Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/457 E. 2026/1050 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/457
- Karar No
- 2026/1050
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/457 Esas 2026/1050 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/457 KARAR NO : 2026/1050
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2023 NUMARASI : 2022/378 Esas 2023/766 Karar
DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı DAVA TARİHİ : 10/06/2022 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ... A.Ş arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, diğer davalılar ..., ...'nın sözleşmeye konu borçtan müteselsil kefil olarak sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiklerini, kredi sözleşmesine konu borcun borçlu şirket ve müteselsil kefiller tarafından ödenmemesi nedeni ile kredi hesabının kat edildiğini içeren kat ihtarnamesi gönderildiğini, borçlunun ödeme yapmaması üzerine borçlular hakkında Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2022/7062 sayılı icra dosyası ile icra takibine başlanıldığını ancak, davalı borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptali ve takibin devamı ile, davalılar aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkisiz icra müdürlüğünde takip başlatıldığından öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkilinin 07/08/2020 tarihli genel kredi sözleşmesini müşterek müteselsil kefil olarak imzaladığından bahisle kendisine ödeme emri gönderilmiş ise de kefalet sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun amir hükümlerine aykırı olarak akdedildiğinden geçerli olmadığını, kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte müvekkilinin şirket ortağı veya yetkilisi olmadığını, bu hususun şirketin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ile sabit olduğunu, kefaletin geçerli olabilmesi için müvekkilinin eşinin de rızası ve onayı gerektiğini, sözleşme eşinin rızası bulunmadığından müvekkilinin sözleşme kapsamındaki kefaletinin geçerli olmadığını, diğer taraftan müvekkili davalının sorumluluğunun hangi krediden kaynaklandığı, kefalet tarihi, miktarı hususlarının da belli olmadığını belirterek; davanın reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; ... yönünden dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesi incelendiğinde müvekkilinin sorumluluğunun hangi krediden kaynaklandığı, kefalet tarihi ve kefalet miktarı gibi kefaletin geçerlilik şartlarının olan hususların sözleşmede yer almadığını, kefaletin TBK 584 md uyarınca geçersiz olduğunu, ... A.Ş yönünden, şirketin maddi durumu bu borcu ödemeye uygun olmamasına rağmen ödeme için gerekli süre tanınmadığını,TMK md 2'ye aykırı davranıldığını belirterek; davanın esastan reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu ancak, bilirkişi raporunda kefiller yönünden temerrüt tarihinin takip talebinde, lehe olduğu gerekçesi ile davacı alacaklının belirtmiş olduğu tarihlere göre değerlendirilmiş ise de, davalı kefillere çıkartılan ihtarname tebliğ edilemeyip iade edilmiş olduğu, buna göre takip tarihinde temerrüde düştüklerinin kabulü gerektiğinden buna göre hesaplama yapılması gerektiği ancak, davacı banka takip talebinde faiz tutarı olarak sadece temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizi talep ettiği anlaşılmakla, asıl borçlu yönünden kat tarihinden temerrüt tarihine kadar hesaplanan temerrüt faizi tutarının alacağa dahil edilmesi, bununla birlikte kefillerin takip tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmesi gerektiği dikkate alındığında kefiller yönünden akdi ve temerrüt faizinin alacağa dahil edilmemesi gerektiği anlaşılmış olup, davanın kısmen kabulü ile Ankara 12. İcra Dairesi'nin 2022/7062 takip sayılı dosyasına davalıların vaki itirazlarının İPTALİ ile davalı ... A.Ş. yönünden takibin 1.321.417,68 TL asıl alacak, 1.391,46 TL işlemiş faiz, 69,57 TL BSMV, 225,20 TL masraf ve 1.140,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.323.103,91 TL tutarları üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 19,18 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, davalılar ... ve ... yönünden takibin 1.321.417,68 TL asıl alacak, 225,20 TL masraf ve 1.140,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.322.782,88 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 19,18 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, fazlaya yönelik taleplerinin reddine, hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 1.323.103,91 TL’nin (borçlular ... ve ... yönünden 1.322.782,88 TL) % 20 oranında hesaplanan 264.620,78 TL (borçlular ... ve ... yönünden 264.556,58 TL) icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili 12/02/2024 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı vekili istinaf başvuru tarihinden sonra,16/07/2026 UYAP tarihli dilekçesi gelinen aşamada istinaf incelemesi henüz yapılmadığından istinaf kanun yoluna başvurudan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekili 17/07/2026 tarihinde davalının feragat beyanını kabul ettiğini, istinaf mahkemesinden ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını bildirir dilekçeyi dosyaya sunduğu görülmüştür. Feragat, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi ve genel hükümler uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Dosyada mevcut davalı vekilinin Ankara 2. Noterliğinden verilen 23/11/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan veya kanun yollarından feragat yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. Başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK'nın 349/2. maddesinde; "Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, dava dosyası istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra davalı vekilince istinaf başvurusundan feragat edilmiş olmakla, davalı vekilinin istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 349/2. maddesi gereğince FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2- Davalı tarafça yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı, 16.947,54 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde istinafa başvuran davalıya iadesine, 3-İstinaf giderlerinin başvuran davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraf vekilleri yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/07/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-