Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/513 E. 2026/1006 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/513
- Karar No
- 2026/1006
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/513 Esas 2026/1006 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/513 KARAR NO : 2026/1006
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2023/414 Esas 2024/138 Karar
DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2023 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/07/2026
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Ltd. Şti., ... marka, ... plaka numaralı damperli hafriyat kamyonunun maliki olduğunu, aracın kasko poliçesi ile davalı ... A.Ş.'ye sigortalanmış olduğunu, 24/10/2022 tarihinde müvekkili şirketin yüklenicisi olduğu ... Yapım İşi'ndeki çalışmalar sırasında, ... plaka sayılı aracın hafriyat yükleme alanına geldiğini, araca yükleme yapılırken üzerinde bulunduğu toprak zeminin kaydığını ve aracın devrildiğini, kaza sonucunda müvekkili şirketin aracında maddi hasar meydana geldiğini, aracın tamiri için davalı sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığını ve sigorta eksperi aracın tamirine onay verildiğini, aracın tamirinin dava dışı ... unvanlı iş yerinde yaptırıldığını ve müvekkili şirket tarafından KDV dahil 219.441,72 TL ödeme yapıldığını, daha sonra müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeyi kasko poliçesi kapsamında ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvuru yaptığını, ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir hasar tazminatı ödemeyeceğinin bildirildiğini bildirerek , davalarının kabulüyle 219.441,72 TL zararın, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğin, davacı tarafın davacı kısmi/ belirsiz dava olarak ikame etmesinde hukuki menfaatinin bulunmadığını, hasar dosyasında sigortalı aracın yükleme alanı zeminindeki hareket/ kayma sonucu beyan edildiği şekilde kazanın/ devrilmenin gelişebileceği ancak bu çökmeye/ kaymaya araç ağırlığının sebep olduğunun açık olduğunu, zararın teminat dışı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişiler ayrı ayrı sundukları raporlarında , dava konusu hasarın aracın münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği , aracın zemine aşırı baskı yapması sonucu da meydana gelmediği, aracın yüklendiği zeminin engebeli, çalışılan yerin hafriyat sahası olmasıyla engebeli toprağın kayması sonucu aracın devrilmesinin mümkün olmasıyla hasar bu şekilde meydana geldiğinden dolayı takdirinin mahkemeye ait olmak üzere kaza tarihi olan 24/10/2022 tarihinin poliçe vadesi içinde ve meydana gelen hasarın devrilme teminatı kapsamında olduğunun belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafın talep edeceği maddi tazminattan muafiyet uygulaması yapılıp yapılmayacağı hususunda bilirkişiler arasında görüş ayrığı olduğu tespit edilmiş olup mahkemece, uzman sigorta bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 02/01/2024 tarihli raporuna üstünlük tanınarak davacı tarafça aracın onarımının yetkili servis yerine özel serviste yapılmış olduğu anlaşıldığından onarım hesaplamasında muafiyet uygulaması kapsamında olmayacağından, bu kapsamda davacı tarafın aracının onarımı için yaptığı masraf 219.441,72 TL olduğu tespit edilmek ile buna göre davanın kabulü ile, 219.441,72 TL hasar tazminatının, poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 08/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hasarın teminat dışında olduğunu, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli belirlenirken iskonto uygulanması gerektiğini, davalının KDV'den sorumlu olmadığını, mahkemece avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacı şirketin ticari aracında meydana gelen hasar zararının davalı kasko sigortası tarafından ödenmemesi üzerine kasko sigortacına karşı açtığı maddi tazminat davasına ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan Genişletilmiş Kasko Sigorta poliçesi incelendiğinde; davacıya ait ... plaka sayılı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 16/09/2022-16/09/2023 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince sigortalıya hasar tazminatı ödenmeyeceği hususunun 30/01/2023 tarihli yazı ile davacıya bildirildiği Mahkemeye sunulan hasar dosyası ile sabittir. Dava konusu kazaya ilişkin Jandarma Komutanlığınca 24/10/2022 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı incelendiğinde; "24/10/2022 günü saat 09.28 sıralarında ... mahallesi, ... mevkii ... inşaat şantiyesinde iş kazasının meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine aynı gün yeteri kuvvetle olay yerine gelindi. Olay yerinde yapılan araştırmada ... plakalı kamyon sürücüsü ... isimli şahsın kamyon ile harfiyat yükleme alanına geldiği esnada eksvatör ile yükleme yapıldığı esnada kamyonun üzerinde bulunduğu toprak zeminin kayması sonucu kamyonun kayarak sol tarafına devrildiği... " şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen 23/01/2023 tarihli araştırma raporunda; olay yeri fotoğraflarından taşınan/yüklenen yükün devrilme sonucu zemine saçıldığı/dağıldığının görüldüğü, malzeme cinsi dikkate alınarak yapılan tespitler ve hesaplamalar neticesinde, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği ile ilgili maddelerine göre, taşınan/yüklenen yük tonajının minimum değerleri ile 39,6 ton olduğu, izin verilen toleranslı yüklü araç ağırlığının 33,7 ton olması gerekirken hasar esnasında toplam araç ağırlığının en az 51,9 ton olduğunun değerlendirildiği, yaslarla izin verilen kapasitenin en az %54 oranında aşılarak seyir/taşıma/işletme yapıldığının tespit edildiği, sigortalı aracın yükleme alanı zeminindeki hareket/kayma sonucu beyan edildiği şekilde kazanın/ devrilmenin gerçekleşebileceği, ancak bu çökmeye/kaymaya araç ağırlığının sebep olduğunun açık olduğu, toplam araç ve yük tonajının konu devrilme hasarında direkt illiyet bağı olacağı belirtilmiştir. Dosya kapsamında yer alan makine mühendisi bilirkişi ... tarafından tanzim olunan raporda özetle; davacıya ait ve davalıya sigortalı ... plakalı araçta meydana gelen hasarın olay tarihi olan 24/10/2022 tarihi itibarıyla 164.581,29 TL olacağı, dava konusu hasarın aracın münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, aracın zemine aşırı baskı yapması sonucu da meydana gelmediği, aracın yüklendiği zeminin engebeli, çalışılan yerin hafriyat sahası olmasıyla engebeli toprağın kayması sonucu aracın devrilmesinin mümkün olmasıyla hasar bu şekilde meydana geldiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Yine sigortacı bilirkişi ... tarafından tanzim olunan raporda özetle; dava konusu aracın onarımının ... Atölyesinde yapılmış olduğu, bu servisin yetkisiz özel servis olduğu, ... anlaşmalı servisi olmadığı anlaşılmış olup poliçe kloz/özel şartları ile belirlenen muafiyetin sigortalı aracın hasar onarımının yapılacağı servisin, ... Anlaşmasız Marka Yetkili Servis seçilmesi durumunda ve anlaşması olmayan marka yetkili servise gitmesi halinde uygulanacağının belirlendiği ancak araç onarımının yetkili servis yerine özel serviste yapılmış olduğu anlaşıldığından muafiyet uygulaması kapsamında olmadığı olmadığı, bu sebeple Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25/12/2023 tarihli Bilirkişi Raporundaki muafiyet uygulamasına katılmak mümkün olmamış "Davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper incelemesini davalının yönlendirdiği ... servisi servisinde yapmıştır. Ekspertiz raporu ve onanma ilişkin fatura incelendiğinde; birbiriyle uyumlu olduğu, parça ve işçilik bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu,..." tespitine katılarak uygun olduğu anlaşılan hasar miktarının talep ile de uyumlu olması sebebiyle muafiyet düşülmeden, yansıtma fatura olması sebebiyle de KDV dahil olarak 219.441,72TTL olması gerektiği, dosya kapsamındaki Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25/12/2023 tarihli Bilirkişi Raporundaki "Dava konusu hasarın aracın münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, aracın zemine aşın baskı yapması sonucu da meydana gelmediği, aracın yüklendiği zeminin engebeli, çalışılan yerin hafriyat sahası olmasıyla engebeli toprağın kayması sonucu aracın devrilmesinin mümkün olmasıyla hasar bu şekilde meydana geldiğinden dolayı.." tespiti ile hasarın istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği tespiti yapıldığından Kasko Sigortası Genel Şartları A.5. Teminat Dışında Kalan Zararlar 5.8 maddesi kapsamında olmayacağı, araçta meydana gelen hasarın devrilme teminatı kapsamında olduğu tespit edilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın engebeli zeminde toprağın kayması sonucu devrilmesi neticesinde aracın hasara uğradığını, hasardan davalı sigorta şirketinin sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hasarın teminat kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın 24/10/2022 günü saat 09:30 sıralarında, sürücü ...’ın sevk ve idaresinde iken hafriyat yükleme alanına gelip ekskavatör ile yükleme yapıldığı sırada, kamyonun kayarak sol yan tarafına devrilmesi neticesinde davacının aracının hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Kasko Genel Şartlar A.5.8. maddesi “Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu kamyonda oluşan hasarın poliçe kapsamında olup olmadığı, poliçe kapsamında ise araçta oluşan hasar bedelinin ne olduğu, dava konusu aracın istiap haddini aşıp aşmadığı, davacı sürücünün kusuru bulunup bulunmadığı, istiap haddi aşılmış ise meydana gelen kaza ile istiap haddinin aşılması arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta tarafından, sigortalı araçta istiap haddinin aşıldığının ve kazanın bu nedenle meydana gelerek poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığının ileri sürülerek sigortalı kamyon maliki olan davacı yana kasko tazminatı ödenmesi talebinin reddi ile ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu aracın hasarına ilişkin resimler, hafriyat ocağının konumu, yüklenen yükün biçimi dikkate alındığında, yükün yumuşak toprak ve gözenekli taş karışımları olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle alınması gerekli katsayı 1.800 kg/cm3 olmayıp 1.600 kg/cm2 aşağısı olduğu, kamyonlara yükleyici veya ekskavatör ile yüklenen toprak karışımları sıvılar gibi kasanın tamamının doldurmadığı, başka bir değişle bir kişi kasa üzerine çıkarak bu yükleri kasa ile sıfırlamadığı, yük kasayı aşmayacak şekilde yığın olarak yüklendiğinden kasa hacminin sıvı doluymuş gibi alınmasının mümkün görülmediği, hafriyat içerisinde taş ve katılaşmış toprak parçaları da bulunduğundan dolayı boşluk olduğu, kamyonun devrilmesi sonucu dökülen toprağın da o kadar büyük yani 39,6 ton civarı olmadığının görüldüğü, bu nedenle kasa yükünün %70 oranında bir tonajı olduğunun kabul edildiğini, bu durumda; araç kasa boyutlarına göre araç kasa hacmi: 1,8 m x 2,4 m x 5,2 m = 22,46 m3 dikkate alındığında dahi araca yüklenen yük: 22,46 m3 x 1.600 kg/m3 x 0,70 = 25,15 ton olduğunu, dava konusu aracın tescil kaydına göre katar ağırlığı 40.000 kg olup 12.362 kg araç ağırlığı
düşüldüğünde 27,638 ton yük yüklenebileceği, araç tamamen dolmuş olsa dahi en fazla yüklenen 25,15 ton ağırlığın aracın 27,638 ton olan istiap haddini aşmadığı ve olay yeri görgü ve tespit tutanağında da kamyonun üzerinde bulunduğu toprak zeminin kayması sonucu devrildiği denetime elverişli olarak belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409. maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Hal böyle olunca, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, denetime ve hükme elverişli bilirkişi raporları hep birlikte dikkate alındığında, olay günü, davacıya ait ... plakalı kamyonun hafriyat yükleme alanına gelip ekskavatör ile yükleme yapıldığı sırada, zeminin yumuşak ve eğimli olmasından kaynaklı olarak sol tarafa doğru çökerek devrildiğinin anlaşılması, dava konusu hasarın aracın münhasıran istiap haddinin aşılması sonucu meydana gelmediği, aracın zemine aşırı baskı yapması sonucu da meydana gelmediği, aracın yüklendiği zeminin engebeli, çalışılan yerin hafriyat sahası olmasıyla engebeli toprağın kayması sonucu aracın devrilmesinin mümkün olmasıyla hasar bu şekilde meydana geldiğinin denetime elverişli olarak bilirkişi raporuyla ortaya konulması, bu durumda istiap haddinin aşılması nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığının davalı sigortacı tarafından ispatlanamadığı, davacı yan aracında meydana gelen hasarın 219.441,72 TL olduğunun denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlenmesi, davalı sigorta şirketinin hasarın onarımını reddettiği dikkate alındığında ( sigorta şirketince her ne kadar hasarlı parçalar iskontolu olarak temin edilebiliyor ise de, onarımı ret eden sigorta şirketinin aracını başka yerde onaran sigortalısına bu iskontonun uygulanmasını istemesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı da dikkate alınarak) davalı yanın bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı yanın zaman aşımına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar, TTK'nun 1420/1. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Nitekim, zamanaşımı süresinin iki yıl olduğuna ilişkin bu düzenlemeye, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.10. maddesinde de aynen ve açıkça yer verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen kasko poliçesi uyarınca davacının aracı kasko poliçesi teminatı altında olup, zarara konu olay 24/10/2022 tarihinde meydana gelmiştir. Davacının kasko sigorta tazminatı talebi, KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, eldeki davada uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır. Bir başka anlatımla, somut olayda dava zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıldır. TTK'nun 1446/1. maddesinde sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği hükme bağlanmıştır. Kasko sigortası genel şartları B.1. maddesinde ise sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi halinde rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 iş günü içinde sigortacıya bildirim yapmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğüne ilişkin yasada açık bir süre belirlenmeyip gecikmeksizin bildirim yapma yükümlülüğü düzenlenmişken kasko sigortası genel şartlarında bu süre açıkça en geç 5 iş günü olarak hükme bağlanmıştır. Bu durumda somut olayın özelliğine göre sigorta ettirenin lehine olan en geç 5 iş günü ihbar süresinin tazminat alacağının muacceliyeti ve bu kapsamda zamanaşımı süresinin değerlendirilmesinde gözetilmesi gerekecektir. TTK'nun 1427. maddesinde ise sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar). Somut olayda kaza tarihi 24/10/2022 tarihi bile gözetildiğinde dava tarihi 14/06/2023 tarihi arasında 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda mahkemece, zaman aşımı süresinin dolmadığı gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yine her ne kadar kadar davalı vekilince, KDV tutarına mahkemece hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilkelerine göre başvuru sahibinin KDV ödediğine dair belge ibraz etmemiş olsa dahi KDV eklemek suretiyle hesaplama yapılması gerektiği, davalının KDV'den sorumlu tutulmasının mevzuata uygun olup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2024 tarih, 2022/7475 E, 2024/2392 K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu anlaşılmakla, davalı sigorta şirketinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da dinlenemeyeceği anlaşılmıştır. Diğer yandan, davacı yan, dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faiz işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata ticari faiz niteliğindeki avans faizi işletilmesi gerekmiş olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih, 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 14.990,06 TL harçtan peşin alınan 3.747,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.242,55 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/07/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -