Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5749 E. 2026/2804 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5749
Karar No
2026/2804
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1723 Esas, 2025/1250 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2023/1068 E., 2024/1047 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .. İslam Cumhuriyeti'nde kurulduğunu ve dondurulmuş balık ve balık yemi/unu ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı arasında 29.04.2021 tarihli sözleşme ile davalının balık tutarak teslim etmeyi, müvekkilinin ise sözleşmenin başında avans vermeyi ve sözleşme süresince balıkçı teknesine ait bir takım masrafları karşılamayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin başında müvekkilinin 800.000,00 USD ödeme yaptığını, bunun yanında avans, akaryakıt, vergi, liman harcamaları vs. şeklinde ek ödemeler ile birlikte toplam 2.476.000,00 USD ödemede bulunduğunu, davalının ise toplamda 1.530.600,00 USD değerinde balık teslim ettiğini, böylece ilk sözleşmeden 945.400,00 USD borçlandığını, taraflar arasında 10.06.2022 tarihinde imzalanan ek protokol ile davalının bu borcunu kabul ettiğini ve devamında yapılan ödemeler ile birlikte 15.03.2023 tarihine kadar toplam 1.842.000,00 USD ödeme yapıldığını, davalının ek protokol tarihinden 15.03.2023 tarihine kadar 335.000,00 USD değerinde, 1.773,99 ton balık teslim ettiğini, davalının müvekkiline toplamda 1.507.000,00 USD borcu olduğunu, alacağın 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 1352/1-f, p hükmü kapsamında deniz alacağı olduğunu ve mahkemenin 2023/249-250 Değişik İş dosyasıyla ihtiyati haciz kararı alınarak takibe konulduğunu, Samsun İcra Dairesinin 2023/80526 E. sayılı dosyasına davalı tarafça itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin zamanaşımı def'inde bulunduğunu, müvekkili ile davacı arasında 29.04.2021 tarihinde imzalanan protokol uyarınca müvekkilinin balık tutarak karşı tarafa teslim etmeyi, karşı tarafın ise bunun karşılığında avans vermeyi, balıkçı teknesine ait bir takım masrafları karşılamayı taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin bu doğrultuda protokole uygun olarak çalışmaya başladığını ve tuttuğu balıkları .. isimli gemisi ile .. Limanına yaklaştırdığını, davacının da ... isimli gemiden aldığı balığı kendilerine ait açık kasa kamyonlarla önce tartılmak üzere kantara, daha sonra da protokol doğrultusunda kendi fabrikalarına taşıdıklarını, müvekkilinin 2021-2022 dönemi arasında 13.578 ton balık tesliminde bulunduğunu, liman kayıtlarına göre müvekkili tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda davacı şirkete 2021-2022 dönemi için en az 2.055.286,00 USD tutarında balık verildiğini, 07.05.2022 tarihli borç ikrarı içerir belgenin sözleşmeye dayalı olarak ..'dan hukuka aykırı olarak alındığını, uyuşmazlığın tarafların sözleşme uyarınca borçlarını yerine getirip getirmediği noktasında toplandığını, borç ikrarı içerir belgenin imzalanmasının ve ..'dan kaçarak gelinmesinin sebebinin ...'da güvenilir bir yargı düzeninin bulunmaması olduğunu, 2022-2023 arası dönemi kapsayan liman kayıtları incelendiğinde müvekkili tarafından bu dönemde tutulan balığın 3.206 ton olduğunun anlaşılacağını, sözleşmeye dayalı olarak müvekkilinin toplamda 16.784 ton balık tesliminde bulunduğunu, müvekkilinin 29.04.2021 tarihli sözleşme ve eki niteliğindeki 10.06.2022 tarihli sözleşme itibariyle davacı şirkete yaptığı teslimler sebebiyle ödeme itirazlarının kabul olmaması durumunda takas def'inde bulunduklarını, uyuşmazlığın esasına ... hukukunun uygulanması gerektiğini, ...'daki balıkçılık uygulamalarının tespiti için Dünya ... Örgütüne yazı yazılması gerektiğini, davacı şirketten teminat alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 29.04.2021 tarihli sözleşme akdedilip ifası sırasında bu kez 10.06.2022 tarihli ek sözleşme imzalandığı, ek sözleşmenin 1. maddesinin "birinci taraf MFM SARL'e 945.400,00 USD borçlu olduğunu itiraf etti..." şeklinde olduğu, sözleşmenin birinci tarafının davalı şirketi temsile yetkili .. olduğu, bu ek sözleşmeden önce ..'nın el yazısı ile "07.05.2022 tarih itibariyle MFM şirketine 945.400,00 USD Ak-kur şirketinin borcu vardır" şeklinde belge verdiği, ek sözleşme ve belgelerdeki imzalara davalı tarafından itiraz edilmediği, ancak baskı ve tehdit ile alındığı yani 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 37. maddesinde düzenlenen irade bozukluklarından "korkutmaya" dayanıldığı, TBK'nın 39. maddesine göre bu hususun korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, davacı tarafa ait gemi 15.03.2023 tarihinde ... ülkesinden ayrıldığına göre korkutmanın etkisi bu tarihte kalkmış sayılacağından hak düşürücü