Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2514 E. 2026/2611 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2514
- Karar No
- 2026/2611
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2514
KARAR NO :2026/2611
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:13/08/2026
NUMARASI:2026/1502 Esas
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ :01/10/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;borçlu/davalı ile müvekkili kurum ile elektrik abonelik sözleşmesi ile adresine elektrik perakende satışı yapılmış olup işbu sözleşmenin dilekçe ekinde sunulduğunu, sözleşmenin davalı tarafça sözleşmede yazılı şartlara uygun olmaksızın Ocak 2026 döneminde herhangi bir bildirimde bulunmadan feshedilmiş olması nedeniyle davalı şirket adına iki adet fesih ceza bedeli faturası tahakkuk ettirildiğini,bu bedelin tahsili için davalı borçluhakında icra takibi yapıldığını, borçlunun icra takibine itirazı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, parekende satış sözleşmesi uyarınca 2 kat gecikme zammı uygulanması gerektiğini, arabuluculuk dava şartı yerine getirildiğini belirterek davalının takibe itirazı ile icra inkar tazminatına karar verilmesi ile ihtiyati haciz talebinin kabulü ile Merkezi Takip Sistemi 2026/163266 E. sayılı dosya borcuna yeter miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; "Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi birlikte değerlendirildiğinde; ihtiyati haciz talebi yönünden yalnızca faturadan kaynaklı olup fatura tek taraflı düzenlenebileceğinden alacağın varlığı ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, somut olayda İİK 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati hacze ilişkin yasal şartların ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı" gerekçeleriyle ;"Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine "ilişkin istinafı kabil olarak karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yolunabaşvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; somut olayda İİK 257 vd.maddelerinde öngörülen ihtiyati hacze ilişkin yasal şartların ve yaklaşık ispat şartı ile ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Dava abonelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle fesih tazminatına ilişkin faturaya dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığı sözleşmenin süresinden önce davalı tarafça haksız olarak feshedildiği ileri sürülmesine göre feshin haksız olup olmadığı ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının yargılama sonunda belirleneceği açıktır.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın varlık ve miktarının olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur.Davacı, davalı-borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır.Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/10/2026