Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1226 E. 2026/1412 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1226
Karar No
2026/1412
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1226 Esas

KARAR NO : 2026/1412

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/05/2024

NUMARASI : 2022/431 E. - 2024/372 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı .... Ltd. Şti. Tarafından müvekkili firma lehine keşide edilen ... Bankası ... şubesine ait 20/06/2022 keşide tarihli ... seri numaralı 81.265,43-TL bedelli çekin kargo ile müvekkili firmaya gönderildiğini ancak ilgili çekin müvekkiline ulaşmadan çalındığının öğrenildiğini, çek üzerinde inceleme yapılması durumunda imzanın müvekkili firma yetkililerine ait olmadığı ve kaşede adresin dahi yanlış yazıldığının görülebileceğini, müvekkili firmanın davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, izah edilen nedenlerle müvekkilinin rızası dışında elden çıkan çek yönünden olası yapılacak icra takiplerinin tedbiren durdurulması için icra dairelerine müzekkere yazılmasını, meşru olmayan hamiller tarafından ihtiyati haciz kararı alınmasının önlenmesini, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu çeklerin iptali ile %20 oranında kötüniyet tazminatının karşı taraflara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı ...Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu çek incelendiğinde keşidecisinin ...Limited Şirketi olduğu daha sonra gerçekleştirilen ciro silsilesiyle alacaklı müvekkil .... Ltd. Şti.’ye geçtiğini ve alacaklı müvekkilin yetkili son hamil olduğu görüleceğini, müvekkilin resmi kayıtlar ile almış olduğu çeke ilişkin alacağı ödenmediğinden mağdur olduğunu ancak çekte keşideci konumunda olan davacı borçlu taraf ise, alacaklılardan mal kaçırma kastı ile, çekteki, davacı borçlu kaşe ve imzasının kendisine ait olmadığını iddia ederek borçlarının bulunmadığının tespitini talep ettiklerini, davacı vekilinin dilekçesinde herhangi bir borç itirazında bulunmamakla beraber yalnızca imza inkarında bulunduğunu, iddialarını somut delillere dayandıramadığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir şartlarını sağlamamakla beraber ihtiyati tedbire karşı itiraz sunma haklarının kısıtlandığını, müvekkilin geri dönülemez zararlara uğrayacağının açık olduğunu, ihtiyati tedbir kararına ilişkin hukuka ve usule aykırı karardan rücu edilmesini ve davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini, öncelikle ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazlarımızın kabulü ile anılan karardan rücu edilerek davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, işbu dava şartlarındaki noksanlığın giderilmesi mümkün olmadığından davanın usulden reddine, haksız şekilde işbu davayı ikame eden davacı borçlu aleyhine mahkeme tarafından belirlenecek icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesince; Sonuç olarak, senedin sahteliğinin mutlak defi olması, dava konu çekin sahte olduğunun bilirkişi raporu ile tespiti, bu sebeple davacının davalılara dava konu çekten dolayı borçlu kabul edilemeyeceği, senette davacı ve davalı arasında başka ciranta olması nedeniyle kötü niyet tazminat talebinin davalıların kötü niyetli oldukları subut bulmadığından

1-Davanın KABULÜ ile;

Davacının dava konusu ... Bankası ... Şubesi'ne ait 20/06/2022 keşide tarihli, ... seri nolu 81.265,43-TL bedelli çek nedeni ile davalılar ...Ltd Şti, ... ve ... Tic. A.Ş'ye borçlu olmadığının tespitine,

2-Kötü niyet tazminat talebinin davalıların kötü niyetli olduğu subut bulmadığından REDDİNE,

3-Dava konusu çekin iptali talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı ...Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; .... Ltd. Şti. tarafından keşide edilen, .... A. Ş. lehtar olduğu, ... Bankası A. Ş. ... Şubesine ait 20.06.2022 tarihli 81.268,43-TL bedelli çekin, müvekkil şirket tarafından dava dışı ... şirketine satılan pamuklu ekose kumaş bedeli olan 206.415,00-TL alacağa istinaden ciro yoluyla teslim alındığını, çekin karşılıksız çıkması ve ödemeden men yasağı konulması üzerine Bursa 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, yerel mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının görünürde gerekçeli olduğunu ve müvekkilinin gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, imza incelemesinin yalnızca ... ve ... üzerinden yapılarak eksik gerçekleştirildiğini, davacı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...'un imza örneklerinin alınmadığını, davacının sunduğu tahsilat makbuzundaki imza ile çekteki imzanın aynı olmasına rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, T.C. Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1179 Esas sayılı dosyasında derdest olan imzaya itiraz davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak hareket ettiğini ve çekin iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olmadığını, kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.

Davacı tarafından, Dava dışı .... Ltd. Şti. tarafından müvekkili firma lehine keşide edilen ... Bankası ... şubesine ait 20/06/2022 keşide tarihli ... seri numaralı 81.265,43-TL bedelli çekin kargo ile müvekkili firmaya gönderildiğini ancak ilgili çekin müvekkiline ulaşmadan çalındığının öğrenildiğini, davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, dava konusu senetteki imzanın ve kaşenin müvekkiline ait olmadığını sahte olduğunu ileri sürmektedir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

23/01/2024 tarihli Bilirkişi Ek Raporda; İnceleme konusu çek aslı arka yüzünde davacı şirket yetkilisi adına atfen atıldığını, 1. ciro imzasının mecvut mukayese imzalarına kıyasla davacılar ...ve ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatinde olduğu tespit ve rapor edilmiştir.

Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Bu sebepledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtelik yapıldığına ilişkin iddiası mutlak def’idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2015 gün ve 2013/19-1746 E., 2015/896 K.)

Bakırköy 6.ATM nin 01/07/2022 gün 2022/242 esas 2022/593 karar sayılı kararında, davacının ... A.Ş, davalının hasımsız olduğu, dava konusunun çek zayi nedeni ile iptali davası olduğu, davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.

İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından icra takibine konu senetteki imzanın ve kaşenin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, çek keşide tarihi itibarı ile şirket yetkililerinin imzalarının bilirkişi tarafından incelendiği, dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığının denetlemeye elverişli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, imzaya itiraz mutlak itirazlardan olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Davalı vekili istinafında, icra mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve kararın gerekçeli olmadığını ileri sürmüş ise de, icra mahkemesi dosyası takip hukukuna ilişkin olduğu, bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı ve mahkeme kararı gerekçeli olduğundan bu istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2024 tarih, 2022/431 E. 2024/372 sayılı kararına karşı davalı ...Limited Şirketi vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.551,24 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.387,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.164,24 TL harcın davalı ...Limited Şirketi'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1226, K. 2026/1412, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1226-e-2026-1412-k-23bcbb76cef6