İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1536 E. 2026/811 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1536
- Karar No
- 2026/811
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1536 Esas KARAR NO : 2026/811
DAVA : Hisse devrinin iptali DAVA TARİHİ : 18/07/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan hisse devrinin iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketi tek ortaklı olarak kurduğunu, sonrasında şirketin aile şirketi olarak devam ettiğini ve abisi ... ve yengesi ...'in şirket yönetimine dahil olduğunu, müvekkilinin %100 hissedarı olduğu davalı şirketin hisselerinin tamamını ... tarihinde ... 15.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı işlemiyle davalı ...'e devrettiğini, bu hisse devir işlemini hile, korkutma, baskı ve akrabalık ilişkilerinin kötüye kullanılması sonucu, iradesi sakatlanarak gerçekleştirdiğini, devir sırasında kendisine hisse bedelinin daha sonra hesaplanıp ödeneceğinin sözlü olarak beyan edildiğini, ancak bu ödemenin hiçbir zaman yapılmadığını, davalı şirketin piyasa değerinin asgari 7.400.000,00-TL, bugünkü değerinin 20.000.000,00-TL gibi yüksek bir pazar değerine sahip olduğunu, ancak kandırılarak düşük bir bedelle hatta bedelsiz olarak elinden alındığını, bu sebeplerle şirket kayıtlarının incelenmesi için bilirkişinin atanarak bu incelemenin sonucunda 06/08/2018 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptalini, ticaret sicil kaydının düzeltilerek hisselerin tekrar kendi adına tescil edişmesini, şirketin kuruluşundan bu yana hak ettiği ancak ödenmeyen kar paylarının ve şimdilik 100.000,00-TL'nin faizi ile birlikte davalıdan alınmasını, bu talebin kabul görmemesi halinde bilirkişi raporuyla belirlenecek olan şirketin gerçek değeri üzerinden davacının payına düşen hisse bedelinin birlikmiş kar paylarının ve şimdilik 100.000,00-TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hisse devrinin iptali talebine yönelik olarak ortaya atılan iddiaların irade fesadını lafzen dahi tarif etmekten yoksun ve tamamen gerçek dışı olduğunu, bu iddialara dayalı taleplerin 6098 sayılı TBK 39. Maddesi uyarınca davacının yanılma ve aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürmesi gerektiği, bu süre içerisinde sözleşmeye bağlı olmadığını bildirmediği veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onarmış sayılacağı dikkate alındığında öncelikle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini, noterde tanzim edilen ve ticaret sicil gazetesinde ilan olunan 27/08/2018 tarihinde gerçekleşen hisse devrine ilişkin olarak dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinin tamamının 6098 sayılı TBK'nın 147 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu alacak taleplerine yönelik olarak her iki müvekkili yönünden zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı tarafın iddiaları arasında söz konusu noter senedinin sahteliğine ilişkin bir iddianın mevcut olmadığı, bu sebeple senede karşı senetle ispat kuralı gereğince ispat yükünün kendisinde bulunduğunu, huzurdaki ihtilafta ortaya atılan gerçek dışı alacak iddialarının ancak eş değer nitelikte bir belge ile ispatının mümkün olduğunu, kesin delil niteliğinde bulunan noter senedinde yazılı hususların aksinin tanık beyanlarıyla sübutunun mümkün olmadığını, taraf arasındaki asıl ihtilafın esasen davacının işçilik alacakları noktasında toplandığını, ancak davacı tarafın iş hukukunu ilgilendiren konulardan doğan husumetten yola çıkarak 2018 yılında ağabeyi ...'in eşi olan ...'e pay devrine ilişkin olarak, maddi gerçeğe aykırı ispat kurallarını hiçe sayan hak düşürücü süre geçtikten ve zamanaşımı süresi dolduktan sonra şirketin kuruluşundan itibaren ödenmeyen kar payı vs gibi bir takım mesnetsiz taleplerinin de dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde açılan işbu davanın dava açma hakkının kötüye kullandığını, bu sebeplerle mevcut deliller ve ilk itirazlar dikkate alınarak ön inceleme duruşmasında tüm talepler yönünden esastan reddini, müvekkili şirket yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE; Dava, hisse devrinin iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 21/09/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiştir. Davacı vekili davadan feragat ettiğini kayıtsız ve şartsız olarak bildirdiğinden, davaya son veren taraf işlemi olan bu beyanı çerçevesinde işlem yapılması zorunludur. Bu nedenle davanın 6100 sayılı HMK.'nın 307. maddesi gereğince feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal, gerektirici nedenlere göre;. 1-Davanın feragat nedeniyle reddine, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. Maddesi gereğince alınması gereken maktu karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 127,40 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Davalılar vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/10/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır