Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1370 E. 2026/928 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1370
- Karar No
- 2026/928
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1370 Esas 2026/928 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1370 KARAR NO : 2026/928
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI : 2022/400 Esas 2022/592 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/06/2022 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, aracın başka bir araçla karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının aracın rayiç bedelini 120.000,00 TL olarak tespit edip, bu miktar üzerinde mutabakatname gönderdiğini, müvekkilinin ise belirlenen rayiç bedel ile mutabık olmadığını, ayrıca kasa bedelinin de ödenmesini gerektiğini ihtaren davalıya bildirdiğini, müvekkiline sovtaj bedeli düşülerek ödeme yapıldığını, aracın hurdasının da davalı tarafından yönlendirilen sovtajcıya 61.555,00 TL bedel ile satıldığını, hasarlanan kamyonun ikamesi yapılmadığında müvekkili zor durumda kalacağından müzayaka halinde müvekkilinin eksik ödemeyi kabul etmek zorunda kaldığını, aracın rayiç değerinin piyasa şartlarının oldukça altında belirlendiğini, kasko poliçesinde 30.000,00 TL ile teminat altına alınan araç kasasıyla ilgili hiçbir ödeme yapılmadığını, mutabakatnamede kasa değeriyle ilgili bir hususa yer verilmediğini belirterek kasko poliçesinde 30.000,00 TL ile teminat altına alınan, ancak eksper raporunda değerlendirme dışı bırakılan ve sigorta şirketi tarafından da hiç ödeme yapılmayan kasa bedeline ilişkin olarak 30.000,00 TL hasar tazminat bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın hasar tarihindeki rayiç değerinin tespit edildiğini, mutabakatname imzalandığını, müvekkilinin kazadan dolayı kayıtsız şartsız ibra edildiğini, avans faizi talep edilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; uyuşmazlıkta uygulanması gereken sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalarda TTK'nın 1420. maddesi uyarınca zaman aşımının alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl olarak düzenlendiği, dava konusu rizikonun 04/03/2020 tarihinde gerçekleştiği, zamanaşımını kesen arabuluculuk süreci dikkate alındığında sürecin 26/10/2020 tarihinde başladığı, 13/11/2020 tarihinde sona erdiği, kesilen süre değerlendirildiğinde davanın açıldığı tarih olan 17.06.2022 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasında yapılan 20/03/2020 tarihli mutabakatname içeriğinde, davacının aracının tam/ağır hasara uğradığı, hasar inceleme sürecinin tamamlanması ile birlikte araç için belirlenen 120.000,00 TL rayiç ile mutabık olduklarını beyan ettikleri, davalı tarafından davacıya 120.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının davalıyı kayıtsız ve şartsız ibra ettiğini kabul ettiği, ibranamenin davacı tarafın ıslak imzasını taşıdığı, davacının herhangi bir çekince koymaksızın ibranameyi imzaladığı, TBK'nun 132. maddesinde, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borcun tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceğinin düzenlendiği, ibranın iki taraflı bir hukuki işlem niteliğinde olup, borçlu ibrayı kabul etmedikçe borcun devam edeceği, ibranamenin her iki tarafça imzalandığı, ibranamenin tek taraflı bir belge olmadığı, borcun varlığı, miktarı ve borcun sona erdiği konusunda tarafların anlaşma yaptığı, davacı tarafından çekince konulmadığı, ibra sözleşmesi ile davacının, aracının 61.555,00 TL bedelle satılması ve davalının 58.445,00 TL ödeme yapması halinde borcun sona ereceğini kabul ettiği, bu kabul üzerine davacının protokole uyarak aracın satışını bizzat noterde gerçekleştirdiği, davalının poliçeden kaynaklı mesuliyetlerini ve ibraname kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiği, ibra nedeniyle davalının borcunun ve sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ibraname ile mutabık olmadığına dair açıklamaları, beyanları ve delilleri mahkemece irdelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, işbu belge ve sigorta şirketine gönderilen ihtarname ile müvekkilinin mutabık olmadığını, yapılan ödemenin eksik olduğunu, aracın rayiç değeri piyasa şartlarının oldukça altında belirlendiğini, ayrıca kasko poliçesinde 30.000 TL ile teminat altına alınan araç kasası ile ilgili hiç bir ödeme yapılmadığını, kasko poliçesinde açıkça görüleceği üzere müvekkili şirkete ait ... plakalı araca aksesuar olarak 1 adet kasa eklendiğini, kasa bedelinin 30.000,00 TL olarak tespit edildiğini, gerek kasko ekspertiz raporunda gerekse ödemeye dair mutabakatnamede bir tespit ve ibare bulunmadığı gibi kasa bedeline dair hiçbir ödeme de yapılmadığını, aracın tam hasarlı olması ile ilgili düzenlenen mutabakatnamede kasa veya kasa değeri ile ilgili bir hususun yer almadığını, ilgili kasko poliçesinde kasa teminatının ayrı 30.000,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşmenin taraflarından birinin, gabin hukuksal nedenine dayanarak sözleşmeyle bağlı olmamayı ya da sözleşmenin varlığını korumakla birlikte edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesini istemesi halinde öncelikle, gabin iddiasına dayanan talep için, kanunda öngörülen 1 ve 5 yıllık hak düşürücü süreler içinde talepte bulunulup bulunulmadığının belirlenmesi, ondan sonra gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının somut olayda varlığının irdelenmesi gerektiğini, tüm zamanaşımı sürelerinin 3 ay 2 gün uzadığını, mahkemenin 3 ay 2 günlük uzama süresini hesaplamaya dahil etmeden hatalı karar verdiğini, kaza tarihi 04.03.2020 tarihinden itibaren 3 ay 2 gün eklendiği takdirde 06.06.2022 tarihine tekabül ettiğini, 06.06.2022 tarihine arabuluculuk sürecinde geçen 15 günlük süre de eklendiği takdirde 21.06.2022 tarihine takabül ettiğini, işbu istinafa konu davanın ise 17/06/2022 tarihinde süresinde açılmış olup, zamanaşımının söz konusu olmadığını, kaldı ki kasko sözleşmelerinde TTK'nun 1427/2. maddesi gereğince 45 gün sonra alacak muaccel olacağından bu tarihten itibaren 2 yıl işletilmesi gerektiğini, ayrıca pandemi döneminde zamanaşımı sürelerinin uzatıldığını ve arabuluculuk sürecinin de zamanaşımını durdurduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan kasko sigortalı aracın çift taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının araç rayiç değerini 120.000,00 TL olarak belirlediğini, belirlenen araç rayiç bedelinin kabul edilmediğine dair ihtar gönderildiğini, kasko sigorta poliçesinde kasa teminatı bulunduğunu, mutabakatnamede kasa teminatına yer verilmediğini, davalının kasa teminat bedelinden sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın zaman aşımına uğradığını, ibraname imzalandığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, aracın pert olduğu, 120.000,00 TL rayiç bedele ilişkin taraflar arasında mutabakatname ve ibraname düzenlendiği, 58.445,00 TL'nin davalı tarafından, 61.555,00 TL'nin sovtaj alıcısı tarafından ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, uğramamış ise kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu pert olması nedeniyle aracın kasa teminatı olup olmadığı, kasa hasarının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, imzalanan ibranamenin somut olay üzerindeki etkisi hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; davalı vekili yasal süre içerisinde verdiği cevap dilekçesinde zaman aşımı def'ini ileri sürmüş olup, mahkemece de dava tarihi itibarıyla davanın zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiştir. İşbu davada TTK'nun 1420. maddesi uyarınca alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren dava zaman aşımı süresi 2 yıldır.
Dava konusu trafik kazası 04/03/2020 tarihinde meydana gelmiştir. İhbar süresi +45 günün sonunda davacı alacağı muaccel hale gelecek ise de, taraflar arasında imzalanan mutabakatname ve ibraname tarihi anılan tarihten daha önceki bir tarih olan 04/04/2020 tarihi olduğundan bu tarih itibarıyla alacağın muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. 13/03/2020 ve 30/04/2020 tarihlerinde Covid salgını nedeniyle yargıda işleyecek süreler 15/06/2020 tarihine kadar durdurulmuştur. Bu durumda, davacı yanın alacağının muaccel olduğu 04/04/2020 tarihinde süreler durmuş durumda olup, 15/06/2020 tarihinden itibaren 2 yıllık dava zaman aşımı süresi başlayacaktır. Arabuluculuk sürecinde zaman aşımı süreleri durduğundan somut olayda, 26/10/2020 arabuluculuk başvuru tarihi ile 13/11/2020 arabuluculuk sürecinin bittiği tarih aralığındaki 17 günlük sürenin de gözetilmesi gerekecektir. Bu durumda 15/06/2020 tarihinden itibaren başlayan 2 yıllık dava zamanaşımı süresinin sonu olan 15/06/2022 tarihine 17 gün arabuluculuk süreci ilave edildiğinde dava zaman aşımı süresi 02/07/2022 tarihinde sona erecektir. İşbu dava ise tespit edilen bu tarihten daha önce, 17/06/2022 tarihinde açılmış olup, mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin kabulü usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, mahkemenin davanın diğer ret gerekçesi ise, davalının poliçeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirdiği, ibra nedeniyle davalının borcunun ve sorumluluğunun sona erdiğine ilişkindir. Davacının imzasının yer aldığı 04/04/2020 tarihli ibranamede davalı tarafından ödenen 120.000,00 TL'nin tahsil edildiği, davalının bu kazadan dolayı kayıtsız şartsız ibra edildiği açıkça belirtilmiş olup, ibranamede herhangi bir ihtirazi kayıt yer almamaktadır. İşbu davada talep edilen davacı aracının kasko poliçesinde yer alan 30.000,00 TL standart dışı aksesuar olan kasa bedeli teminatıdır. Davacının imzasının yer aldığı ibranamede, kasa teminatına ilişkin özel bir hükme yer verilmemiş ise de, ibranamede açıkça davalının bu kazadan dolayı kayıtsız şartsız ibra edildiği belirtildiğinden ibranamenin poliçede yer alan kasa bedeli teminatını da kapsadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından imzalanan ibranamede fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığından ibranamede yer alan ödeme gerçekleşmekle davalı yükümlülüğünü yerine getirdiğinden davacı artık işbu dava konusu kaza nedeniyle davalıdan herhangi bir hasar tazminat talebinde bulunamayacaktır. Her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde müzayaka halinde eksik ödemenin kabul edildiği, hasarlana kamyonun ikamesi yapılmadığından zor durumda kalacağı ileri sürülmüş ise de, işbu dava konusu kasa teminat bedelinin 30.000,00 TL olup, belirtilen limit karşısında tacir olan davacının müzayaka altında bulunduğundan söz edilemeyecektir. Hal böyle olunca, ibranamede davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, işbu dava konusu kasa teminatı ibranamede ayrıca belirtilmemiş ise de, ibraname içeriğinde davacının işbu dava konusu kaza nedeniyle davalıyı kayıtsız şartsız ibra ettiğini açıkça belirttiği, ibranamenin kasa teminatını da kapsadığı, ibraname nedeniyle davacının davalıdan kasa teminatı kapsamında hasar talebinde bulunamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde neticesi itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/07/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.