Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/478 E. 2026/1080 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/478
Karar No
2026/1080
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/478

KARAR NO: 2026/1080

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/11/2025

NUMARASI: 2025/643 E. - 2025/756 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: yargılamanın yenilenmesi davasında davacı vekilinin 06/08/2025 tarihli dava dilekçesini özetle; Yargılama sırasında aleyhine hüküm vereilen tarafın elinde olmayan nednelerele elde edilmeyen bir belge kararın verilmesinden sonra 05/08/2025 tarihinde müvekkili tarafından elde edildiğini, gerekçeli kararında ' Dava konusu edilen çeklerin hamiline olarak düzenlendiği, keşidecisinin davalı ... olduğu, söz konusu çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmedikleri, kambiyo vasfını yitiren çeklerde keşideci ve yetkili hamil arasında temel ilişki bulunmadığı ancak 6102 sayılı TTK 'nın 732. maddesi gereğince " Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar." hükmü ve TTK 732/4. maddesine göre; "Hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak çekin zamanaşımı süresi dolduktan sonra (1) yıl içinde talep ve dava hakkı bulunduğunu, ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir." hükmü çerçevesinde resen değerlendirme yapılması gerektiği, davalıya sebepsiz zenginleşmediğini ispat imkanı tanındığı, davalı vekilinin 07/06/2024 tarihli duruşmada İstanbul CBS dosyasında davacı asilin ifadesindeki hususların gözönüne alınarak karar verilmesini talep ettiği, dosya kapsamında başka bir davalı tarafından sunulan delilin bulunmaması sebebiyle davalı tarafından ispat yükünü yerine getiremediğini, (Alacağın Çek vasfını kaybetmiş olması ve adi havale niteliği halini alan alacak için Çek tazminat talebi ile çek komisyon talebinin yerinde olmayacağı, ancak ödeme tarihlerinden itibaren Takip tarihine kadar olan süre için 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince % 10.50 Faiz üzerinden işlemiş faiz talep edilebileceği buna göre, 250.000 TI. asıl alacak için 24.05.2016 takip tarihi itibariyle takip tutarının toplamda 263.736.30 TL olarak hesaplandığı) anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davasının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanması söz konusu olmadığını, davacının fakirleşmesi imkanı olmadığını, davacının daha önce alacağını tahsil ettiğini, davacı başkaca icra takipleri ile ... adlı kişiden alacak tahsili yaptığını, icra takipleri neticesinde alacağını tahsil ettiği bilgisi müvekkili tarafından 05/08/2025 tarihinde öğrenildiğini, bunun için icra müdürlüğüne sorulduğunda müdürlükçe KVK gereğince bilgi verilmediğini, davacı ... Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/14211 soruşturma dosyasındaki ifadesinde, müşteki ... ve ... i tanımadığını, diğer şüpheli Ferhat Eriş in alacaklı olduğunu kendisinin iş takip dayanağı belgeler ile bir ilgisinin olmadığını, Ferhat Eriş in tatile gittiği için iş bu takip dayanağı belgeleri kendisine verdiğini, kendisinin çekleri ciro ettiğini ası alacaklının Ferhat Eriş olduğunu beyan ettiğini, çeklerin kimin tarafından ne amaçla verildiğini, görüşmelerden haberi olmadığını çek ile bir ilgisinin olmadığını beyan ettiğini, alacağın temliki edilğine dair hiç bir belge de sunulmadığını, ibraz süresi geçtikten sonra çek ciro edilmek istenirse, çek kambiyo vasfına haiz olmadığından arkasına atılacak imzalar da ciro hükmünde olmayacağını, nitekim ciro, kambiyo senetlerine ilişkin bir devir yöntemi olduğundan ibraz süresi geçen çek de kambiyo vasfını kaybettiğinden ciro edilmesi mümkün olmadığını, 6102 sayılı kanun m. 793 gereğince kanuni süresi içerisinde ibraz edilmeyen çekin arkasına atılan imzalar ancak borçlar hukuk kapsamında alacağın devri hükmünde kabul edilebileceğini, alacağın temliki edilğine dair hiç bir belge de sunulmadığını, usul yönünden davaya itirazlarının olduğunu, davacı davasını süresi içinde açmadığını, sayın mahkeme görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, zira söz konusu davada sebepsiz zenginleşme ile ilgili bir yargılama yapılacaksa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğunu, ticaret mahkemesinin görevi olmadığını, davacı taraf iş bu takip dayanağı belge ile bir ilgisi olmadığını, dava açmada hukuki yararı olmadığını, davacı tarafın taraf sıfatı olmadığını, zira alacaklı sıfatı olmadığını, dava açmasında hukuki yararı olmadığını, dava şartı eksikliğinden davanın reddi kararı yerinde bir karar olduğunu, süresi içinde ibraz edilmeyen çekin hukuki niteliği; Kanunda öngörülen ibraz süreleri içerisinde, hamilin muhatap bankaya ibraz etmediği çekler; Yargıtay kararlarında ve doktrinde maddi hukuk açısından “adi havale” olarak nitelendirildiğini, çekin ibrazı için öngörülen süreler (TTK m. 796) zamanaşımı değil, hak düşürücü süre olduğunu, dolayısıyla bu sürelerin geçtiğini herhangi bir uyuşmazlıkta taraflar her zaman ileri sürebilecekleri gibi, hâkim ya da icra müdürü de kendiliğinden dikkate alacağını, havale ile ilgili hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 555 ilâ 560’ncı maddeleri arasında düzenlendiğini, havalenin tanımı TBK m. 555’te, “Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir ” şeklinde yapıldığını, bir kişinin başka bir kişiye kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da başka bir şeyi vermesi için üçüncü bir kimseye yetki vermesi olduğu, dolayısıyla havale ilişkisi vekâlet veya temsil ilişkisi olmayıp çift yetkilendirme içeren tek taraflı bir işlem olduğu, bakıldığında havale ilişkisi, havale alıcısı ile havale ödeyicisi arasında bağımsız olmayan bir ilişki olduğunu, havale alıcısı burada sadece edimi kendi adına kabul etmek üzere yetkili kılındığını, havale ilişkisinde çekte olduğu gibi üçlü bir ilişki mevcut olduğunu, bu üçlü ilişkide, “havale eden”, “havale ödeyicisi” ve “havale alıcısı” bulunmaktadır. Çek açısından bakacak olursak, “havale eden” ile “düzenleyen”, “havale ödeyicisi” ile “muhatap” ve “havale alıcısı” ile “hamil” arasında bir benzerlik olduğu görüldüğünü, zaten havale de çek gibi bir ödeme aracı olduğunu, bazen tek bir edimle iki borç sona erdiğini, havale ile birlikte, eğer havale eden havale ödeyicisine karşı alacaklı ve havale alıcısına karşı da borçlu ise, havale ödeyicisi havale alıcısına ödeme yaptığında, hem havale edenin havale alıcısına hem de havale ödeyicisinin havale edene karşı olan borcu sona erdiğini, doktrinde ortaya konulan görüşlere bakıldığında, nitelikli havale sayılan çekte, kambiyo senedi vasfını yitirmesine sebep olan herhangi bir şekil eksikliği bulunduğu zaman, bu çekin artık “adi havale ” olarak kabul edildiği görülmekte olduğunu,

Yargıtay ve doktrinde, süresi içerisinde ibraz edilmeyen çekin, “adi havale” sayılması yönündeki görüşün altında yatan temel mantık da bu olduğunu, yani süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek, kambiyo senedi vasfını yitirmiş olarak değerlendirildiğinden, nitelikli bir havale olan çek, bu sebeple artık “adi havale” olarak kabul edilmekte olduğunu, havale ilişkisinde, çekin aksine, poliçede olduğu gibi “kabul” ilişkisi bulunmadığını, yani havale ödeyicisinin bu ilişkiye dâhil olabilmesi için, havale alıcısına ödeme yapmayı kabul etmiş olması gerektiğini, havale ödeyicisi ödemeyi kabul edince üçlü ilişki (havale eden, havale alıcısı, havale ödeyicisi) meydana gelir ve havale ödeyicisi havale alıcısına karşı borç altına girmiş olduğunu, bu aşamadan sonra ödemeyi kabul etmiş olan havale ödeyicisi, havale alıcısına karşı, sadece havale alıcısı ile aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden kaynaklanan savunmaları ileri sürebilir; buna karşın havale eden ile kendisi arasındaki ilişkiden kaynaklanan savunmaları ileri süremez, dolayısıyla havale ödeyicisi ödemeyi kabul etmez ise, havale ilişkisi meydana gelmeyeceğini, bu durumda alacağını alamayan havale alıcısı, havale edene müracaat edebileceğini, çünkü TBK m. 556, f. 2 hükmünde, “Havaleyi kabul etmiş olan havale alıcısı, havale ödeyicisine başvurarak havalede belirlenen süre içinde alacağını elde edememişse, bu alacağı, havale edene karşı yeniden ileri sürebilir ” denilerek havale alıcısına bu imkân tanındığını, havale ilişkisinde, yukarıda da belirttiğimiz gibi, çekin aksine “kabul” söz konusudur. Yargıtay, süresi içerisinde ibraz edilmeyen çeki zaten kambiyo senedi olarak nitelendirmediği için, çekte kabul ilişkisinin bulunmaması, süresi içerisinde ibraz edilmeyen çekin “adi havale” olarak değerlendirilmesine engel değildir. böylece şunu söyleyebiliriz; eğer süresi içerisinde ibraz edilmeyen çeki “adi havale” havale ilişkisinde olduğu gibi, ibraz süresi geçirilmiş çekte de, muhatap bankanın daha sonra kendisine ibraz edilen bu çekin karşılığını ödeyeceğini kabul etmesi gerekir. Aksi takdirde ortada artık bir adi havale ilişkisi de olmayacaktır. Bunun sonucu olarak alacağını alamayan hamil, düzenleyene karşı ya sebepsiz zenginleşme davası (TTK m. 818/ f. 1-m; TTK m. 732) açacak ya da tarafı ise, temel ilişkiye dayanarak alacak davası açabilecektir. Süresi içinde ibraz edilmeyen nitelikli bir havale olan çek, ibraz süresi içerisinde ödenmek üzere ibraz edilmediği takdirde, kambiyo senedi vasfını yitirmektedir ve artık bir “adi havale” hükmündedir. Yargıtay’ın da bu doğrultuda birçok kararı bulunmaktadır. Şöyle ki; havale ilişkisinde, yukarıda da belirttiğimiz gibi, çekin aksine “kabul” söz konusudur. Yargıtay, süresi içerisinde ibraz edilmeyen çeki zaten kambiyo senedi olarak nitelendirmediği için, çekte kabul ilişkisinin bulunmaması, süresi içerisinde ibraz edilmeyen çekin “adi havale” olarak değerlendirilmesine engel olmadığını, eğer süresi içerisinde ibraz edilmeyen çeki “adi havale” havale ilişkisinde olduğu gibi, ibraz süresi geçirilmiş çekte de, muhatap bankanın daha sonra kendisine ibraz edilen bu çekin karşılığını ödeyeceğini kabul etmesi gerekir. Aksi takdirde ortada artık bir adi havale ilişkisi de olmayacaktır. Bunun sonucu olarak alacağını alamayan hamil, düzenleyene karşı ya sebepsiz zenginleşme davası (TTK m. 818/ f. 1-m; TTK m. 732) açacak ya da tarafı ise, temel ilişkiye dayanarak alacak davası açabileceğini, süresi içinde ibraz edilmeyen nitelikli bir havale olan çek, ibraz süresi içerisinde ödenmek üzere ibraz edilmediği takdirde kambiyo senedi vasfını yitirmektedir ve artık bir “adi havale” hükmünde olduğunu, Yargıtay’ın da bu doğrultuda birçok kararı bulunduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2016 tarih ve E. 2015/31415, K. 2016/1213 sayılı kararında, “O halde, takip dayanağı çekin muhatap bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo senedi vasfını taşımadığından (adi havale), icra mahkemesince İİK.nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir ” denilerek ibraz süresi geçirilmiş çek “adi havale” olarak nitelendirilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2005 tarih ve E. 22376, K. 25548 sayılı bir başka kararında , “İcra takibinin dayanağı olan çeklerin yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmediği ve alacaklının müracaat hakkını kaybettiği, böylece takip dayanağı belge ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip yapılamayacağı anlaşıldığını, dayanak belge adi havale niteliğinde olup, borç ikrarını içermediğinden İİK.nun 68. maddesinde sayılan belgelerden olmadığı için genel haciz yolu ile takibe de dayanak yapılamaz” şeklinde değerlendirme yapıldığını, Yargıtay 12. HD’nin yukarıda özetini verdiğimiz 20.12.2005 tarihli kararında, süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çeki, “imzası ikrar edilmiş adi senet” olarak kabul etmediğini, usul ispat hukuku açısından, Yargıtay ve doktrin böyle bir çekin “(yazılı) delil başlangıcı” olduğu yönünde görüş birliğine vardığını, delil başlangıçları da ÎÎK m. 68, f. 1 açısından imzası ikrar edilmiş adi senet olarak kabul edilmediğini, yani, süresi içerisinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen hamil, elindeki bu çek ile ÎÎK m. 68 hükmünden yararlanamayacağını, maddi hukuk açısından, süresi içerisinde ödenmek üzere muhataba ibraz edilmeyen çek ilişkisi, adi bir havale ilişkisine dönüşmekte olduğunu, burada artık TTK hükümlerinden ziyade TBK’nın havaleye ilişkin hükümlerine bakılacağını, yukarıda da bahsettiğimiz üzere, TTK’da belirlenen ibraz sürelerinin geçirilmesinden sonra çek kendisine ibraz edilen muhatap banka, artık bir havale ödeyicisi sayılacak ve ödeme yapmayı kabul etmesi gerekeceğini, dolayısıyla havale eden konumunda olan kişi cirantalardan birisi ise, TBK hükümlerine göre havale alıcısı olan hamil bu cirantaya başvurabileceğini, ayrıca hamilin düzenleyene karşı da, TTK m. 818/f. 1’in (m) bendinde yapılan atıf sonucunda, TTK m. 732’den doğan sebepsiz zenginleşme davası açma hakkı bulunmakta olduğunu, yargılamanın iadesi isteminin kabulüne, kesinleşmiş mahkeme kararının kaldırılarak nüfustaki kaydın düzeltilmesine, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: yargılamanın yenilenmesi davasında davalı vekilinin 06/11/2025 tarihli cevap dilekçesini özetle; Mahkemenizce verilen Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nin 2024/1243-E, 2025/194 K sayılı kesin olarak verilen 30.01.2025 tarihli İlamı ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle hüküm 30.01.2025 tarihinde kesinleştiğini, davalının yargılamanın yenilenmesi Dilekçesinde ileri sürdüğü olaylar ve delillerin tümü derecatta ve istinaf aşamalarında değerlendirildiğini, HMK’nun 375. Maddesinde öngörülen yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbiri dava konusu olayda mevcut olmadığından davalının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddini talep ettiklerini, davalı ... tarafından keşide edilen ve kambiyo senedi borçlusu bulunduğu ... Şubesine ait; 05.11.2015 keşide tarihli 50.000,00-TL, 10.11.2015 keşide tarihli 50.000,00-TL, 15.11.2015 keşide tarihli 50.000,00-TL, 20.11.2015 keşide tarihli 50.000,00-TL ve 25.11.2015 keşide tarihli 50.000,00-TL toplam 250.000,00-TL’lık dava konusu çekler, davalının yakın akrabası olan ... ve ...’in yetkilisi bulunduğu .... Şti. tarafından ciro edilmek suretiyle müvekkiline intikal ettirildiğini, yakın akraba olan davalı ve dava dışı ... irade birliği içeresinde birlikte kötü niyetli olarak hareket eden davalı ve çekte cirosu olan yakın akrabası ... müvekkilinin hamili bulunduğu ve davalının keşidecisi borçlusu bulunduğu çeklerin tahsilini geciktirmek, sürüncemede bırakmak ve aleyhlerine kambiyo takibi yapılmasını engellemek için sözde söz konusu çeklerin diğer cirantacısı ... yetkilisi olduğu.... Şti. Nin zimmetinde iken veya edilen şeklinde gerçek dışı iddia ile ilk çekin ödeme günü 05/11/2025 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/1052 esas sayılı dosyası hakkında çek iptali davasının açıldığını, İstanbul 6. Asliye ticaret mahkemesince çekler hakkında ödemeden men kararı verildiğini, mahkemece verilen ödemeden men kararı sebebiyle müvekkilinin çekleri vadesinde bankaya ibraz ederek tahsil etmesini engellediğini, çeklerin ibraz süresi geçtikten sonra davaya devam edilmediğini, 07/03/2016 tarihinde davadan feragat edildiğini, zayi davasının açılmasının sebebinin çek hamili müvekkili tarafından çeklerin vadelerinde bankaya ibrazının ve çeklerin vadelerinde davalı ... den tahsilinin engellenmesi amacına matuf olduğunu, davalı ve birlikte kötüniyetle hareket ettiği davalının dava dışı yakın akrabası ciranta ... ve ...’in yetkilisi olduğunu ....