-TL inşaat-dekorasyon ve 3.879.563,25-TL ürün stoğu zararı talep etmiştir.Davacı davalılarla arasındaki sözleşmeye güvenerek yeni personel alımı yaptığını, fakat sözleşme sona erince bir kısmının işten çıkarılarak tazminat ödendiğini, mağazaların sözleşmeye göre hizmet verebilmesi yeniden inşa veya tadil edilerek dekore edildiğini ve talebe cevap verebilmek için stok oluşturulduğunu iddia etmektedir.Fakat yukarıda taraflar arasındaki sözleşme ilk olarak 01/02/2015-01/02/2016 arasında geçerli olacağı, sonrasında 31/12/2015'te biteceği yani sona erme tarihinin öne çekildiği, akabinde 01/03/2016'da ve en son olarak da 25/02/2016 tarihli protokolle 01/03/2017 tarihinde sona ereceği kabul edilmiştir. Buna göre sözleşmenin uzun sayılamayacak 1 yıllık süre için yapıldığı, önce 1 ay kısaltıldığı, sonrasında 2 ay uzatıldığı ve 1 yıl daha uzatıldığı son uzatma dönemi içinde sona erme tarihine yaklaşık 10 ay kala davalı tarafça fesh edilmiştir. Dosyadaki bilgilere göre davacı şirket, deri ürünleri imalatı ve satışı işi yapmakta olup, bu işi yapmaya davalı ile arasındaki sözleşmeyle yapmaya başlamamıştır. Sözleşme sona erince de bu faaliyetini bitirmemiştir.Dolayısıyla davacının 1 yıllık süresi önce kısaltılan ve sonrasında uzun kabul edilemeyecek sürelerle uzatılan sözleşmeye göre, söz konusu harcamaları yaptığı iddia edilmekte ise de bu harcamaların tamamı sadece davalı taraf ile yapılacak işe özgü harcamalar değildir.Her koşulda kullanılabilecek ve uhdesindeki ürün stoğunun oluşturulması, ürünleri pazarlayan çalışanların istihdamı ve oluşturulan mağazalar nedeniyle davacı zarara uğradığını ileri süremeyecektir. Bu kalemlere ilişkin talebin reddi de yerindedir.Davacının 3. talebi 4.281.863,80-TL kar kaybının tahsili istemi mahkemece kabul edilerek, 100.000-TL'sinin 04/03/2016 ve kalan 4.181.863,80-TL'sinin de 20/04/2022 ıslah tarihinden avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Davalı taraf 01/03/2017 tarihinde sona erecek sözleşmeyi, 04/05/2016 tarihli fesih ihbarla yaklaşık 10 ay önce fesh etmiştir.Davacı fesihten sonra hesapları uyarınca zarar ettiğinden, aynı şartlarda davalıyla yaptığı bir anlaşmayı yapamadığı anlaşıldığından, davacının haksız fesih sebebiyle sözleşmenin sona ermesi gereken tarihe kadar uğradığı kar kaybını davalılardan talep edebilecektir. Kabul edilen hesaplamada 01/03/2017'ye kadar değil, 31/12/2016 tarihi baz alınmış olup, bu husus davacı tarafından istinaf edilmediğinden dikkate alınmamıştır. Bilirkişi heyetinin kök raporunda davacının 2015-2016 dönemine ait gelir tablolarına göre 2015 yılında net karının 10.264.981,18-TL olduğu, 2016 yılında satışının 6.717.748,09-TL brüt satış karının 5.144,865,87-TL, faaliyet karının 568,722,53-TL, zararının (-) 1.442.123,75-TL olduğu, buna göre sözleşmenin feshi sonucunda ciro kaybı dolayısıyla 2015 yılına göre (10.264.981,18 kar+1.442.123,75 zarar=) 11.707.104,93-TL kar kaybı olduğu, sözleşmedeki komisyonların ödendiği faturaların incelenmesinde 2015 yılı 39.160.588,55-TL cirosu karşılığında 16.401.006,94-TL komisyon faturası tanzim edildiği (%41,88), 2016 yılı 6.717.748,09-TL ciro karşılığında 922.809,45-TL komisyon faturası tanzim edildiği (%13,74); fesih sonrasında 2016 yılında 11.707.104,93-TL kar kaybı olduğu, bu tutardan sözleşme gereği davalıya ödenmesi gereken komisyon tutarı 2015 yılında ödenen komisyon yüzdesi (%41,88) üzerinden 4.902.935,54-TL düşülerek davacının zararının (kar kaybının) 6.804,169,39-TL olacağı; 1. ek raporda da, 2015 yılına göre 2016 yılındaki turist sayısının ve turizm gelirlerinin azalma oranına göre üç farklı hesaplama yapılmıştır. 1. hesaplama davalıların 2015 yılına göre 2016 yılında getirdiği turist sayısında azalma iddiasına ilişkin %62,01 oranı uyarınca 6.804.169,39-TL kar kaybı üzerinde 2.584.903,95-TL; 2. hesaplama bilirkişilerin ... Derneği internet sitesindeki 2015 yılına göre 2016 yılında Türkiye'ye gelen turist sayısındaki %30 oranı uyarınca 6.804.169,39-TL kar kaybı üzerinde 4.762.918,57-TL; mahkemece kabul edilmiş 3. hesaplama bilirkişilerin TÜİK'in 2015 yılına göre 2016 yılında Türkiye'deki turizm gelirlerindeki %37,07 oranında ki azalma nedeniyle hesaplanan 6.804.169,39-TL kar kaybı üzerinden bu oranda indirim yapılarak 4.281.863,80-TL şeklindedir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde davalı, davacının mağazalarına yılda 150.000-200.000 arası turist getirmeyi taahhüt etmiştir. Davalılar vekili itirazlarında, fesih ile 01/03/2017 tarihi arasının dikkate alınması gerektiğini, giderlerin düşülmediğini, müvekkillerinin davacıdan sonra çalıştığı mağazalara ilişkin rakamların veya müvekkillerinin turist sayılarının ya da 3. hesaplama kapsamında müvekkillerinin turist getirdiği ülkelerdeki oranların dikkate alınması gerektiğini ve ayrıca 2016 yılında meydana gelen bir kısım olaylar sebebiyle gelen turist sayısının azaldığını savunmaktadır. Fakat davalılar yaklaşık 5,5 yıl süren ilk derece yargılaması veya istinaf aşamasında, davacıyla sözleşmenin feshinden sonra çalıştığı diğer şirketlerle aralarındaki işlere ilişkin bilgileri sunmamıştır.Ayrıca davalılar vekilinin bilirkişi kök raporundaki 2015-2016 yılları arasında getirdiği turist sayıları denetlenemediğinden dikkate alınamayacaktır. Mahkemece kabul edilmiş 4.281.863,80-TL hesabında TÜİK'in resmi verileri kullanılmış olup, ülke-bölgelere göre 2015-2016 yılındaki ortalama gelir düşüş oranı %37,07 bildirilmiştir.Davalılar vekilinin itirazında belirttiği gibi davalıların davacının mağazalarına getirdiği turistlerin ülkeleri gözetildiğinde (Amerika Ülkeleri %36,28+Diğer Ülkeler-Malezya, Singapur, Endonezya vs. %34,39+Doğu Asya Ülkeleri Çin, Hong Kong, Japonya, Kore, Tayvan vs. %39,82+Fransa %28,78) ortalama gelir azalma oranı %35,31'dir. Bu oran dikkate alınan orana göre kararı bu bakımdan istinaf eden davalıların aleyhine olduğu için dikkate alınamayacaktır. Bu nedenlerle, dosyadaki denetlenebilir bilgiler uyarınca mahkemece kabul edilmiş 4.281.863,80-TL kar kaybı tutarının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu hesaplamada davalıların dayandığı 2016 yılında turist sayısındaki azalmaya sebep olaylar da, gelirdeki düşüş oranı itibariyle dikkate alınmış olup, davalılar vekilinin kar kaybına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve yargılamada yapılacak incelemeyle belirsiz olan kar kaybı tutarı belirlendiğinde talep artırılmak üzere, şimdilik 100.000-TL'nin 04/05/2016 fesih tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsilini istemiştir. Davacı 20/04/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesindeki 100.000-TL olan talep miktarını toplam 4.821.863,80-TL'ye artırdıklarını belirterek, bu miktarın 04/05/2016 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Ancak davacı vekili, davanın belirsiz alacak olarak açılmış olmasına rağmen kısmi dava olduğundan 20/04/2022 tarihli talep artırımının ıslah olarak kabul edilmesinden dolayı, kar kaybı alacağının tamamına 04/03/2016 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının doğru olmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay HGK'nın 2021/(15)6-192 E., 2023/157 K. sayılı ve 01/03/2023 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, "... Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir.... Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmi alacak davası olarak açıldığını belirtmediği gibi "sonuç ve istem" kısmında " fazlaya dair haklarımız, ıslah ve dava değerinin belirlenmesi akabinde harcın tamamlanması hakkımız saklı kalmak kaydıyla" itirazına konu kar kaybı için "fazlaya dair haklarımız ile belirsiz olan zararların belirlenmesi ile harcın artırılması ve ıslah haklarımız saklı kalmak kaydıyla ... şimdilik 100.000-TL'nin" tahsilini talep etmiştir.Görüldüğü üzere davacı vekili dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair herhangi bir beyanda bulunmada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talepte bulunmuştur. Bu nedenle mahkemece açılan kısmi davada , 4.281.863,80-TL kar kaybının 100.000-TL'sinin 04/03/2016 tarihinden, 4.181.863,80-TL'sinin ise 20/04/2022 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle tahsiline karar verilmesi yerindedir. Ne var ki, davalı şirketler, diğer davalı ... ... AŞ'nin grup şirketleri olup, sözleşme ve protokoller kapsamında davacıya karşı birlikte borç altına girdiklerinden, müteselsilen tahsil kararı verilmelidir. Kabul edilen kar kaybı alacağı için hükümde müteselsil kaydı konulmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmuştur.Davalılar vekili, davacı tarafın aynı gün içinde iki ıslah dilekçesi verdiği itirazında bulunmuş ise de, saat 11:31'de sunulan ilk dilekçede maddi hata bulunduğundan, saat 14:14'te 2. dilekçenin verildiği anlaşıldığından, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni kabul edilmemiştir.Öte yandan davacı dava dilekçesinde, fesih ihbar tarihi olan 04/05/2016 tarihinden itibaren faiz istemiştir. Bu tarihte davalıların temerrüde düştüğüne dair bilgi yok ise de, davalılar vekilinin bu yönde açık istinafı yoktur. Ancak faizin başlangıç tarihi 04/05/2016 olmasına rağmen, mahkemece talebi aşan şekilde hüküm fıkrasına 04/03/2016 yazılması doğru olmadığından, bu husus resen dikkate alınarak kararın bu yönden davalı lehine düzeltilmesi gerekmiştir.Davacının 5. talebi 100.000-TL manevi tazminata ilişkindir. Manevi tazminat talebinde bulunabilmek için, hukuka aykırı bir fiil neticesinde kişilik hakları ihlal edilen kişinin bu fiilden dolayı manevi bir zarara uğraması ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir.Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın (alacaklının) kişilik haklarını ihlal ederek manevi zarara yol açmış olması gerekir. Ancak her borca aykırılık da kişilik haklarını zedelemez. Haksız fesih nedeniyle malvarlığı zarara uğrayan davacının kişilik haklarının ihlal edildiği de kabul edilemeyeceğinden, manevi tazminat isteminin reddi yerindedir. Açıklanan nedenlerle ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre yapılmış inceleme sonucunda, 4.281.863,80-TL kar kaybı alacağının 100.000-TL'sinin 04/05/2016 tarihinden, 4.181.863,80-TL'sinin ise 20/04/2022 ıslah tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, "04/05/2016" tarihi yerine "04/03/2016" tarihinin yazılması ve "müteselsilen" ibaresinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek davanın kar kaybı bakımından kabulüne,fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2022 Tarih 2016/878 Esas - 2022/263 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davacının cezai şart; inşaat, personel ve ürün stoğu giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin reddine,Davacının kar kaybı talebinin kabulü ile 4.281.863,80-TL'nin 100.000-TL'sinin 04/05/2016 tarihinden,4.181.863,80-TL'sinin ise 20/04/2022 ıslah tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 292.494,12-TL harcın 10.173,07-TL peşin ve 475.004,60-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 485.177,67-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 192.683,55-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yatırılan 292.523,32-TL peşin harçların davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 12.600-TL bilirkişi ücreti ve 914,25-TL posta masrafı olmak üzere toplam 13.514,25-TL yargı giderinin davanın kabulü oranda hesaplanan 2.054,29-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalılar tarafından yapılan 3.400-TL bilirkişi ücreti ve 150-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.550-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 3.010,37-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına,Kar kaybı tazminatı yönünden 131.443,64-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Reddedilen maddi tazminat (inşaat, personel ve ürün stoğu giderleri) yönünden 131.443,64-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Reddedilen cezai şart yönünden 223.283,70-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Manevi tazminat yönünden 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,"Davacı ve davalılar tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 80,70-TL, davalılar 74.011,23-TL) karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yapılan 192,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 165-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalılar tarafından yapılan 58,50-TL istinaf yargı giderinin 10-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/09/2026