Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/582 E. 2026/1335 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/582
Karar No
2026/1335
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/582 KARAR NO : 2026/1335

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2022 NUMARASI : 2020/316 Esas 2022/1162 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/316 Esas ve 2022/1162 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, işbu ticari ilişki gereği müvekkili tarafından edimin ifa edildiğini, ancak ödeme olgusunu ispatla yükümlü olan davalı tarafın, herhangi bir ödeme yapmadığını, davalıya karşı icra takibi başlattıklarını, davalının müvekkiline takip talebinde belirtilen miktar kapsamında ticari ilişki gereği borcu bulunduğunu, tüm bunlara karşın davalı tarafça kötüniyetli olarak takibe itiraz edildiğini, davalının itirazında müvekkiline hiçbir ad ve nam altında borçlarının bulunmadığını belirttiklerini ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, her iki tarafın defter tutmakla yükümlü olduğunu, işbu kayıtların, defterlerde de yer aldığını, bu hususta yapılacak bir inceleme ile müvekkilinin haklılığının bir kez daha ortaya çıkacağını belirterek İzmir 27. İcra Müdürlüğü 2018/12674 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin takip talebinde belirtilen faiz ve ferileri yönüyle devamıma, davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüş, davacı vekili ön inceleme duruşmasında imzalı beyanında ise; takibe ve davaya konu alacağın 12/10/2018 başlangıç tarihli 54.669,03 TL tutarındaki ticari ilişki gereği bakiye alacağa ilişkin olduğu müvekkilinin davalı tarafa elektrik-elektronik malzemesi sattığını, bu mal satımı karşılığında fatura düzenlendiğini, fatura davalıya tebliğ edilip mallar teslim edildiği halde müvekkiline fatura bedellerinin ödenmediğini bu nedenle icra takibi başlattıklarını, yapılan haksız itirazın iptaline karar verilerek, davanın kabulüne karar verilmesini, ayrıca dava dilekçesinde her ne kadar "ihtiyati haciz taleplidir " ibaresini yazmış iseler de bu ibarenin sehven yazıldığını, iş bu dosya kapsamında ihtiyati haciz talepleri bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür. CEVAP : Davalı şirkete dava dilekçesi, ekleri ve duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde yasal süresi içerisinde davaya cevap vermediği görülmüştür. DELİLLER : Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; İzmir 27. İcra Dairesi 2018/12674 Esas sayılı dosya, ticari defter ve belgeler, faturalar ve sevk irsaliyeleri, bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür. İzmir 27.İcra Müdürlüğünün 2018/12674 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 12.10.2018 faiz başlangıç tarihli 54.669,03TL tutarındaki bakiye alacağa dayalı olarak 54.669,03 TL asıl alacak, 146,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.815,06 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 18.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 19.10.2018 tarihinde sunduğu dilekçe ile alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığını, icra takibinde Afyonkarahisar İcra Dairesi'nin yetkili olduğunu belirterek takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. İzmir 21.İcra Müdürlüğünün 2019/2989 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 05.01.2019 günlü 6081374 seri nolu çeke dayalı olarak 11.482,08 TL çek bedeli, 269,91 TL işlemiş faiz, 34,45 TL komisyon, 1.148,21 TL çek tazminatı olmak üzere toplam 12.934,65 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya TK.35.maddeye göre tebliğ edildiği, borçlu şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına haciz işlemi uygulandığı görülmüştür. İzmir 21.İcra Müdürlüğünün 2019/2986 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 15.12.2018 günlü 6081373 seri nolu çeke dayalı olarak 11.400,00 TL çek bedeli, 395,88 TL işlemiş faiz, 34,20 TL komisyon, 1.140,00 TL çek tazminatı olmak üzere toplam 12.970,08 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlu şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına haciz işlemi uygulandığı görülmüştür. Afyonkarahisar İcra Müdürlüğünün 2018/23982 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 15.11.2018 keşide tarihli 05.11.2018 ibraz tarihli 3323843 seri nolu 15.000 TL bedelli çeke dayalı olarak 13.400,00 TL asıl alacak, 40,20 TL işlemiş faiz, 1.340,00TL çek tazminatı olmak üzere toplam 14.780,00 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takip başlatıldığı, dosyanın alacaklı tarafça işlemsiz bırakıldığından bahisle icra müdürlüğü tarafından 24.06.2020 tarihinde işlenmeden kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Taraflara ait BA/BS formları ilgili vergi dairesinden getirtilmiştir. Tarafların dosyaya celbini talep ettiği belge ve kayıtların dosyaya teminine müteakiben tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dosya konusunda uzman SMMM bilirkişisi ....'e tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından 29/03/2021 tarihli düzenlenen raporda ; davacı ile davalı taraflar arasında imzalanmış olan ticari bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının 2018 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davacının davalıdan yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile 13.513,67.-TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacının yerinde yapılan incelemelerim sırasında; davalı tarafa kesmiş oldukları satış faturalarının örnekleri tarafıma sunulmamıştır. Tarafıma sadece sevk irsaliyelerinin örnekleri sunulmuştur. Hesap ekstresinde görüleceği üzere irsaliye numaraları ile eşleştirilerek düzenlenmiş olan hesap ekstresinin örneği tarafıma sunulmuş olup hangi irsaliyenin hangi satış faturası ile eşleştirilerek satış faturasının fiyatlandırılarak düzenlenmiş olduğu tespit edilememiştir. Ayrıca ilgili irsaliyelerin üzerinde davalı firma adına malların kim yada kimler tarafından teslim alınmış olduğuna dair teslim alan bilgilerinin olmadığı görülmüştür. Bu minvalde; Dava dosyası içerisinde bulunan mevcut belgeler ile davacı ...A.Ş. firmasının yasal defter ve belgelerinde yapılan inceleme ve tespitlere göre; 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan talep edebileceği alacak tutarı tespit edilemediği rapor edilmiştir. Davacı vekilinin düzenlenen rapora itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verildiği, ancak daha önce rapor düzenleyen bilirkişi ....'in bilirkişilik görevinden yasaklandığından adı geçen bilirkişiden ek rapor alınamadığından dosyanın SMMM uzmanı bilirkişi ....'e tevdi edildiği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 03/02/2022 tarihli raporda;-Davalı ...A.Ş.'nin 2017-2018 yılı yasal defterlerinin incelenmemiş olması sebebi ile yapılan incelemeler icra dosyaları, dava dosyası ve davacı şirketin yasal defter ve belgeleri ile sınırlı kalmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda; -Davacı ...A.Ş.'nin 2017-2018 yılına ait yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin uyumlu olduğu, -Davacı ....A.Ş. ile davalı ....A.Ş. arasında Led Ampul, Topraklı Priz, Kanal, Kanal Fanı, Armatür v.b Elektrik Malzemesi Alım Satım ilgili yazılı olmayan ticari bir ilişki kurulduğu, -Davacı yasal defterlerine göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı yanca düzenlenen 15.06.2017 tarih 23116 no.lu 2.349,26-TL'lik fatura ile başladığı, davalı yanca düzenlenen 15.10.2018 tarih 45804 no.lu 73,28-TL'lik iade faturası ile sona erdiği, -İşbu ticari ilişkiye istinaden davacı...A.Ş. tarafından 2017-2018 yılında çeşitli tarihlerde kdv dahil 201.473,13-TL tutarında 119 adet fatura düzenlendiği, *Davalı yasal defterlerinin incelenememiş olması sebebi ile işbu faturaların davalı yasal defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, -İşbu faturalara istinaden davalı ...A.Ş tarafından 2017-2018 yılında çeşitli tarihlerde vadeli çek aracılığı ile toplam 184.842,43-TL ödeme yapıldığı, *Davalı yasal defterlerinin incelenememiş olması sebebi ile işbu çekler dışında davalı yasal defterlerinde kayıtlı başka bir ödeme olup olmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, -Davalı ...A.Ş tarafından 2018 yılında çeşitli tarihlerde 3.117,03 TL tutarında toplam üç adet iade faturası düzenlendiği, *Davalı yasal defterlerinin incelenememiş olması sebebi ile işbu iade faturalar dışında davalı yasal defterlerinde kayıtlı başka bir iade faturası olup olmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, -Davacı şirket yasal defterlerine göre, davalı ....A.Ş.'nin 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 13.513,67-TL tutarında bir borç bakiyesi bulunduğu, -Davacı yanca işbu davaya esas İzmir 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/12674 Esas dosyasında davalı adına 54.669,03-TL tutarındaki bir asıl alacağın icra takibine konu edildiği, -Davalının vermiş olduğu 41.082,08-TL tutarındaki üç adet çekin ödenmemiş olduğu ve davacı yanca işbu çeklerin davalıya iade edilmediği ve aşağıda ayrıntısı ile belirtilen icra dosyalarında takibe konu edildiği, -Davacı yasal defterlerinde karşılıksız çeklerden kaynaklanan borç bakiye tarihinden sonra yapılan muhasebe işlemleri ile Şüpheli Ticari Alacaklar hesabında takip edildiği, -Davalı yanca ödenmeyen 41.082,08-TL tutarındaki üç adet çekin davalıya iade edilip söz konusu tutarların cari hesap borcuna dönüşmediği, davacı yanca işbu çeklerin