Şti. tarafından biryandan dava konusu çeklerin bankaya yasal sürelerde ibrazı hakkın kötüye kullanılması yasağının ihlali suretiyle engellendiğini, davalı ...; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/50444 Soruşturma sayılı dosyası ile dolandırıcılık, tefecilik, sahtecilik v.s. suçlamalarıyla müvekkili ... ve dava dışı ... ... ve dava konusu çeklerin cirantacısı ... aleyhinde suç duyurusunda bulunmuş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyası Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, , Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/14211 Soruşturma sayılı dosyasına 27.09.2016 tarihinde verdiği; “….burada itham edilen suçlamaları kabul etmiyorum. ben ...’e 250.000-(ikiyüzellibin) TL elden borç olarak para verdim. o da borca istinaden iddianemedeki çekleri bana verdi. ... denilen şahsı hiç tanımıyorum. …....’in sekiz ay sonra neden şikayet ettiğini anlamadım..” şeklindeki ifadesi’nde dava konusu çekleri davalı ...’in borcuna karşılık kendisine verdiğini, müvekkili tarafından dava konusu çeklerin tahsili için çek keşidecisi davalı ... ve çek cirantaları dava dışı ... ve ....ŞTİ. aleyhine alacağın tahsili için .... İcra Müd’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı ... tarafından verilen İtiraz dilekçesi’inin 4/d maddesinde davalı ... çekteki imzaların eli mahsulü olmadığını ve 4/g maddesinde de çeklerin çalındığını iddia ettiğini, Oysaki davalı ..., Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/14211 Soruşturma sayılı dosyasına 20.04.2016 tarihinde verdiği İfadesinde; dava konusu imzaladığı çekleri ...’e teslim ettiğini açıkça kabuli beyan ve ikrar davalı bizzat imzalayıp keşide ettiği ve borcuna karşılık kendi hür rızasıyla ...' e teslim ettiği dava konusu çeklerle ilgili resmi mercilere verdiği dilekçe, ifade ve beyanlarında sürekli birbirleriyle tamamen zıt ve çelişkili beyan ve ifadelerde bulunduğunu, itekim Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/14211 Soruşturma dosyası ile yapılan soruşturma neticesi; davalı ...’in beyan ve iddialarının gerçek dışı olduğu açıkça kanıtlandığından müvekkili ... hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilmiş ve KYODK 28.12.2016’de kesinleştiğini, müvekkili tarafından dava konusu çeklere istinaden çeklerin keşidecisi davalı ile cirantalar ... ve Meya Ltd.şti. aleyhine .... İcra Müd’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, çek cirantaları kambiyo senedi borçlusu cirantalar ... ve .... Şti. itiraz etmemiş ve takip kesinleştiğini, takibe sadece dava konusu çeklerin keşidecisi davalı ... tarafından önce yetkisizlik itirazında bulunulduğunu ve takip dosyasının yetkisizlikte gönderildiği gaziosmanpaşa 4. icra müd’nün 2017/10608 esas sayılı dosyasına vaki hakkın kötüye kullanılması yasağı ihlal edilerek yapılan itiraz sebebiyle takip durduğunu, dava konusu çeklerden dolayı davalı ...’in cirantalar ... ve Meya Ltd. Şti’ne borçlu olduğu hususu Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/14211 soruşturma sayılı dosyasındaki davalı ve dava dışı ... beyan ve ifadeleriyle de açıkça kanıtladığını, kaldı ki dava konusu çeklere ciro yoluyla hamil olan müvekkili dava konusu olayda meşru hamil ve iyiniyetli 3. şahıstır. çek kesidesici davalının olası şahsi ve nisbi defilerini iyiniyetli 3. şahıs olan müvekkiline yöneltmesi TTK gereğince mümkün olmadığını, zira çek cirantaları ... Ve Meya Ltd. Şti. dava konusu çeklerden dolayı müvekkiline borçlu olduklarını kabul ettiklerini, davalı keşide ettiği çek bedelleri kadar müvekkilinin zararına sebepsiz zenginleştiğinden mahkemenizce verilen karar usule ve yasaya uygun olup, davalının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddini talep ettiklerini, davalının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince 14/02/2020 tarihli kararı ile; Davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından istinaf edilen kararın,

