Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/670 E. 2026/1075 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/670
- Karar No
- 2026/1075
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/670
KARAR NO: 2026/1075
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/05/2026
NUMARASI: 2026/61 E. - 2026/58 K.
TALEP KONUSU: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
TALEP DİLEKÇESİ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talepleri yönünden; davalı şirketin, davacı şirkete ait tescilli “...” markasını ve buna ilişkin yazım varyasyonlarını ... (...) platformunda anahtar sözcük olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin yargılama sonuna kadar derhal durdurulmasına, bu kapsamda, ihlalin devamını önlemek amacıyla, davalının söz konusu marka kullanımına dayalı olarak verdiği reklamların derhal kaldırılmasına, ayrıca SMK m.159/1 ve HMK m.389 uyarınca ihlalin etkin şekilde önlenebilmesi amacıyla davalıya ait ....com ve www.....com alan adına Türkiye’den erişimin engellenmesine ve kararın Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne bildirilmesine, esas yönünden: davalı şirketin, davacı şirkete ait tescilli “...” markasını ve buna ilişkin yazım varyasyonlarını ... (...) platformunda anahtar sözcük olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, söz konusu tecavüz fiillerinin durdurulmasına, önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, mahkemece ihtiyati tedbir olarak erişim engelleme kararı tesis edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşene kadar aynen devamına, kararın kesinleşmesini müteakip, hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece 06/04/2026 tarihli ara karar ile; "Tüm dosya kapsamı, yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak, davacının tedbir talebinin yargılamaya muhtaç olduğu, bu aşamada deliller toplanmadan istenen tedbir isteminin HMK 389.madde kapsamında yaklaşık ispat şartını sağlayamadığı, dosya kapsamında davadan önce bir delil tespitinin de bulunmadığı, yargılamanın devamında değişen delil durumuna göre ihtiyati tedbir talep edilmesinin de mümkün olduğu, tedbir talebinin yargılamayı gerektirdiği ve esası çözer nitelikte verilebilecek bir tedbir kararının ölçülülük ilkesine uymayacağı, bu aşamada yaklaşık ispat şartının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine açılan davada SMK kapsamında ihtiyati tedbir mahiyetinde erişimin engellenmesi talebinde bulunulduğunu, ancak yerel mahkemece yaklaşık ispat şartının oluşmadığı ve delil tespiti bulunmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddedildiğini, söz konusu ara kararın usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davalının müvekkiline ait marka hakkını ihlal eden kullanımlarının kesintisiz devam ettiğinin teknik raporla sabit olduğunu, bu durumun müvekkilin arama sonuçlarındaki görünürlüğünü baskıladığını ve müşteri kitlesine erişimini zarara uğrattığını, ihlalin devam etmesi halinde zararın artacağını ve hakkın elde edilmesinin güçleşeceğini, dosyaya sunulan teknik raporun delil tespiti mahiyetinde olduğunu ve davalının eylemlerini somut verilerle ortaya koyduğunu, mahkemenin yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, şayet tereddüt oluşmuşsa bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, mahkemece hiçbir inceleme yapılmaksızın talebin reddedilmesinin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına ilişkin usul kurallarına aykırı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2025 tarihli 2025/1483 Esas ve 2025/1572 Karar sayılı ilamında da benzer durumlarda bilirkişi raporu alınarak tedbir kararı verildiğinin görüldüğünü, ayrıca İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2026/39 Esas sayılı dosyasında da benzer bir talep için bilirkişi raporu alınarak erişim engeli kararı verildiğini, somut olayda aksi yönde hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulünü, ilk derece mahkemesinin tedbir talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasını, davalının müvekkili şirkete ait tescilli “...” markasını ve varyasyonlarını ... platformunda anahtar sözcük olarak kullanmasının yargılama sonuna kadar durdurulmasını, ihlalin önlenmesi amacıyla davalının reklamlarının kaldırılmasını, SMK m. 159/1 ve HMK m. 389 uyarınca davalıya ait .... com ve www. .... com alan adlarına Türkiye’den erişimin engellenmesini, kararın Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne bildirilmesini, talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddialarla ikame ettiği davada .... com internet sitesine erişimin engellenmesini talep ettiğini, ilk derece mahkemesinin 06.04.2026 tarihli kararıyla tedbir talebinin yargılamaya muhtaç olduğunu ve yaklaşık ispat şartının sağlanamadığını belirterek reddine karar verdiğini, bu kararın hukuka uygun olduğunu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığını, davacının dayandığı imzasız belgelerin yaklaşık ispat ölçüsünü karşılamadığını, müvekkilin marka hakkına tecavüz fiillerinin ispatlanamadığını, sunulan raporların tamamen tahmin ve varsayımlara dayalı olduğunu, davacının emsal gösterdiği kararların somut olayla ilgisinin bulunmadığını, müvekkilin .... com sitesinin kendi adına tescilli markasına dayalı özgün bir site olduğunu, davacının ... markasının ayırt ediciliği olmayan zayıf bir marka olduğunu, bu nedenle sınırlı şekilde korunması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre zayıf marka sahiplerinin benzer kullanımlara katlanmak zorunda olduğunu, davacının iddialarının SMK m. 7/5 hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, ... ibaresinin ticari hayatın olağan akışı içinde tanımlayıcı bir ifade olarak kullanıldığını, davacının talep ettiği erişim engelinin davanın esasını çözer nitelikte olduğunu, bu durumun ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, ticari faaliyetlerin durdurulmasının orantısız bir tedbir olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddi ile 06.04.2026 tarihli kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davalı şirketin, davacı şirket adına tescilli “...” markasını ve buna ilişkin yazım varyasyonlarını ... (...) platformunda anahtar sözcük olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği iddia edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduktan sonra mahkemeye sunulan 08/05/2026 tarihli ve 11/05/2026 tarihli dilekçeler ile tarafların sulh olduklarının beyan edildiği, mahkemece 12/05/2026 tarihinde tarafların sulh oldukları anlaşılmakla HMK'nın 315/1 maddesi kapsamında davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bilahare davacı vekili tarafından sunulan 21/05/2026 tarihli dilekçe ile taraflar arasında akdedilen sulh protokolü uyarınca dava konusu uyuşmazlığın tamamen ve kesin olarak sulh ile sona erdirildiği, bu nedenle anılan ara karara karşı yapmış oldukları istinaf kanun yolu başvurusundan feragat ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. İstinaf kanun yoluna başvurma hakkından feragati düzenleyen HMK'nın 349/2. maddesinde başvuru yapıldıktan sonra feragat edilmesi halinde dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvurunun feragat nedeniyle reddine karar verileceği düzenlenmiş olup anılı yasal düzenleme gereğince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;,
1-Davacı vekilinin istinaf aşamasında feragat etmesi sebebiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Peşin alınan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf talebinde bulunan davacı tarafa iadesine,
3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
HMK'nın 349/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026