İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/281 E. 2026/540 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/281
Karar No
2026/540
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/281 Esas KARAR NO : 2026/540 Karar

DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 17/10/2023 KARAR TARİHİ : 09/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'nin aktettiği sigorta poliçeleri gereğince lehtar ve dain-i mürtehin olan davacı bankaya ödenmesi gereken sigorta tazminat bedelinin ödenmesine dair uyuşmazlık için Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davacı banka müşterisi ...'ye Maltepe Şubesinden tüketici kredileri kullandırıldığını, bu kredilerin alınması esnasında muris ... ile ... A.Ş. arasında ..., ... ve ... numaralı hayat sigortası poliçeleri/sertifikaları düzenlendiğini, davacı banka sözkonusu sigorta ilişkisinde lehtar ve dain-i mürtehin konumunda olduğunu, ...'nin 08.06.2022 tarihinde vefat ettiğini, davacı b anka müşterisinin vefatı üzerine; alacaklı şube tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, ancak davalı şirket tarafından 14.02.2023 tarihli yazılı cevapları ile; Sigortalı ...'nin yukarıda bahsedilen numaralı poliçelerinin başlangıç tarihinden önce kendisinde kronik akciğer hastalığının mevcut olduğunun tespit edildiği, yapılan incelemede sözkonusu hastalığın sigortalanmadan önce teşhis edildiği ve sigortalı tarafından bilindiği, ancak kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığı, yapılan tazminat değerlendirme işlemleri sonucunda Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları gereği beyan yükümlülüğü yerine getirilmediği, bu nedenle de sözkonusu sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının hukuken mümkün olmadığı cevabının verildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından verilen cevaptaki gerekçeler ileri sürülerek davacı bankanın tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtayın müstakar haline gelmiş bu kararları gön önüne alındığında davalı sigorta şirketinin bu tarz iddiaları gerekçe göstererek ödeme yapmadan kaçınmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, dava konusu olayda sigorta vefat tazminatının ödenmesi için gereken bütün koşullar bulunmasına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ve belirtilen yargı kararları nazara alındığında ilgili sigorta şirketinin hiçbir durumda 14.02.2023 tarihli yazı cevabına konu olan tüketicinin sağlık sorunları bulunduğu hususlarının bildirilmediği vs. şeklindeki gerekçeleri lehtar ve dain-i mürtehin ola davacı bankaya karşı ileri süremeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, ayrıca müteveffanın mirasçılarına da rücu edileceği göz önüne alınarak muris'in mirasçılarından ...'ye,...'ye ,...'ye ve...'a ihbar edilmesini talep ettiklerini, davalı ... A.Ş. tüm aktif ve pasifleri ile ... A.Ş. 'ye devredilmiş olduğundan bu nedenle davada hasım olarak ... A.Ş.'nin gösterildiğini, tüm bu nedenlerle davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ödenmeyen sigorta- vefat tazminatının ödenmesine karar verilmesi için Mahkemeye müracaat etmek zaruretinin doğduğunu belirterek davanın Halise Kaleli'ye, Numaralı ...'ye , ...'ye ve ...'a ihbarını, davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 37.470,50-TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinin davacı bankaya vermiş olduğu red cevabı tarihi olan 14.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazları dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, muris ...'nin vefat tarihi itibariyle şirketleri nezdinde ..., ... ve ... numaralı sigorta poliçelerinin bulunduğunu, Muris ...'nin davacı ...Bankası A.Ş.' den kullanmış olduğu kredi sonrasında şirketleri ile davacı banka arasında yapılmış olan ... Sözleşmesi kapsamında sigorta kapsamına dahil edildiğini, söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alınmakta ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödenmekte olduğunu, bu kapsamda sigortalı ...' nin vefat tarihi itibariyle şirketleri nezdinde; 20.10.2020 başlangıç - 18.10.2023 bitiş tarihli, ... sertifika numaralı "..." 26.11.2020 başlangıç - 20.11.2023 bitiş tarihli, ... sertifika numaralı "..." 22.01.2021 başlangıç -18.01.2024 bitiş tarihli, ... sertifika numaralı "..."nin bulunduğunu, söz konusu poliçeler üzerinde dain-i mürtehin sıfatı ile birinci derece hak sahibi sigorta ettiren ... Bankası A.