Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/471 E. 2026/1006 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/471
- Karar No
- 2026/1006
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/471
KARAR NO: 2026/1006
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2025
NUMARASI: 2016/735 E. - 2025/1189 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava konusu ... seri nolu çekin iptali için dava açtığını, mahkemece bu çek üzerine ödeme yasağı konulduğunu, çekin davalı ... tarafından mahkemeye sunulduğunu, bu nedenle istirdat davası açma zorunluluğu doğduğunu, davacı ile davalı ... arasında uzaktan akrabalık olduğunu, davalının çeki hangi şekilde elinde bulundurduğu konusunda bilgilerinin olmadığını, taraflar arasında husumet olduğundan davalının kötü niyetli bir şekilde çeki sakladığını, kötü niyetli olarak çeki elinde bulunduran davalının dava konusu çeki TTK madde 704 uyarınca davacıya geri vermesi gerektiğini, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davalının İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu müdahale dilekçesinde davacının çeki davalıya ciro ettiğini iddia ettiğini, ancak çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını beyan ederek İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/387 esas sayılı dosyasına konu ... seri nolu, 30/04/2016 keşide tarihli 20.000,00-TL tutarlı çekin davacıya geri verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 04/11/2016 tarihli dilekçesi ile; dosyaya konu çekin kaybolması nedeniyle İstanbul 8. Asliye Ticaret mahkemesinin 2016/387 E. Sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, dava devam ederken iptali istenen çekin davalı tarafından dosyaya ibraz edildiğini, bu nedenle ortaya çıkan çekin iadesine karar verilmesi talebiyle istirdat davası açıldığını, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/387 E. Sayılı dosyası ile görülen çek iptali davasının 07.09.2016 tarihli duruşmasında davaya konu çekin ortaya çıkması ve istirdat davasının açılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığı kararı verildiğini, ilgili çek üzerindeki ödeme yasağının kaldırıldığını, davalı ...’nın çek aslını dosyaya ibraz etmesi ile davacının çekin davalıda olduğunu öğrendiğini, davacı ile davalı ... arasında akrabalık ve iş ortaklığı olduğunu, davalının ne şekilde çeki edindiği konusunda bilgilerinin olmadığını, davalı yanın çeki paraya çevirmiş olması sebebiyle çek bedelinin paraya çevrildiği tarih itibariyle faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/387 E. sayılı dosyası ile çekin zayi gerekçesi ile çek iptali davası açmış olduğunu, müvekkilinin, davacıya borç para vermesi karşılığında davacı ve davacının babası ...'nın, davaya konu çeki müvekkiline verdiklerini, müvekkilinin vermiş olduğu borç karşılığında Kasım 2015 tarihinde bu çekin kendisine verildiğini, davaya konu çekin, yapılan iş karşılığında keşideci .... Şti.'nden Kasım 2015 tarihinden önce davacı tarafından resmi olarak alındığı ve her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına kaydedildikten sonra müvekkiline verildiğini, müvekkilinin 30.01.2016 tarihine kadar davacı ... adına kayıtlı iş yerinde sigortalı olarak çalıştığı halde davacının, taraflarınca açılan dava dilekçelerinin kendisine ulaşmasından sonra yani 08.04.2016 tarihinde çekin zayi olduğunu ileri sürerek iptal davası açtığını, davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi olduğunu, taraflar arasında davacının da belirttiği gibi Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2016/93 E. sayılı dava dosyası ile hizmet tespiti davası ve de Bakırköy 32 İş Mahkemesinin 2016/215 E. sayılı dava dosyası ile de işçi alacakları ile ilgili tazminat davalarının mevcut olduğunu, iş yeri her ne kadar davacı adına kayıtlı olsa da davacı ve babasının iş yerine ortak olduklarını, iş yerinin her ikisi tarafından birlikte işletildiğini, davacının her iki dava dosyasına 08.04.2016 tarihinde cevap süresinin uzatılması için süre uzatım dilekçesi verdiği ve aynı gün İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/387 E. sayılı dosyası ile çekin zayi gerekçesi ile çek iptali davası açtığı, davacının, müvekkilinin işçilik alacaklarını ödemediği gibi kötü niyetli olarak çekin vade tarihi yaklaşınca mahkemeye müracaat ederek çeki iptal ettirmeye çalıştığını, oysaki çekin iddia edildiği gibi zayi olmadığını, davacı ve babası ... tarafından müvekkiline verildiğini, çekin her yerde arandığı ve bu durumdan müvekkilinin haberdar olduğu beyanının da diğer beyanlar gibi asılsız olduğunu, çekin müvekkiline verildiği, çekin kaybolduğu ve her yerde arandığı beyanının asılsız olduğunu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının haksız mesnetsiz ve kötü niyetli olduğu ve reddinin gerektiği, davaya konu çekin davalıya resmi belgede sahtecilik yapılarak verildiğini beyan ederek davacının davasının reddine, çek bedelinin % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, 792.madde uyarınca çek istirdatı davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Elden çıkan çek” başlıklı 792. Maddesi, (1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü içermektedir. İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Açıklanan kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında davaya konu çekin ... ... şubesine ait ... seri nolu, 30/04/2016 keşide tarihli 20.000,00-TL tutarlı olup keşidecisinin ....Şti. , lehdarı ve 1.cirantasının ...- ... (Davacı) ve 2. Ve 3.ciranta ve son hamilin ... (Davalı) olduğu, ... cevabi yazısına göre iş bu dosyanın yargılaması devam ederken 19.10.2016 tarihinde çak bedelinin ...'ya ödenmiş olduğu ve bu nedenle somut davanın çek bedelinin istirdatı davasına dönüşmüş olduğu, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin nin 2021/427 esas sayılı dosyasında " sanığın çeki aldıktan sonra katılan adına sahte imza atarak çeki tahsil etmeye çalıştığı, bu eyleminin bilirkişi raporları ile sabit olduğu,, sanığın şikayete konu çeki sahte olarak doldurmak suretiyle bankadan tahsil etmeye çalışarak üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği anlaşılmakla" gerekçesi ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği fakat kararın istinaf edilmesi sonucunda kararın kaldırılarak 2024/112 Esas kaydı ile yeniden yargılama yapıldığı ve tanık beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın dolandırma suç kasdı bulunmadığından beraatine karar verildiği ve bu kararın 24.02.2025 tarihinde kesinleştiği tespit edilmekle birlikte sanığın dolandırıcılık suç kastı bulunmaması hususunun davaya konu çek üzerindeki ... adına atılmış imzanın Davacının el ürünü olmadığı ve bu imzanın Davalı tarafından atıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, mahkemece alınan grafoloji bilirkişi raporu ve Bakırköy CBS tarafından alınan grafoloji bilirkişi raporunun çekte Davacının imzasının bulunmadığını ve imzanın ...'ya ait olduğunu teyit ettiği, Davacının Davalı ile arasında ticari ilişki veya borç alacak ilişkisi bulunmadığı, Davalının çeki Davacının babasından aldığını beyan etmiş ise de senet üzerindeki Davacı imzasının Davalı tarafından atılmış olduğu, ayrıca Davacının babasının işletme adına senet düzenleme veya işletmeyi borç altına sokacak şekilde cirolama yetkisinin bulunmadığı, bunun Davalı tarafından da bilindiği, Davalının çek üzerinde Davacının imzasının olmadığını bilmesine rağmen çeki tedavüle sokarak tahsil ettiği, Davalının bu nedenle kötü niyetle hareket etmiş olduğu ve Davacının zararına yargılama devam ederken çeki tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğinden Davacının çek bedelinin istirdatını talep etmekte haklı olduğu, açıklanan gerekçeler doğrultusunda açılan davanın kabulüne ve çek bedeli olan 20.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 10/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Çekin davacı ve babası tarafından müvekkiline verildiğini, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/112 E. Sayılı dava dosyasında davaya konu çekin, davacı ve babası ...'ya ait iş yerinin borcundan dolayı kefil olan müvekkilinin taşınmazına konulan haczin kaldırılması ve borcun ödenmesi için müvekkiline verildiğini, müvekkilinin yargılandığı ve beraat ettiği İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/112 E. Sayılı dava dosyasında davacı "Sanığın anlattıkları kısmen doğrudur, çek borç karşılığı bahsettiği avukata verilmiştir, ancak teminat amaçlı verilmiştir, sanık evini satıp ödemeyi yaptıktan sonra çek bize geri gelecekti, ancak geri gelmedi, çekte imza da bana ait değildir, kaşeyi de ben vurmadım, kullanıldığına dair de bir bilgim yoktur, dediğim gibi en son teminat için verilmiştir," demek sureti ile huzurdaki davadaki beyanlarının aksine çeki müvekkiline verdiğini beyan ettiğini,
