Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6793 E. 2026/4112 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6793
- Karar No
- 2026/4112
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/380 Esas, 2025/1468 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/317 E., 2022/101 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin optik mağazalarının taleplerinin aynı gün karşılanmasının sağlandığı depo hizmeti verdiğini, şirketin yaptığı anlaşmalar neticesinde ... gibi dünyaca ünlü markaların Türkiye'deki en büyük alıcısı konumunda olduğunu, ...'un ise merkez ofisi ...'ta bulunan ve kendi ürettiği kontak lens ve solüsyonlarını ithal eden yabancı sermaye ortaklığı olduğunu, müvekkili şirketin ...'un en büyük alıcısı konumunda olduğunu, ... firmasının 2004 yılından bugüne kadar doğrudan satış yaptığını, ancak 2016 Mayıs - Haziran döneminde müvekkili şirkete yönelik pazarlama faaliyetlerinde değişikliğe giderek ürün çıkışlarında müvekkili şirketle sözleşmeye aykırı ve rekabet düzeninin bozulmasına yol açan zorlayıcı şartlar öne sürmeye başladığını, gerek doğrudan sözleşmeye aykırı davranışlarla gerekse optik müesseselere yapılan ürünlerin fiyatının aşırı düşmesine sebep olan kampanyalarla sözleşme hükümlerine aykırı fiili durumlar yaratarak müvekkili şirketi piyasadan çekilmeye zorladığını, davalı ...'un her yıl başında fiyatı, iskonto tanım ve oranının, uygulayacağı pazarlama desteğini mail yolu ile bildirdiğini, 2016 Aralık ayında müvekkili şirketin 2017 1'. çeyrek döneminde satın almak üzere sipariş hazırladığını ve 26.12.2016 tarihinde ... firmasında görevli ...'e mail yolu ile ilettiğini, mail yolu ile sipariş edilen ürünlerin Ocak-Şubat-Mart aylarında teslim alınacak olup, mutabık kalındığı üzere siparişin 14.01.2017 tarihinde ... firmasının “easy online” sipariş ekranında sistemsel herhangi bir ikazla karşılaşılmadan tamamlandığını, 18.01.2017 tarihinde davalı firmadan Aralık ayında bildirilen siparişlerin akıbeti sorulduğunda mail yolu ile “Kredi limitinizin açılması durumunda vermiş olduğunuz bu siparişin Şubat-Mart ve Nisan aylarında 3 seferde teslim edileceğini düşünmekteyim” cevabının verildiğini, siparişin "backorder” olarak kabul edildiğinin anlaşıldığını, ancak henüz stoklarında bile bulunmayan bu mallar için fatura kesilmiş gibi davranılarak kredi limiti bahanesinin öne sürüldüğünü, davalının müvekkili şirkete 18.01.2017'de bildirimde bulunduğunu, 17.01.2017 tarihinde sipariş edilmiş mal türünde yüksek oranlarda (422,5 ile 425 arası değişen) zam uygulamasının davalı şirket tarafından yapıldığını, ayrıca davalının sipariş için fatura kesmediğini, borcun müvekkili için muaccel olmadığını, davalı şirketten ürünlerin zamlı alınmasının müvekkili nazarında malın artan değeri bakımından zarara uğramasına sebep olduğunu, ancak müvekkilinin net zararının belli olmadığını, müvekkili şirketin takriben girilmemiş siparişlerinin bulunması ve ürünlere zam gelmiş olması sebebi ile yaklaşık 1.000.000,00 TL zararı bulunduğunu, halen davalıda müvekkilinin 5.500.000,00 TL bedelli teminat mektubu bulunduğunu, bunun da verilen siparişin reddinin hukuksuz ve dayanaksız olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından ...'a 2017 Şubat ve Mart aylarında toplam 4.300.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı ...'un müvekkilinin siparişi verdiği tarihlerde sistemlerde tanımlı olan fiyattan (17.01.2017) ürün teslim etmemekle müvekkili şirketi olağanüstü zarara uğrattığını, davalının ürün vermemesi nedeniyle müvekkilinin satışlarının düştüğünü, maddi kayba uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahkikat sonucunda müvekkili şirketin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın zararın meydana geldiği tarih olan 19.01.2017 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; davacı şirketin davalı ile uzun süredir cari hesap sisteminden kaynaklanan sözleşme ve ticari teamül uyarınca yürütülen bir ticari ilişki içerisinde olduğunu, bu ticari faaliyet çerçevesinde davacı şirketin, davalı şirketten kontak lens ve solüsyon ürünlerini temin ederek bu ürünleri de optik mağazalara satmak suretiyle faaliyet yürüttüğünü, davalı şirket nezdinde davacıya ait teminat mektubu bulunup davacının teminat mektubu ile garanti edilen bedelin minimum iki katı tutarında sipariş verebileceği bir ticari ilişkinin olduğunu, siparişlerin davalı şirkete ait “...” sistemi üzerinden girilip ardından davalı şirketçe davacıya teslim edildiğini, davalı şirketten temin edilen ürünlerin bedellerini ödeme hususunda davacının malın teslim tarihinden itibaren 105 günlük vadesi bulunduğu şeklinde ticari ilişkinin devam ettiğini, davacı şirketin her yılın başında o yıl geçerli olacak fiyat, iskonto tanım ve oranlarını e-mail yoluyla davacı şirkete sunduğunu, açıkladığı net alım-fiyat matrisine göre mal satışı gerçekleştirdiğini, davacı şirketin, ülkenin ekonomi bakımından içinde bulunduğu belirsizlik nedeniyle davalıdan yaptığı alım miktarının düşürülmesini kararlaştırdığını, bu durumun 29.12.2017 tarihinde davacı şirketin genel müdürü tarafından davalı şirket yetkililerine şifahen iletilerek, davalı şirket nezdinde mevcut teminat mektubu bedelinin 1/2 oranında indirileceğinin ifade edildiğini, akabinde davacı şirket tarafından 02.01.2018 tarihinde davalı şirkete ait “...” sistemi üzerinden siparişler girilmiş olup, davalı şirket tarafından söz konusu siparişlerin davacı şirketin kredi limitinin artıya geçtiğinden bahisle reddedildiğini, gerekçe olarak davacı şirketin teminatını geri çektiği, davalı şirketin buna binaen aldığı yönetim kararı ile davacı şirketin sipariş verebileceği ürünlerin toplam bedelinin limit garantisi ile birebir hale getirildiğinin e-posta yoluyla ifade edildiğini, davacı şirketten 1,6 milyon TL'lik teminat mektubu ibraz etmesinin talep edildiğini, davalı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişkinin şartlarında, davacının bilgisi ve rızası olmaksızın değişiklik yaptığını, gerek doğrudan aradaki sözleşmeye aykırı davranışlarla mal vermekten imtina ederek, gerekse optisyenlik müesseselerine yapılan ürünlerin fiyatının aşırı düşmesine sebep olan kampanyalarla davacı şirket ile kararlaştırılan sözleşme hükümlerine aykırı fili durumlar yaratarak davacı ... piyasadan çekilmeye zorladığını, taraflar arasında bugüne dek uygulanagelen ticari teamül uyarınca mal tesliminin sağlanması hususunun davalıya ihbar edildiği, ihtarnameye rağmen siparişlerin sisteme girilmemesi sonucu davalı şirket sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117.maddesi gereği temerrüde düştüğünü, bunun neticesi olarak 'TBK'nın 125/3 hükmünde düzenlendiği üzere davacının zararını tazmin etmesi gerektiğini, taraflar arasında benzer bir olayın da 2017 yılında olduğunu ve müvekkilinin uğramış olduğu zararın İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/317 E. sayılı dava dosyası ile talep edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahkikat sonucunda müvekkil şirketin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 03.01.2018 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin yurt dışından ithal ettiği kontakt lens ürünlerini satın aldığını, davacının ...'un çevrimiçi sipariş sistemi ... sistemine 14.01.2017 tarihinde 21.305 adet “..." ürünü için, 16.01.2017 tarihinde ise 20.449 adet “..." ürünü ile 39.745 adet "..." ürünü için siparişlerini girdiğini, 17.01.2017 tarihinde ... Müşteri Hizmetlerinin davacıya 14.01.20 17... .01.2017 tarihleri arasında girilen siparişlerin...'in kredi limitinin yetersiz olması sebebi ile sisteme aktarılamadığını, 18.01.2017 günü saat 12:00'ye kadar ödeme yapılmaması durumunda siparişlerin sistemden otomatik olarak silineceğini e- posta iletisi ile bildirdiğini, bunun üzerine davacının 20.01.2017 tarihli ihtarname ile, verilen siparişlerin sisteme girildikleri anda geçerli olan fiyatlardan kendisine gönderilmesini talep ettiğini, ...taleplerinin taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin kurallarına ve uygulamalarına aykırı olduğu için ... tarafından yerine getirilmediğini, davacının dava dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve uygulamaları gerçeğe aykırı bir şekilde aktardığını, davacının davalıya alım tahminlerini iletmesinin taraflar arasındaki ticari ilişkinin işleyişi uyarınca sipariş verilmesi anlama gelmediğini, ...'un üretim ve tedarik planlaması yapabilmek için müşterilerinden alım tahminlerini aldığını, ancak bu alım tahminlerinin taahhüt veya sipariş olarak kullanmadığını, dolayısıyla alım tahminlerinin ... nezdinde bağlayıcılığının bulunmadığını, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkide olagelen kredi limiti uygulamasına ilişkin yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, kredi limiti uygulamasının müvekkili şirketin davacı dahil istisnasız tüm müşterileri için geçerli bir uygulama olduğunu, müşteri yeni bir sipariş vermek istediğinde kredi limitinin müşterinin vermek istediği siparişin bedelinden fazla olması şartının arandığını, ürünlerin müşteri tarafından sipariş edildikten ve ürünlerin ithalat süreci başlatıldıktan sonra ürünlerin bedeline ilişkin alacağının muaccel olup olmamasına, ürünlerin bedelinin ödenmesi için vadenin gelip gelmediğine, ürünler için fatura kesilip kesilmediğine, ürünlerin müşteriye teslim edilip edilmediğine bakılmaksızın ürünlerin bedelinin müşterinin kullanılabilir kredi limitinden düşüldüğünü, davacının dava dilekçesinde ürün siparişlerini 14.01.2017 tarihinde ...'un çevrimiçi sipariş sistemi olan ... sistemine sistemsel bir ikazla karşılaşmadan girdiğini belirttiğini, ancak... sisteminin müşterilerin kredi limitlerinin belirlendiği sistemden bağımsız çalışan bir sistem olduğundan herhangi bir uyarı ile karşılaşmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ekranına söz konusu siparişlerin düşmesi ardından davacının kredi limiti olmadığı uyarısının görülmesi üzerine davacıya mail yoluyla durumun bildirildiğini, davacı ... tarafından 18.01.20 17... :00'ye kadar kredi limitini açmak için ödeme yapmadığından ve başka bir çaba gösterilmediğinden siparişlerin kayıt altına alınamadığını, müvekkilinin davacının siparişlerini kötü niyetli olarak sisteme girmemesinin söz konusu olmadığını, sonraki süreçte davacının yaptığı kısmi ödemeler neticesinde kullanılabilir kredi limitinin açılmasının ardından taraflar arasındaki ticari ilişkinin kuralları uyarınca davacının siparişlerinin kayıt altına alındığını ve ürünlerin davacıya gönderildiğini, müvekkilinin davacıdan erken ödeme talep etmesi veya ek edimler yüklemesinin söz konusu olmadığını, davacının kredi limitinin dolmasının ...'un 2017 yılı için ürünlerin fiyatını artırması ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, zira 17.01.2017 tarihinden itibaren uygulanacak ürün fiyatlarının 13.01.2017 tarihinde tüm ... müşterileri gibi davacıya da iletildiğini, davacının siparişlerini 2016 yılı için uygulanan fiyatlar geçerli iken girdiğini, 2017 yılı fiyatları uygulandığında davacının kredi limitinin olmadığının anlaşıldığını, davacının sipariş konusu ürünleri bir başka mecradan temin edemeyeceğine, piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırdığı veya davacıyı piyasadan çekilmeye zorlandığı yönündeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, davacının maddi zarara uğradığı gerekçesi ile müvekkili şirketten tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı, dava dilekçesinde TBK'nın 213. maddesine dayanmışsa da taraflar arasında bir satış sözleşmesi kurulmamış olmasından dolayı hükmün bu davaya uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının manevi zarar talep etmesinin de mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının talebinin konusunun, talebin dayanağının, bunlara ilişkin delillerin doğru ve anlaşılır şekilde belirtilmediğini, davacıya talep konusu ve dayanağının açıklattırılması gerektiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını; ancak yıllardır süren bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkinin de müvekkili şirketin binlerce müşterisiyle kurduğu ticari ilişkiden farksız olduğununu, müvekkili şirketin de ... tarafından üretilen ürünlerin ithalatını yaparak, Türkiye'de optik firmalarına satışını gerçekleştirdiğini, davacının müvekkili şirketin ürün sattığı binlerce müşteriden biri olduğunu, davacıya verilen kullanıcı adı ve şifre ile “...” adı verilen online sipariş sistemine girerek ürün siparişi verdiğini, davacı tarafından verilen her bir siparişin “icap” olduğunu, müvekkili şirket tarafından verilen onay işleminin ise, “Kabul” sonucunu doğurduğunu, bu biçimde de satım sözleşmesinin oluştuğunu, ortada yazılı bir sözleşme bulunmadığından, genel işlem şartına dayalı iddiaların yerinde olmadığını, yine taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıya veresiye mal sattığını, ilişkinin de bu kapsamda yürüdüğünü, davacının müvekkili şirket nezdinde teminat mektubu bulunduğunu, bu kapsamda garanti edilen bedelin iki katı tutarında sipariş verebileceği iddiasının gerçek dışı olduğunu, teminat mektubunun asıl ilişkiden bağımsız olduğunu, teminat mektubunun kambiyo senetleri gibi bir ödeme aracı değil, garanti amacı olduğunu, müvekkilinin veresiye satım yaptığı tüm müşterilerinden teminat aldığını, teminat mektubunun taraflar arasındaki satım sözleşmelerinin esaslı unsuru niteliğinde değil, bu sözleşmeden bağımsız bir müstakil sözleşme niteliğinde olduğunu, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere davacı tarafın müvekkil nezdindeki teminat bedelinin 46 - 50 oranında indireceğini açıkladığını, davacının garanti ettiği miktarı asıl sözleşmeden bağımsız değiştirmeyi teklif ettiğini, böyle bir durumda da müvekkilinin mal bedelini gösterilen teminat ile sınırlı tutmasının en doğal hakkı olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik durumu daha iyi olan alacaklarını tahsil riski görmediği ve güvendiği müşterilerine teminatsız satış yapabileceğini, bunun bir ticari karar olduğunu, başka bir deyişle, teminat mektubu verilmesi/kredi limiti uygulamasının müvekkilinin herhangi bir müşterisine veresiye mal satmakla hukuken yükümlü kılmadığını, davacının müvekkili şirket nezdinde halen teminat mektubu bulunduğunu, paraya çevrilmediğini, mevcut ticari ilişkide davacının müvekkili şirkete borçlu olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı ve rekabet düzenini bozmasına yol açan zorlayıcı şartlar öne sürerek, mal vermekten imtina ettiği ve piyasadaki faaliyetleri engellediği, başka yerlerden mal temin edemediği, piyasada güven kaybettiğine yönelik anlatımlarının mahkemenin kanaatini etkilemeye yönelik kötüniyetli iddialar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden yapılan yargılamada; dosya kapsamında alınan mali bilirkişi raporunda davalı tarafın sunduğu 2017 yılı e-defter kayıtlarına dayalı davacı ile olan cari dökümde; davacının... sistemindeki sipariş tarihleri olan 14.01.2017 tarihi itibariyle 9.989.056,17 TL, 16.01.2017 tarihi itibariyle 8.073.726,35 