Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/231 E. 2026/927 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/231
- Karar No
- 2026/927
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/231 - 2026/927
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2026/231 (ESASTAN RET) KARAR NO : 2026/927
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 ESAS-KARAR NO : 2023/589 E - 2023/1106 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 26/06/2026 YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ... San. ve Tic. A.Ş.'nin, ... İnş. Turizm San. ve Tic. A.Ş.'nin hisselerini davalılardan satın almak üzere 14/06/2019 tarihinde Satış/Devir Sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye ek olarak 14/06/2019 tarihinde ek protokol-1, 19/06/2019 tarihinde ise ek protokol-2, ek protokol-3, ek protokol-4 ve ek protokol-5'in imza altına alındığını, söz konusu sözleşmenin ve ek protokollerin ... tarafından devralan sıfatıyla, ..., ..., ... tarafından devredenler sıfatıyla, ... ve ... tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığını, sözleşmedeki şartlar uyarınca işletilebilir rezerv miktarının tespiti ile nihai hisse değerinin belirleneceğinin kararlaştırıldığını, hisse devrinin yapılabilmesi için davalıların tek taraflı beyanları uyarınca geçici hisse değeri üzerinden ödeme yapılmak üzere çeklerin ve senetlerin düzenlendiğini, sözleşmede geçici olarak davalıların tek taraflı beyan ettiği 20 milyon ton işletilebilir kömür rezervi tahtında bir kısım peşinat ödendiğini, bunun yanı sıra bir kısım için de senet ve çek olarak düzenlenip davalılara teslim edildiğini, bazı çeklerin ve bonoların bedelsiz kaldığını, düzenleme uyarınca nihai hisse değerinin tespit edilmesi şartını içerir sözlşemenin 5. maddesi ve 6. maddesi kapsamında alınan raporların delil sözleşemesinin bir türü olan hakem-bilirkişi sözleşmesi niteliğinde olduğunu, hakem-bilirkişi sözleşmesi uyarınca tespit edilen nihai hisse değerinin 2.925.000,00 USD olduğunu, sözleşme uyarınca bedelsiz kalan çeklerin ve senetlerin tahsili halinde davalıların sebepsiz zenginleşeceğini, bu doğrultuda sözleşmenin 5. maddesinde ve 6. maddesinde kararlaştırılan iş bu sözleşme uyarınca özel olarak belirlenmiş işletilebilir rezerv miktarına göre nihai hisse değerinin hesap edileceğinin düzenlendiğini, bu haliyle sözleşme 5. ve 6. maddelerinin delil sözleşmesinin bir türü olan hakem-bilirkişi sözleşmesi niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, buna karşın taraflarca varsayımlara göre bir ödeme planı belirlendiğini, bu plan kapsamında peşinat ve taksitler olarak bugüne kadar 1.270.000,00 USD’nin ödendiğini, yapılan sondaj ve etüt çalışmaları sonucunda sözleşme esas ve usullerine göre işletilebilir rezervin 3.900.000 ton olduğunu, sözleşmeye göre rezerv hesaplamasında kullanılan parametreler esas alınmak suretiyle yeminli mali müşavirlere yaptırılan hesaplamalar sonrasında bu rezervin değerinin 2.925.000,00 USD olduğunun anlaşıldığını, bu kapsamda davalılara fazladan verilen çeklerin ve senetlerin çok önemli bir kısmının bedelsiz kaldığını, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan 85 nolu kararname ile menkul mal alım satımlarında sözleşme bedelinin döviz cinsinden kararlaştırılmasının yasaklandığını, bu yasaklama nedeniyle taraflarca belirlenen döviz cinsinden sözleşme bedelinin Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi anlamında kesin hükümsüz olduğunu, ancak bu hükümsüzlüğün sözleşmenin diğer maddelerini etkilemediğini, kararnamenin 2. maddesi ile 32 sayılı karara eklenen geçici 8. madde doğrultusunda döviz cinsinden belirlenen bedellerin Türk Lirasına dönüştürülmesi/uyarlanması gerektiğini belirterek, eklenen raporlar uyarınca elde edilen nihai hisse değerinin 2.925.000,00 USD olduğunun tespitine, nihai hisse değerinin tespiti akabinde müvekkillerin davalılara nihai hisse değerini aşan tutar olan 12.075.000,00 USD (8.645.000,00 USD değerinde senet ve 3.430,000,00 USD karşılığı bulunan 19.878.908,00 TL değerinde çek) yönünden borçlu olmadığının tespitine ve söz konusu tutardaki senetlerin ve çeklerin iadesi ve/veya iptaline, sözleşme uyarınca dönme haklarının saklı tutulmasına, Cumhurbaşkanlığı’nın 85 nolu kararnamesiyle menkul alım satım sözleşmelerinde döviz bazında fiyat belirlemesinin yasaklanmış olması karşısında taraflarca sözleşmede kararlaştırılan ve döviz bazında belirlemeyi ihtiva eden "değer" ve "ödemeye yönelik taksitler"in Türk Lirasına çevrilmesi konusunda tarafların uyuşamadıkları göz önüne alınarak sözleşme bedeli ve taksitlerin Türk Lirası cinsinden uyarlanmasına/tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların tek dayanaklarının uluslararası kuruluşa yaptırılan inceleme sonucu hazırlanan rapor olduğunu, her ne kadar dava dilekçesinde 16/06/2016 tarihli bir sözleşmeden bahsedilmiş ise de taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 14/06/2019 tarihli olduğunu, bu sözleşmede tarafların etüt çalışmalarının ve ... raporlarının değerlendirildiğini, en son devir bedelinin 40.000.000 ton rezerv ile sınırlandırıldığını, sözleşmedeki 5. madde göz önüne alınırsa, tarafların anlaşmaları çerçevesinde ve devredenlerin onayı alınarak uluslararası akredite firmanın belirleneceğini ve sondaj çalışmaları sonucu elde edilecek verilerin davalı devredenlere bildirileceğini, buna göre de uyum sağlanacağını, ancak ihtarlara karşın devreden davalıların üçüncü kişi olarak nitelendirildiklerini ve davacı yanca uluslararası firma ile aralarındaki gizlilik anlaşması nedeniyle verilerin gönderilemeyeceğinin müvekkillere bildirildiğini, sözleşmenin başından itibaren taraflarca karşılıklı anlaşma ile firmanın belirlenmesi, sondaj yapılacak yerlerde uyum sağlanması ve Türkiye koşullarında hesaplamalar yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesi yönünde sözleşmede hükmün bulunduğunu, ne var ki bu şartın gerçekleştirilmediğini, koşullara uyulmadığını, dolayısıyla raporun bağlayıcılığının kalmadığını, ayrıca rezerv tespitinin eksik yapılarak rapora yansıtıldığını, kalori oranının bilinçli olarak azaltıldığını, sunulan raporun sözleşmeye aykırı olduğunu, sondajların usulüne uygun yapılmadığını, sondaj yerlerinin konumunun ve sonuçlarının birbirine uymadığını, sözleşmede öngörülen kurallara riayet edilmediğini ve davalıların onayı alınmadan, gözetimi olmadan yapılan çalışma ve rapor sonuçlarının gizli olduğu söylenerek müvekkillere gönderilmediğini, bu hali ile raporların geçersiz olduğunu, USD bazında değerlendirme yapılamayacağı yansıtılıp, TL üzerinden işlem yapılması gerektiği ifade edilmesine karşın, nihai hisse değeri belirlendikten sonra geriye kalan miktar olarak 8.645.000,00 USD değerindeki senet nedeniyle borçlu olunmadığının belirlenmesi isteminin yerinde olmadığını, bunun yanı sıra dava dilekçesinde yer alan rezerv ve buna bağlı devir bedeli tutarının gerçek duruma ve sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, özel şartlar altında rezerv miktarının tespitinin öngörüldüğü ve bunun hakem bilirkişi sözleşmesi niteliğinde olduğu açıklanmış ise de, özel koşullara uygun biçimde alınmış bir raporun bulunmadığını, söz konusu kuruluşların Competent Person (CP) ya da Qualified Person (QP) sertifikası aldıklarına ilişkin herhangi bir belgenin devredenlere ibraz edilmediğini ve devredenlerin bu yönde bir onayının alınmadığını, kaldı ki raporda bu kuruluşların karot veriminin nasıl alındığı, hangi üretim tekniği ve üretim maliyeti ile hesaplandığı ve neye göre kömür rezervinin tespit edildiği, Türkiye'deki geçerli kriterlere göre üretim maliyetinin ve tekniğinin hesaplanıp hesaplanmadığı hususunun belirsiz olduğunu, kaldı ki eda davası açılabilecek durumlarda menfi tespit isteminin ileri sürelemeyeceğini, nihai hisse değerinin tespiti sonucu iade veya iptali istenilen çek ve senetlerin rıza dışı elden çıkan çek ve senet olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça, 24/01/2023 tarihli beyan dilekçeleri ile, davacılar tarafından maden sahasında sondaj yapılması ve yol izin talebinden vazgeçilmesi ile buna dair ...Müdürlüğü'ne dilekçeyle müracaat edilmesi üzerine başvurunun sonlandırılmasına karar verildiği, bu durumun, davacıların dava konusu sahadaki rezerv miktarını ...envanterine göre kabul ettiklerinin göstergesi mahiyetinde olduğu, bu durumun davanın esasına etki edecek nitelikte bir gelişme olduğu belirtilerek, ilgili hususun incelenmesi istenmiş olup, dilekçe ekinde ibraz edilen 25/09/2019 ve 27/05/2020 tarihli dilekçeler ile ... Müdürlüğü'nün 01/06/2020 tarihli yazı içeriği kapsamında, davacılar tarafından maden sahasında sondaj yapılmasının ve yol izin talebinden vazgeçilmesinin, davacıların, dava konusu sahadaki rezerv miktarını Türkiye ... envanterine göre kabul ettiklerine dair bir kabulü içermediği ve davanın esasına etkisi olmadığı, nitekim bilirkişi heyetinin 23/02/2022 tarihli raporu ile ... ve ... tarafından sağlanacak etüt ve sıklaştırma sondajlarının, ... veya ... Uluslararası Rezerv Belirleme kodları rehberliğinde yapıldığının tespit edildiği, ... ve ..., ...... tarafından toplam derinliği 10.470 m olan 31 sondaj kuyusunun açıldığının belirlendiği, ... ve ...'un sözleşme çerçevesinde yapacağı sondajlı etüt çalışmalarını uluslararası akredite olmuş bir firmanın veya kişinin rehberliğinde sürdürdüğü, çalışmaları gerçekleştiren ... ve ...'in uluslararı akredite olduğu ve sondajlı arama çalışmaları sonrasında ortaya konulan kömür varlığının belirlenmesinde sondajlarda asgari %90 karot veriminin teminini sağladığı, bu nedenle sözleşmenin 5. maddesi uyarınca Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman Firma ... ve bu firmanın bünyesinde bulunan ... sertifikalı ... tarafından sondaj yapıldığı dikkate alındığında yeniden tahkikat yapılmasına gerek bulunmadığı, ... San. ve Tic. A.