-Davacının çeki kaybettiği yönündeki beyanının asılsız ve aynı zamanda da kötü niyetli bir beyan olduğunu, Davacı ve babası ...'nın kabulüne göre de sabit olduğu üzere müvekkilinin davacıya borç para vermesi karşılığında, davacı ve davacının babası ...'nın, davaya konu çeki müvekkiline verdiklerini, müvekkilinin vermiş olduğu borç karşılığında Kasım 2015 tarihinde bu çekin kendisine verildiğini, davaya konu çekin, yapılan iş karşılığında keşideci .... Şti.'nden Kasım 2015 tarihinden önce davacı tarafından resmi olarak alındığı ve her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına kaydedildikten sonra müvekkiline verildiğini, müvekkilinin 30.01.2016 tarihine kadar davacı ... adına kayıtlı iş yerinde sigortalı olarak çalıştığı halde davacının, taraflarından açılan dava dilekçelerinin kendisine ulaşmasından sonra yani 08.04.2016 tarihinde çekin zayi olduğunu ileri sürerek iptal davası açtığını, davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi olduğunu, taraflar arasında davacının da belirttiği gibi Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2016/93 E. sayılı dava dosyası ile hizmet tespiti davası ve de Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 2016/215 E. sayılı dava dosyası ile de işçi alacakları ile ilgili tazminat davalarının mevcut olduğunu, iş yeri her ne kadar davacı adına kayıtlı olsa da davacı ve babasının iş yerine ortak oldukları, iş yerinin her ikisi tarafından birlikte işletildiğini, davacının her iki dava dosyasına 08.04.2016 tarihinde cevap süresinin uzatılması için süre uzatım dilekçesi verdiği ve aynı gün İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/387 E. sayılı dosyası ile çekin zayi gerekçesi ile çek iptali davası açtığını, davacının, müvekkilinin işçilik alacaklarını ödemediği gibi kötü niyetli olarak çekin vade tarihi yaklaşınca mahkemeye müracaat ederek çeki iptal ettirmeye çalıştığını, oysaki çekin iddia edildiği gibi zayi olmadığını, davacı ve babası ... tarafından müvekkiline verildiğini, çekin her yerde arandığı ve bu durumdan müvekkilinin haberdar olduğu beyanının da diğer beyanlar gibi asılsız olduğunu, çekin müvekkiline verildiği, çekin kaybolduğu ve her yerde arandığı beyanının asılsız olduğunu, İş Mahkemesindeki dava dosyaları, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesindeki müvekkilinin yargılandığı ve beraat ettiği ceza dava dosyası göz önünde bulundurulduğunda davacının iddialarının asılsız olduğunu,
-İspat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacının çekin rızası dışında elinden çıktığını ispat etmesi gerektiğini, Davacının çeki, müvekkiline verdiğini beyan ettiği açık olup; çekin tekrar kendisine iade edileceği beyanı karşısında bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, çekin, alacaklı vekili tarafından kendisine iade edildiğini iddiasına karşılık, babası ...'nın çekin alacaklı tarafından müvekkiline iade edildiğini beyan ettiğini, Davacı tarafından da çekin müvekkiline verildiği kabul edildiğine göre davacının çeki teslim aldığını ve müvekkilinin çeki davacıdan habersiz tekrar alarak tahsil ettiğini ispat etmesi gerektiğini, çekin davacının uhtesinde iken müvekkili tarafından habersiz alınarak tahsil edildiğinin kabul edilerek davacının davasının kabulüne karar verilmesinin aykırı olduğunu,
-Müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının ve babasının kabulü de göz önünde bulundurulduğunda çekin davacı ve babası tarafından müvekkiline verildiğinin açık olduğunun kendi beyanları ve tanık beyanları ile sabit olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyaya sunulan 05/12/2017 tarihli grafoloji bilirkişi raporunda; davaya konu ... seri nolu, 30/04/2016 keşide tarihli 20.000,00-TL tutarlı çekin arka yüzünde ...'ya atfen atılı 1.ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir.
Davalının mahkemece isticvab edilerek alınan ifadesinde "Ben davacıyla birlikte teslim işi yaptım. Kendisini 10 yıldır tanırım ayrıca kendisi akrabamdır. Ben davacı ile en son ... isimli firmada çalıştım. Simge tekstil de uzman tekstile iş veren firmadır. Ben dava konusu çeki ...'dan aldım. ..., ...nın babasıdır. ... resmiyette ...nın üzerine kayıtlıdır. ...nın borçları olduğundan firmayı üzerine alamamıştır. Ancak oğlu ile birlikte... çalışmaktaydılar. Bende ... de çalışıyordum. Çeki benim önümde imzalayıp imzalamadıklarını hatırlamıyorum. Bana çeki mahallede ... verdi. ...nın ... ... borcu vardı ve senetleri vardı. Bu senetlere bende kefil olarak imza attım. Evimin üzerine bu sebeple haciz geldi. ... bana çeki verdi. Bende hacizleri kaldırmak için çeki ... beyin avukatı Bülent Yılmaza verdim. ... çeki alıp alamayacağı için ... beyi aradı. ... bey ilk önce kabul etmedi. Daha sonra ...yı aradı. ... çeki almasını, benim dairemi sattıktan sonra borcu ödeyip, çeki geri alacağımı Necatiye söyledi. Bunun üzerine çeki kabul ettiler. Daha sonra ben dairemi sattım. 33.000,00 TL küsür olarak borcu kapattım. Çeki geri aldım. Benim alacağımı ödemeyince de çeki geri aldım. Davacı beni işten çıkardı. Ben iş davası açtım. Bunun üzerine davacı taraf çek üzerine ödeme yasağı koydurdu. Bizde çeki mahkemeye ibraz ettik. ...nın dava konusu çekle ilgisi yoktur. ...önce davacı ile birlikte ...nın yanında çalışıyorduk. ...nın ve davacının çeki imzalamadım beyanını kabul etmiyorum. Ayrıca ... firmasının muhasebe işleri ile ... ilgileniyordu. Çekleri ... imzalıyordu. Tahsilatları da ... yapıyordu. ... para işlerine bakmıyordu. ... işletme içindeki işleri takip ediyordu. Bende şoförlük iş takibi yapıyordum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkemece dinlenen tanık ... beyanında " Davacı ... olur, davalıda öz ... oğlu olur, oğlum ve davalı ... ... iş yerinde ortak idi, ancak işyeri oğlumun üzerine idi, ben işyerinde oğluma yardım ediyordum, ödemelere ve tahsilatlara bakıyordum, oğlum bana vekalet vermemiştir, bu nedenle resmi evraklara imza atmıyordum, çek de cirolamıyordum, ... verilmiş bir vekalet yoktur, onunda çek cirolama yetkisi yoktur, ... isimli şahsın yanında daha önce başka bir işyerinde ortak olarak çalıştık, ... ile ...'nın ilgisi yoktur, çeki o cirolamamıştır, bana göstermiş olduğunuz çekin arka kısmında gözüken ... kaşesinin üzerindeki imza bana ait değildir, dava konusu çeki ben cirolamadım ...isimli şahıstan ... aldık, bu ... karşılığında borcumuz vardı, bu borç hem bizim hem de davalı ...'ındı çünkü kömürü daha önceki işyerimiz ... için almıştık, buraya ... ile ortaktık, bu borcun teminatı olarak dava konusu çeki cirolamadan huzurdaki avukat beye ... ... vekili olarak verdik, ... evini satıp borcu ödedi, avukat bey çeki tekrar bize verdi, biz çekmeye koyduk, davalı bizden habersiz ciromuz olmayan çeki alıp başka yere kullandı, çeki aldıktan sonra bize kullanacağını söyledi, bunun üzerine haberimiz oldu, bizim ... borcumuz yoktu, bu nedenle çeki cirolayıp vermedik, parayı almaması için çek iptali davası açtık, ... evini kaza yapıp bir vatandaşın ölümüne sebep olduğu için tazminat ödememek için sattı, buradan aldığı para ile ... ye borcunu ödedi, ayrıca işyerinin başka birine borcu vardı, onu da biz ödedik" şeklinde ifade vermiştir.
Davaya konu çekin ... ... şubesine ait ... seri nolu, 30/04/2016 keşide tarihli 20.000,00-TL tutarlı olup keşidecisinin ....Şti. , lehdarı ve 1.cirantasının ...- ... (Davacı) ve 2. Ve 3.ciranta ve son hamilin ... (Davalı) olduğu, ... cevabi yazısına göre iş bu dosyanın yargılaması devam ederken 19.10.2016 tarihinde çak bedelinin ...'ya ödenmiş olduğu ve bu nedenle somut davanın çek bedelinin istirdatı davasına dönüşmüş olduğu, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/427 esas sayılı dosyasında " sanığın çeki aldıktan sonra katılan adına sahte imza atarak çeki tahsil etmeye çalıştığı, bu eyleminin bilirkişi raporları ile sabit olduğu, sanığın şikayete konu çeki sahte olarak doldurmak suretiyle bankadan tahsil etmeye çalışarak üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği anlaşılmakla" gerekçesi ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği fakat kararın istinaf edilmesi sonucunda kararın kaldırılarak 2024/112 Esas kaydı ile yeniden yargılama yapıldığı ve tanık beyanlarına üstünlük tanınarak sanığın dolandırma suç kastı bulunmadığından beraatine karar verildiği ve bu kararın 24.02.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, hukuki olarak çek nedeniyle davacının borçlu olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık bulunduğu, ancak çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, imza itirazının mutlaf defi olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, her ne kadar davacı ve davalı arasında ticari ilişki olduğu hususuna dayanılmış ve çekin teminat çeki olduğu ileri sürülmüş ise de, çekteki imzanın sahteliğinin tespit edilmiş olması nedeniyle, çeke dayalı alacak talebinin bu davada dinlenemeyeceği anlaşılmakla davalı tarafça ileri sürülen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2025 tarih ve 2016/... E., 2025/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026