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacının davalı şirkette toplam limitinin 11.000.000,00 TL olduğu, davacının uyuşmazlığa konu edilen sipariş tutarının 7.777.800,00 TL olduğunun tespit edildiği, somut olayda davacı ile davalı arasında; davacıyı davalıdan sürekli mal alma borcu altına sokan ve davalıyı da davacının talebi halinde davacıya mal satma borcu altına sokan ve ileride akdedilecek olan münferit satış sözleşmelerinde uygulanacak temel kuralları kapsayan bir çerçeve sözleşme bulunmadığı, sadece davacının sipariş sistemi olan eğer ki online sistemine sipariş vermesi üzerine ve davalının da kabul etmesi üzerine münferit satım sözleşmeleri akdedildiği ve bu sözleşmelere dayalı satış akdi ilişkilerinin kurulduğu ve bu akdi ilişkiler uyarınca da davalının davacıya mal teslim etme borcu ve davacının da bu malların bedelini ödeme borcu altına girdiği ve bu şekilde işleyen ticari ilişkinin taraflar arasında eskiden beri süregeldiği, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki çerçevesinde davalı tarafından davacıya "kredi limiti" tanındığı ve bu kredi limiti kapsamında davacı ile veresiye, bedeli teslimden sonra ödenmek üzere satım sözleşmeleri yapıldığı, ancak her bir münferit satım sözleşmesi için davacıya tanınan kredi limiti hususunda taraflar arasında sürekli uygulanan tam ve kesin bir kuralın bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı gibi bu yönde bir ispatın gerçekleşmediği, dolayısıyla davalının her bir münferit satım sözleşmesinin kurulmasından önce somut satım sözleşmesinde uygulanacak kredi limiti hususunda değişiklik yapma hakkına sahip olduğu sonucuna varıldığı, davacının davalının nezdindeki kredi limitinin 11.000.000,00 TL olmasına ve bu miktarda bir bakiye borcunun bulunmasına rağmen davalıdan 7.777.800,00 TL'lik daha ürün alma istemini, davalının davacının kredi limitinin yetersiz olduğu gerekçesi ile reddettiği, bu durumda taraflar arasında bu siparişe ilişkin bir satım sözleşmesinin kurulmadığı, davacının davalıya 16.01.2017 tarihinde 8.073.726,35 TL'lik bir borcu var iken davalının, 7.777.800,00 TL tutarlı veresiye mal satın almaya yönelik teklifini kabul etmek için davacıdan bir miktar ödeme yapılmasını istemesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının söz konusu siparişleri sisteme girmesinden sonra davalının söz konusu bildirimi yapması ve davacıya ek ödeme yapması için süre vermesinin makul olup, taraflar arasında sözleşme bulunmadığından sözleşmeye aykırılık olarak da değerlendirilemeyeceği, taraflar arasında eskiden beri süre gelen ticari ilişki kapsamında uygulanacak temel kuralları, özellikle kredi limitine ilişkin kuralları kapsayan bir çerçeve sözleşmenin bulunmadığı gibi bu hususlarda taraflar arasında ticari ilişkide uygulanacak temel kurallar yönünden bir takım ticari teamüllerin oluştuğu yönünde bir tespit de yapılamadığı, davacının 14.01.20 17... .01.2017 tarihinde uyuşmazlığa konu edilen siparişlerin verildiği tarihte yalnızca 11.000.000,00 TL tutarında kredi limiti ve davacının 8.073.726,35 TL borcu olduğu, buna göre davacının 2.926.273,60 TL tutarlı malı önceki fiyattan gönderilmesi talebi yönünden de taraflar arasında bu yönde gelişmiş bir teamülün olması gerektiği halde varlığı ispat edilememiş olup, davacının bu yöndeki kısmi mal gönderilmesi talebi bulunmadıkça davalının da o anda geçerli olan fiyattan kısmi mal gönderme yükümlülüğü bulunmayacağı, bu nedenle davalının o anda geçerli olan fiyattan kısmi mal göndermediği için davacıya karşı akdi veya haksız fiil kapsamında maddi ya da manevi tazminat sorumluluğu doğmayacağı sonuçlarına varılarak asıl davada maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği, birleşen dava yönünden yapılan yargılama neticesinde; dosya kapsamında alınan mali bilirkişi raporunda uyuşmazlığa konu sipariş tarihinde davacının davalıya 4.563.731,76 TL borcu bulunduğu; buna karşılık davalı nezdindeki teminat miktarının 2.600.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacı ile davalı arasında; davacıyı davalıdan sürekli mal alma borcu altına sokan ve davalıyı da davacının talebi halinde davacıya mal satma borcu altına sokan ve ileride akdedilecek olan münferit satış sözleşmelerinde uygulanacak temel kuralları kapsayan bir çerçeve sözleşme bulunmadığı, sadece davacının sipariş sistemi olan eğer ki online sistemine sipariş vermesi üzerine ve davalının da kabul etmesi üzerine münferit satım sözleşmeleri akdedildiği ve bu sözleşmelere dayalı satış akdi ilişkilerinin kurulduğu ve bu akdi ilişkiler uyarınca da davalının davacıya mal teslim etme borcu ve davacının da bu malların bedelini ödeme borcu altına girdiği ve bu şekilde işleyen ticari ilişkinin taraflar arasında eskiden beri süregeldiği, tarafların ihtilaf konusu olmayan ticari defter kayıtlarına göre siparişin verildiği 2018 yılı Ocak ayında yani sipariş tarihi itibari ile davacının davalıya 4.563.731,76 TL borcu bulunduğu, buna karşılık davalı nezdindeki teminat miktarının 2.600.000,00 TL olduğu, davacı şirketin teminatını geri çekmesi ve davalı şirketin de buna binaen aldığı yönetim kararı ile sipariş verilebilecek ürünlerin toplam bedelinin limit garantisi ile birebir hale getirildiği, bu nedenle siparişin kabul edilebilmesi için 1.600.000,00 TL'lik teminat mektubu ibraz edilmesi gerektiği bildirilerek davacı tarafın sipariş talebinin davalı şirketçe reddedildiği, davacının veresiye mal satın almaya yönelik teklifini kabul etmek için davacıdan mal bedeline ulaşacak kadar ek teminat istenilmesi ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacıya... Sistemine giriş ve kullanıcı şifresi verilmesinin sistem üzerinden dilediği kadar ve dilediği zamanda mal alma hakkı tanıdığının düşünülemeyeceği, çünkü belli bir kota ve limite göre satıcının onay vermesini gerektirdiği, davacının davalı ile arasında süregelen ticari ilişkide verilen teminat tutarının iki katı tutarında sipariş vererek mal alabiliyorken, davalının daha sonraki siparişlerde teminat mektubu tutarı kadar sipariş almayı kabul etmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, nasıl ki davacı şirket 29.12.2017 tarihinde davalı şirket nezdindeki mevcut teminat mektubu bedelini 1/2 oranında indireceğini bildirdiğine göre, taraflar arasında teminatın belli bir miktarda ve/veya satın alacak ürün bedelinin teminata göre belirlenmesi konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde bir ticari teamülün oluşmadığı, bu nedenle davalının ticari kararı olarak siparişe onay vermemesinin dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak değerlendirilemeyeceği ve bu nedenle davalının davacıya karşı akdi veya haksız fiil kapsamında tazminat sorumluluğu doğmayacağı gerekçeleri ile asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, asıl dava ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki davaya konu olayda da; davacının, davalı şirketten veresiye alım yapabilmesi için gerekli olan teminatı sağlamadığı, bu durum karşısında, davalı şirketin davacıdan gelen siparişleri kabul etmediği, neticede verilen siparişlere ilişkin satış sözleşmelerinin kurulmadığı, davalı şirket eylemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl dava ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, davacı tarafından davalıya online sistem üzerinden sipariş geçilmesine rağmen ürünlerin davalı tarafından teslim edilmediğinden bahisle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl dava ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.