Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1031 E. 2026/1010 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1031
- Karar No
- 2026/1010
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1031 Esas 2026/1010 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1031 KARAR NO : 2026/1010
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 15/05/2026 NUMARASI : 2026/456 Esas (Ara Karar) TALEP : İhtiyati tedbir TALEP TARİHİ : 13/04/2026 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/07/2026
Taraflar arasındaki limited şirketin ortak olduğunun tespiti ve haklı sebeple feshi davasında ihtiyati tedbir konulması taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 15/05/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekili talep dilekçesinde özetle: davalı şirketin kuruluşu aşamasında % 50 oranında asıl kuruluşun sermayesinin tarafınca verildiği, ayrıca sonrasında diğer şirklet eski ortağı ...'in % 50 payını devir ederken ödenen şirket pay bedelinin tarafınca ödendiğini, kurucu/gerçek ortağının kendisi olduğunu, davalı şirketin eski ortağı ... arasında 06/03/2014 tarihli sözleşme imzaladıklarını, kuruluş sözleşmesi işle sabit olduğu üzere kuruluş sermayesinin kendisi ve ... tarafından karşılandığını, ... tarafından ödenmesi gereken 10.000,00 TL'nin de kendisi tarafından ödendiğini belirterek davalı şirketi kuran ve şirket ortağı olanın kendisi olduğunu, şirketin kuruluşu sırasında kuruluş sermayesini tamamen karşılaması ve ayrıca şirketin baştan beri bugüne kadar faaliyeti esnasında sermaye, nakit, mali ve başkaca tüm katkıları, ödemeleri, emekleri sebebiyle öncelikle kendisinin davalı şirketin % 50 ortağı olduğunun tespiti, fazlaya ilişkin tüm talep, dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla karşı taraf şirkete adi ortak olduğunun tespiti ile adli ortaklığın tamamen tasfiyesi ve belirsiz alacak davası olarak şimdilik 49.000,00 TL'nin adi ortaklıktan doğan ve ayrıca ilave olarak katkı payından, başkaca tüm alacaklarından dolayı alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisine verilmesini davalı şirketin tek ortağının ve yetkilisinin davalı ...'in olduğu ve bu davanın açılması ile birlikte davalıların mal kaçırması kuvvetle muhtemel olduğu, davalı şirket adına kayıtlı olan araçlara, iş makinelerine, taşınmaz kayıtlarına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 15/06/2026 tarihli ara karar ile;davacı tarafından dava dilekçesinde yapılan açıklamalar davacı ile davalı ...'un Baba-Oğul olması, davacı tarafından davalının tek ortaklı sahibi olduğu davalı şirkete ilişkin geniş yetkilerin verildiği 06/08/2020 tarihli noter vekaletnamesinin sunulmuş olması ve davalı şirket kayıtlarına ilişkin ticaret sicil gazetesi kayıtları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin mal varlığının korunması gerekliliğine ilişkin yaklaşık ispata yönelik kanıtların bulunduğu sonucuna varılarak, 3.000.000 TL'lik teminat karşılığında davalı şirkete ait mal varlığı ile davalı gerçek kişinin şirket ile ilgili ticari faaliyetine yönelik olduğu anlaşılan varsa iş makineleri ile depo niteliğindeki taşınmazın üzerine de ihtiyati tedbir konulmasının gerektiği sonucuna varılmış, şirket faaliyetlerinin devamına engel olunmaması bakımından banka hesaplarına tedbir konulmasına yönelik ve sair tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin banka hesaplarına da tedbir konulması gerekirken , banka hesapları yönünden mahkemece tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu , bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; HMK'nun 389 vd maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, şirket faaliyetlerinin devamına engel olunmaması bakımından banka hesaplarına tedbir konulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçeleriyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmakla ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi gözetildiğinde ara karar usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -