Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6053 E. 2026/3240 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6053
Karar No
2026/3240
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/17 Esas, 2025/1204 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2022/828 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında satış sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme ile müvekkili şirketin davalı şirkete likit yangın söndürücü ve soğutucu ürünleri sattığını, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafın ise müvekkili şirkete takip tutarı kadar borçlu olduğunu, davalıların müvekkiline borçlu olduklarını ikrar ettiklerini, davalılar aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak davalıların başlatılan icra takibine itiraz ettiklerini belirterek davalıların icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, davalıların takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu sözleşmede müvekkili şirket tarafından satın alınan yangın tüpleri ile ilgili müvekkiline fatura düzenlenmediğini ve ürünlerin davacı tarafından müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davacının alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği alacağın likit bir alacak olmadığını, yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle müvekkilleri aleyhine icra inkar tazminatına yönelik taleplerinin haksız olup reddi gerektiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.10.2014 tarihli sözleşme imzalandığı, yangın söndürücü ve soğutucunun 175.000,00 TL bedel ile davalıya satışı konusunda anlaşmaya varıldığı, bedelin 28.11.2014 vadeli 115.000,00 TL bedelli ve 31.05.2015 vadeli 55.000,00 TL bedelli bonolar ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, daha sonra davalı ... ile davacı şirket yetkilisi ... arasında davacı şirketin alacaklarının 05.03.2021 tarihinde 150.000,00 TL nakit ödenmesi konusunda 20.02.2021 tarihli protokolün imzalandığı, davacı tarafından, davalı ...'nın lehtarı olup davalı şirkete ciroladığı davalı şirketin de davacı yana ciro ettiği 28.11.2014 tarihli 115.000,00 TL bedelli bonodan dolayı 07.06.2021 tarihinde eldeki ilamsız takibe başlandığı, davalı vekili tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi ile zamanaşımı definin ileri sürüldüğü, takip tarihi itibariyle bononun zamanaşımına uğradığı sabit olup, takip konusu bononun bu hali ile davacı yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, temel ilişkinin davacı ile davalı şirket arasında olup, davalı ...'ya temel ilişki nedeni ile başvuru yapılamayacağı, davacının ...'ya ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden başvuru yapabileceği fakat dava dilekçesi ve icra takibinde bu yönde bir beyan ve talebin bulunmadığı, kaldı ki bu hukuki sebep için ön görülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin eldeki takip tarihi itibariyle dolduğu, davacı tarafından icra takibinde davalı tarafça sunulan 20.02.2021 tarihli protokole dayanılmadığı ve itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu dikkate alınarak davalı ...'ya yönelik davanın kendisine temel ilişkiye dayalı olarak başvuru yapılamayacak olması nedeni ile reddine karar verildiği, davalı şirket yönünden yapılan değerlendirmede ise yazılı delil başlangıcı olan bonoya dair davalı şirket yetkilisi ...'nın, Bakırköy 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/327 E. sayılı dosyası duruşmasında "bonoyu yangın topları aldığım ... Halıcılık...Ltd. Şti.'ye ciroladım" şeklinde beyanda bulunmak sureti ile ürünleri teslim aldığını ikrar ettiği, bu durumda davalının bedeli ödediğini ispat yükü altında olup, buna dair yazılı bir delil sunmadığı gibi ticari defter de ibraz etmediği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı yanın 31.12.2014 tarihi itibariyle davalı şirketten 219.185,00 TL alacaklı olduğu ve dava konusu bononun defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda davalı şirket tarafından asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden takip öncesi dönem için işlemiş faiz isteminin reddine, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava ve icra takip konusu bononun zamanaşımına uğradığı, takibe konu bonoda davalı ...'nın lehtar ve ilk ciranta olduğu, bononun ... tarafından davalı şirkete ciro edildiği, davalı şirket tarafından da davacı şirkete ciro edildiği, davacı tarafından temel ilişki olarak taraf şirketler arasında akdedilen 30.10.2014 tarihli satış sözleşmesine dayanıldığı, davacı ile davalı ... arasında temel ilişki bulunmadığı, lehtar ve ilk ciranta olan ...'ya yönelik kambiyo hukukuna ve temel ilişkiye dayalı olarak talepte bulunulamayacağı, davalı ...'nın ceza yargılaması sırasında davalı şirketin yetkili olması sebebiyle savunmada bulunduğu, bu savunmasında davacı şirketten sözleşme konusu ürünleri satın aldığını beyan etmesinin tek başına 30.10.2014 tarihli satış sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle bu sözleşme kapsamında sorumlu olduğu anlamına gelmediği, yine davacı şirket yetkilisi ile davalı ... arasında akdedilen 20.02.2021 tarihli adi yazılı belgenin taraf şirket yetkilileri tarafından kendi isimleri belirtilmek suretiyle imzalandığı, belgede geriye dönük ...-...-...-... hesaplarının 150.000,00 TL olarak anlaşma sağlandığının ve vade tarihinin belirtildiği, ancak bu miktar içerisinde hangi alacak-borç ilişkisinin olduğunun, dava konusu alacağı kapsayıp kapsamadığının, davacı tarafından icra takibinde söz konusu belgeye dayalı olarak da talepte bulunulmadığı dikkate alındığında Mahkemece davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, yine davacı tarafından bononun zamanaşımına uğraması sebebiyle temel ilişkiye dayalı olarak takipte bulunulduğundan bonodaki vade tarihinin temerrüde esas alınamayacağı ve davacı tarafından davalı şirketin icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, dava konusu alacağın bonoya değil sözleşmeye dayandırıldığı, sözleşmeden kaynaklı alacak talebinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı şirket yetkilisinin malların teslim alındığını ceza yargılamasında ikrar ettiği, tarafların dava konusu alacağı da kapsar şekilde mahsuplaştığına ilişkin savunmanın da yazılı deliller ile ispat edilmediği gerekçeleri ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6053, K. 2026/3240, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6053-e-2026-3240-k-aa55a682da25