Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/947 E. 2026/1119 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/947
- Karar No
- 2026/1119
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/947 Esas
KARAR NO: 2026/1119
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2024
NUMARASI: 2021/318 E. - 2024/127 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından alacaklı olduğundan bahisle 15.07.2018 vade, 25.06.2018 tanzim tarihli 335.000 TL bedelli senede dayalı ... İcra Müd. ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, icra mahkemesi nezdinde itiraz edilmiş ise de itiraz genel mahkemelerde ileri sürülmesi nedeniyle reddedildiğini, takibe konu senedin zorla baskı altında tehdit edilerek alındığını, tanıklarının dinlenilmesini talep ettiklerini, davalı ve iş ortaklarının şahıslarının Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında senedi teminat amaçlı aldıklarını senedin teminat senedi olduğunu ifadelerinde müvekkilden bu senedi kendisine devretmesi gereken arazilere karşılık aldıklarını kabul ve ikrar ettiklerini, bu nedenle iş bu senedin cebri icra yoluyla tahsilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iş bu ilişki bakımından üzerine düşen edimlerini kat be kat hizmet karşılığı ve malen ödediğini, müvekkili ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, ... ,... ,... isimli şahıslarla ... olarak, ..., ... isimli şahıslarla ..., ... ve ... isimli şahıslarla ...olarak ortak ticaret yapmak için bir araya geldiklerini, şahısların ... İlçesi ve ... Mahallelerinde Gayrimenkul Alım Satım işi yapmak için iş ilişkisine girdiklerini, bahse konu iş ilişkisi kapsamında ... ilçesi ... Mah. ... Parseli satın almak için anlaştıklarını, ... parseldeki hisselerin müvekkili tarafından davalı ve arkadaşları adına kendilerine devredilmek üzere toplanmaya başlandığını, bu sırada dava dışı ... tarafından ... ... parseldeki hisseleri de davalı ve arkadaşlarına devredilmesi için işlemlere başlandığını, ... ve ... parseldeki mal sahiplerine ve taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, müvekkili tarafından ... parsel işlemleri bitirildikten ve davalı ve arkadaşlarına devredildikten sonra alınan paralar ile ... ... parsel için verilen paralar hesaplanıp, ... parsel devredilmediğinden müvekkiline 285.000 TL'lik bakiye borcu kaldığı buna istinaden teminat olması için 335.000 TL'lik senedin cebren imzalattırıldığını, davalı ve arkadaşları savcılık dosyasında da kabul ve ikrar ettikleri üzere dava dışı ...'den 285.000 TL'lik borcu ödemek için teminat olarak ...'nün kayınvalidesi...adına İstanbul ... Merkez Mah. ... sayılı parselde bulunan .. .Kat ....numaralı Banka kredili o günkü şartıyla 400.000 TL'lik Dublex daireyi borca karşılık 300.000 TL ye aldıklarını, davalı ve arkadaşlarının taşınmazın devri için ... Noterliğinden vekalet aldığını ve ....11.2018 tarihinde ... adına 128.000 TL kapanışlı kredili daireyi devraldıklarını, müvekkilinin senet bedeli olarak ... ... Parsel (devri tarihindeki değeri 2300 m2 575.000,00 TL +% 3 emlak komisyonu) ,... ... Mah. ... Darie (devir tarihindeki değeri 400.000 TL +% 3 emlak komisyonu (128.000 TL Banka Kredi Kapanış Bedeli) ... ... Parsel ... m2 hisse 1... adet vekalet (devir tarihindeki değeri 66.000 TL+%3 emlak komisyonu(vekaletler elbirliği halinde olup izale-i şüyu davası açması için ...'e teslim edildiği)) ... ...... ...... ada ..... Parsel (devir tarihindeki değeri 15.000 TL+% 3 emlak komisyonu) devredildiği ,elbirliği mükellefiyet olup devredilmeyeneler için ise vekaletnamelerin davalı ve arkadaşlarına teslim edildiği ve senet bedelinin fazlasıyla ödendiği, Senede dayalı hiçbir borcunun olmadığı, senet bedellerinin ödendiğine tapu kayıtları, müvekkile ait banka kayıtları ve noter vekaletnamelerinin celbinin talep ettiklerini, ve tazminat taleplerinin bildirerek senet bakımından borçlu olmadığının tespitini, %100'ün den aşağı olmamakla üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafından tanzim edilen ve dava dışı ...'nün kefil olduğu bonoyu icra takibine koyduğunu, ödeme emri tebliğ edildikten sonra