Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1980 E. 2026/1001 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1980
- Karar No
- 2026/1001
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1980 KARAR NO : 2026/1001
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2023 NUMARASI : 2021/942 Esas - 2023/456 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Hayat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/10/2021 BİRLEŞEN DAVA : (Manisa Asliye Ticaret Mahkamesi'nin 2023/374 Esas 2023/333 Karar Sayılı Dosyası DAVA : Maddi Tazminat (Hayat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/05/2023 BAM KARAR TARİHİ : 03/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2023 tarih ve 2021/942 Esas - 2023/456 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, müteveffa.....'ın yasal mirasçıları olduğunu, müteveffanın sağlığında....A.Ş .../Salihli Şubesinden 20.11.2020 tarihinde 90.000,00-TL tutarlı tarımsal kredi kullandığını, kredinin vadesinin 20.05.2022 tarihi olduğunu, kredi kullanımı esnasında, iş bu kredi tutarının faizini de kapsar şekilde .... AŞ'nin acentesi konumunda olan ... A.Ş nezdinde 103.500,00-TL tutarlı kredi bağlantılı hayat sigortası yapıldığını, poliçe numarası 96676224 olup 20.11.2020-19.11.2021 tarihleri arasını kapsadığını, ölümün 24.05.2021 tarihinde gerçekleştiğini, müteveffanın ölüm belgesine göre, Akut Solunum yetmezliğinden (son 1 saat) + pulmoner embolizm + Emboli tromboz(son 1 ay) sebeplerinden dolayı vefat ettiğini, pandemi döneminde vakalarınn 3. pik döneminde, covit-19 aşısını yaptırdıktan 1 hafta sonra vefat ettiğini, vefat sonrası mirasçıların bankaya müracaat ettiğini, sigorta şirketi tarafından murisin beyan yükümüne aykırı davrandığından bahisle tazminat taleplerinin red edildiğini, bunun üzerine vekil sıfatı ile sigorta şirketine 15.09.2021 tarihinde müracaat edildiğini, 20.09.2021 tarihli cevabı yazısında da görüleceği üzere hayat dosyası ret ile sonuçlandığı bilgisi verildiğini, murisin .... AŞ ve....A.Ş.'de olan kredilerin, vefat nedenli olarak ilgili sigortalarından karşılandığını, müvekkillerinin, müteveffa babalarının tarım işi ile uğraştığından destek primlerini almak için bakaya gittiğinde gelen destek primlerinin blokede olduğunu, borca katılma sözleşmesi imzalanmadığı taktirde, hapis haklarını kullacaklarını ve gelen destek primlerini ödemeyeceklerinin bildirilmesi nedeniyle kredi borcu için temerrüde düşmemek adına bankanın yasal takip baskısı ile borca katılma sözleşmesi imzalamak zorunda kaldığını, kredinin vadesinin 2022 yılı olmasına rağmen bankanın haksız hapis hakkını kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, sigortalının ölüm nedeni ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranış olduğu iddia edilen rahatsızlığı arasında illiyet bağı olmadığını, sağlık beyan formunda müteveffanın "kendi el yazısı ile okudum - anladım - bilgilendirildim" gibisinden bir yazı olmadığı gibi, yapılan sigorta sözleşmesine ek olarak düzenlenen beyan formu müteveffayla müzakere edilmemiş, müteveffa aydınlatılmamış ve açıkça kendisine bilgi verilmediğini, müteveffanın bir an önce kredi alma telaşı içersinde hareket ettiğini, bu nedenle Sigorta sağlık Beyan formu Borçlar Kanunu'nda 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen Genel işlem şartlarına ve aykırı olduğunu, arabuluculuğa başvurulmuş olmasına rağmen, sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan vefat tazminatının daini mürtehin olan... A.Ş'ye şimdilik 9.000,00-TL ödenmesini( temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile ile birlikte davalıdan alınarak), borcun mahsubundan sonra bakiye kalan sigorta teminatın şimdilik 1.000,00-TL' sinin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkillere mirasçılık belgesindeki hisseleri nispetinde ödenmesine, mahkeme masraflarının ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; can sigortaları bakımından yetki hususu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 15. maddesinde kesin olarak belirlenmiş olup, işbu dava yetkili mahkemede açılmadığını, ‘’Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki’’ başlıklı HMK 15. Maddesine göre; (2) Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir." işbu dava konusu olayda sigorta ettiren ... AŞ' nin adresi "... Mah. ... Bul. No: .... Altındağ/ Ankara" olup, davacılar murisi/ sigortalının ve lehtarların adresi ise Salihli olduğundan, dava konusu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme Ankara ya da Salihli Mahkemeleri olup bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, .... AŞ ile müvekkil şirket arasında imzalanan .... Sigorta Sözleşmesi uyarınca rizikonun gerçekleşmesi halinde birinci derecede hak sahibi, dain-i mürtehin sıfatını haiz ve aynı zamanda dönülemez lehtar .... A.Ş olup, sigortalı varislerinin anılan sözleşme kapsamında doğrudan sigorta tazminatına hak kazanmaları mümkün olmadığından ....A.Ş' ye müzekkere yazılarak işbu davaya muvafakatinin olup olmadığının sorulmasını, bankanın kayıtsız şartsız muvafakati bulunmaması halinde aktif husumet eksikliği sebebiyle davanın reddini talep ettiklerini, hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmeksizin, sigorta sözleşmesinde şirketimizin sorumluluğu poliçe teminat bedeli ile sınırlı olup davacı taraf da bu teminat bedelini bilmesine rağmen dava değeri eksik gösterildiğini ve dolayısıyla eksik harç yatırıldığını, dava değerinin arttırılarak harcın tamamlanması hususunda davacı tarafa süre verilmesini, verilen sürede eksiklik tamamlanmazsa davanın usulden reddini, müvekkil şirkete iletilen tüm evraklar incelendiğinde, sigortalının sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının bulunduğunun tespit edildiğini, sigortalının poliçe başlangıç tarihi öncesinden gelen, sigorta kurulma aşamasında müvekkil şirkete beyan etmediği söz konusu hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğundan tazminat dosyası red edildiğini, sigortalı .... sigorta yapılmasına etki edecek bütün hususları bildirme mükellefiyetine aykırı kötü niyetli bir davranışta bulunduğunu ve yapılmaması gereken bir sigortanın yapılmasını sağlayarak sigorta örtüsü altına girdiğini, sigortalı, sigortacı tarafından poliçe tanzim edilirken kendisine yöneltilen sorulara doğru cevap vermek, rizikonun takdirine etkili olacaklardan kendisince bilinenleri de beyan etmekle yükümlü olduğunu, MK 2. madde uyarınca bu hususun yerine getirilmemiş olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava konusu olayda sigortalının kendisine yöneltilen sorulara kendi el yazısı ile "Hayır" cevabını verdiği ve sigortalı tarafından Sağlık Beyan Formu'nun da imzalandığı açık olup, hukuki olarak da bir kimsenin kendi el yazısı ile imzaladığı evrakın içeriğine bütünü ile vakıf olduğu ve artık içeriğini reddedemeyeceği aşikar olduğunu, sigortalıya form ile soru sorulduğu, formda yer alan sorulara gerçeğe aykırı olarak hayır yanıtı verdiği açıkça ortada olduğunu, kaldı ki, TTK 1435-1436. Maddeleri kapsamında sigortalıya herhangi bir soru sorulmasa dahi, sigortalıya teminat kapsamı dışında olduğunu bildiği hastalıklar/önemli hususlar hakkında beyanda bulunma yükümlülüğü yüklendiğini, hem hayat sigortası yapılmasına esas teşkil eden belgenin sigortalı iradesi dışında gerçeğe aykırı doldurulduğundan sebeple geçerliliğine hilaf düşürülmesi, hem de iş bu hayat sigortasının geçerli olduğundan hareketle sigortalının vefatı sonrasında sigorta bedelinin talep edilebilmesi mümkün olmadığını, müvekkili şirketin tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, sigortalı, sigorta kapsama alınmadan evvel beyan yükümlülüğüne aykırı davranmış ve beyan etmediği hastalığına bağlı olarak vefat etmiş olduğundan TTK 1439/2. Maddesi gereğince sigorta bedelinin ödenebilmesi hukuken mümkün olmadığını, davanın öncelikle usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle iş bu dosyanın Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/942 Esas sayılı dosyasına birleştirilmesine, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan vefat tazminatının müvekkili ....'ın hissesine düşen şimdilik 12.937,50-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkiline ödenmesine, mahkeme masraflarının ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya yönünden davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada yetkili mahkeme Ankara ve Salihli Mahkemeleri olduğundan yetki itirazının kabulü ile Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yetkisizlik kararı verilmesine, .... AŞ Cumhuriyet- ..../ Manisa Şubesi' ne müzekkere yazılarak kredi borcunun ödenip ödenmediğinin, işbu davaya muvafakat edip etmediklerinin sorulmasına, bankanın kayıtsız şartsız muvafakati bulunmaması halinde husumet eksikliği sebebiyle davanın reddine, dava değerinin arttırılarak harcın tamamlanması hususunda davacı tarafa süre verilmesine, verilen sürede eksiklik tamamlanmazsa davanın usulden reddine,müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen knaser hastalığını müvekkil şirkete bildirmediği, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, soru formunda kendisine bu kapsamda yöneltilen soruya ''Hayır'' cevabını verdiği, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğu, sigortalının yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasına sebebiyet verdiği, sigortalının sigorta öncesinden gelen ve müvekkil şirkete bildirmediği kanser hastalığına bağlı olarak vefat ettiği dosya kapsamıyla sabit olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "....Yargılama sırasında aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 23/05/2022 tarih , 305 karar nolu raporunda, davacı hakkında hayat sigortası poliçesinin tanzim tarihinden önce 2.4.2019 tarihli patoloji raporu ile larinks kanseri tanısının konulduğu, 24.5.2020 tarihinde kardiak arrest olarak öldüğü, kişinin ölümünün pulmoner tromboemboli, DİC (yaygın damar içi kanama ) ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümüne neden olan pulmoner tromboemboli ve DİC tablosunun sözleşme sonrası tanısının konulmuş olduğu rapor edildiği, bu durumda murisin ölüm nedeninin sigorta poliçesi kurulmasından önce geçirdiği ve var olan larinks kanseri hastalığı ile ilgili olmadığı, muris .....'ın geçirmiş olduğu kanser hastalığını davalı sigortacıya bildirmediği olayda beyan yükümlülüğünü ihmal suretiyle ihlal ettiği, TTK'nun 1439/2. maddesinin ilk cümlesindeki ihmal suretiyle beyan yükümlülüğüne uymama hali için tazminattan indirim gerektiğinin düzenlendiği, bu sebeple Mahkememiz tarafından proporsiyon hesabı için sigorta uzmanı bilirkişi ....'ndan rapor aldırıldığı, bilirkişi raporuna göre sigortacının sorumluluğunda kalacak sigorta miktarının 51.750,00 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, dava dışı banka tarafından kredi borcunun kapandığının bildirildiği, Yargıtay'ın emsal niteliğindeki kararlarında belirtildiği üzere proporsiyon hesabı ile davalı sigorta şirketinin hayat sigortası nedeniyle sorumlu olduğu miktarın belirlendiği..." gerekçesiyle "...1-DAVANIN KABULÜ İLE, 38.812,50 TL hayat sigortasına ilişkin tazminatın, 10.000,00 TL'sine dava tarihi 18.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, kalan 28.812,50 TL'sine ıslah tarihi 08.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılar ...., ...... ve ....'a miras payları oranında verilmesine, 2-BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜ İLE, 12.937,50 TL hayat sigortasına ilişkin tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ....'a verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yerel mahkemece yetki itirazları konusunda bir karar verilmediğini, davacılar murisi sigortalının sigorta öncesinden gelen kanser hastalığı bulunduğunu ve söz konusu hastalığını şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacılar murisinin beyan yükümlülüğü ihlalindeki kusurunun kast derecesinde olduğunu, yerel mahkemenin beyan yükümlülüğü ihlalindeki kusuru ihmal olarak değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacılar murisinin sigorta tanzim aşamasında, sigorta öncesinde gelen hastalığını şirkete bildirmeyerek yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasını sağladığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda sigorta sözleşmesinin kurulması aşamasında söz konusu hastalığın şirketçe bilinmesi durumunda teminat sağlanmayabileceğinin tespit edildiğini, sigortalının sigorta tanzim aşamasında kanser hastalığını beyan etmesi, yani beyan yükümlülüğüne aykırı davranmaması halinde söz konusu hayat sigortasının tanzim edilmeyeceğini, sigortalının gerçeğe aykırı beyanda bulunarak tanzim edilmesini sağladığı poliçe kapsamında şirketin tazminat ödeme borcu bulunmadığını, TTK uyarıca, sigortalının beyan yükümlülüğünü kasten ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olması halinde de sigortacının tazminat borcunun ortadan kalktığını, bu konuda alınan ATK raporunun yeterli olmadığını, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, hayat sigorta poliçesine dayalı vefat tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne reddine karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. I.Davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; HMK.'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek "Miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü getirilmiş; ayrıca, aynı yasanın 44. maddesi ile HMK. ya eklenen EK MADDE-1. fıkrası ile parasal sınırların her yıl tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı; 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sy HMK'nun Ek Madde 2. Fıkrası ile de parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlemesi yapılmıştır. Somut olayda; karar tarihinin 11.07.2023 tarihi olduğu, mahkemece, 12.937,50 TL hayat sigorta poliçesine dayalı vefat tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş olup, davalı sigorta hakkında kabul edilen maddi tazminat miktarı 2023 yılı kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığından mahkemece davalı sigorta şirketi hakkında verilen karar hüküm tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Dolayısıyla inceleme konusu karar, istinafı kabil bir karar değildir. Bu nedenle; davalı sigorta vekilinin birleşen davada verilen kesin kararla ilgili olan istinaf başvurusunun HMK.'nun 352. maddesi uyarınca usulden reddi gerekmiştir. II. Davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; Eldeki davanın hayat sigorta poliçesine dayalı vefat tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsiline ilişkin olarak açıldığı, HMK'nın 15/2.maddesinde hayat sigortası sözleşmelerinde sigorta ettirenin, sigortalının ya da lehtarın yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili mahkeme olarak düzenlenmiş olduğu, davacıların murisi olan sigortalı ....'ın Salihli ilçesinde ikamet ettiği, sigortalının yerleşim yerinin davanın açıldığı tarihten önce faaliyet geçirilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi içerisinde kaldığı, mahkemece 08.02.2022 tarihli ve 11.07.2023 tarihli celselerde bu gerekçeyle yetki itirazının reddine karar verildiği, mahkemenin davaya bakmaya yetkili olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinafı yerined görülmemiştir. Somut olayda; davacılar murisinin kullanmış olduğu üretici kredisi nedeniyle, davalı sigorta şirketi tarafından, 20.11.2020-19.11.2021 tarih aralığı için hayat sigorta poliçesi düzenlenmiş, sigortalı muris, sözleşme süresi içinde, 24.05.2021 tarihinde vefat etmiştir. Dosya kapsamında bulunan hayat sigortası başvuru formunda, murisin sağlığı ile ilgili sorulara el yazısı ile hayır cevabı verdiği ve imzası ile bunu tevsik ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce "larinks kanseri" olduğunu bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne kasten aykırı davrandığını, bu nedenle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Davalı tarafından poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435 inci maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı Kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. Yargılama sırasında, İlk Derece Mahkemesince, İstanbul ATK 1. İhtisas Kurulundan murisin bildirilmeyen hastalığı ile ölüm sebebi arasında illiyet bağının olup olmadığı hususunda rapor alınmıştır. Rapor içeriğinde, muris sigortalının ölüm belgesinde ölüm sebebinin, akut solunum yetmezliği, pulmoner embolizm, emboli ve toromboz olduğu, murisin dosyada mevcut tüm tedavi evrakları ve hastane epikriz raporlarından ölüme sebep olan hastalığın pulmoner tromboemboli, DİC (yaygın damar içi kanama) ve gelişen komlikasyonları sonucu vefat ettiği, poliçe tanzim tarihinden sonra tanısı konulmuş olan bu hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür. İlk Derece mahkemesince işbu rapor hükme esas alınarak, murisin poliçe tanzim tarihinden önce geçirdiği larinks kanseri ile ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı, ölümüne yol açan hastalıkların poliçe tanzim tarihinden sonra tanısı konulduğu, poliçe düzenlenmeden önce tedavisi yapılan larinks kanserinin bildirmeyen murusin beyan yükümlülüğünün ihmal suretiyle ihlal ettiği, proporsiyon hesabı yapılarak belirlenen maddi tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç eksik incelemeye dayalıdır. Zira hükme esas alınan adli raporda, sigortalı murisin 02.04.2019 tarihli patoloji raporu ile larinks kanseri tanısı konulduğu, opere edildiği tespit edilmiş olmakla birlikte kanser tedavisinin devam edip etmediği, murisin iyileşip iyileşmediği, murisin poliçe tanzim tarihinden önce tanısı konulan larinks kanseri ile ölümü arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konularında görüş bildirilmediği gibi rapor düzenleyen heyetin içinde Onkoloji Doktorunun ve (incelendiği belirtilen ölüm belgesi ve epikriz belgesindeki ölüm nedenine göre de) Kardiyoloji Doktoru ve Göğüs Hastalıkları Doktoru bilirkişinin bulunmadığı, bu hali ile yetersiz bir rapor olduğu, hükme esas alınamayacağı anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece öncelikle asıl davada davacılar murisinin tedavi evrakları içinde eksiklik bulunması halinde (özellikle kanser tedavisine ilişkin tüm tedavi evraklarının) ilgili hastanelerden celbi, ondan sonra Adli Tıp Kurumundan içerisinde onkolog, göğüs hastalıkları ve kardiyoloji doktorunun da bulunduğu heyetten rapor alınarak, sigortalı murisin poliçe tanzim tarihinden önce tedavi gördüğü ve bildirmediği larinks kanseri hastalığı ile ölümü arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün gizlenen hastalıktan meydana gelip gelmediği, ölüm sebebinin ne olduğu tespit ettirilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve ortadan kaldırmayı gerektirmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı sigorta şirketi vekilinin birleşen dava yönünden istinaf itirazlarının usulden reddine, asıl dava yönünden istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/942 Esas ve 2023/456 Karar sayılı birleşen davada verilen karara yönelik istinaf itirazlarının HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/942 Esas ve 2023/456 Karar sayılı salı dava davada verilen kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE, 5-İSTİNAF AŞAMASINDA, a-Birleşen dava yönünden istinaf başvurusu kesin kararın istinafı nedeniyle usulden reddedildiğinden davalıdan istinaf karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına, b-Asıl davada davalıdan peşin alınan 883,76-TL istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 03/06/2026