Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/703 E. 2026/1483 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/703
Karar No
2026/1483
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/703

KARAR NO:2026/1483

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :16/11/2021

NUMARASI:2019/324 Esas - 2021/749 Karar

DAVA:Maddi Tazminat

DAVA TARİHİ:10/06/2019

İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; taraflar arasında uzun yıllara dayanan ve süreklilik arz eden bir ticari ilişki bulunduğunu, davalının bu ilişki kapsamında müvekkiline pazarlama desteği sağladığını, ancak davalının 30/10/2018 tarihinde ticari ilişkiyi tek taraflı olarak sona erdirdiğini ve bu tarihten sonra pazarlama desteğini kestiğini ileri sürmüştür.Bu nedenle müvekkilinin ciro kaybı ve mahrum kalınan destek bedeli yönünden zarara uğradığını, davalının eyleminin dürüstlük kuralına ve taraflar arasında oluşan teamüle aykırı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; taraflar arasında pazarlama desteği vermeyi veya benzeri bir edimi üstlenmeyi öngören yazılı bir çerçeve sözleşme ya da bağlayıcı bir teamül bulunmadığını, ilişkinin münhasır (exclusive) nitelikte olmadığını savunmuştur.Ticari ilişkinin, davacının kusurlu ve haksız eylemleri sonucunda 30/10/2018 tarihinde haklı sebebe dayalı olarak sona erdirildiğini, ilişki sona erdikten sonraki döneme (2019 yılına) ilişkin tazminat talebinin dayanaksız olduğunu, ayrıca davacının son yıllarda alım hacmini önemli ölçüde azalttığını, iddia edilen zararın somut biçimde ispatlanamadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; hükme esas alınan rapora göre davacının 2014-2019 yıllarına ait usulüne uygun defterlere göre davacının kendi kayıtlarına göre 2018 yılı sonu itibarıyla davalıya 91.684,52-TL borçlu olduğu, 2019 yılında ise davalı adına KDV dahil 1.224.075,58-TL tutarında işlem kaydının bulunduğu, davacının 17/08/2018 tarihi itibarıyla davalıdan mal almayı açıkça durdurduğu, davalıdan mal almayacağını sektöre duyurarak bu açıklama ve eylemleriyle taraflar arasındaki güven ortamının sarsılmasına sebebiyet verdiği, bu davranışlar üzerine davalının 30/10/2018 tarihinde sözleşmeyi feshetmesinin haklı sebebe dayandığı, pazarlama desteği yönünden de; pazarlama desteğinin taraflar arasındaki mutabakata dayalı olarak davalı tarafça yapılan bir ödeme olduğu, davalının 11/01/2018 tarihinde bu desteği artık sunmayacağı yönündeki iradesini karşı tarafa ulaştırdığı, davacının bu duruma itiraz etmeyerek ilişkiyi değişen koşullara uygun biçimde sürdürdüğü davalıyı davacıya pazarlama desteği verme veya başkaca bir yükümlülük altına sokan herhangi bir çerçeve sözleşme veya teamül bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, taraflar arasındaki uzun süreli ve süreklilik arz eden ticari ilişkinin, yazılı sözleşme bulunmasa dahi tarafları bağlayan bir teamül oluşturduğunu, mahkemenin bu olguyu değerlendirmeksizin yalnızca yazılı sözleşme yokluğuna dayanmasının hatalı olduğunu,feshin haksız ve tek taraflı olduğunu, 18/10/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun eksik ve çelişkili olduğunu, rapora yönelik ayrıntılı itirazlarının karşılanmadığını, ayrık sunulan sektör bilirkişi raporunun dava dilekçesindeki iddiaları doğruladığını, mahkemece bu raporun değerlendirilmediğini; dosyadaki çelişki ve eksiklikler nedeniyle yeni bir hukukçu ve mali müşavir bilirkişi heyetinden ek rapor alınması taleplerinin hatalı olarak reddedildiğini, zarar unsurunun hesaplanmasına yönelik inceleme yapılmadığını, kararın gerekçesinin yetersiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili, istinafa cevap dilekçesinde ilk derece kararının isabetli olduğunu, hukuki ilişkinin davacının kusurlu ve haksız eylemleri sonucu haklı sebebe dayanılarak sona erdirildiğini, ilişki sona erdikten sonra davacının tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, taraflar arasında pazarlama desteği yükümlülüğü doğuran çerçeve sözleşme veya teamül olmadığını, davacının istinaf dilekçesinde somut bir gerekçe ileri sürmeksizin ilk derece aşamasındaki iddialarını tekrarladığını belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde sona erdirilmesi ve pazarlama desteğinin kesilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalıya pazarlama desteği sağlama yükümlülüğü yükleyip yüklemediği, 30/10/2018 tarihli feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, iddia edilen zararın varlığı ve miktarının ispatlanıp ispatlanmadığı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı iddiası yazılı bir sözleşme olmasa da teamül oluştuğu ve feshin haksız olduğudur.Davalı iddiası ise pazarlama desteği verme yükümlülüğü olmadığı, pek çok toptan alım yapan firmaya desteği kestiklerini, davacı şirket yetkilisinin yaptığı internet ortamında aleyhte yaptığı asılsız açıklamalar ve düşük mal alımları sebebiyle haklı sebebin de mevcut olduğudur.Taraflar arasında on yılı aşkın süre ticari ilişkinin sürdüğü, davacının davalıdan toptan kontak lens ve lens solüsyonu gibi ürünleri satın aldığı, davalı şirketin 11/01/2018 tarihinde mail ile bildirimde bulanarak, artık pazarlama desteği verilmeyeceğini, 30/10/2018 tarihinde de noter ihtarnamesi keşide ederek hem pazarlama desteği verilmeyeceğini hem de yazılı olmayan satım ilişkisinin sonlandırıldığını bildirdiği anlaşılmaktadır.Davacı 11/01/2018 tarihinde kendisine yapılan bildirime itiraz etmemiş, ticari ilişkiyi sürdürmüştür.

Taraflar arasında yazılı bir çerçeve sözleşme bulunmadığı çekişmesizdir. Teamülün bağlayıcılığı için, yerleşik, düzenli ve tarafların iradelerine dayalı bir uygulamanın ispatı gerekir (HMK m. 190) Davacı, davalının bu yönde bağlayıcı bir edim üstlendiğine dair yazılı bir delil veya teamül halini almış fiili bir uygulama olduğuna dair yazılı deliller ortaya koyamamıştır. Sürekli borç ilişkilerinde tarafların haklı sebeple veya makul süre tanımak suretiyle ilişkiyi sona erdirebilmeleri sözleşme özgürlüğünün doğal sonucudur.Davacı şirket yetkilisinin 17/08/2018 tarihinde davalıdan mal almayı durdurduğuna dair internet ortamında açıklama yaptığı, bu açıklamada ayrıca davalının tüketicileri yanılttığını, tüketicilerin ucuz ürünü pahalıya aldığını, paralel ithalata sebep olduğunu, gece yarısı yaptığı fiyat zamlarıyla yerel optik firmaları zarara uğrattığını, insan sağlığını hiçe sayarak sahte ürün sattığını beyan ettiği görülmüştür. Bu açıklamalara göre davalının artık davacıya mal satmayacağına ve pazarlama desteği vermeyeceğine dair ihtarının haksız olduğu söylenemez. Davacı benzer iddialarla davalı hakkında Rekabet Kurumu'na şikayette bulunmuş; Rekabet Kurumu'nun 2019/3-15, 2019/22/334-151 Karar sayılı kararıyla davalı hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.Dosya kapsamında davacının feshi haksız kılan somut olguları ispatlayamadığı anlaşılmakla, feshin haksızlığına ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.Zarar unsuru bakımından; tazminat talebinin kabulü için zararın varlığı, miktarı ve fesih ile illiyet bağının ispatı zorunludur. İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak dosyaya kazandırılan 18/10/2021 tarihli heyet raporunda davacının iddia ettiği türden bir zararının oluşmadığı belirlenmiştir.Rapor, tarafların defter ve kayıtlarına dayalı, gerekçeli ve denetime elverişli olup, somut olayda tespitlerle deliller arasında çelişki olmadığından ek rapor alınmadığına dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Nitekim aynı taraflar arasındaki benzer nitelikteki uyuşmazlıkta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/6793 Esas, 2026/4112 Karar sayılı ve 02/07/2026 tarihli ilamı ile; davacının davalıdan veresiye alım yapabilmesi için gerekli teminatı sağlamadığı, bu nedenle davalının siparişleri kabul etmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalının tazminat sorumluluğunun doğmadığı yönündeki İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2022 tarihli, 2017/317 E., 2022/101 K. sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2025 tarihli, 2023/380 E., 2025/1468 K. sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.Aynı şekilde yine aynı taraflar arasında görülen ve davalının düzenlediği kampanyaların haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayalı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.02.2019 tarihli, 2016/456 E., 2019/151 K. sayılı kararına ilişkin istinaf incelemesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 15.04.2021 tarihli, 2019/1107 E., 2021/502 K. sayılı kararı ile; davalının ithalat dışında satış da yaptığı, taraflar arasında tek satıcılık veya bayilik ilişkisi bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, davalıya kampanyaları önceden davacıya bildirme yükümlülüğü getiren bir sözleşmenin varlığının ispatlanmadığı ve dosya kapsamında böyle bir teamülün bulunduğuna dair delilin de mevcut olmadığı gerekçesiyle,ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı kaldırılarak davanın reddine dair yeniden hüküm kurulmuştur. Bu karar da Yargıtay 11 HD'nin 2021/5146 Esas 2022/9605 Karar sayılı kararıyla onanmıştır. Anılan bu kararlar, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalıya kampanya veya pazarlama desteği sağlama yükümlülüğü yüklemediği, yazılı sözleşme yokluğunda bağlayıcı bir teamülün de ispatlanamadığı yönündeki ilk derece mahkemesinin kabulünü destekler niteliktedir.Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/703, K. 2026/1483, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-703-e-2026-1483-k-e9016a480471