Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/882 E. 2026/1353 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/882
Karar No
2026/1353
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/882

KARAR NO: 2026/1353

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/10/2019

NUMARASI: 2016/1106 Esas - 2019/1315 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 24/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’in 11/11/2015 tarihinde ... ... şubesinde bulunduğu sırada, ...İnternet Bankacılığı üzerinden borçlu bulunduğu .... Şti isimli şirkete ödemesi gereken 87.581,00 TL’yi havale ile gönderdiğini, .... Şti.’ne ait hesap numarasının ... olduğunu, davacının alıcı unvanı kısmına “.... Şti.’ni yazdığını, hesap numarası bilgilerini de doğru şekilde yazdığını, ancak sırf şube kodu bilgilerinde tek bir rakamın sehven farklı yazılması sebebiyle hesap numarası aynı olan başka bir şahsa 87.851,00 TL havalenin geçtiğini, davacının alıcı unvan ve hesap numarası bilgilerini doğru şekilde girdiğini, şube kodundaki tek bir rakamın farklı yazılmış olması sebebiyle 87.581,00 TL T. ... müşterisi olan ....Şti ile aynı hesap numarasına sahip olan ve yine ... müşterisi olan başka bir şahsa gittiğini, davacının işlem gerçekleştirildikten hemen sonra şubeye durumu bildirdiğini, müşteri hizmetlerini aradıklarını ancak bir hafta boyunca hiçbir işlem yapılmadığını, somut olayda sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal eden ...Bankasının havale işlemine bloke uygulamayarak ağır ihmali ile davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, diğer davalı ...’ın parayı iade edeceğini bildirmesine rağmen daha sonra iade etmeyeceğini bildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davalarının kabulü ile, 87.581,00 TL’nin davacı ile aralarındaki sözleşmeleri ihlal ederek, davacının zarara uğramasına sebep olan ...’den hesabına gelen paranın kendisine ait olmadığını bilebilecek durumda olan ve bilen ...’tan birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini, alacaklarına havale tarihi olan 11/11/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak değişken oranlı avans faiziyle birlikte faiz işletilmesini, yargılama sonuna kadar davalı ...’ın dava konusu miktara yetecek kadar mal varlığı üzerinde tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; ev kadını olduğunu, banka işlerini vekaleti olan oğlu ...’ın yürüttüğünü, oğlu ... adına davacıya 90.000,00 TL’lik senet verildiğini, ayrıca oğlu adına ... Şubesinden alınan çeklerden sıralı olarak 10 ay ileriye yönelik 30/09/2016 tarihine kadar 9.000,00 TL’lik çekler verildiğini, borcun ödeneceğini, açıkladığı nedenlerle yetkinin resmi olarak oğlu ...’ta olduğu için adına açılan davanın düşürülmesi gerektiğini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile davalının kabulünde olduğu üzere dava konusu işlemin bizzat davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının iradesinin herhangi bir şekilde sakatlanmadığı gibi, davacı tarafın dolandırıcılık mağduru da olmadığını, bu noktada davacının kendi hatası ile gerçekleşen işlem nedeniyle davalı bankaya kusur ve sorumluluk yükleme talebinin kabul edilmemesi gerektiğini, davalı ...’ın hesap bilgilerinin ........ olduğunu, tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddianın şube kodu farklı hesap numarası benzer olan bir başka müşteriye para göndermek istediği olduğunu, davacının iddiası doğru olsa bile tamamen davacının kontrolünde olan internet bankacılığı kanalında, davacı tarafın hatalı bir rakam girmesinde davalı bankanın kusurunun bulunmadığını, davalı bankanın davacının kime para transferi gerçekleştirmek istediğini bilebilme imkanına sahip bulunmadığını, somut uyuşmazlıkta davacının diğer davalıya göndermiş olduğu dava konusu tutarın dakikalar içerisinde diğer davalı tarafından tasarruf edildiğini, bu andan sonra diğer davalının mevduatı haline gelen tutar yönünden davalı bankanın resen diğer davalı hesaplarına müdahale hakkının mevcut bulunmadığını, işlem aşamalarını gösterir ekran görüntülerinden de anlaşılacağı üzere dava konusu işlemde davalı bankanın dahili ya da harici etkisinin bulunmadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı; davalı bankanın ...Şubesi nezdinde bulunan ... nolu hesabından 11/11/2015 tarihinde davalı bankanın ... Şubesinde bulunan ... ... hesabına internet bankacılığı kullanmak suretiyle 87.581,00 TL havale yapmıştır. Davalı ... paranın yanlışlıkla hesabına geldiğini kabul etmiştir. Bu hususta taraflar arasında husumet yoktur. ... tarafından hesabına gelen para birkaç dakika içerisinde EFT yapılmak suretiyle hesaptan çekilmiştir.

Tüm dosya kapsamında davaya konu internet bankacılığı işleminin tamamen davacının kendi inisiyatifinde gerçekleştiği, internet bankacılığında yapılan havale işlemlerinde hesap numarası girildiğinde ekranda alıcının isminin otomatik olarak belirdiği, davacı tarafından bu ismin görülmesi gerektiği, davalı bankanın işleme bir müdahalesinin mümkün olmadığı, girilen hesap numarasına ekranda beliren ismin hesabına paranın havale edildiği, yanlış hesaba gittiği iddia edilen paranın ilgili şahsın talimatı olmaksızın rızası hilafına geri alınarak 3. şahıs olan davacıya iadesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının havale işleminden dolayı kendisinin sorumlu olduğu, davalı bankaya bir sorumluluk atfedilemeyeceği, davalı ... yönünden ise tüm dosya kapsamında paranın kendisinin hesabına gelmesinin sehven olduğu, borcunu ödeyeceğini, hatta bu nedenle davacı tarafa sıralı çek verdiğini beyan etmesi ve fakat çek verildiğini tüm dosya kapsamında somut delillerle ispatlayamaması karşısında; yapılan internet bankacılığı havale işlemi nedeniyle davalı ...'ın sebepsiz zenginleştiği, Selma'nın sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren parayı iade etmesi gerektiği anlaşıldığından; davalı banka yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise davanın kabulü ile 87.581,00 TL'nin hesabına geçtiği ve sebepsiz zenginleşme tarihi olan 11/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olan tarihte ... tarafından havale işlemi için işlem güvenilirliği ve yanlışlığı önleme amacıyla kullanılan herhangi bir tedbir olmadığını, davacıya tek kullanımlık onay kodu vs. gelmediğini, onay linkinin aynı sayfada olduğunu ve dikkat çeken hiçbir ekstra özen olmadığını, davacı iki kere tıklama yaptığında aynı sayfada çıkan onay butonunu da tıklamış sayıldığını, davacı havale işlemini gerçekleştirdikten hemen sonra, zaten ... ... Şubesi’nde bulunduğu için durumu derhal şubeye bildirdiğini ve şube telefonundan “... Müşteri Hizmetleri” arandığını, yapılan görüşmeler sonrası davacıya, “paranız bir yere gitmez, bekleyin biz takip edeceğiz size durumla ilgili bilgi vereceğiz” denildiğini ve davacının haftalarca oyalandığını, süreç içerisinde ... tarafından davacıya hiçbir suretle resmi bir geri dönüş yapılmadığını, davacı ... tamamen kendi çabalarıyla bilgi edindiğini, davacının davalı ....... tarafından nasıl haftalarca oyalandığını, en sonunda ise “yapılacak bir şey yok parayı alan şahsı bulup onunla görüşün, paranızı ondan iade almanız gerekiyor” gibi TTK m. 20/2 “basiretli tacir” hükümlerine tamamıyla aykırı bir beyanda bulunularak sorumluluktan kurtulmaya çalışıldığını, davacı bu beyana kadar ... ile aralarında mevcut akdin gerektirdiği özen yükümlülüğüne ve güven prensibine uygun davranıldığı düşüncesiyle iyi niyetli olarak hareket ettiğini ancak ... basiretli tacir olmanın gereklerini yerine getirmeyerek ağır ihmaliyle davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini, davacının başvurusuna dair hiçbir başvuru alınmadığını, dava açtıktan sonra dosyaya istediğimiz ve delil olarak gösterdiklerini davalı banka hiçbir belge sunamadığını, bu da bankanın ağır kusur ve ihmalini gözler önüne serdiğini, .... A.Ş. hem sözleşmeden doğan özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini hem de kanunen uygulaması gereken prosedürü uygulamayarak ağır ihmali ile davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davacı, alıcı unvanını ve alıcı hesap numarası kısmını tam ve doğru yazmış olmasına rağmen, bankanın kendi iç sisteminde yapmış olduğu şube numaralandırmasından dolayı havale aynı hesap numarasına sahip olan farklı bir şahsa gittiğini, aynı sayfada çıkan onay butonunun herhangi bir önleyici güvenlik önlemi olmadığını, davalı banka da artık bu sistemi kullanmadığını, akıllı sms uygulamasına geçtiğini, davalı ...’nın böyle bir Risk Yönetim Sistemini uygulamamasının ve daha sonradan bu sisteme geçilmesinin özensizliğin ve ağır ihmalin açıkça kanıtı olduğunu, banka tarafından yapılması gereken işlem, derhal havale edilen miktara bloke koymak iken davalı ....... yetkililerince son derece amatörce davranıldığını, üstelik davacı, “...”, “...” şeklinde beyanlarla uzun süre oyalandığını, banka müdürlerinin bu tarz durumlarda inisiyatif kullanarak anılan işlemi dondurma ve alıcı ile irtibata geçme yetkisi bulunduğunu, davacı anılan işlem esnasında şubede bulunduğundan direkt müdürle görüştüğünü ve gerekli işlemler yapılmadığını, bu süreç içerisinde davalı ...... tarafından davacı başvuruya istinaden hiçbir suretle resmi bir geri dönüş de yapılmadığını, mahkeme anılan raporları kanuna aykırı olarak hükme esas aldığını, bilirkişi tarafından dava konusu olayı dahi tamamıyla yanlış anladığını, itirazlarını karşılamayan mübrez somut delillerin değerlendirilmediğini ve netice itibariyle de dava konusu somut olaylar ile ilgisiz gerçek dışı kurgularla hukuk, usul ve yasaya aykırı bir rapor hazırlandığını, her iki bilirkişi raporunda bilirkişiler görevlerini ve yetkilerini ve hukukçu olmadıklarını adeta unuttuğunu, usul ve yasaya aykırı ve skandal raporlara sebebiyet verildiğini, bilirkişi internet bankacılığında bankanın sadece aracı kurum olduğu ve herhangi bir risk ve sorumluluğunun bulunmadığı na ilişkin hiçbir hukuki, ahlaki ve reel geçerliliği olmayan ifadelerde bulunduğunu, bilirkişilerin bankacı olması nedeniyle ve tarafsız olmaktan uzak, adeta davalı bankanın savunmasını hazırlarcasına rapor hazırladıklarını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına karşın davalı banka lehine vekalet ücreti hükmedilmediğini, davalı bankaca yapılan yargılama giderlerine yönelik hüküm kurulmadığını, söz konusu hususların yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği kanaatinde olunmakla birlikte mahkeme kararının kaldırılarak yargılamanın ferileri yönünden yeniden hüküm kurulmasını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava; davacı tarafından davalı ...'a sehven yapıldığı belirtilen havale bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davalı banka yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacı tarafça davalı şirket hesabına sehven gönderildiği iddia edilen Havale tutarının iadesi ile ilgili olarak davalı bankanın davacıya karşı sorumlu olup olmadığı, davalı banka lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktalarındadır.