Dairemizin 30/11/2023 tarihli 2020/1954 Esas ve 2023/1505 Karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, karar verildiği,

ilk derece tarafından yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; " Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;

-Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 250.000,00-TL asıl alacak, 13.736,30-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 263.736,30-TL üzerinden İPTALİNE, takibin 250.000,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi DEVAMINA,

Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 52.747,26‬-TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, " karar verildiği,

Davalı tarafından istinaf edilen kararın, Dairemizin 30/01/2025 tarihli 2024/1243 Esas ve 2025/194 Karar sayılı ilamı ile, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, karar verildiği görülmüştür.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yeniden yargılama neticesinde; "Yargılamanın iadesine ilişkin talebin REDDİNE," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmediğini ve kambiyo vasfını yitirdiğini, çeklerin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını, davacının meşru hamil olmadığını ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki ifadesinde çekle ilgisi bulunmadığını açıkça belirttiğini, davacının çekin ibraz süresi geçtikten sonra imza attığını ve icra takibi başlatmak amacıyla hareket ettiğini, sebepsiz zenginleşme davasının kabulü için gerekli olan zarar şartının oluşmadığını, yerel mahkemenin davacının alacaklı olmadığını beyan etmesine rağmen haksız şekilde karar verdiğini, icra takibinin ilamsız takip olduğunu ve kambiyo senedine mahsus takip yapılmadığını, takibe konu çeklerin kambiyo vasfı taşımaması sebebiyle çek tazminatı talep edilemeyeceğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının müracaat hakkını kaybettiğini ve bu sebeple kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamayacağını, çek üzerinde tahrifat yapıldığını ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin aleyhine haksız icra takibi başlattığını, müvekkilinin borçlu olmadığını ispatladığını ve davacının zenginleşme durumunun söz konusu olmadığını, süresi içerisinde ibraz edilmeyen çekin adi havale hükmünde olduğunu ve borç ikrarı içermediğini, bu tür belgelerin delil başlangıcı niteliğinde olduğunu ancak İİK 68. madde kapsamında imzası ikrar edilmiş adi senet olarak kabul edilemeyeceğini belirterek, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/8 Esas, 2024/430 Karar sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davası sonucunda, 07.06.2024 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 250.000,00 TL asıl alacak ve 13.736,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 263.736,30 TL yönünden iptaline, takibin devamına ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedildiği, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve Dairemizin 30.01.2025 tarih, 2024/1243 Esas ve 2025/194 Karar sayılı ilamı ile; "dava konusu çeklerin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo vasfını yitirmiş olmasının, keşidecinin çek hamiline karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerinden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, TTK'nın 818. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken TTK'nın 732. maddesi uyarınca keşidecinin sebepsiz zenginleştiği ölçüde sorumlu olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının çek hamili sıfatını taşıdığı, davalı keşidecinin ise sebepsiz zenginleşmediğini ispatlayamadığı " gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

Davacı ... tarafından elde edildiği ileri sürülen yeni delillere dayanılarak işbu yargılamanın yenilenmesi davası açılmıştır.

Dosya kapsamına göre, davalı ... tarafından keşide edilen toplam 250.000,00 TL bedelli beş adet çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği, bu nedenle çeklerin kambiyo senedi vasfını yitirdiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çek hamili olan ... tarafından bu çeklere dayalı olarak .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış, borçlu ... tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açılmış, yukarıda özetlendiği şekilde yargılama süreci kesinleşmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375/1-ç maddesinde, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edemediği bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında sayılmıştır. Ancak söz konusu düzenlemenin uygulanabilmesi için sonradan elde edilen belgenin hükmün verildiği tarihte mevcut bulunması, tarafın kusuru olmaksızın yargılama sırasında dosyaya sunulamamış olması ve niteliği itibarıyla hükmün sonucunu değiştirmeye elverişli bulunması gerekmektedir.

Somut olayda yargılamanın yenilenmesini talep eden tarafın dayandığı hususların incelenmesinde; çeklerin süresinde ibraz edilmediği, kambiyo vasfını kaybettiği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, alacağın temlik edilmediği, davanın süresinde açılmadığı ve sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığı yönündeki iddiaların tamamının esas davada ve buna ilişkin istinaf incelemesinde tartışılmış olması nedeniyle bu iddiaların yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak ileri sürülmesi mümkün değildir. Diğer taraftan davacı tarafça kararın kesinleşmesinden sonra öğrenildiği ileri sürülen ve davacının üçüncü kişilerden tahsilat yaptığına ilişkin iddialara ilişkin somut delil bulunmadığı, ileri sürülen iddiaların esas itibarıyla önceki hükmün maddi ve hukuki değerlendirmesinin yeniden incelenmesi talebine yönelik bulunduğu görülmüştür.

Bu nedenlerle, 6100 Sayılı HMK'nın 375/1-ç. maddesi kapsamında yargılamanın yenilenmesi koşullarının bulunmadığı, mahkemece yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2025 tarih ve 2025/... E., 2025/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/478, K. 2026/1080, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-478-e-2026-1080-k-516a8bdf1f4b