GOP ..... İcra Hukuk Mah. 2020/..... E. dosyasında itiraz edilmiş ise de davanın reddedildiğini, davacı tarafın senedin cebren ve tehdit ile alındığını iddia etmiş ,varlığını tanıkla ispat edeceğine ilişkin Yargıtay kararı kurulmuş ise de tanık isminin belirtilmediğini, her ne kadar tanıklara ilişkin bilgiler daha sonra mahkemeye sunulabilecek ise de somut olayın gerekleri açısından bu hususta tanıklık yapacak kişinin hali hazırda belli olmaması ve dava dilekçesinde deliller kısmında yer almamasının mugayir beyanlar verildiğinin gösterdiğini, davacının hazırlamış olduğu ifadeler ile tanık dinletmesinin hukuka ve usule aykırı olup, tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığını, dava dilekçesi ekinde herhangi bir belge ve delil bulunmadığını, sunulan ve sunulacak tüm belgelere karşı delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davacı taraf tehdit ve cebren kendisinden alındığının iddia ettiği senedin aslında teminat için verildiğinin iddia ettiğini, söz konusu iddiasının önceki beyanı ile çeliştiğini, gerçeği yansıtmadığının açıkça ortada olduğunu, tehdit ve cebrin ispatlanamaması ihtimalinde teminat olarak verildiğine ilişkin beyanıyla devam etme planı ile hareket edildiğini, ancak teminat senedi olduğuna dair hiçbir ispat vesikası bulunmamakla birlikte bir an için böyle bir belgenin bulunduğu varsayılsa bile bu hususun önemli olmadığının açık olduğunu TTK 646/2 gereği davacının iddiası kabul anlamına gelmemekle birlikte ,bu iddialara ilişkin hususların madde metninde yer almadığından senet borçlusu olmaya devam edeceğini, dava dilekçesinde da taraflar ve üçüncü kişiler arasında geçen ve verilen senetle herhangi bir ilgisi bulunmayan olayların anlatıldığını, ancak TTK md 688/2 ,md 583/2 ve md 692/2 maddelerinde yazılı kambiyo senetlerindeki kayıtsız şartsız olma özelliği ,bu senetlerin mücerretlik niteliğini ifade ettiğini, söz konusu maddelerden de anlaşılacağı üzere kambiyo senetleri sebepten mücerret olup davacının dilekçesinde bahsettiği sosyal ilişkilerin bu kapsamda anlamsız kaldığını, dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere senedin imzaya, senedin sıhhatine ve borç miktarına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının cebir ve tehdit ile verilen kambiyo evrakının teminat senedi olduğuna ilişkin iddialardan sonra bu senette yazan bedelin ödendiğini iddia ederek çelişki yarattığını, davacının bu bor ödemediğini ,buna ilişkin hiçbir evrak da sunamadığını, dava dilekçesinde bevanlardan baska hiçbir ispat vasıtasına yer vermediğini, mezkur davanın borcu ödemekten kaçınma için ikame edilmiş olup açıkça kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatın hükmedilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Davacı 335.000,00-TL bedelli bononun tehdit ve baskı altında imzalatıldığı ve senedin teminat senedi niteliğinde olduğundan bahisle borçlu olmadığı iddia etmiştir. Dava dilekçesinde hile ve tehdit yoluyla alındığı iddia edilmiş ise de bu iddiasına yönelik somut vakıaların dava dilekçesinde ileri sürülmediği, nitekim savcılığa yapılan şikayet neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığında da alınan beyanlarda taraflar arasındaki hukuki ilişki nedeniyle senedin verildiğine yönelik kabul ve tespit yapıldığı görülmüştür.
Davacı tarafça senedin cebir ve tehdit ile alındığı ve teminat senedi olduğuna yönelik iddiaları mevcuttur. Senedin hem tehdit ile alınması hem de teminat senedi olması hayatın olağan akışına aykırı olmakla birlikte korkutma iddialarına ilişkin olarak da mahkememizce hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin resen incelenmesi gerekmiştir. Yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2020/1421 E., 2023/171 K) 6098 sayılı Yasanın 39. maddesindeki, (B.K.nun 31.maddesindeki) sürenin hesabında senetlerin gerçekte tanzim tarihi değil ikrahın önemini yitirdiği an, iradesi sakatlanan için, korkunun silindiği, diğer bir deyişle korkutan kişi ve korkutmanın mahiyetine göre zarar görebileceği yönündeki endişenin ortadan kalktığı, kendisini psikolojik açıdan güven içerisinde hissettiği andır.
