İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/436 E. 2026/386 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/436
- Karar No
- 2026/386
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/436 Esas - 2026/386 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/436 KARAR NO : 2026/386
.... DAVA : Marka Yidk Kararının İptali DAVA TARİHİ : 07/10/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin ... sayılı “... Savunma Sanayii, Teknoloji ve Strateji Dergisi” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, itiraz üzerine müvekkili markasının kısmen reddedildiğini, kısmi ret kararına karşı müvekkili itirazının .... kararı ile reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin yazılı ve görsel basında öncü kuruluşlardan biri olduğunu, müvekkili markası ile davalı şirkete ait markanın farklı sınıflarda tescilli olduğunu, aralarında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirketin farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, tarafların hedef kitleleri, satın alma motivasyonları, dağıtım kanalları ve ticari çevrelerinin kesişmediğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, iki markanın işaretsel olarak da benzer olmadığını, markaların farklı şekil unsurları taşıdığını, müvekkili markasında yer alan yıldız figürünün müvekkilinin “star” unsurlu seri markalarının devamı niteliğinde olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, müvekkilinin toplum nezdinde tanınmış bir marka olduğunu, müvekkiline ait “... Dergi” ibaresinin müvekkili lehine ayırt edici nitelik kazandığını, davaya konu markaların bilinçli tüketicilere hitap ettiğini, hedef kitlelerinin farklı olduğunu, “...” ibaresinin savunma ve teknoloji ibarelerinin birleşiminden oluşan ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, koruma kapsamının dar tutulması gerektiğini, ibarenin davalının tekeline bırakılamayacağını beyanla; .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflara ait markaların esas unsurlarının orijinalitesi yüksek olan “...” ibaresi olduğunu, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle markaların umumi intibalarının aynı olduğunu, ilgili tüketicilerin dava konusu markayı redde mesnet markanın bir versiyonu veya serisi olarak algılayacağını, davacının tanınmışlık ve gerçek hak sahipliği hususlarına dair iddiaların işbu davada ileri sürülemeyeceğini, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin dava konusu markada birebir yer aldığını, işaretler arasındaki yüksek benzerliğin markaların kapsadığı sınıflar arasındaki yakınlığı telafi ederek halk nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini kaçınılmaz hale getirdiğini, dava konusu markada yer alan diğer ibarelerin tanımlayıcı nitelikte olduğunu, dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartılan mal ve hizmetler ile müvekkili markasının sınıfları arasında güçlü bir ekonomik ve fonksiyonel bağlantı bulunduğunu, davacı markasının yöneldiği hedef kitlenin müvekkilinin hedef kitlesi olduğunu, davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 16 / 38 / 41. sınıflar için tescil talebiyle 20.10.2023 tarihinde yapıldığı, başvurunun yayımına davalı şirket tarafından itiraz edildiği, itirazın .... sayılı karar ile kısmen kabul edildiği, itiraza mesnet markalardan .... sayılı marka kısmi redde mesnet kabul edilerek marka başvurusu kapsamından "16. Sınıf: Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. 38. Sınıf: Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). " çıkartılmasına karar verildiği, davacı tarafından ....kararı ile nihai olarak reddedildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şirketin İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 16, 38 ve 41. sınıf emtialar bakımından marka başvurusuna konu edilmiş olup, dava konusu marka başvurusu, davalı şirketin itirazı üzerine, “16. Sınıf: Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. 