Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/655 E. 2026/1147 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/655
Karar No
2026/1147
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/655

KARAR NO: 2026/1147

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/03/2026

NUMARASI: 2023/795 E. - 2026/296 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 22. İcra Ceza Mahkemesi’nin 2022/136 esas sayılı dosyasında karşılıksız çek keşide etme suçuna konu edilen, ... Şubesi’ne ait 25.02.2021 tarihli 417.000 TL ve 25.03.2021 tarihli 405.000 TL bedelli çekler nedeniyle haklarında yürütülen süreçte, söz konusu çeklerde yer alan imzaların kendilerine ait olmadığını, çekin dava dışı bir şirket tarafından düzenlendiğinin iddia edildiğini ancak kendilerinin bu çekin keşidesinden haberdar olmadıklarını ve çekle herhangi bir hukuki bağlarının bulunmadığını, bu nedenle çekten dolayı mali ve cezai sorumluluklarının olmadığının tespitini talep ettiklerini, imzanın kendilerine ait olmaması sebebiyle sorumluluk yüklenemeyeceğini, buna rağmen haklarında ceza yargılaması yürütüldüğünü ve mahkemece menfi tespit davası açıp açmadıklarının sorulduğunu, aksi halde cezalandırılabileceklerinin belirtildiğini, hukuki yararlarının bulunduğunu, ayrıca bu tür menfi tespit davalarında arabuluculuk şartı aranmadığını, yapılacak imza incelemesiyle gerçeğin ortaya çıkacağını, aksi halde adil yargılanma haklarının ihlal edileceğini, sonuç olarak, dava konusu çeklerdeki imzaların sahte olduğunun ve bu çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; açılan davanın davacıların bir dönem yetkilisi oldukları dava dışı şirketin keşide ettiği iki adet çek sebebi ile çekteki imzanın kendilerine ait olmadığından bahisle çek nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davası olduğu, taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatının, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkin olduğu, sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebileceği, davaya konu çeklerin incelenmesinde her iki çekte de keşidecinin dava dışı...A.Ş olduğu, davacıların mezkur şirketin bir dönem yetkilisi olmalarının onlara aktif husumet bahşetmeyeceği, keşideci şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip tüzel kişi sermaye şirketi olduğu, bu durumda borçlu olmadığına karar verilmesi istenebilecek olan davacı şirket yetkilileri değil dava dışı keşideci şirketin kendisi olduğu, ezcümle davacıların somut dosya kapsamında aktif husumetlerinin bulunmadığı mahkemece anlaşılmış ve açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Yerel Mahkemece, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmişse de, müvekkillerinin menfi tespit davası ikame ederek davaya konu çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmekte hukuki yararları bulunduğu gibi, taraf sıfatına da haiz olduklarını, dava konu çeklerin keşidecinin dava dışı...A.Ş olduğu, davacıların mezkur şirketin bir dönem yetkilisi olmalarının onlara aktif husumet bahşetmeyeceği, söz konusu imzaların şirket adına atıldığı, dolayısı ile sorumluluğun ancak şirket üzerinde olabileceği gerekçesiyle müvekkillerinin davası aktif husumet yokluğundan reddedildiğini, Davacı müvekkillerinin; davalı tarafın karşılıksız çek keşide etme suçu’na konu ettiği ve taraflarınca da davaya konu edilen, dava dışı...Sanayi ve Ticaret A.Ş. Unvanlı şirket tarafından keşide edildiği iddia edilen çek nedeniyle İstanbul Anadolu 22. İcra Ceza Mahkemesinin 2022/136 esas numaralı dosyasında yargılanmalarına devam olunduğunu, ancak müvekkillerinin anılan çeklerin keşide edildiğinden bilgileri olmadığı gibi, dava konusu iş bu çekler altında yer alan imzaların da müvekkillerine ait olmadığını, imzaları müvekkillerine ait olmayan işbu çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı müvekkillerinin gerek malen ve gerekse cezai manada sorumlu tutulması hem mevzuat hem de yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında mümkün olmadığından müvekkillerinin davaya konu çeklerden kaynaklı borçlu olmadıklarının tespiti gerekirken, Yerel Mahkemece müvekkillerinin, menfi tespit davası ikame etmekte hukuki yararları bulunmadığının kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, borçlunun hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilip, bu hukuki durumunun tereddüt içerisinde kalması ve açılacak dava ile verilecek karar sonucunda bu tehdidin ortadan kalma ihtimalinin bulunması halinde ‘hukuki yarar’ın mevcut olduğunun kabul edildiğini, hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılmadan önce, borçlunun -kural olarak- alacaklıya karşı olumsuz tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu, karşılıksız kalan çekten ötürü müvekkillerinin cezai ve mali anlamda sorumlu tutulmaları söz konusu olduğundan, ciddi tehdit altında bulunan müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespiti için menfi tespit davasını ikame etmelerinde hukuki yararlarının bulunduğunu,

-Davalı şirketin şikayeti sebebiyle müvekkillerinin gerek cezai gerekse mali yükümlülük altına girme tehlikesi altında olduğu mevcut durumda, borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmakta hukuki yararları olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkillerinin yalnızca icra takibi nedeniyle değil, İstanbul Anadolu 22. İcra Ceza Mahkemesinin 2022/136 Esas sayılı dosyası ve de çeklerden kaynaklı olarak da mali sorumluluk tehdidi altında bulunduğunu,

-Müvekkillerinin menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığına yönelik olarak farklı mahkemeler nezdinde farklı kararlar bulunduğundan müvekkillerinin Anayasal güvencesi olan adil yargılanma ve hak arama hürriyetleri ihlal edildiğini, müvekkillerinin dava dışı şirket adına işbu davaları açmasını beklemesi hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı şirketteki yetkisini ve şirket ortaklığını devretmiş olması sebebiyle dava dışı bu şirketin imza yetkililerinin ve de temsilcilerinin müvekkilleri olmadığı da değerlendirildiğinde, bahsi geçen davaların müvekkilleri tarafından şirket adına açılması ve yürütülmesi fiilen mümkün olmadığını, anılan dava dosyasında müvekkillerinin Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu’nu işlediklerinden bahisle yargılanmaları ve olası bir kabul kararı halinde hükmedilecek cezanın ve bu suçun ortadan kaldırılabilmesi veya düşürülebilmesi için ancak ve ancak müvekkillerinin ödeme yapmak durumunda kalacakları da değerlendirildiğinde; Müvekkillerinin, işbu çekten kaynaklı menfi tespit içerikli davayı açmaktaki hukuki yararı bulunmasına karşın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince işbu hususun göz önüne alınmamasının hatalı olduğunu, işbu sebeple, açıkladığımız nedenler kapsamında, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 2023/795 Esas, 2026/296 Karar sayılı ilamının kaldırılması gerektiğini, müvekkillerinin imzası olmayan çeklerden kaynaklı olarak cezai ve hukuki ve de mali sorumluluk altına girmesi sebebiyle tehdit altında olduğunu ve dava konusu çeklerdeki imzaların müvekkillerine ait olmadığının tespit edileceğini, çekin keşidecisi ve de borçlusu...Sanayi ve Ticaret A.Ş olduğunu, dava konusu çeklerdeki imzalar müvekkillerine ait olmamakla birlikte; müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketteki yetkilerini ve şirket ortaklığını devretmiş olması, davanın ceza tehlikesi altında açılmış olması, müvekkilinin ticari sorunlar sebebiyle tüm mal varlığını kaybetmiş olduğu göz önüne alındığında huzurdaki davayı ikame etmekteki yararı ve haklılığı olduğunu, müvekkillerinin sorumlu olmadıkları çeklerden kaynaklı cezai sorumluluklarının yanı sıra maddi olarak çek bedellerini karşılamak gibi bir sorumlulukları da doğmuş olup, tüm bu durumlar sebebiyle müvekkillerinin anılan çeklerden kaynaklı borçlu olmadıklarının tespiti gerektiğini bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, çekte imza inkarına ve çekin sahteliğine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dava konusu ... Şubesi’ne ait 25.02.2021 tarihli 417.000 TL ve 25.03.2021 tarihli 405.000 TL bedelli çekler keşidecisi .... A.Ş, lehtarının ise .... A.Ş' olduğu, davacıların çek üzerinde şahsen borçtan sorumlu tutulmalarını ve hamil tarafından kendilerine şahsen başvurulmalarını gerektirecek bir imza koymadıkları, çek metnine göre kendi adlarına borçlu sıfatlarının bulunmadığı görülmektedir.

Davacılar hakkında her ne kadar karşılıksız çek keşide etmek suçundan İstanbul Anadolu 22. İcra Ceza Mahkemesi’nin 2022/136 Esas sayılı dosya ile yargılandıkları ve icra ceza mahkemesinde davacılara menfi tespit davası açmak üzere süre verildiği anlaşılıyorsa da, çekin davacıların temsilcisi olan şirket adına keşide edildiği, davacıların da çeki keşide eden şirket yetkilisi sıfatıyla yargılandıkları, dolayısıyla çekin sahteliği iddiası ile açılacak davanın borçlu sıfatına haiz keşideci şirket adına açılması gerektiği, şahsi olarak cezai ve mali sorumluluk doğuracak bir durumun bulunmadığı, davacılar borçlu şirket yetkilisi olsa dahi davanın şirket yetkilisi sıfatıyla açılmayıp kendi adlarına açılması sebebiyle çekten dolayı borçlu sıfatı bulunmayan davacıların söz konusu çek nedeniyle menfi tespit talebiyle açtıkları bu davada aktif husumet ehliyetlerini bulunmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2494 - 2020/4429).

İlk derece mahkemesince, davanın usulden reddi kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, Davacılar vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2026 tarih ve 2023/... E., 2026/... K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.464,00-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 732,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/655, K. 2026/1147, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-655-e-2026-1147-k-9135c49630a9