Senedin tanzim tarihi 2018 olup icra takibi 29/01/2020'de başlatılmıştır. İcra takibi sonrasında davacı tarafça 07/04/2020 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, senetler nedeniyle borçsuzluğun tespiti davası ise 30/04/2021'de açılmıştır. Tanzim tarihi 2018 olan senetlerin davalının tehdidi ve psikolojik baskısı ile imzalanıp verildiği iddiasında bulunulduğu, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği vakalarla bağlı olduğu, BK'nun 31. maddesi gereğince korkutma sonucunda senedin alındığını iddia eden davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davasını açmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu 15.07.2018 vade tarihli keşidecisi ..., ..., lehtarı ... olan 335.000,00-TL bedelli bononun üzerinde teminat için verildiği hususunda herhangi bir kayıt bulunmadığı, bononun bağımsız borç ikrarı içeren senet olduğu, illiyet bağının iddia eden tarafça kesin delillerle ispatlanması gerektiği ancak davacının iddiasını ispata yönelik delil ibraz edemediği ve yemin delili hakkını da kullanmadığı anlaşılmakla," davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararı usule, esasa, hakkaniyete aykırı olduğunu, dava dilekçemizde bahsedilen "olaylar silsilesi" davalı ve dava dışı diğer arkadaşları tarafından Savcılık soruşturması esnasında ikrar edildiğini, müvekkili ile davalı ve davalının arkadaşları arasında tapu alım satımı konusunda bir ortaklık kurulduğunu, müvekkiline ödemeler gönderildiğini, müvekkil bunun karşısında tapuların devri için gerekli vekaletnameler ve emlak komisyon hizmetini sağlayarak ödeme yaptığı gibi kalan borç için de bahsi geçen her bir şahsın ifadesinde de yer alan "...'de ...'nün kayınvalidesi adına olan daire" verildiğini, bu ifalara rağmen ayrıca senetten de borçlu olması müvekkilini iki kere mağdur ettiğini, müvekkili kendisine gönderilen ödemeleri (havaleleri) kabul ettiğini, bu hususta ihtilaf olmadığını, yapılan havalelerin ödemesi gecikince müvekkilden tekrar senet alındığını, bunun üzerine müvekkili devretmesi gereken tapu devirlerini sağladığını, Mahkemece senede karşı senetle ispat yükümlüğü (HMK 200) kuralından hareketle tanık dinletme talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, bunun ara karardan da rücu edilmesi gerektiğini, tanık ifadeleri ve sair delillerinin toplanmadığını, davalıların resmi merciler önünde verdiği ikrara yönelik beyanları dikkate alınmadan doğrudan yemin teklif edilmesi doğru olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;
mahkemece kurulan hüküm usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf talebi kararın kesinleşmesini engellemek ve tahsilatı geciktirmeyi amaçlayan kötüniyetli bir istinaf başvurusu olduğunu, davacının dava dilekçesindeki beyanları ve aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, davacının itirazlarının İİK 168 vd maddeler uyarınca değerlendirilerek icra tetkik merciinde davacının öne sürdüğü iddiaların incelenemeyeceği göz önüne alınarak davanın usul ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında; alacaklı tarafından borçlu aleyhine,25/06/2018 tanzim, 15/07/2018 vade tarihli 335.000,00 TL., bedelli bonoya istinaden toplam 435.162,70TL., alacağın tahsili amacı ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
İcra takibine konu bonoda keşideci ..., kefil ... ve lehtar ...dır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali Müşavir bilirkişi ...tarafından hazırlanan 31/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Dosya, gelen banka yazı cevabı, tapu kayıtları, iddia ve savunma kapsamında ; gelen banka cevabı incelendiğinde, davalı tarafından davacıya 190.500TL, 07.07.2017 ve Haziran 2018 tarihlerinde toplam ödeme yapıldığı, tapudan gelen yazı cevapları incelendiğinde, 25.06.2018 senet düzenleme tarihinden sonra ... parsel için davacı tarafından 09.11.2018 tarihinde vekaletname ile tapuda davalıya satış yapıldığı, davaya konu senet incelendiğinde senedin düzenlenme sebebinin yer aldığı hususunun tespit edilemediği, dolayısıyla senet düzenlenmesine ilişkin borçlu ve alacaklı arasındaki temel ilişkinin yukarıda tespit edilenler kapsamında davacı beyanı esas alındığında davalıya gayrimenkul devri yapılacak taşınmazlar ile ilgili ... ... parsel satışının gerçekleşmemesinden kaynaklı borç kaldığı kabulü sebebiyle her ne kadar kabul edilen bu hususa ilişkin kefilin kayınvalidesi ... tarafından taşınmaz devri yapıldığına ilişkin dosyada beyan mevcut ise de iddianın tevsiki kapsamında belgeye rastlanmamış olup ... parselin değerinin senet düzenleme tarihinde 335.000 TL içerisindeki kısmına ilişkin tutarın belirlenmesinin dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden mümkün olmadığı, bu kapsamda Borç Alacak hususundaki nihai takdirin Mahkemeye ait olacağı," belirtilmiştir.