38. Sınıf: Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” bakımından kısmen reddedilmiştir. Dolayısıyla davanın konusunu 16 ve 38. Sınıf mal ve hizmetler oluşturmaktadır. Reddine karar verilen 16 ve 38. Sınıf mal ve hizmetler, davalı şirkete 2019 117627 sayılı markası kapsamında bulunmamaktadır. Davalı şirkete ait ... Sınıflarda tescillidir. Dolayısıyla, karşılaştırılan markalar arasında sınıfsal olarak ayniyet bulunmadığı, Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir. ....kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “16. Sınıf: Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar.” emtiası ile davacı şirket markası kapsamında yer alan “09. Sınıf: bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar;” benzerdir. Zira anılan emtiaların temel işlevi, tüketiciye bilgi, içerik, görsel veya fikir aktarımı sağlamak olup, bu emtialar aynı sektöre hitap etmektedir. Günümüzde basılı yayınların dijital ortama aktarılması, elektronik yayınların ise basılı formatlarda sunulması oldukça yaygın hale gelmiş olup, söz konusu ürünler birbirlerinin tamamlayıcısı ve alternatifleri olarak tüketici karşısına çıkabilmektedir. Nitekim bir kitabın, derginin veya gazetenin hem basılı hem de elektronik versiyonlarının aynı marka altında piyasaya sunulması ticari hayatın olağan akışı içerisinde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dolayısıyla ilgili emtialar, benzerdir. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “38. Sınıf: Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” hizmeti ise, davalı şirket markası kapsamında yer alan “09. Sınıf: Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri.” emtiası ile benzerdir. 2021 tarihli Marka İnceleme Kılavuzu’nda bu husus aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir; “Haberleşme hizmetleri esasen her türlü metin, sinyal, video, görüntü veya sesin iletimini gerçekleştirmeye imkân sağlayan hizmetlerin genel adıdır. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar ise bu iletimin gerçekleşmesinde kullanılan modemler, telefonlar, mobil telefonlar, faks makineleri gibi cihazlardır. Bu bakımdan haberleşme hizmetleri ile bu hizmetlerde kullanılan cihazlar arasında açık bir bağlantının ve benzerliğin bulunduğu söylenebilir zira bu mallar ve hizmetler arasında tamamlayıcı nitelikte bir ilişki vardır, kullanım amaçları ve dağıtım kanalları aynıdır.” Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen tüm mal ve hizmetler yönünden, taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin benzer olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “... ....” ibaresinden oluşmaktadır. Marka kapsamında yer alan “...” ibaresi, diğer ibarelere nazaran ön planda olup, markanın esas unsurunu oluşturmaktadır. “...” ibaresinin herhangi bir anlamı bulunmadığı, Davalı şirketin redde mesnet markası da “...” ibaresi ile bu ibarenin solunda konumlandırılan bir şekil unsurundan oluşmaktadır. Davalı şirket markasında da esas unsur “...” ibaresidir. Taraf markalarının aynı esas unsuru içermeleri karşısında markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile dava konusu marka başvurusu arasında “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 16. sınıftaki basılı yayın ve evrak emtiaları ile 38. sınıftaki haberleşme hizmetleri, geniş bir tüketici kitlesine hitap etmektedir. 16. sınıftaki emtialar bakımından ilgili tüketici kitlesi, günlük hayatta sıkça karşılaşılan ve rutin şekilde satın alınan ürünler nedeniyle ortalama dikkat seviyesine sahip genel tüketicilerden oluşmaktadır. 38. sınıftaki haberleşme ve internet servisi sağlama hizmetleri bakımından ise bireysel kullanıcıların yanı sıra ticari işletmeler de ilgili tüketici kitlesi içerisinde yer almakta olup, hizmetin teknik niteliği nedeniyle tüketicilerin dikkat seviyesinin ortalama ya da ortalamanın üzerinde olduğu, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve reddine karar verilen “16. Sınıf: Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. 38. Sınıf: Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” mal ve hizmetlerinin, davalı şirket markasında yer almadığı, fakat bu mal ve hizmetlerin davalı şirket markasında yer alan “09. Sınıf: Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar;” emtiası ile benzer olduğu, dava konusu markanın da redde mesnet davalı şirket markasının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, bir diğer ifade ile işaretsel benzerliğin yüksek seviyede olduğu, dava konusu emtia bakımından benzerlik ile işaret benzerliğinin seviyesi birlikte değerlendirildiğinde, tüketicinin taraf markalarını benzer mal ve hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen mal ve hizmetlerin, davalı şirkete ait marka kapsamında yer alan emtia ile benzer olduğu, Dava konusu marka başvurusunun, davalı şirkete ait markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Davacıya ait dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait marka arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruluştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır