İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/918 E. 2026/718 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/918
Karar No
2026/718
Karar Tarihi

T.C. A N T A L Y A 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/918 Esas KARAR NO : 2026/718 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2025 KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu davalı şirkete karşı edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının düzenlenen faturadan kaynaklanan bakiye ... TL tutarındaki borcunu ödemediğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla Antalya Genel İcra Dairesinin ... /... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde ödeme emrinin davalıya ... tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ... tarihinde borca ve ferilerine haksız şekilde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, Antalya Arabuluculuk Bürosunun ... /... büro dosya numaralı sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını, taraflar arasında akdi ilişkinin mevcut olduğunu ve bu kapsamda daha önce karşılıklı ödemeler yapılarak aktif ticaret yürütüldüğünü, dilekçe ekinde sunulan faturalar ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme neticesinde müvekkilinin alacaklı olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin ... tarihinde elektronik tebligatla tarafına tebliğ edildiğini, davacının iddialarının gerçeğe aykırı ve mesnetsiz olduğunu, Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ihalesi gerçekleştirilen ... ... ... ... ... ... ... Ortaokulu onarım işi kapsamındaki PVC tuvalet kapılarının yapımı hususunda davacı ile anlaşılarak kendisine ... TL avans ödemesi yapıldığını, davacının yaptığı işin bu bedeli karşılamaması sebebiyle şirketi tarafından fazla ödeme yapıldığını, davacının işi yarıda bırakıp gittiğini, ... tarihinde ... üzerinden eksik işlere ilişkin video gönderilmesine karşın işin tamamlanmadığını, işin yarıda bırakılması nedeniyle gecikmeye girilerek ihale makamı olan idarece hak edişlerinden 22 günlük gecikme bedeli karşılığı ... TL kesinti uygulandığını, tamamlanmayan işin ... TL ilave ödeme yapılmak suretiyle başka bir taşerona yaptırıldığını, basiretli bir tüccar gibi davranmayan davacının şirketi zarara uğrattığını, zararının giderilmesi için dava açma hakkını saklı tuttuğunu, borçlu bulunmadıklarını ve asıl borçlunun davacı olduğunu ileri sürerek davanın reddine ve davacı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkememizce ... .Mali Müşavir&Bağımsız Denetçi bilirkişi tarafından aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturanın davalı şirkete teslim edildiği, tarafların ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince dava konusu alacağın dayanağı olarak davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği faturaya istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye ... .-TL tutarında davalı şirketten alacağını olduğu tespit edilmiştir." şeklinde bildirilmiştir. Mahkememizce Antalya Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... /... Esas sayılı dosyasının bir örneği celp edilmiş incelenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesinde düzenlenmiş olup, “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012- 6352 S.K./11. md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmü öngörülmüştür. Bu hüküm uyarınca, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Yargıtay uygulamasına ve öğretiye göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen, kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan, vadeden önce icra takibine girişen veya kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı kendisine bildirilen bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın icra takibi başlatması durumlarında alacaklı, İİK’nun 67.maddesi anlamında kötüniyetli sayılmalıdır. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. baskı, Ankara 2013, s. 258) Dava açılmadan önce davacı tarafça davalı aleyhine arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibinin davalının borca itirazı ile durduğu, davacı tarafça davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın icra dosyasında borçlu olmadıklarından bahisle asıl borca ve ferilerine itiraz ettiği, her iki tarafın dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgelerini defter inceleme günü mahkememize ibraz ettikleri, Taraflarca ibraz edilen dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen ... tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturanın davalı şirkete teslim edildiği, tarafların ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince dava konusu alacağın dayanağı olarak davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği faturaya istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye ... -TL tutarında davalı şirketten alacağının olduğu, taraflar arasında, ödemelerde gecikme olması durumunda gecikme faizi alınacağı ile ilgili bir sözleşme düzenlendiğine dair bir belge ibraz edilmediği, TTK.nun 18/3.maddesinde; " Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. " hükmü gözetilmekle, davacı tarafından, davalı tarafı borcu olduğuna dair bu kanun hükmü gereğince temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediği, bu bilgiler karşısında, davacı tarafın takip tarihinden önce faiz talep etmesinin yerinde olmadığının takdirinin sayın mahkemeye bırakıldığı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1530. maddesi şöyledir; "(1) Aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ve şartlar batıldır. Ancak, sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken edimler için kanunun veya yetkili makamların koymuş olduğu en yüksek sınırı aşan sözleşmeler en yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılır; sınırı aşan edimler hata ile yerine getirilmiş olmasa bile, geri alınır. Bu sınırlarda, Türk Borçlar Kanununun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uygulanmaz. (2) Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. (3) Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır. (4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda. d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir. (5) Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir. Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir süre öngörebilirler. Ancak alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde, ödeme süresi, altmış günü aşamaz. (6) Gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılabilecek kadar az faiz ödeneceğini, alacaklının geç ödeme dolayısıyla uğrayacağı zarardan borçlunun sorumlu olmayacağını veya sınırlı bir şekilde sorumlu tutulabileceğini öngören sözleşme hükümleri geçerizdir. Geçersizlik durumunda yedinci fıkra uygulanır. (7) Bu madde hükümleri uyarınca alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Faiz oranı, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen ticari işlere uygulanacak gecikme faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmalıdır." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1530. maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan önergesinin gerekçesinde aynen şu ifadelere yer verilmiştir: “... Hüküm üreticileri, KOBİ’leri ve fatura ya da eşdeğer ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, şartları dayatma konumları güçlü ticari işletmeler, özellikle market, süper market, hiper market gibi alışveriş merkezleri karşısında korumaktadır. ... Çoğunlukla finansal açıdan pek de güçlü olmayan üretici, KOBİ ve benzeri işletmelerin teslim ettikleri malların ve hizmetlerin bedellerini zamanında alarak ekonomik yapılarını güçlendirmelerine yardımcı olmak, pazar ekonomisine hakim yeni bir yaklaşımdır. AT yönergesi ve değişikliği bu yaklaşımın somut örneğidir. Yönergenin giriş kısmında da belirtildiği gibi birçok büyük ve güçlü ticari işletme geç ödemeyi bir finansman aracı olarak kullanmaktadır. Ancak bu araç marketlere, süper marketlere, hiper marketlere ve benzeri güçlü ticari işletmelere mal ve hizmet verenleri çok güç durumda bırakmakta, finansal durumlarını sarsmakta, hatta iflasa da sürüklemektedir. Hüküm bu kötü uygulamanın önüne geçmek için öngörülmüştür.” Borçlu temerrüdünün kosulları ve sonuçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Fakat 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesinin 2 ila 8. fıkralarında, gerek borçlunun temerrüdün kosulları, gerekse de sonuçları açısından, geniş kapsamlı bir uygulama alanına sahip olabilecek nitelikte bazı farklı ve borçlar hukuku sistemimize aykırı düzenlemeler getirilmiştir. 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesinde, borçlunun temerrüdünün bu koşullarından, özellikle muacceliyet ile ihtar kosulu açısından değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, Kanun’daki ifadeyle “mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde” para borcunun ifa edileceği tarih belirli veya kesin vade biçiminde belirlenmemişse borçlu, kural olarak faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Böylece temerrüdün temel kosulu olan ihtara önemli bir istisna getirilerek, ihtarsız temerrüt ilkesi kabul edilmiştir (Ayan, Serkan; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. Maddesi Gereğince Borçlunun Temerrüdü, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 12, Özel S., 2010, s.717-793 (Basım Yılı: 2012) s. 717 vd). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinin konuluş amacına baktığımızda, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 20/10/2017 tarih 2017/289E. 2017/1425K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinde ihtarsız temerrüt hallerine yer verilmesindeki temel amaç, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117/2. maddedekinden farklıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117/2. maddede temerrüt için ihtara gerek görülmemesinin temelinde, hükümde öngörülen hallerde ihtarın borçluyu koruyucu işlevinin kendiliğinden gerçekleşmesi ve borçlunun korunmasına gerek olmaması yatmaktadır. Oysa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddede kanun koyucunun zayıf taraf olarak gördüğü para alacaklısını korumak amacıyla hareket ettiği görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530/2. ve 1530/4. madde tatbik edilirken, kanun koyucunun bu amacı daima göz önünde tutulmalıdır (Yıldız, Mustafa Göktürk; “TBK.m.117 ile Karşılaştırmalı Olarak TTK.m.1530 Uyarınca Borçlu Temerrüdünün İhtarsız Gerçekleşmesi’’, İstanbul Hukuk Mecmuası, 76/1, 2018, s. 361 vd). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinin konuluş amacı, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2022 tarih 2020/6719E. 2022/3585K. sayılı kararı). Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2018 tarih 2017/3266E. 2018/4228K. sayılı kararında; "...Dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK'nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı faturalı alacağına istinaden ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davacı, davalıya mal sattığını fakat parasını alamadığını, davalı ise davacının mal satmak haricinde işçilik hizmetinde de bulunduğunu ve davacı tarafın kendisinden beklenen işi ayıplı yaptığını beyan etmiş, keşif talebinde bulunmuş fakat hali hazırda işin kendisi tarafından tamamlatılması nedeniyle keşif yapılsa bile bu iddiasını ispat edemeyeceğini beyan etmiş olup; uyuşmazlık, davacı vekilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1530. maddesi uyarınca davacının faiz talep edip edemeyeceği hususunda toplanmıştır. Borçlu temerrüdünün kosulları ve sonuçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Fakat 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesinin 2 ila 8. fıkralarında, gerek borçlunun temerrüdün kosulları, gerekse de sonuçları açısından, geniş kapsamlı bir uygulama alanına sahip olabilecek nitelikte bazı farklı ve borçlar hukuku sistemimize farklı düzenlemeler getirilmiştir. 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesinde, borçlunun temerrüdünün bu koşullarından, özellikle muacceliyet ile ihtar kosulu açısından değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, Kanun’daki ifadeyle “mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde” para borcunun ifa edileceği tarih belirli veya kesin vade biçiminde belirlenmemişse borçlu, kural olarak faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Böylece temerrüdün temel kosulu olan ihtara önemli bir istisna getirilerek, ihtarsız temerrüt ilkesi kabul edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinin konuluş amacı, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu değildir. Davacı, davalıya ticari satış yapmakta ise de aralarında "mal tedarik sözleşmesi" bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Davacı takip tarihi ile aynı gün ihtarname keşide etmiş ise de takipten önce davalıyı temerrüte düşürmüş değildir. Fatura, içeriğine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, yalnızca tebliğ edilmekle muaccel olmayacaktır. Faturayı tebliğ alan borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşecektir. Anılan husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu durumda, borçluya ihtarname gönderilmeden başlatılan icra takibinde, takip tarihinden öncesi için faiz talep edilemeyecek, borçlu icra takibi ile temerrüde düşürülmüş sayılacaktır. Yazılan müzekkerelere verilen cevaplar, icra takibi dosyası, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurulduğunda; Ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturanın davalı şirkete teslim edildiği, tarafların ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince dava konusu alacağın dayanağı olarak davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği faturaya istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye ... -TL tutarında davalı şirketten alacağının olduğu fakat yukarıda ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere davacı tarafın takip tarihinden önce faiz talep etmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile ; -Davalının Antalya Genel İcra Dairesinin ... /... esas sayılı takip dosyasındaki itirazının iptaline, -Takibin ... -TL asıl alacak üzerinden devamına, bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine, -Fazlaya dair istemin reddine, 2-Dava konusu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20’si olan ... -TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam ... -TL harçtan daha önceden ödenen toplam ... -TL harç düşüldükten sonra eksik kalan ... -TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan ... -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; ... -TL Başvuru Harcı, ... -TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; ... -TL Bilirkişi ücreti, ... -TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam ... -TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak ... -TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan ... TL arabuculuk giderinin, davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 8-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar miktar itibariyle KESİN olmak üzere açıkça okunarak verildi.01/10/2026

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/918, K. 2026/718, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-918-e-2026-718-k-2983378a611c