Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/607 E. 2026/1486 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/607
- Karar No
- 2026/1486
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/607 KARAR NO : 2026/1486
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2022 NUMARASI : 2021/397 Esas 2022/684 Karar DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 18/06/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/397 Esas ve 2022/684 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 24.05.2017 tarihinde ticari nitelikte ek bayii sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre, davacı şirketin .... A.Ş.’nin belirlediği standartlarda dekorasyon oluşturması neticesinde, davalı şirketin davacı şirkete KDV dahil 60.000,00.-TL bedelli ürün teslim etme hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, davacı şirketin sözleşme ile ilgili dekorasyonu gerçekleştirdiğini, davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalı şirketin 60.000,00-TL bedelli ürünü davacı şirkete teslim etmediğini, davalı şirketin 60.000.-TL’lik ürünü göndermemekle birlikte, konseptlerinin değiştiği iddiası ile davacı şirketten yeni bir dekorasyon yapmasını istediğini, bunun genel sözleşme 6.4. maddesine aykırı olduğunu, iş bu yeni dekorasyon isteğinin portal yolla ya da yazılı olarak davacı şirkete gönderilmediğini, 14.09.2020 tarihli ankara 9. Noterliği’nin 13605 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de bayilik sözleşmesini sonlandırmış ve “....” ibareli markanın kullanılmaması için davacı şirkete ihtarname gönderdiğini, davalı şirketin ihbar süresine uymayarak sözleşmeyi haksız olarak feshedildiğini, bu nedenlerle 24.05.2017 tarihli bayilik sözleşmesinden doğan 60.000,00.-TL tutarın nakit veya ürün olarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin “....” markasını tescil ettirdiğini, davacı şirketin 24.05.2017 tarihli sözleşmeye aykırı davranıp yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirketin sözleşmeyi haklı nedenle fesh ettiğini, sözleşmede bu hususun düzenlenmiş olup, davalı şirkete tek taraflı fesih yetkisi vermekte olduğunu, davacı şirketin bayilik sözleşmesi yapılacağına güvenerek yaptığı harcamaların iadesini istemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri ifa etmediğini, haksız ve usulsüz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir, DELİLLER: 24.05.2017tarihli sözleşme, dekorasyon için yapılan giderleri gösteren faturalar, 14.09.2020 tarihli Ankara 9. Noterliği'nin 13605 yevmiye numaralı ihtarname, Marmaris 5. Noterliği'nin 22.09.2020 tarihli 6275 yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/42 Talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Davacı şirkete ait mağazanın davalı şirketin konseptine uygun olarak düzenlenip, düzenlenmediği, düzenlenmiş ise sözleşmede buna mukabil davalı tarafça gönderilmesi olarak yapılan tespit ve değerlendirmede; a) Mağazanın; davalı şirketin könseptine uygun olarak düzenlendiği, b) Davalı tarafça gönderilmesi kararlaştırılan 60.000 TL.lık ürünün, bedelsiz olarak davacıya verilmediği tespit edilmiştir..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...1) Davalı şirketin 2017,2019,2020 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi’ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, 2018 ve 2021 yılı defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi’ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olmadığı, 2)Taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu ve 2017 yılından önce başladığı, taraflar arasında imzalandı olarak dava dosyasına sunulan 24.05.2017 tarihli Ek Sözleşme’de davalı şirket tarafından davacı şirkete verilmesi kararlaştırılan 60.000.-TL’lik bedelsiz ürün hususunda; davacı şirket ticari defterleri ve belgeleri incelenerek hazırlanan bilirkişi heyet raporunda davacı şirketin davalı yandan bedelsiz ürün almadığı, mağazanın, davalı şirketin konseptine uygun olarak düzenlediği ve 57.995,96.-TL’lik dekorasyon yapıldığı kanaatine varılmış olup; davalı şirket ticari defter kayıt ve belgeleri incelenmesi sonucunda da davalı şirketin, davacı şirkete bedelsiz ürün teslimatı yapmadığı ..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemli alacak davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde davacı şirket ile(bayi) davalı şirket(bayilik veren) arasında 24/05/2017 tarihinde ek bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davacı bayinin davalının belirlediği standartlarda dekore edilmesi halinde 60.000,00-TL tutarlı ürün desteği sağlanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, davacının dekorasyon masrafı olarak 50.000,00-TL harcama yaparak edimini yerine getirdiği halde davalı şirketin 60.000,00-TL tutarlı ürün desteğinde bulunmadığını, davalı şirketin sonraki süreçte yeni bir dekorasyon konsepti düzenlemesi talep ettiği halde verilen sürenin beklenmeksizin sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek 60.000,00-TL nakit veya ürün olarak davacıya ödeme yapılması talep edilmiştir. 3-Davalı şirkete usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen süresinde cevap verilmemiş, süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde ise özetle davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davacının sarf ettiği harcama masraflarını talep edemeyeceği, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini ifa etmemesi nedeniyle davalıdan karşı ifa talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. 4-Taraflarca sözleşme metnine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olup, dava dilekçesi ekinde yer alan 24/05/2017 tarihli ek sözleşme ile 5 yıllık sözleşme süresine istinaden ve davacının dekorasyon masraflarının karşılanması hususunda KDV dahil 60.000,00-TL tutarlı ürün desteğinde bulunulacağı, sözleşmeye aykırı davranışta bulunulması halinde davalı bayilik verenin sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, fesih halinde davacıya sağlanan ürün desteği karşılığı 15.000,00-Euro'nun davalıya ödeneceği hususlarının düzenlendiği görülmüştür. 5-Davalı taraf sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunmuş ise de süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı gibi, süresinden sonra sunulan beyanlarda da sözleşmenin feshini haklı kılan bir neden gösterilmemiştir. Bu nedenle davalı bayilik verenin haklı fesih savunmasını ispat edemediği değerlendirilmiştir. 6-Sözleşme kapsamında davacıya verileceği kararlaştırılan ürün desteği şarta bağlı olup, ön şart olarak mağaza dekorasyonunun davalı şirketin belirleyeceği konsepte uygun olarak yaptırılması olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce talimat mahkemesi aracılığı ile mağaza üzerinde 1 mimar ve 1 inşaat mühendisi bilirkişi eşliğinde keşif yapılmış, keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacıya ait mağazanın davalının belirlediği konsepte uygun olarak dekorasyon uygulandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı şirket tarafından dosyaya davacının dekorasyon yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik bir savunma sunmamış olup, bilirkişi incelemesi ile davacının dekorasyon işlemleri için 57.995,96-TL harcama yaptığı tespit edilmiştir. Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde davalının yükümlülüklerini ihlal ettiğine yönelik beyan ve itirazlarını yinelemiş, ancak mağaza dekorasyonunun gereği gibi yerine getirilmediğine yönelik bir savunmada bulunmamıştır. Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinde, davalı tarafça mağaza dekorasyonunun konsepte uygun olarak düzenlenmediği yönünde bir savunması bulunmadığı, yine konseptin ne şekilde olması gerektiğine dair de bir delil sunulmadığı dikkate alındığında davacının ek sözleşme kapsamında dekorasyon yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat ettiği değerlendirilmiştir. 7-Davacı şirketin davalı şirketin bayilik konseptine uygun olarak mağazasının dekorasyonlarını yaptırdığı anlaşıldığından ürün desteği ödemesine hak kazandığı kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı şirket sözleşmenin 5 yıl süreceği beklentisi ile bu yönde bir yükümlülük altına girmiş ise de, sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği ve haklı feshe yönelik geçerli bir ispatın sağlanamadığı dikkate alındığında, davalının sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle ürün desteği bedelinden indirim talep edemeyeceği değerlendirilmiştir. 8-Dava tarihinden önce taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi sona ermiş olup, davacı şirketin davalıya ait ürünlerin satışını gerçekleştiremeyeceği dosya kapsamında taraflarca düzenlenmiş olan ihtarname içeriklerinden anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde nakdi olarak veya ayni olarak ifa talep etmiş ise de öncelikle hangi talepte bulunduğu beyan edilmediğinden mahkememizce bu hususta açıklama talep edilmiş, davacı vekilince ürün desteği bedeline nakdi olarak hükmedilmesi yönünde talepte bulunulmuştur. Mahkememizce davacı şirketin ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları SMMM bilirkişi aracılığı ile ayrı ayrı incelenmiş, her iki şirket kayıtlarına göre davalı tarafça davalıya bedelsiz ürün desteğinde bulunulduğuna dair bir kayıt bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda davacının kendisine sağlanmayan KDV dahil 60.000,00-TL ürün desteğine istinaden bu miktarın nakden ödenmesini talep etme hakkı bulunduğu değerlendirilmiştir. 9-Dosya kapsamında toplanan tüm bilgi, belge ve delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; -Davacının sözleşme kapsamında mağaza dekorasyonu hususundaki yükümlülükleri yerine getirdiğini ispat ettiği, -Davalı şirketin sözleşmenin süresinden önce haklı nedenle feshedildiğini ispat edemediği, -Davalı şirketin davacıya bedelsiz ürün desteği verildiğini ispat edemediği, Değerlendirilmiş, böylelikle davacının sözleşme kapsamında konsepte uygun dekorasyon yaptırılması karşılığında kendisine verilmesi kararlaştırılan ürün bedelini nakden talep edebileceği değerlendirildiği..." gerekçesi ile, davanın KABULÜ İLE, 60.000,00-TL ürün desteği bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, 24/05/2017 tarihli Ek Sözleşmenin Özel Şartlar Bölümü 1. maddesinde, "İş bu sözleşme ile ... Şti. Firması 5 yıl süre ile ... markalı ürünlerin Marmaris yetkili showroom bayi olma hakkını kazanmıştır." 2. maddesinde, "5 yıllık sözleşme karşılığı ve mağazanın.....A.Ş.'nin belirlediği standartlarda dekorasyonun oluşturulması için yapılacak masraflarının karşılanması amaçlı .....A.Ş. tarafından bayiye KDV dahil 60.000 TL bedelsiz ürün desteğinde bulunacaktır." 4. maddesinde, "KDV dahil 60.000 TL bedelsiz ürün bayiye 3 eşit dilimler halinde verilecek olup bayi karşılığında..... A.Ş.'ye Dekorasyon Destek Başlığı altında fatura kesecektir." düzenlemelerine yer verildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı mevcut olup bu iradesini dekorasyonun uygun olmaması sebebi ile kullandığını, müvekkili şirket oldukça açık ve anlaşılır bir şekilde yasal yollardan ihtar çekerek muhatabına karşı yükümlülüğünü yerine getirdiğini, fesih beyanının tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu ve karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte hüküm ve sonuç doğuracağını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, davacı şirketin dekorasyon yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmeyerek yükümlülüğünü ihlal ettiğini, sözleşmenin süresinden önce haklı olarak feshedildiğini, fesih ile birlikte müvekkilinin tüm sorumluluklarının ortadan kalktığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan dekorasyon ürün desteği alacağının tahsili istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacının iddiasını ispatlamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih ve 2021/397 Esas 2022/684 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 4.098,60.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 1.024,15.TL harcın mahsubu ile bakiye 3.074,45.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.