Davacı tarafça .... ... Şubesinde bulunan hesabından 11.11.2015 tarihinde, dava dışı .... Şti.'nin hesabına göndermek isterken sehven davalı bankanın ... Şubesinde bulunan davalı ... hesabına internet bankacılığı aracılığı ile 87.581,00 TL havale olarak gönderilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için 6098 sayılı TBK 555 vd. maddeleri ile özellikle havale edenin geri alma hakkının düzenlendiği TBK 559 maddesinin uygulanmasını gerektirmektedir.

TBK 555 maddesinde "havale, havale edenin, kendi hesabına para, kıymetli evrak ya da diğer bir misli eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini, bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlem" olarak tarif edilmiş olup, havaledeki üçlü borç ilişkisinin taraflarını havale eden, havale alıcısı ve havale ödeyicisi oluşturmaktadır.

TBK 559/2 maddesinde de, havale ödeyicisinin (davalı banka) havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale edenin ona verdiği yetkiyi geri alabileceği öngörülmüştür.

Somut olayda, davalı banka, havaleyi kabul ile havale eden tarafından gönderilen parayı havale alıcısının hesabına geçirmiş olmakla, havale konusu para üzerinde tasarruf hakkı havale alıcısına geçmiş olup havale eden, TBK 559/1.maddesi uyarınca havale alıcısına vermiş olduğu yetkiyi geri alabilirse de, davalı havale ödeyicisi bankaya verdiği yetkiyi geri alamayacağından, irade fesadına dayalı dahi olsa iade istemini davalı bankaya karşı ileri süremez.

Bu durumda davacının kendi iradesi ile sehven yaptığı havale işlemi sonucunda talep ettiği bedelin davalı bankanın müşterisi hesabına geçtiği ve müşteri tarafından paranın hemen çekildiği, bu nedenle sebepsiz zenginleşen davalı banka olmadığı gibi aldırılan bilirkişi raporuna göre de davalı bankanın kusurunun bulunmadığı, davacının havalede alıcı unvanı kısmına .... Şti. yazdığı şeklindeki beyanın, havale işleminde hesap numarası yazıldığında onay ekranında alıcının isminin ... olarak otomatik olarak çıkacağı, davacının bizzat internet bankacılığı ile havaleyi göndermiş olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre, ilk derece mahkemesince davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiğinden, lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemece bu hususlarda olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm kurmamış olması isabetsiz görülmüştür.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davalı ... lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davalı ........ aleyhine açılan davanın REDDİNE,

2-Davalı ..... aleyhine açılan davanın kabulü ile 87.581,00 TL' nin 11/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsili ile davacıya verilmesine,

3-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan peşin harcın alınması gereken 5.982,65-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.486,98-TL karar harcın davalı ...Ş. dışındaki davalı ...'tan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 1.524,87-TL harç giderinin davalı ...'tan alınarak davacı tarafa verilmesine,

5-Davacı tarafça yargılamanın yürütülmesi nedeniyle yapılan 1.760,60-TL yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacı tarafa verilmesine,

6-Davalı ....... tarafından yapılan 126,00 TL posta, tebligat ücreti yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

7-Davalı ....... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

8-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen nispi 9.756,00-TL vekalet ücretinin borçlu davalı ...'tan alınarak davacı tarafa verilmesine,

9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,

10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davalı ....... vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davalı ....... tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta ve tebligat gideri 207,00 TL olmak üzere toplam 699,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

c-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/882, K. 2026/1353, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-882-e-2026-1353-k-3b80dd59dcc2