Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1147 E. 2026/1333 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1147
Karar No
2026/1333
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1147 - 2026/1333 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1147 KARAR NO : 2026/1333 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/12/2025 NUMARASI : 2025/508 E. - 2025/557 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2025 Tarih ve 2025/508 Esas - 2025/557 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişinin müvekkili şirketin kurucularından olduğunu, şirketteki hisselerini 2012 yılında davacı şirket kurucu ortağı ...’ya devrettiğini, kendisinin ortaklıktan çıktığını, müvekkilinin 17.01.2008 tarihinden beri "..." adlı web sitesi üzerinden faaliyette bulunduğunu, bugün Türkiye’nin en büyük ve en seçkin villa ve apart kiralama portföyüne sahip olduğunu, "..." ibareli müvekkili şirketin markaları olduğunu, davalı yanın 2019/104762 başvuru numaralı ".... ..." ibareli, 2019/104760 başvuru numaralı "..." ibareli, 2019/104759 başvuru numaralı "... ..." ibareli, 2019/104638 başvuru numaralı "... ..." ibareli, 2014/105500 başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurularında bulunduğunu, davalının, müvekkilinin itiraz etmediği ve bu sebeple benzerlik araştırması yapılmaksızın kabul edilen 2014/105500 başvuru numaralı "..." ibareli markası dışındaki marka başvurularının reddolunduğunu, dava konusu 2019/104759 sayılı marka başvurusuna yönelik müvekkili itirazının, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2019/101955 sayılı müvekkili markasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini ve bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara yönelik davalı itirazının ise redde mesnet markanın, Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile reddedildiği gerekçesi ile YİDK tarafından kabul edildiğini, oysa müvekkilinin 36. sınıfta tescilli 2011/26266 sayılı, 39-43. sınıflarda tescilli 2013/66232 sayılı "...” ibareli markalarının bulunduğunu, buna rağmen davalının 2014 yılında 2014/105500 başvuru numarası itiraz görmeden tescil edilmiş "..." ibareli markasını kullanmasının kötü niyetli olduğunu, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/588 Esas sayılı dosyası ile davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiğini, anılan dosyada alınan raporun müvekkili lehine geldiğini, davalı tarafından tescili talep edilen "... ..." marka başvurusunun, müvekkili adına ... nezdinde tescilli "..." ve türevi markalar ile neredeyse birebir aynı olduğunu, YİDK kararının aksine "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik sağlamadığını, davalının markasını müvekkili markalarından uzaklaştırma niyeti olmadığını, markaların kapsamlarının aynı olduğunu, 2011 ve 2013 yıllarından beri tescilli markanın kullanıldığı hizmette, davalının da yıllardır faaliyette bulunduğu ve bu sektörde tescil almaya çalıştığı halde alamadığını, davalının 2013 yılından beri binlerce yerli ve yabancı turiste hizmet verdiğini ifade ettiğini ancak bunun gerçek olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-2097 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yanın önceki tarihli ve koruması devam eden markalarının 36, 39 ve 43. sınıf hizmetlerde tescilli olduğu, anılan hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür hizmetleri kapsadıkları, bununla birlikte dava konusu marka kapsamında 35. sınıfta yer alan hizmetler ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, davacı yanın 35. sınıf hizmetleri kapsayan 2019/101955 sayılı markasının ise müddet konumunda bir marka olduğu, öte yandan işbu dava kapsamında davacı yanın, davalıya ait marka başvurusunun yayınına yönelik itirazlarının, yalnızca 2019/101955 sayılı davacı markası bakımından kabul edilerek, başvuru kapsamından 35. sınıftaki hizmetlerin ilk olarak çıkartılmasına karar verildiği, verilen bu karara karşı davacı yanca itiraz edilmediği, yalnızca davalı başvuru sahibi tarafından itiraz edildiği, dolayısıyla YİDK karar aşamasında Kurum tarafından yapılan incelemenin, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından verilen kararın tek gerekçe markası olan 2019/101955 sayılı marka açısından yapıldığı, anılan markanın da YİDK karar tarihi olan 18.03.2021 tarihi itibariyle reddine karar verilmiş ve hakkındaki karar kesinleşmiş bir marka olması nedeniyle, 35. sınıf yönünden verilen ret kararının iptal edildiği, dolayısıyla YİDK kararının iptali istemi açısından, iptal kararının gerekçesi gözetildiğinde SMK m. 6/1 kapsamında karşılaştırılabilir hiçbir markanın mevcut olmadığı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında görsel unsurların bütüne olan etkileri itibariyle birbirleri ile bir benzerlik taşımadığı, bununla birlikte görsel unsurlar itibariyle yaratılan farklılığın, bütüne hakim sözcük unsurları açısından bulunmadığı, davacı markalarında "..." şeklinde yer alan ibarenin dava konusu markada da "..." şeklinde yer aldığı, dava konusu markanın ön sesinde "..." harfleri kullanılmış ise de anlamlı bir kısaltma olmayan, zihinde kalıcılığı düşük ve görsel anlamda dahi "..." kelimelerine nazaran daha silik yazılmış bu ibarenin, tüketicinin ilk anda dikkatini uyarır nitelikte olmayacağı, "..." şeklindeki bir tamlamanın, turizm hizmetleri ve konaklama hizmetleri açısından ayırt edici vasfının zayıf olduğu, dikkat düzeyi yüksek bir tüketicinin dahi bu hizmetlerden yararlanırken yapacağı bir araştırmada salt bu ibarelerle oluşturulmuş internet siteleri ile karşı karşıya kalacağı gözetildiğinde, birbirine bu denli yakın şekilde oluşturulmuş isimlerle hizmet sunan işletmeleri birbirlerinden ilk anda ayırt etmesinin mümkün olamayacağı, "..."–"..." hakim unsurlarından oluşan markalardaki ek ibarelerin, işaretlerin birbirlerinden somut bir biçimde ayrıştırılmaları için yeterli olmadığı ve dikkat/bilinç düzeyi yüksek tüketicilerin dahi işaretlerin iktisadi kaynakları bakımından yanılgı yaşayabilecekleri, dava konusu markadaki "..." ibaresinin de gerek marka içerisindeki yazım biçimi gerekse de ayırt ediciliği itibariyle akılda kalıcılığının son derece düşük olduğu gözetildiğinde, tüketicinin markalardaki algılarıın ilk unsur olarak "..."–"..." ibareleri üzerinde olacağı, bu kavramlardaki benzerlik düzeyinin ise tüketicinin yanılgı yaşayabilmesi için yeterli bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, somut uyuşmazlıkta davacı yanın dava dosyasına tanınmışlık iddiaları ile ilgili herhangi bir delil sunmadığı, davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötü niyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın, kötü niyetin kabulüne yeterli bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle YİDK iptal talepli davanın reddine, hükümsüzlük talepli davanın kısmen kabulü ile dava konusu 2019/104759 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetlerden 36, 39 ve 43. sınıf hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında görsel unsurların bütüne olan etkileri itibariyle birbirleri ile bir benzerlik taşımadığı belirtilmiş ise de bu değerlendirmeye rağmen markaların benzediği ve iltibas ihtimali bulunduğu şeklinde karar verilmesinin, hükmün çelişkili olmasına yol açtığını, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, müvekkili markasının ayırt edici bulunduğunu, mahkemece verilen kararda, Kurum nezdinde kullanımı ispatlanamayan ve buna ilişkin karara karşı davacı tarafından itiraz yoluna gidilmeyen 2011/56266 ve 2013/66232 nolu "..." ibareli markaların, SMK m.19/2 hükmüne aykırı olarak 36, 39 ve 43. sınıf hizmetler yönünden kullanımı ispatlanmış gibi benzerlik ve karıştırılma ihtimali incelemesine tabi tutulduğunu, halbuki söz konusu markalar bakımından kullanmama def'i ileri sürülmüş olup davacı tarafından gerçek ve ciddi kullanımın ispat edilemediği, kullanımı ispatlanamayan markaların, SMK m.6/1 kapsamında iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2011/56266 ve 2013/66232 sayılı "..." asıl unsurlu markalar arasında dava konusu marka kapsamında yer alan 36, 39 ve 43. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, zira taraf markalarının aynı ibarelerden oluştuğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, hükümsüzlük davası yönünden kullanmama definde bulunulmadığından davacı markalarının SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirilmelerinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, ....12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, vekalet ücreti yönünden kurulan hükme karşı davacı yanca bir istinaf başvurusu yapılmadığından, ilk derece mahkemesi kararı bu yönden aynen korunmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2025 gün ve 2025/508 Esas - 2025/557 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-YİDK kararının iptaline yönelik davanın REDDİNE, 4-Marka hükümsüzlüğü istemli davanın KISMEN KABULÜ ile dava konusu 2019/104759 sayılı markanın, marka kapsamında yer alan 36, 39 ve 43. sınıf hizmetler yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 5-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 6-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Hükümsüzlük talebinin kısmen reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 9-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, YİDK kararının iptali talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 345,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 2.595,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.297,50-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.416,10-TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 30,00-TL tebligat gideri, istinaf aşamasında yapılan 68,50-TL tebligat giderinden oluşan toplam 98,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 12-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 340,00-TL posta masrafı, 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.342,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına tekabül eden 1.171,00-TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, 13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 14-Davalı ...'den peşin olarak alınan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 15-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1147, K. 2026/1333, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1147-e-2026-1333-k-78e095d2cb72