Ş. (...)'nın, "... İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş. (... Madencilik)"in hisselerini satın almak üzere davalılar ile 14/06/2019 tarihinde Satış/Devir Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye ek olarak 14/06/2019 tarihinde ek protokol -1, 19/06/2019 tarihinde ise ek protokol-2, ek protokol-3, ek protokol-4 ve ek protokol-5'in imza altına alındığı, söz konusu sözleşmenin ve ek protokollerin, ... tarafından "Devralan" sıfatıyla, ..., ..., ... tarafından "Devredenler" sıfatıyla, ... ve ... tarafından ise "Müteselsil Kefil" sıfatıyla imzalandığı, davanın ve sözleşmenin konusunun, ... İlçesi sınırları içerisinde yer alan ... ruhsat numaralı sahalar ile birlikte ... Madenciliğin hisselerinin devredenler tarafından ... A.Ş.'ye devredilmesi ve bu doğrultuda işleyecek süreci kapsadığı, devrin gerçekleşmesinden sonra sözleşmede kararlaştırılan şartlar/kriterler uyarınca ...’nın sözleşmeye konu sahalardan ... numaralı sahadaki sondajlı etüt ve arama çalışmaları ile "işletilebilir rezerv" miktarını, bağımsız uluslararası akredite kuruluş ve ...sertifikalı bir kişi vasıtasıyla tespit edeceği hususunun ve ... Madencilik ile sahaların nihai hisse değerinin belirlenmesi hususunun sözleşmenin ana teması oldugu, davacılar tarafından sözleşme uyarınca yapılan etüt ve araştırma sonucu işletilebilir rezerv raporlarının tanzim edilmesinden önce, davalılar tarafından sahada 20.000.000 ton ve üzerinde işletilebilir rezerv bulunduğu bilgisine ulaşılması üzerine sözleşme aşamasında bahsi geçen bilgi esas alınmak sureti ile ödeme kurgusunun yapıldığı, bu itibarla sözleşmenin 6. maddesi ile sahada olduğu varsayılan 20 milyon ton işletilebilir rezerv esasına göre sözleşme bedelinin 15.000.000,00 USD olarak hesaplandığı ve ilgili bedelin, ne şekilde ödeneceği hususunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin 5. maddesi ile de, ...'nin yükümlülüklerinin maddeler halinde sayıldığı, davacılar ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile ... tarafından aynı mahkemenin 2021/655 Esas sayılı dosyası ile davalı ...'ya karşı, 2021/656 Esas sayılı dosyası ile davalı ...'ya karşı ve 2021/657 Esas sayılı dosyası ile davalı ...'ya karşı sözleşme uyarınca devir tarihinden önceki döneme ait tüm borçların ve sorumlulukların devredenlere ait olduğu, ancak davalıların devirden önce tahakkuk eden borçları ödemedikleri iddiasıyla davalılar adına ödenen borçlar ile verilen bir kısım bonolar ve davalılarca başlatılan icra takiplerine karşı borçlu olunmadığının tespiti istemle davalar açıldığı, yargılama esnasında davaların 2021/656 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği ve dosyanın derdest olduğu, her ne kadar talepler aynı sözleşmeden kaynaklanmakta ise de, diğer dosyalarda ödenen borçlardan, verilen bonolardan ve icra takibine konu bir kısım senetlerden kaynaklı taleplerin, eldeki dava dosyasında yer alan menfi tespite konu taleplerden farklı olduğu, bu hali ile, hukuki yarar bulunmadığından 2021/656 Esas sayılı dosyanın mevcut dosya ile birleştirilmesine gerek görülmediği, davacı tarafça somut olayda sözleşmesinin 5. maddesi gereği nihai hisse değerinin tespiti için alınan Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman ... ve bu firmanın bünyesinde bulunan ... sertifikalı ... tarafından düzenlenen ... numaralı ve 30/03/2020 tarihli Kömür Kaynak Raporu, 03/07/2020 tarihli ve ... numaralı Kömür Rezerv Raporu ile 16/06/2020 tarihli Rezerv Hesabı Bildirim raporlarının sunulduğu ve öncelikle bu raporların 6100 sayılı HMK'nın 193. maddesi gereği münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olduğunun tespiti ile akabinde raporda belirlenen rezerve göre borçlu olmadığının tespitinin istenildiği, bu kapsamda tarafların davanın esasına etki edecek mahiyetteki delilleri toplandıktan sonra uyuşmazlık hakkında maden mühendisi ve jeoloji mühendisi öğretim üyeleri ile serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı, düzenlenen 23/02/2022 tarihli rapor ile, ... ve ... tarafından yapılacak sondajlı etüt ve sıklaştırma sondajlarının ... veya ... Uluslararası Rezerv Belirleme kodları rehberliğinde yapıldığının tespit edildiği, ... ve ..., .../... tarafından toplam derinliği 10.470 m olan 31 sondaj kuyusu açıldığının belirlendiği, ... ve ...'un sözleşme kapsamında yapacağı sondajlı etüt çalışmalarını uluslararası akredite olmuş bir firma veya kişinin rehberliğinde sürdürdüğü, çalışmaları gerçekleştiren ... ve ... uluslararı akredite olduğundan sondajlı arama çalışmaları sonrasında ortaya konulan kömür varlığının belirlenmesinde sondajlarda asgari %90 karot veriminin temininin sağlandığı, kömür kesen karotların yüzdesinin asgari karot veriminden düşük alınması halinde karotlardaki erime oranının, kaynak hesabına fazlaya dair rezerv olarak ilave edildiğinin güvenilir raporda hesaplandığı, ...'nda ölçülen, görünen ve muhtemel kömür kaynak ve rezerv miktarlarının ... standarlarına uygun şekilde hesaplandığı, ortalama net kalorifik değer (NCV) 1850 kcal/kg olan toplam 44.60 milyon ton kömür kaynağının varlığının belirlendiği, madencilik faaliyeti sonucu tüvenan olarak üretilmesi söz konusu olacak işletilebilir kömür rezervinin tespitinde atık kaya ile seyreltme, madencilik kayıpları, cut-off değeri>600 kcal/kg olarak alındığını, 600 kcal/kg alt ısı değerinden daha büyük damarların üretim esasına dayalı hesaplamada işletilebilir toplam kömür rezerv miktarlarının ... standartlarına uygun şekilde hesaplanması sonucu, Manisa ...'nda ortalama net kalorifik değer (NCV) 1580 kcal/kg olan toplam 17.90 milyon ton muhtemel kömür rezervinin varlığının belirlendiği, maden işletme tasarımına göre hazırlanan ve hesaplamalar sonucunda ruhsat sahasında hisse değerine esas alınacak işletilebilir kömür rezervi için ortalama net kalorifik değerin (NCV) 2210 kcal/kg olarak belirlendiği ve 4,90 milyon ton kömür rezervi hesaplandığı, imzalanan sözleşmede yer alan en iyi işletme yöntemi uyarınca açık işletme yöntemi metodu kapsamında şev stabilitilerinin eğimleri, yükseklikleri, genişlikleri ve cut off vb. teknik özelliklerden kaynaklanan değişimlerden yola çıkılarak 3.90 milyon ton kömür rezervi olduğunun tespit edildiği, cut off değeri olarak alınan 600 kcal/kg değerinin davalı açısından faydalı bir durum olduğu, bu doğrultuda sözleşme şartları uyarınca söz konusu sahada işletilebilir rezerv miktarı olan 3,9 milyon ton üzerinden sözleşmede kararlaştırılan birim fiyat ile yapılan hesaplamalar doğrultusunda şirketin ve sahaların nihai hisse değerinin 2.925.000 USD olduğunun ortaya çıktığı, tespit edilen 2.925.000 USD'den davalılara yapılan toplam 1.270.000 USD ödeme düşüldüğünde davalılara ödenmesi gereken tutarın 1.655.000 USD olarak hesap edildiği ve davalıların hisselerine düşen tutarların belirlendiği yönünde açıklamada bulunulduğu, rapora yapılan itirazlar üzerine düzenlenen 30/05/2022 tarihli ek rapor ile ise, kök rapordaki değerlendirmenin geçerli olduğu hususunda tespite yer verildiği, davalı tarafın kömür rezervinin belirlenmesi amacıyla bilirkişiler marifetiyle maden sahasında keşif yapılması istenilmesine karşın, tarafların imzaladıkları sözleşmenin 5. maddesi ile kömür rezervi ve buna bağlı olarak nihai hisse değerinin tespitinin Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman Firma tarafından belirlenmesinin kabul edildiği ve bu doğrultuda davacı tarafça ibraz edilen Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman Firma tarafından düzenlenen raporların sadece sözleşmenin 5. maddesi koşullarına haiz olup olmadığı hususunun inceleme konusu yapılması nedeniyle, keşif işlemi gerçekleştirilmesine gerek olmadığı, diğer yandan münhasır delil sözleşmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldıktan sonra, ... San. ve Tic. A.Ş. (...)'nın, "... İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş. (... Madencilik)"in hisselerini satın almak üzere davalılar ile 14/06/2019 tarihinde ...