Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1186 E. 2026/1379 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1186
Karar No
2026/1379
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1186 - 2026/1379 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1186 KARAR NO : 2026/1379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2024 NUMARASI : 2023/391 E. - 2024/159 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/04/2024 tarih ve 2023/391 E. - 2024/159 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2022/057799 sayılı "..." ibareli markanın 13. sınıfta adına tescili başvurusunun, davalı şirketin itirazı sonucunda, diğer davalı Kurum tarafından davalıya ait 2020/170175 sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçeleriyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2023-M-6446 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı açısından emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, bu durumun bilinçli tüketici nezdinde dahi iltibas ve karıştırılma ihtimaline yol açabileceği, hem işaretsel hem sınıfsal bazda mevcut olan yüksek seviyeli benzerlik nedeniyle, taraf markalarını gören tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarının mümkün olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan "..." kelimesinin taraf markalarını farklı kılmaya yetmeyeceği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili tarafından davacının itiraza mesnet gösterdiği 2020/17075 tescil numaralı "...", 2004/38041 tescil numaralı "..." ve 2017/52065 tescil numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü talebiyle Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/460 Esas numaralı dosyasında açılan davanın halen derdest olup bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, hükme esas alınan 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin oy birliği ile hareket etmediğini, raporun %80'inden fazlasını, oluşturan ana metninde yer alan, ilgili mevzuat ve içtihatlarla desteklenen çok yönlü detaylı değerlendirmelerin müvekkilinin markası ile davalının itiraza dayanak markasının unsurlarının aynı olmadığına ilişkin olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasında yer alan "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu olan 13. sınıfa giren emtialar yönünden markasal anlamda ayırt ediciliğinin bulunduğunu, "..." kelimesinin müvekkil kurum bünyesinde faaliyet gösteren "..."nün adı ve çatı markası olarak uzun yıllardır kullanıldığını, dava konusu marka başvurusunda koruma altına alınmak istenen esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, markalar arasında ortak ibare olan "..." ifadesinin mevcudiyetinden hareketle, markaların görsel açıdan benzer olduğunu söylemenin mümkün olamayacağını, 13. sınıftaki emtialar bakımından ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin son derece yüksek olduğunu, zira söz konusu ürünlerin alınabilmesi için dahi ciddi prosedürlerin yürütülmesi gerektiğini, bu emtiaların alım satımının devlet veya devlet düzeyindeki kurum ve kuruluşlar olduğunu, dolayısıyla bu sınıftaki ürünler bakımından seçicilik, bilinç, dikkat, algı, özen seviyelerinin olabildiğince yüksek olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkemece, raporun ana metninde yer alan söz konusu tespitler dikkate alınmadan, raporun son birkaç sayfasında "karşı görüş" adı altında yer alan yüzeysel ve hukuki temelden/gerekçeden yoksun tespitlere dayanarak hüküm kurulduğunu, çoğunluk görüşüne imza atan bilirkişilerin hukukçu olmadıkları halde marka hukukuna ilişkin tespitlerde bulunduğunu, "..." ibaresinin ... tarafından geliştirilmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı güdümlü mühimmat ailesine verilen isim olduğunu, bu askeri mühimmatların üretim ve satışı, 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun gereğince özel izin ve kontrollere tabi olduğunu, davalı şirketin ise yalnızca dizel ve benzinli araçlar için krank mili üretiminde bulunduğunu, bu durumda bu markalar altında üretilen ürünlerin aynı emtiaları kapsadığından söz edilemeyeceğini, "..." ibaresi kamu kuruluşunun isminin kısaltmasını ifade ettiğini ve ayırt ediciliğin askeri mühimmatın ismi olan "..." ile sağlandığını, "..." ifadesinin baş harflerinden oluşan "..." kısaltmasının korunması gereken özel bir ibare olduğunu ve davaya konu markadaki ... logosunun ayırt edicilik sağladığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalı şirketin mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı, bu ibarenin markaların tüketiciler tarafından daha çok yer dikkat çeken başlangıç kısmında konumlandırıldığı, anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1186, K. 2026/1379, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1186-e-2026-1379-k-fcbeba378062