Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1185 E. 2026/1352 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1185
Karar No
2026/1352
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1185 - 2026/1352 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1185 KARAR NO : 2026/1352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2024 NUMARASI : 2023/267 E. - 2024/86 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2024 Tarih ve 2023/267 Esas - 2024/86 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2022/004243 numaralı "..." ibareli marka tescil başvurusuna, müvekkilinin "... ..." asıl unsurlu markalarına dayanılarak yapılan itirazın, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından “markalarda “...” kelimesinin ortak olarak yer aldığı görülmekle birlikte, başvuru kapsamında tescili talep edilen Sınıf 5'te yer alan mallarla itiraz gerekçesi markaların kapsamında yer alan malların farklı tür olduğu, itiraz gerekçesi markanın farklı unsurlar da ihtiva ettiği görülmüştür.” gerekçesiyle reddedildiğini, oysa müvekkiline ait markanın esas unsuru “... ...” iken itiraza konu markada müvekkilin esas unsuru “...” ibaresini aynen barındırdığını, işaretsel açıdan markaların birebir aynı ve benzer olduğunu, kaldı ki YİDK kararında da işaretsel açıdan benzerlik bulunduğunun kabul edildiğini, dava konusu “...” ibareli markanın 5. sınıfta yer alan emtia ve hizmetleri içerdiğini, müvekkiline ait “...” ibaresini barındıran markaların da bağlantı ve ilgisi bulunan mal ve hizmet sınıflarında tescil edildiğini, itiraza konu marka başvurusunun kabulü halinde halk nezdinde iki marka arasında işletmesel bir bağlantı olduğu yanılgısı oluşabileceğini ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2023-M-3367 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2022/004243 sayılı markanın tescil edilmesi durumunda hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket temsilcisi, savunmada bulunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının 2022/004243 sayılı ve "..." ibareli marka için 12/01/2022 tarihinde 05.(01-07) sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurudan “Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri” mallarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1 (b) ve 5/1 (c) maddeleri uyarınca çıkarıldığı, kalan malları ile ilgili yayım üzerine, davacı şirket tarafından itirazda bulunduğu, ... YİDK’nın 29/03/2023 tarih ve 2023/M-3367 sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği, davacı yana ait 2012/10569, 2012/10577, 2012/10611, 2012/10621, 2012/10624 ve 2012/10665 sayılı markaların, davaya konu markanın başvuru tarihi itibari ile güncel olduğu, tescil sürelerinin daha sonra dolduğu, yenilenmediği ve hükümden düştüğü, ... YİDK kararının iptali açısından dikkate alınabileceği, fakat hükümsüzlük talebinde (dava tarihi itibari ile düşmüş olması gerekçesi ile) dikkate alınamayacağı, davacı yana ait 2004/44523 ve 122738 sayılı markaların, davaya konu markanın başvuru tarihi itibari ile hükümden düştüğü, bu nedenle de ... YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük taleplerinde dikkate alınamayacağı; davaya konu markanın “...” ibaresinden oluştuğu, kelime markası olduğu, davacı yan markalarının “... ... ...”, “ ... ...”, “ ... ”, “ ... ...”, “ ... ...”, “...” ibarelerinden oluştuğu, markalarda figüratif öğelerin yer aldığı, 2009/44753 esas sayılı “ ... ”, 2009/04457 sayılı “ ... ...”, “2017/35624 sayılı “...” markalarının davaya konu markadan farklı ibarelere sahip olmakla, taraf markalarının ortak hiçbir unsur içermediği, davaya konu 2022/004243 sayılı markanın, tescili talep edilen 5. sınıfta yer alan mallarının tamamının, davacı yanın davasına mesnet bir kısım markalarında yer alan mallar / hizmetler ile benzer nitelikte olduğu, davaya konu davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı yanın 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi kapsamından yararlanamadığı, davacı yan markasının, 6769 s. SMK’nun 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait itiraza mesnet markaların “... ...‘’ kelimelerinden oluştuğunu ve markada geçen “...” ibaresinin ise müvekkilin ticari unvanının kılavuz unsuru olup, aynı zamanda çatı marka özelliğinde olduğunu, müvekkiline ait "..." ibaresini içerir muhtelif markaların bulunduğunu, gerek Yargıtay gerek ise ... kararları doğrultusunda, çatı markaların marka kıyasında incelemeye tabi tutulmadığını, dolayısıyla müvekkiline ait markalardaki “...” ibaresinin inceleme dışı tutularak değerlendirme yapılmasının gerektiğini, aynı sınıfta tescilli bulunan benzer markaların tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermesi ihtimalinin kanun maddeleri ve içtihatlar ile sabitken, ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olmadığını, söz konusu kararın, davaya konu ayniyet düzeyinde benzerlik içeren markalar arasında iltibas oluşmamasını imkânsız hale getirdiğini ve davaya konu markanın müvekkile ait yeni bir girişim olarak algılanmasına sebebiyet verdiğini, ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ..." ibareli markaları arasında, başvuru kapsamına yer alan 5. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Yasa'nın 6/3 ve 6/5. maddesi uyarınca başvurunun tescili engelinin bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "..." kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davalı şirket tarafından 05. sınıf (01-07) malları kapsayacak şekilde tescili için başvuruda bulunulduğu, başvurudan “Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri” mallarının, 6769 sayılı SMK'nın 5/1 (b) ve 5/1 (c) maddeleri uyarınca çıkarıldığı, kalan mallar ile ilgili yayım üzerine, davacı şirket tarafından itirazda bulunulduğu, davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan 1., 3. ve 35/5. sınıfta 5. sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetlerinin, davalı başvurusundaki mallarla benzer olduğu, böylece başvuru kapsamında kalan tüm mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "... ..." ibareli marka işaretleri arasında, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı benzerlik bulunduğu açıktır. Ancak bu benzerliğin taraf markaları arasında iltibasa neden olup olup olmadığı değerlendirilirken, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin tescil edilmek istenen mal ve hizmetler yönünden ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Zira ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru kapsamında kalan ve taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği 5. sınıf mallar yönünden, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu mallar yönünden anılan ibarenin zayıf marka niteliğinde bulunduğu söylenemeyecektir. Dolayısıyla anılan mallar yönünden ortalama tüketiciler tarafından "..." ibaresi asıl unsur olarak algılanacak, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak asıl unsur olarak yer alması, iltibasa neden olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bilirkişi incelemesine gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça 6769 sayılı SMK'nın 6/3 maddesine dayanılmışsa da dava konusu mallar bakımından, anılan madde uyarınca korumadan yararlanacağını ispat yönünde hiçbir delil sunulmamıştır. Yine davacı tarafından, itirazına mesnet markalarının tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğu ileri sürülmüşse de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluştuğu ispatlanamadığı gibi sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, Dairemizce davacının bu iddiaları yerinde bulunmamıştır. Sonuç olarak; yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece başvuru kapsamında kalan mallar yönünden, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 07/03/2024 gün ve 2023/267 Esas - 2024/86 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 29.03.2023 tarih, 2023-M-3367 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 679,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 508,00-TL tebligat ve posta giderleri, 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan toplam 7.856,40-TL yargılama giderine 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 8.216,20-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 627,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1185, K. 2026/1352, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1185-e-2026-1352-k-7b80a6f5efa2