Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5411 E. 2026/2070 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5411
- Karar No
- 2026/2070
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1334 Esas, 2025/1288 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/378 E., 2022/222 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.04.2026 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Kozmetik ve Medikal Ür. San. Tic. A.Ş.'de (... A.Ş.) müvekkilinin %55, davanın %45 paya sahip olduğunu, 08.06.2016 tarihli genel kurulda sermayenin 500.000,00 TL'ye, 23.03.2017 tarihli genel kurulda 1.500.000,00 TL'ye yükseltildiğini, her iki tarafın da sermaye artırım taahhüdünde bulunduğunu, müvekkilinin hem kendisinin hem de davalının sermaye borcunu ödediğini, şirket kayıtlarının incelenmesi hâlinde davalının sermaye borcunun müvekkilinin kaynaklarından ödendiğinin anlaşılacağını, müvekkilinin sermaye ödemesi için davalıya şirketteki alacaklarından 13.06.2016 tarihli yevmiye kaydı ile ... TL, 31.03.2017 tarihli yevmiye kaydı ile ... TL olmak üzere toplam ... TL borç verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacının şirketin hakim ortağı, yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olduğunu, şirketin ticari defterleri, finansal tabloları ve belgelerinin davacı veya görevlendirdiği kişilerce hazırlandığını, tek taraflı olarak davacı lehine hazırlanmış bu kayıtların davayı kanıtlamaktan uzak olduğunu savunmuş, ıslah dilekçesi ile davacının ödünç sözleşmesine dayanarak talepte bulunduğunu ve ödünç sözleşmesinin miktarı itibarıyla yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğini, şirketin defter ve kayıtları ile ödünç sözleşmesinin ispat edilemeyeceğini, bilirkişi incelemesi ile sadece davacının, ... A.Ş.'deki ortaklar cari hesabından müvekkilinin ortaklar cari hesabına 630.000,00 TL havale yaptığını ispat edebileceğini, davacı tarafça 630.000,00 TL'nin borç verildiği iddiasını kabul etmediklerini, yazılı delille kanıtlanmayan ödünç sözleşmesi kapsamında ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 82. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunulabileceğini, 13.06.20 18... .03.2019 tarihler itibarıyla 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava dilekçesindeki iddialarla husumetin ancak şirkete yöneltilebileceğini, davacının şirketteki ortaklar hesabından, müvekkilinin ortaklar hesabına yapılan işlemin ancak bir havale işlemi olabileceğini, TBK'nın 555. maddesinde tanımlanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, havalenin niteliği gereği bir ödeme vasıtası olduğunu, borcun ödenmesi dışında bir işlem yapıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının %45, davacının %55 oranında ortak olduğu ... A.Ş.'nin sermaye artırımları yaptığı ve davalının payı oranında artırıma iştirak etmesine rağmen pay bedelini ödemediğinin ihtilafsız olduğu, davacının ise şirketi idare etmek için şirkete finansman sağladığı, şirketin davacıya borçlandığı, artırılan sermaye bedelinin süresinde ödenmemesi nedeniyle davacının şirketten alacaklarına mahsup ve virman yapılarak borcun kapatıldığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, davacının, davalı adına yaptığı ödemenin 630.000,00 TL olduğu, davacının, davalının borcunu ödeyerek şirket yerine geçtiği, davalıya karşı alacaklı durumda olduğu, taraflar arasında borcun ödenmesi konusunda bir anlaşma bulunmadığı ancak davacının ödeme yaparak davalıyı bu oranda borçtan kurtardığı, bu durumun davalı yönünden sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, takip tarihi 26.08.2019 olup davacının, davalı adına 13.06.2016 tarihinde 180.000,00 TL, 31.03.2017 tarihinde 450.000,00 TL ödediği, sebepsiz zenginleşme olarak kabul edilmesi halinde TBK'nın 82. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği; ancak TBK'nın 147/4 hükmü gereği 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sermaye borcunun, davacının şirketteki alacak hesabından davalının hesabına virman yapılmak suretiyle ortaklar hesabından ödendiği, ödemenin bu şekilde yapıldığının dosya kapsamıyla sabit görüldüğü, uyuşmazlığın, yapılan ödemenin niteliğine göre taraflar arasındaki sözleşme türü ve uygulanacak zamanaşımına ilişkin olduğu, davalının bir yandan ödünç sözleşmesi bulunmadığını ve bunun yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini savunurken, diğer yandan açık bir borç ilişkisi bulunduğunu savunmadan soyut olarak havale yoluyla bir borcun ödendiğini ileri sürdüğü, esasında taraflar arasında davacının davalıya ödeme yapmasını gerektiren bir ilişki bulunmadığı ima edilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunabileceğinin savunulduğu, davalının terditli ve birbiriyle çelişen savunmaları bulunduğu, davacının, davalıya ortaklar hesabından yaptığı kazandırmayı iade etmediği, sunulan uzman görüşünde, davacının, dava dışı şirkete yönelik bir talimatı bulunmadan davalının sermaye borcunun ödenmediğinin belirtildiği, oysa şirket veya ortakları arasında bu hususta bir ihtilaf bulunmadığı, davalının, davacının gönderdiği para ile sermaye borcundan kurtulduğu, şirketler hukuku ile muhasebe ilkelerine uygun şekilde yapılan ve tarafların kabulünde olan işlemin üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra, davalının sebepsiz zenginleşmeye dayalı savunma yapmasının, şirket kayıtlarıyla ve davalının sermaye borcunun davacı tarafından davalıya transfer edilen alacakla ödendiği olgusuyla uyuşmadığı, taraflar arasındaki ilişki, davalının sermaye borcunu davacı tarafından gönderilen para ile ödenmiş olması, davacının davalının ortaklar hesabına transfer ettiği paranın başka bir borcun ödenmesine ilişkin olduğuna dair somut bir savunma yapılmadığı, sebepsiz zenginleşmeye dayalı savunma yapıldığı dikkate alındığında, TBK'nın 379 ve devamı maddelerinde düzenlenen ödünç sözleşmesi ilişkisinin kanıtlandığının kabulü gerektiği, taraflar şirket ortağı olup ödünç sözleşmesi bulunduğundan, sebepsiz zenginleşmeden söz edilemeyeceği, ıslah dilekçesi ile uzman görüşünde havalenin nedenine ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığı gibi sebepsiz zenginleşmeye göre talepte bulunabileceği belirtilerek çelişkili savunma yapıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin esasında bir ödünç sözleşmesi olduğunun dosya kapsamıyla sabit görüldüğü, ödünç sözleşmesi bakımından zamanaşımı süresi TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıl olduğu, bir an için uyuşmazlığın şirket ortaklığına ilişkin olması nedeniyle TBK'nın 147/4 hükmü uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düşünülse bile zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalının zamanaşımı definin reddine dair verilen karar sonucu itibariyle doğru ise de karar gerekçesinin bu şekilde resen düzeltilmesi gerektiği kanaatıyla davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte resen yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan icra inkâr tazminatı hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.