Davacı tarafından ... İcra Müd. ... E. sayılı dosyasında icra takibine konu, 15.07.2018 vade, 25.06.2018 tanzim tarihli 335.000 TL bedelli senedin zorla tehdit edilerek alındığını ve senedin teminat amaçlı verildiğini ileri sürmüştür.
Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/1516 sayılı soruşturma dosyasında, kovuşturma yer olmadığına karar verilmiştir.
... 29.07.2020 tarihli ... Polis Amirliğinde "... ve ... kendi rızaları ile herhangi bir tehdit zorlama olmadan ortak senet verdiler. Akabinde borçları ödeyip seneti geri alacaklarını söylediler. Ancak ... ve ... aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen borçlarını ödemediler. Sonrasında ... kendi borcuna karşılık banka kredili evini vermeyi teklif etti bizde borcunu nakit olarak verdiğinde evini tekrardan ...'ye vermek amacıyla evi teminat olarak kabul ettik. Daha sonrasında ... evin kredi taksitlerini ödemeyince banka el koydu. Biz de ev gitmesin diye ...'nün bankaya olan tam hatırlamadığım banka kredi borcunu ödedik. Daha sonrasında tüm bu olanlara rağmen ... ve ... borçlarını ödemediler bizde senedi icraya koyduk" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça ... ... parsel devredilmediğinden müvekkiline 285.000 TL'lik bakiye borcu kaldığı buna istinaden teminat olması için 335.000 TL'lik senedin cebren imzalattırıldığı, asıl borçlunun ... kendisinin ise kefil olduğunu, ...'nün evini devretmesine rağmen senedin iade edilmediğinin ileri sürüldüğü, Çatalca CBS'nın 2020/1516 Soruşturma sayılı dosyada takipsizlik kararı verildiği, ...'nın C.Başsavcılığı'na vermiş olduğu beyanında, ... 'nün kendi borcuna karşılık banka kredili evini vermeyi teklif ettiğini, kendisinin de borcunu nakit olarak verdiğinde evini tekrardan ...'ye vermek amacıyla evi teminat olarak kabul ettiklerini, daha sonrasında ...'nün evin kredi taksitlerini ödemeyince bankanın el koyduğunu, ev gitmesin diye ...'nün bankaya olan tam hatırlamadığı banka kredi borcunu ödediklerini, daha sonrasında tüm bu olanlara rağmen ... ve ... borçlarını ödemediklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Tarafların beyanlarının incelenmesinde, taşınmaz devri karşılığında teminat amaçlı olarak senet verildiği her iki tarafça kabul edilmekle, davalı tarafça davaya konu senette kefil olan ...'nün taşınmazının senet bedeline karşılık teminat amaçlı olarak devralındığı, ancak banka kredi borcu bulunduğu için kredi borcunun ödendiğini beyan ettiği göz önüne alındığında, mahkemece davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının getirtilmesi, ... tarafından devri yapılan taşınmaz tapu kaydı ile, bu taşınmaz üzerindeki banka tarafından konulan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasının getirtilmesi, davalı tarafça ödenen banka kredi borcunun miktarının ve senedin ödenip ödenmediği, ödenmişse miktarının, senedin bedelsiz kalıp kalmadığının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih, 2021/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026