Ş. Ataşehir Şubesi olduğunu, işbu sigortalar- sigorta bedeliyle sınırlı olmak üzere- sigortalının sigorta süresi içerisinde vefat riskine karşı güvence sağlayan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı grup hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına, poliçe özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, red yazısında yer alan ... Hastanesinin 03/11/2020 tarihli " Kronik Akciğer Hastalığı" teşhisli epikriz raporu alındığını, sigortalının sigorta öncesinde gelen kronik akciger hastalığını şirketlerine bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketlerinin tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte şirketlerinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu belirterek sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kronik akciğer hastalığını şirketlerine bildirmediği, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, sigortalının mevcut şartlarda yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasına sebebiyet verdiği, sigortalının sigorta öncesinden gelen ve şirketlerine bildirmediği kronik akciğer hastalığına bağlı olarak vefat ettiği dosya kapsamıyla sabit olup şirketlerinin tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dosya, Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar Sayılı ilamı ile YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİ kararı nedeniyle mahkememize gelmiş olmakla mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı anlaşıldı. Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ...A.Ş, Halk Bankası tarafından gelen bilgi ve belge kayıtları dosya içerisine alınmıştır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan 10/03/2026 tarihli raporunda; Tıbbi Açıdan, Kişide poliçe tarihleri öncesinde kronik akciğer hastalığı bulunmadığı, Kişinin ölümünün COVİD sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu olduğu, Sigortacılık Açısından, Dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgeler, tıbbi kayıtlar, poliçe içerikleri ve sigortacılık mevzuatı birlikte değerlendirildiğinde, Muris ... adına düzenlenmiş bulunan hayat sigortası poliçelerinin davacı banka kredileri kapsamında düzenlendiği, davacı bankanın poliçelerde dain-i mürtehin ve lehtar konumunda olduğu, Poliçe tarihleri öncesinde muriste kesin olarak teşhis edilmiş ve tedavi edilmekte olan kronik akciğer hastalığı bulunduğunun tıbben kesin olarak ortaya konulamadığı, Ölüm olayı ile sigorta şirketlerinin ret gerekçesi olarak ileri sürdüğü poliçe öncesi kronik akciğer hastalığı arasında illiyet bağı kurulamadığı, Bu nedenle sigortalının sigorta sözleşmesinin kurulması sırasında beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinin dosya kapsamındaki mevcut verilerle kesin olarak ispatlanamadığı, kanaatine varılmıştır, Bu itibarla, sigorta şirketleri tarafından beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle tazminat talebinin reddedilmesinin sigortacılık tekniği açısından yeterli derecede ortaya konulamadığı değerlendirilmiş, Bankacılık Açısından, Sayın Mahkeme'nin takdirinin sigorta bedellerinin talep edilebileceği yönünde olması halinde davacının davalıdan talep edebileceği bedelin 37.470,50 TL olduğu, bu bedele davalının ret cevabı verdiği 14.02.2023 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi talep edilmiş olup, Tarafımızdan yapılan tespit ve değerlendirmeleri takdirinde rapor sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; Hayat Sigorta Poliçesinden kaynaklı tazminat davasıdır. Dosya kapsamına göre; müteveffa ... ile davalı sigorta şirketi arasında, müteveffa sigortalının davacı bankadan kullandığı tüketici kredilerin teminatı olarak 20.10.2020 tarihli ... sayılı, 26.11.2020 tarihli ... sayılı ve 22.01.2021 tarihli ... sayılı hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, sigorta poliçesinde davacı banka dain-i mürtehin olarak yer aldığı, dava dışı sigortalı ...'nin 08.06.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine, davacı bankanın davalı sigorta şirketine başvurarak bakiye kredi borcunun dain-i mürtehin hakkına dayanılarak ödenmesi talep edildiği, davalı sigorta şirketince, 14.02.2023 tarihli cevabı yazıda; murisin ölüm nedenini geçmişte bildirmediği hastalıktan kaynaklandığı gerekçesiyle teminat bedelinin ödenmemesi nedeniyle huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir (Yargıtay 17 HD'nin ... Esas,... Karar sayılı kararı). Somut dosyada alınan bilirkişi heyet raporunda özetle sigortalının, Poliçe tarihleri öncesinde muriste kesin olarak teşhis edilmiş ve tedavi edilmekte olan kronik akciğer hastalığı bulunduğunun tıbben kesin olarak ortaya konulamadığı, ölüm olayı ile sigorta şirketinin ret gerekçesi olarak ileri sürdüğü poliçe öncesi kronik akciğer hastalığı arasında illiyet bağının kurulamadığı bu nedenle sigortalının sigorta sözleşmesinin kurulması sırasında beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinin dosya kapsamındaki mevcut verilerle kesin olarak ispatlanamadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl; sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler ise her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde hak sahiplerinin yükümlülüklerini düzenleyen Hayat Sigortaları Genel Şartlarının A.6 maddesi gereğince hak sahipleri, rizikonun gerçekleştiğini öğrendikleri tarihten itibaren durumu beş gün içinde sigortacıya bildirmek zorundadır. TTK'nın 1427/2. maddesi gereğince sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra her hâlde can sigortaları için on beşinci gün sonunda muaccel olur. Bu itibarla zamanaşımı süresi, en geç sigortalının ölüm tarihini izleyen on beşinci günde tazminatın muaccel hâle gelmesiyle işlemeye başlar. Dava dilekçesinin tebliği üzerine borçlunun zamanaşımı def'ine dayanması hâlinde mahkemece zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin resen değerlendirilmesi, zamanaşımının gerçekleştiğinin tespiti hâlinde ise talebin esasına girilmeksizin reddedilmesi gerekir. Somut olaya gelince; sigortalı ...'nin 08.06.2022 tarihinde vefat ettiği, davacı banka tarafından yapılan başvuruya davalı sigorta şirketinin 14.02.2023 tarihli yazısıyla ret cevabı verdiği anlaşılmaktadır. Bu tarih itibarıyla davacı bankanın vefat olgusunu ve sigorta sözleşmesinden doğan talep hakkını en geç öğrendiğinin kabulü zorunludur. Dolayısıyla TTK m.1420 kapsamında iki yıllık zamanaşımı süresinin en geç 14.02.2025 tarihinde sona erdiği iş bu dava tarihinin 17.10.2023 olduğu anlaşılmakla zamanaşımı süresinin dolmadığı sabittir. Hayat sigortası sözleşmelerinde sigortalının, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasında sigortacının risk değerlendirmesi açısından önem taşıyan sağlık durumuna ilişkin bilgileri doğru ve eksiksiz şekilde beyan etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları kapsamında düzenlenmiştir. Dosyada bulunan tıbbi kayıtlar ve göğüs hastalıkları uzmanı bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmeye göre; sigortalı adına 03.11.2020 tarihli belgede “kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), tanımlanmamış” kaydı bulunmakla birlikte, KOAH tanısını kesin olarak doğrulayan solunum fonksiyon testi bulunmadığı, sigortalının KOAH tanısına yönelik düzenlenmiş ilaç raporu veya reçete kaydının olmadığı, hastane kayıtlarında kesinleşmiş ve süreklilik arz eden kronik akciğer hastalığı tanısının yer almadığı bu nedenle, sigortalının poliçe düzenleme tarihleri itibarıyla kesin tanı almış ve tedavi görmekte olduğu kronik bir akciğer hastalığının bulunduğu hususu tıbben kesin olarak ortaya konulamadığı sabit olmakla davacının davasının kabulü ile 37.470,50 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 14.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, ana para tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından belirlenen değişken oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile, 37.470,50 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 14.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, ana para tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından belirlenen değişken oranlarda avans faizi uygulanmasına, 2-Alınması gereken 2.559,60-TL karar harcından peşin ve ıslah ile alınan 639,91-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.919,69-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3- Davacı duruşmalarda kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 37.470,50-TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, 4- Davacının yapmış olduğu 639,91 TL harç gideri ve 23.312,50- TL yargılama gideri toplamı olan toplam 23.952,41- TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-)Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması nedeni ile devletçe karşılanan arabulucu ücreti 3.120,00 TL 'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına 7- Gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğuna karşı okunup usulüne uygun anlatıldı.09/07/2026

Katip ¸E-İmzalıdır

Hakim ¸E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/281, K. 2026/540, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-281-e-2026-540-k-74851999fafa