başka icra dosyalarında asıl alacağa konu edildiği, -Bu durumda davacının kendi yasal defterlerine göre işbu davaya esas icra takip talebinde 13.513,67-TL tutarındaki bir asıl alacağın davalıdan talep edilebileceği, -Davacının kendi yasal defterlerine göre 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile davalıdan olan 13.513,67-TL tutarındaki işbu cari hesap alacak bakiyesinin 13.586,95-TL tutarındaki toplam on yedi adet faturadan kaynaklandığı, -Tarafımca talep edilmesi davacı yanca e-posta aracılığı ile tamamı gönderilen faturalar üzerinde yapılan incelemelerde fatura muhteviyatlarının led ampul, topraklı priz, kanal, kanal fanı, armatür, sanayi fanı v.b elektrik malzemesinden ibaret olduğu, -İşbu faturalar ile dava dosyasında mevcut sevk irsaliyelerinin eşleştirilmesi sonucunda sevk irsaliyeleri üzerinde teslim bilgileri bulunmaması sebebi ile işbu fatura muhteviyatlarının teslim alınıp alınmadığı konusunda tarafımca somut bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, -Davacı yanca temel fatura senaryosu ile düzenlenen ve icra takibine konu edilen işbu üç adet elektronik faturanın davacı şirketin e-fatura sisteminden elektronik ortamda tebliğ edildiği, -Mahkemenin gerekli görmesi halinde davalı firmanın bilgisayar ortamında tutulan e-fatura sisteminden işbu faturaların davalı yanca tebliğ alınıp alınmadığı, tebliğ alındı ise hangi tarihte tebliğ alındığının elektronik ortamda tespit edilebileceği, -Takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketin işbu davaya esas İzmir 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/12674 Esas sayılı dosyasında 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile alacaklı olup olmadığı hususunun davalının yasal defterlerinin incelenmesi neticesinde ortaya çıkabileceği, -Takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davalının 2017-2018 yılına ait yasal defterlerinin talimat mahkemesi yolu ile incelenebileceği yahut Sayın Mahkemenin gerekli görmesi durumunda 2017-2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterleri ile 2017-2018 yılı ...A.Ş.'nin muavin dökümlerinin mahkeme kanalı ile dosyaya ibrazı halinde tarafınca bir inceleme yapılabileceği, -İşbu raporun İcra Takibine Konu Alacak Üzerinde Yapılan İncelemeler böümünde belirtilen tüm bilgiler ışığında Sayın Mahkeme tarafından davacının yasal defterlerinin doğru olduğuna ve 13.586,95-TL tutarındaki 17 adet fatura muhteviyatı malın davalı yanca teslim alındığına karar verilmesi durumunda, *Davacı ...A.Ş.'nin işbu davaya esas İzmir 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/12674 Esas sayılı dosyasına istinaden davalı .... A.Ş.'nden 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile 13.513,67-TL tutarında asıl alacak talep edebileceği, davalının temerrüdü söz konusu olmadığından davacının işbu davaya esas İzmir 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/12674 Esas sayılı dosyasına istinaden 146,03-TL tutarındaki işlemiş faiz talebinin yerinde olmayacağını rapor ettiği görülmüştür. Mahkememizce davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılması için Afyonkarahisar ATM'ye talimat yazıldığı talimat mahkemesi aracılığıyla dosyanın SMMM uzmanı bilirkişi ...'e tevdii edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 09/09/2022 tarihli raporda; davalının 2017 yılı BA formlarına göre davacı şirkette 2017 yılında 35 adet belge karşılığı 70.866,00 TL tutarında mal/hizmet satın aldığının beyan edildiği, 2018 yılı içinde 53 adet belge karşılığında 82.387 TL tutarında mal/hizmet satın alındığının beyan edildiği, ticari defterlerine göre davacının davalıdan 13.513,67 TL alacaklı olduğu dosya münderecatındaki bilgi belgeler ile davalı tarafça incelemeye sunulan yasal defterlerin tarafına verilen görev hususunda incelenmiş olup, uyuşmazlığın hukuki olarak nitelendirilmesi, dava konusu takip dayanağı belge nedeniyle davacının davalıdan; 17.10.2018 Takip tarihindeki asıl alacağı'nın 13.513,67 TL olduğu rapor edilmiştir. Davacı vekili tarafından yeni bir bilirkişi raporu alınması talep edilmiş ise de düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler ve davacı vekilinin rapora itiraz sebepleri dikkate alınarak yeni bir rapor alınması talebinin reddine karar verilmiştir. DEĞERLENDİRME :Dava; ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde dava şartının bulunup bulunmadığı yönünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerektiği, alacağın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacak olduğu, HMK'nın 10 ve TBK'nın 89.maddeleri uyarınca alacaklının yerleşim yeri olan İzmir İcra dairelerinin yetkili olduğu sonuç olarak yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunduğu, dava şartının mevcut olduğu görülerek yargılamaya devam olunmuştur. Somut olayda, davacı taraf davalıyla aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalıdan mal satımı nedeniyle alacaklı olduğunu belirterek ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazında herhangi bir sebep bildirmediği, davaya ise cevap vermediği görülmüştür. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya 2017-2018 yıllarında 119 adet fatura düzenlediği, bu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının cari hesabına borç kaydı olarak işlendiği, bu faturalara istinaden davalı tarafından 2017-2018 yıllarında çeşitli tarihlerde çek aracılığıyla toplam 184.842,43 TL ödeme yapıldığı, davalı ödemelerinin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından 2018 yılında çeşitli tarihlerde 3.117,03 TL tutarında toplam 3 adet iade faturası düzenlendiği, bu iade faturalarının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, buna göre davalının 17.10.2018 icra takip tarihi itibariyle davacıya 13.513,67 TL borçlu olduğu, davacı tarafça davalının verdiği üç adet çek nedeniyle iş bu davaya esas icra takip tarihi olan 17.10.2018 tarihinden sonra davalı aleyhine Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/23982 Esas sayılı takip dosyasında, İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2019/2986 Esas sayılı dosyasında ve 2019/2989 Esas sayılı takip dosyalarında takip başlatıldığı, sözkonusu bu çeklerin icra takip tarihinden sonra başka icra dosyalarında asıl alacağa konu edildiği, bu durumda işbu davaya esas icra takibinde asıl alacak tutarı belirlenirken yapılacak hesaplamalarda davacının kendi yasal defterlerinde 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile kayıtlı bulunan 13.513,67-TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin esas alınması gerektiği,13.586,95-TL alacağın toplam 17 adet faturadan kaynaklandığı, işbu 17 adet elektronik faturanın davalı şirketin e-fatura sisteminden elektronik ortamda tebliğ edildiğinin anlaşıldığı; davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre ise, davalının 2017 yılı BA formlarına göre davacı şirkette 2017 yılında 35 adet belge karşılığı 70.866,00 TL tutarında , 2018 yılı içinde ise 53 adet belge karşılığında 82.387 TL tutarında mal/hizmet satın alındığını beyan ettiği ve davalının ticari defterlerine göre davacıya 13.513,67 TL borçlu olduğunun belirtildiği, buna göre tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.513,67 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmediği bu nedenle davacının işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş..." gerekçesi ile, davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının, İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/12674 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile, 13.513,67.TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 2.702,73.TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava sürecinde davalı tarafın, davaya cevap vermediğini ve herhangi bir delil ileri sürmediğini ancak davalı tarafın kayıtlarının incelendiğini ve açıkça hukuka aykırı davranıldığını, cari hesap ekstresi içerisinde çek, senet vb henüz tahsil edilmemiş kayıtların da yer almakta ve alacaktan düşülmekte olduğunu davalı tarafça verilen ve tahsil dahi edilemeyen 41.082,08.TL'lik çekin, tahsil edilmiş gibi kabul edilerek müvekkilinin alacaklı olduğu tutar görmezden gelinerek 17.10.2018 icra takip tarihi itibari ile kayıtlı bulunan 13.513,67-TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının, çekler yönüyle incelenmediğini, çeklerin incelenmesi halinde müvekkiline teslim edilen çeklerin ödenmediğinin anlaşılacağını, çeklerin kayıtlarda yer almasının, tahsil olarak değerlendirilemeyeceğini, karşılıksız çıkan çekler doğrultusunda müvekkilinin takip talebinde belirtilen 54.669,03.TL asıl alacağı bulunduğunun açık olduğunu, çek bir ödeme aracı olup tahsil edilmediği müddetçe ticari ilişkiden mahsubunun da mümkün olmadığını, müvekkilinin, kayıtlarda yer alan 1210.2018 tarihi sonrasına ait çeklerin tahsil edilemeyeceği açık olduğundan icra takibi başlatıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, ticari ilişkiden kaynaklı bakiye alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı) Ayrıca İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, birbirini teyit eden taraf ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 13.513.67.TL alacaklı görünmesine, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 tarih ve 2020/316 Esas 2022/1162 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/582, K. 2026/1335, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-582-e-2026-1335-k-d2b04b23131d