sürenin geçmediği, davalı tarafın ...'da güvenli yargı düzeni bulunmadığını, davacı şirketin devletin askerlerini ve yargı düzenini kullanarak gemilerine el koyabileceği tehlikesi ve cezalandırılma kastıyla, baskı ve tehditlerle belgeleri ..'nın imzaladığını ileri sürdüğü, bu kapsamda sunulan yazılı bir belge bulunmamakla birlikte tanık beyanları bulunduğu, tanıkların davalı şirket yetkilisinin kardeşi ve çalışanı olduğu gözetildiğinde başkaca delillerle (örneğin gemiye yazılan ceza gibi) doğrulanmayan beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığı, bunun yanında ..'nın 07.05.2022 tarihli yazılı belgeyi verdikten sonra 10.06.2022 tarihinde ek protokolü imzalaması ve 15.03.2023 tarihine kadar çalışılması birlikte değerlendirildiğinde iddianın sabit olmadığı, davacı şirketin, 07.05.2022 tarihli adi yazılı sözleşme ve 10.06.2022 tarihli ek protokolün 1. maddesi gereği davalıdan 945.400,00 USD alacağı olduğu, uyuşmazlığın 10.06.20 22... .03.2023 döneminde davalının teslim ettiği balık miktarı ve değerine ilişkin olduğu, ispat yükü ise iddia eden davalıya ait olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200 ve devamı maddeleri gereği davalının teslim ettiği balık miktarı ve değerini yazılı/kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, davalının teslim ettiği balık miktarını ve değerini ispat zımnında limandaki tartı/kantar faturalarına/belgelerine dayandığı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde bu belgelerin esas alındığı, ancak davalının sunduğu 14 adet belgede davalı şirket yetkilisinin imzası yahut şirket kaşesinin olmadığı, davacının da imzasının bulunmadığının görüldüğü, bu belgeler balıkların tartıldığını ispatlamakla birlikte davacıya teslim edildiğini ispata yeterli olmadığı, davalı tarafça yemin deliline de dayanılmadığından davalının iddiasını yazılı/kesin delillerle ispatlayamadığı, uyuşmazlık dönemine ilişkin davalının teslim ettiği balık miktarına yönelik davacı tarafın da belge ibraz ettiği, davacı tarafın sunduğu belgelere göre yapılan değerlendirmede uyuşmazlık dönemi içinde davalı tarafın teslim ettiği balık miktarı 1.624,4 ton, bedeli 316.491,50 USD olarak tespit edilmiş ise de, davacı taraf dava dilekçesinin 14. bendinde "ek protokol tarihi olan 10.06.2022 tarihinden 15.03.2023 tarihleri arasında ise davalı şirket son yapılan inceleme ile 335.000,00 USD değerinde 1.773,99 ton balık teslimi yapılmıştır..." şeklinde ifade ile mahkemece tespit edilen miktardan daha fazla balık teslim edildiğini ve değerinin daha fazla olduğunu açıkça kabul ettiğinden, davacının, 945.400,00 USD - 335.000,00 USD =610.400,00 USD alacağı kaldığı, her iki tarafın belgelerinden davalı taraf teslim ettiği balık miktarını tespit edebileceği gibi aralarındaki sözleşme gereği bedelini de bilebilecek durumda olduğundan alacağın likit kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Samsun İcra Dairesi'nin 2023/80526 E. sayılı dosyasındaki itirazın 610.400,00 USD asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazla miktar yönünden reddine, asıl alacağa takip tarihi sonrası 3095 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereği devlet bankaların USD ile açılmış bir yıllık vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle %20'si 122.080,00 USD'nin takip tarihindeki USD'nin efektif satış kuru üzerinden hesaplanan 3.198.019,88 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de ilgili heyet raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yerel mahkemece re'sen yapılan hesaplamada isabetsizlik bulunmadığı, davacının 335.000,00 USD tutarındaki teslimatı ispat ettiği, bakiye kısmı ispat edemediği, davacı tarafın hesaplamaya yönelik itirazlarının ve ödemenin daha yüksek olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6102 sayılı TTK'nın 1352/1-f,p hükmü kapsamında deniz alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle itirazın iptali davası, dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin de incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olup, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı, talep edilen her bir alacak kalemi için de geçerli olmasına, somut olayda davanın itirazın iptali davası olması ve takip talebinde borcun sebebi olarak 29.04.2021 tarihli sözleşme, 10.06.2022 tarihli ek protokol, 07.05.2022 tarihli borç ikrarı belgesinin gösterilmesi karşısında, 07.05.2022 tarihli borç ikrarı belgesinin düzenlenmesinden sonra davacı tarafça, davalıya verildiği iddia olunan 254.600,00 USD'lik avansın ayrı bir yargılamanın konusunu oluşturabilecek olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5749, K. 2026/2804, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5749-e-2026-2804-k-f67ad498174e