İlçesi sınırları içerisinde yer alan ... ruhsat numaralı sahalar ile birlikte ... Madenciliğin hisselerinin devredenler tarafından ...’ya devredilmesine ilişkin imzalanan sözleşmenin 5. maddesi ile işletilebilir rezervi belirlemek amacıyla sondajlı etüt çalışmasının Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman Firma tarafından yapılması ve belirlenecek rezervin kabul edileceği konusunun münhasır delil sözleşmesi olarak kabul edildiği, sözleşme uyarınca işletilebilir rezervi belirlemek amacıyla davacı şirketin sondajlı etüt çalışmasını Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman Firma ...ile anlaştığı, anlaşmanın gerçekleştirildiğinin ve çalışma yapılacağının davalılara e mail yolu ile bildirildiği, ancak davalı tarafça yazıların bir kısmına sağlık sorunları gerekçe gösterilerek, bir kısmına da işlemlerin yürütülmesi yönünde cevap verildiği, bir kısım e maillerin ise yanıtlanmadığı, akabinde davalı yanın sondaj ve inceleme yapacak ekibe katkı vermediği ve saha çalışmalarında bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın, sahada yapılacak incelemelerden haberinin olmadığı ve davacı tarafça sahaya girilmesinin engellendiği yönündeki iddialarının delillendirilmediği dikkate alındığında söz konusu iddialarının soyut aşamada kaldığı, devam eden süreçte davacı şirketçe, Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş Danışman Firma ... şirketi ile sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde sahada gerekli çalışmanın yapıldığı, neticesinde bu firma ile ve bu firmanın bünyesinde bulunan ... sertifikalı ... tarafından ... numaralı ve 30/03/2020 tarihli Kömür Kaynak Raporu, 03/07/2020 tarihli ve ... numaralı Kömür Rezerv Raporu ve 16/06/2020 tarihli Rezerv Hesabı Bildirim raporlarının düzenlendiği, bu raporlara göre, işletilebilir rezerv miktarının 3,9 milyon ton olduğunun tespit edildiği, nitekim bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile de, ölçülen, görünen ve muhtemel kömür kaynak ve rezerv miktarlarının ... standarlarına uygun şekilde hesaplandığının tespit edildiği, aksi durumun ise davalı tarafça bu delil sözleşmesine uygun olarak ispat edilemediği, bu hali ile sözleşmeye konu sahadaki işletilebilir rezerv miktarının 3,9 milyon ton olduğunun kabulü gerektiği, bunun yanı sıra, her ne kadar davalı taraf, danışman Firma ... şirketi ve bu firmanın bünyesinde bulunan ...sertifikalı ... tarafından sahada yapılan sondaj, ölçüm ve incelemelerin usulüne uygun şekilde yapılmadığına ve bunun sonucunda ölçülen, görünen ve muhtemel kömür kaynak ve rezerv miktarlarının doğru tespit edilmediğine dair uzman görüşü sunulmuş ise de, sözleşmenin 5. maddesi ile Uluslararası Bağımsız Akradite olmuş danışman firma tarafından rezerv tespiti ile bunun sonucunda belirlenecek rezerv miktarını münhasır delil sözleşmesi olarak kabul edilmesi ve danışman Firma ... şirketince sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde sahada gerekli çalışmanın yapılarak rezerve ilişkin raporların düzenlendiği, bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile de, sahasında ölçülen, görünen ve muhtemel kömür kaynak ve rezerv miktarlarının ... standarlarına uygun şekilde hesaplandığının tespit edildiği dikkate alınarak, uzman görüşüne itibar edilmediği, bu kapsamda dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sözleşmeye konu sahadaki işletilebilir rezerv miktarının 3,9 milyon ton olduğu, bu hali ile sözleşmenin 6. maddesi uyarınca bu miktar üzerinden sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatı üzerinden yapılan hesaplamalar doğrultusunda şirket ve sahaların nihai hisse değerinin belirlendiği ve gerçekleşen ödemeler mahsup edildikten sonra davalıların hisselerine düşen tutarların belirlendiği, söz konusu belirleme yapılırken çek ve bonoların durumlarının ayrı ayrı irdelendiği, ayrıca davacı tarafça Cumhurbaşkanlığı’nın 85 nolu kararnamesi göz önüne alınarak sözleşme bedeli ve taksitlerin Türk Lirası cinsinden uyarlanmasına/tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de, imzalanan 16/06/2016 tarihli "... İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş.'nin hisselerinin ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye Satışı" sözleşmesinin 6. maddesi ile, USD cinsi borç ödemesinin USD'nin sözleşme imza tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru baz alınarak ödeme tarihindeki ÜFE+TÜFE artış oranına göre artırılarak hesaplanacağının ve TL olarak ödeneceğinin hüküm altına alınmış olması, bu hüküm ile sözleşme imza tarihinde baz alınacak dövizin sabit olması ve döviz bedeline ÜFE+TÜFE artış oranı çerçevesinde fark uygulanarak ödeme tarihinde, bahsi geçen ödemenin TL olarak yapılacak bulunması ile bu durumun Cumhurbaşkanlığı’nın 85 nolu kararnamesine aykırılık teşkil etmemesi nedeniyle, sözleşme bedeli ve taksitlerin Türk Lirası cinsinden uyarlanması/tespiti yönündeki istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, dolayısıyla devlet kayıtlarının ve arşivlerinin öncelikle incelenmesi gerektiğini, HMK'nın 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatmasının, tüm bilgi ve belgeleri toplamasının, ilgili haritaları Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye ...'nden temin etmesi gerektiğini, davacı yanın basiretli tacir gibi davranmadığını, sözleşmenin 40 milyon ton üzerinden imzalandığını, ancak bölgedeki kömür rezervinin 40 milyon ton olmadığını, rezervin 3.0 milyon ton olduğu iddia edilmekte ise de, yaklaşık 10 tona yakın bir sapmayla devir sözleşmesinin imzalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların, 30/03/2020 tarihli raporda 46 milyon ton görünür 36 milyon ton muhtemel olmak üzere 72. Milyon ton rezerv tespiti yapılmasına karşın daha sonra ödeme gününe az bir süre kala ilave farklı sınırlarda ek rapor hazırlatarak sadece ikinci ilave raporunu rezerv raporu gibi göstermesinin gerçek durumu yansıtmadığını, eldeki davada müvekkilin sözleşmeden kalan alacaklarının değerlendirmeye alınmadığını, ayrıca davalı yanın kalan ödemelerinin nasıl ve ne şekilde tahsil edileceği yönünde bir hüküm kurulmadığını, davacı tarafça verilen çekler ve bonolar nedeniyle davacılar sorumluluktan kurtulurken, müvekkilin mağdur edildiğini, taraflar arasında imzalanan devir sözleşmesinin münhasır delil sözleşmesi olmadığını, davacıların, davalı yanın ispat hakkını güçleştirdiğini, resmi rezerv kayıtlarının getirtilmediğini ve keşif yapılmadığını, delil sözleşmesinin HMK'nın 193. maddesinde düzenleme altına alındığını, yine HMK'nın 187/2. maddesinin açık olduğunu, mahkemenin ek rezerv tespitine göre hüküm kurmasının hatalı olduğunu, söz konusu tespit raporunun müvekkile bildirilmediğini, ayrıca davacı tarafın ... Madencilik adına yaptığı işlemlerden davalı yanın bilgisinin bulunmadığını, davaya konu maden sahasında Türkiye ...'nin daha önce yaptığı sondaj ve rezerv çalışmalarının mevcut olduğunu, buna karşın mevcut rezerv tespitinin kısa sondajlarla yapıldığını ve derin sondajlarla rezerv genişletmesi yapılması hususu anlaşma gereği olmasına rağmen yaklaşık 48 milyon tonluk rezerv değeri kabul edilerek bu konuda düzenlenen ... raporunun baz alındığını, ancak bu raporun incelemeye alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkil tarafça sunulan iki (2) ayrı alternatif raporun değerlendirmeye alınması gerektiğini, Tarım ve Orman Bakanlığı ... Müdürlüğü'ne verilen dilekçe ile davacı tarafça rezervin 48 milyon ton olduğunun kabul edildiğini, ancak konuya ilişkin kayıtların celp edilmediğini, dolayısıyla eksiklikler tamamlanmadan ve açık ocak rezervi yok sayılarak ikinci ilave ek sınırlarda yapılan farklı alanlardaki rezerv raporunun esas alınmasının doğru olmadığını, yine davacıların 09/11/2023 tarihli dilekçenin 10. maddesinde bildirdiği izin alanlarının aynı nitelikte bulunduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, "şantiye izni ve yol izni alanı" ile "sondaj ve yol izni alanı"nın farklı olduğunu, sözleşmenin ayrıntılı düzenlendiğini, davacılar tarafından ...'e iki (2) rapor hazırlatıldığını, 30/03/2020 tarihli ilk raporda rezerv miktarının 79.2 milyon ton olarak belirlenmesine karşın bu raporun göz ardı edildiğini ve bu rapordaki ilk rezerv tespitine ilave "farklı ve ilave sınır koşullarına" ek olarak 16/06/2020 tarihinde yapılan ve 3.9 milyon ton olarak tespit edilen ikinci rezerv raporunun hükme esas alındığını, ancak değerlendirmenin hatalarla ve çelişkilerle dolu olduğunu, davacı yanın tek taraflı gizli rezerv tespitine göre hüküm kurulamayacağını, davacılarca yapılan rezerv tespitlerinde anlaşmada ortak değerin 900 K/Cal olduğunu, ne var ki alt değerin 600 K/Cal şeklinde alındığını ve ortalama kalori değerinin aşağıya çekildiğini, rezerv tespitinde önce 17.90 milyon ton rezerv tespiti sağlandığını, ardından belirlenen yöntemler ve hesaplamalar neticesinde rezerv miktarının 4.90 milyon tona indirildiğini, ardından yine aynı metotlar kullanılarak mükerrer hesaplama ile indirime gidildiğini ve rezerv miktarının 3,90 milyon tona düşürüldüğünü, verilerin, hiçbir teknik ve bilimsel değerlendirmelere dayanmadığını, en az iki jeoloji mühendisi, iki maden mühendisi ve iki harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti ile sahada keşif yapılarak sondaj yerlerinin, mevcut sondaj karot sandıklarının incelenmesi, sözleşme kapsamında sondaj ve rezerv tespit çalışmalarının yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, rezerv tespit çalışmalarının yeniden gerçekleştirilmesi, oplikasyon işlemlerinin sağlanması gerektiğini, şirketin ve hisselerin nihai değerinin 2.925.000 USD olduğunun bildirildiğini, davacıların bu rakamın 1.270.000 USD'sini ödemeleri nedeniyle davalılara 1.655.000 USD borçlu olduğunun tespit edildiğini, ancak söz konusu tespit doğrultusunda verilen çeklerin ve bonoların iptal edilmesi nedeniyle kabul anlamına gelmemek kaydıyla 1.655.000 USD alacağın nasıl ve ne şekilde tahsil edileceğinin belirsiz hale geldiğini, ayrıca vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilirken 1.655.000 USD'nin baz alınmamasının hatalı olduğunu savunarak, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; azami 40 milyon tonluk kömür rezervi üzerinden anlaşma sağlandığını, oysa ... sicil numaralı ruhsat sahasında ... Kurumu tarafından yapılan sondaj çalışmaları sonucu sahadaki kömür rezervinin yaklaşık 48 milyon ton olduğunu, ayrıca sözleşmede 20 milyon ton rezervin fazlası için de 40 milyon ton ödemeye esas sınırın üst sınır olduğu yönünde hüküm bulunduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, söz konusu raporda sadece ... firması tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek değerlendirme yapıldığını, davaya konu alanın belli kesimlerinde keşif yapılmadığını, ... Üniversitesince hazırlanan 23/02/2022 tarihli rapor ile ... tarafından hazırlanan 16/06/2020 tarihli ...Geliştirme Projesi arasında 1 milyon ton fark olduğunu, ancak teknik özelliklerden kaynaklanan değişimlerden dolayı 1 milyon ton kömürün ortadan kaldırılarak sahadaki rezervin 3.9 milyon tona düşürüldüğünün net olarak görüldüğünü, dosyaya ... Üniversitesince sunulan mütalaada ise, hükme bağlanan maddeler ile raporlamalar sonrası açıklanan sonuçlar arasında tutarsızlık olduğunun, geçmiş yıllarda ruhsatın doğu, batı ve güney bölümlerinde rezerv tespitine yönelik çalışmalar yapılmasına karşın ... tarafından ruhsat sahasının belli kesiminde ağırlıklı olarak sondaj faaliyetlerinin yürütüldüğünün, ancak ruhsatın doğu, batı ve güney kesimlerinde yeterli sondaj çalışması yapılmadığının, sahada yapılan bazı sondajların jeolojik yapıya uygun olmadığının belirtildiğini, buna göre ruhsat sahasının %23'lük kesiminde sondaj çalışması yapıldığını, ancak %77'lik kısmında herhangi bir sondaj çalışması gerçekleştirilmediğini, imzalanan sözleşme kapsamında devralan ... hisseleri, devir eden ...’a uluslararası standartlara uyumlu bir "kömür kaynak raporu" hazırlayacağını, hazırlanacak alt ısıl değer 900 kcal/kg üzeri olan formasyonların kömür olarak kabul edileceğini bildirdiği, ne var ki ... standartlarına uygun şeklide ...’e yaptırılan "kömür kaynak raporu"nda sadece NCV değeri 600 kcal/kg üzerindeki kömürlerin değerlendirmeye alındığının ve toplam rezervi düşüreceğinin bildirildiğini, ilgili raporun, toplam ödemeye esas olacak K/Cal değeri ile davalı ve davacı arasında imzalanan satış sözleşmesine uygun olmadığını, satış sözleşmesinde belirtilen alt ısıl değerin 900 kcal/kg olduğu dikkate alınarak yeni bir "kaynak raporu"nun ruhsat sahasının tamamını kapsayacak şekilde hazırlanması gerektiğini, ruhsat sahasında açık ocak ve yeraltı işletmeciliği yöntemleri uygulanacak şekilde "Kömür Rezerv Raporu/Maden Ön Fizibilite Çalışması" yapılmasında zorunluluk bulunduğunu, sondaj çalışması sağlanan alanın mülkiyetinin orman arazisi olduğunu, davalı yanın davacı ...'dan sondaj çalışmasının yapıldığı bölgeye ait orman izinlerinin istenildiğini, ne var ki davacı tarafın orman izinlerini ibraz etmediğini, dosyadaki mevcut belgeler gözetildiğinde, sondajın büyük bölümünün orman arazisi olması nedeniyle sahada gerçekten sondaj çalışmasının yapılıp yapılmadığı hususunda tereddüt oluştuğunu, müvekkilin firmasını devralan ...'nın devir gerçekleştikten sonra ve ... ismini kullanmaya başladıktan sonra ...'ye ait ... ile ... A.Ş. arasında sözleşme imzandığını ve ... gizlilik esasına dayalı olarak ilave/farklı sınır koşulları çerçevesinde 30/03/2020 tarihinde hazırlanan raporda 79.200.000 ton tespit edilen rezerve ikinci bir ek hesaplama raporunun istenildiğini, bu doğrultuda gizlilik esasına ve sözleşmeye aykırı olduğu halde mahkemeye ilgili raporun sunulduğunu ve ilave/farklı ek sınır koşullarına göre yapılan hesaplamalar sonucu hazırlanan ikinci raporda yer alan 3.9 milyon ton rezervin sanki tüm sahayı kapsıyormuş gibi yansıtılmaya çalışıldığını, ancak bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, 3.9 milyon ton rezervin nasıl belirlendiğinin açıklanmadığını, ... tarafından düzenlenen teknik mütala kapsamında 45 - 50 milyon ton rezerv alacağının ... tarafından tespit edilen 48 milyon ton ile uyumlu olduğunu, bu sebeple 3.9 milyon ton olarak yapılan rezerv tespitinin gerçeği yansıtmadığını, 03/03/2021 tarihli celsede bir numaralı ara karar ile ... davacılarla yaptığı sözleşmenin tam metninin ve raporun eksik bölümleri varsa bu bölümlerin ibrazının istenildiğini, ancak söz konusu ara kararın yerine getirilmediğini, ... firması adına ... Müdürlüğü'ne yazılan 16/09/2019 tarihli ve 25/09/2019 tarihli yazılar ile davaya konu alanda sondaj yapılmak üzere anılan Kurumdan izin istenildiğini, ne var ki 27/05/2020 tarihinde ... firması tarafında Tarım ve Orman Bakanlığı ... Müdürlüğü'ne yazılan başka bir yazı ile bu taleplerden vazgeçilerek, müracaatların sonlandırılmasının istenildiğini, idarece adı geçen firmanın isteği doğrultusunda başvurunun sonlandırıldığını, 27/05/2020 tarihli yazı ile müracaatların sonlandırılması gerekçesi olarak, "…Türkiye ... envanterinde bulunan bilgilere göre direk üretime geçmek istediğimizden dolayı…" hususunun ifade edildiğini, davacı tarafın ...’nin 48.900.000 ton rezervini açık ifadelerle kabul ettiğini, davacı yanca kötüniyetli olarak işlem gerçekleştirildiğini, ... Müdürlüğü'ne bildirilen 900.000.000 m2’lik alandaki rezervin hesaplamaya katılmadığını, ayrıca yeraltı rezervlerinin de değerlendirmeye ilave edilmediğini, bu hali ile gerçek rezerv miktarından oldukça düşük bir miktarda rezerv oranının kabul edilmeye çalışıldığını, dolayısıyla söz konusu uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini, davacı tarafın davaya konu alandaki kömür rezervinin belirlenmesinde ...'nin yaptığı rezerv tespitini uygun bulduğunu, ayrıca sondaj izni istemediğini kabul ettiğini, ancak sonrasında sunulan 09/11/2023 tarihli dilekçe ile bu kez mahkemenin yanıltıldığını ve izinlerin aynı nitelikteki izinler olarak gösterilmeye çalışıldığını, dolayısıyla gerçek izin koordinatlarının incelenmesi gerektiğini, davacı yanın rezerv tespiti için sağlanacak olan kömürlü alanlardaki yapımdan vazgeçtiğini, on bir (11) adet sondajın ... tarafından daha önce rezerv tespiti gerçekleştirilen, tamamı kömürlü 48 milyon tonluk rezerv alanını kapsadığını, rezervin sadece açık ocak rezervi üzerinden değerlendirildiğini, yeraltı üretimi ile ilgili rezervin dikkate alınmadığını, eldeki davanın çek ve senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine dayandığını, dolayısıyla arabuluculuk müessesesine tabi olduğunu ifade ederek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında sahada rezerv tespiti için 26/09/2019 tarihinde ... A.Ş. adına on bir (11) adet 1100 metrekarelik ormanlık alanda sondaj yolu yapılmak üzere 3.513.05 metrekarelik rezerv tespiti sondaj izni isteminde bulunulduğunu ve ... A.Ş. adına 27/05/2020 tarihinde sondaj izninden vazgeçildiğini, bu belgelerin dosyaya ibraz edildiğini, ancak söz konusu belgelerin değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, teknik ve mali hesaplamanın denetime uygun olmadığını, ... Üniversitesi tarafından hazırlanan 23/02/2022 tarihli bilirkişi raporu ile ... Üniversitesi tarafından hazırlanan 26/08/2022 tarihli teknik mütala arasında farklılıklar bulunduğunu, söz konusu mütalada, imzalanan sözleşmenin sonuçlarına tam/net/açık şekilde ulaşılamadığının, raporun konusunu oluşturan maden ruhsat sahasının maddi değerlendirmesinin doğru olmadığının, sahanın sondaj yapılmayan alanlarını da içerir nitelikteki sondaj programı ile yeniden belirleme yapılmasıgerektiğinin ifade edildiğini, sözleşme ile devir eden ...'a uluslararası standartlarla uyumlu bir "kömür kaynak raporu" hazırlayacağının, hazırlanacak raporda alt ısıl değerin 900/kcal/kg üzeri olan formasyonların kömür olarak kabul edileceğinin bildirildiğini, ancak ... standartlarına uygun şekilde ... yaptırılan "kömür kaynak raporu"nda sadece NCV değerinin 600 kcal/kg üzerinden kömürlerin değerlendirmeye alındığının beyan edildiğini, bu raporun imzalanan satış sözleşmesine uygun olmadığını, satış sözleşmesinde yer alan alt ısıl değeri olan 900/kcal/kg'ye göre yeni bir kaynak raporunun ruhsat sahasının tamamını kapsayacak şekilde hazırlanması gerektiğini, yine ... tarafından hazırlanan "Kömür Rezerv Raporu/Maden Ön Fizibilite Raporu Çalışması"nın sadece açık işletmeye yönelik olduğunu, yeraltı üretimi yapılacak kömür rezervlerinin dikkate alınmadığını, bu nedenle ruhsat sahasında açık ocak ve yeraltı işletmeciliği yöntemlerinin uygulanması suretiyle yeniden çalışma yapılmasında zorunluluk bulunduğunu, sondaj çalışması yapılan alanın orman alanı olduğunu, dosyada mevcut yazılar dikkate alındığında sondajın büyük bölümünün orman arazisi olması nedeniyle sahada gerçekten sondaj çalışması yapılıp yapılmadığı hususunda tereddütün hasıl olduğunu, 27/05/2020 tarihli yazı ile ormanlık alandaki on bir (11) adet sondaj izninden vazgeçildiğini, bu yöndeki talebin, davacı yanın ormanlık alanda rezerv tespiti ve hesaplaması için yapması gereken on bir (11) adet sondajı değerlendirmeye almadan ve bu sondajları rezerve ilave etmeden rezerv işlemi yaptığının göstergesi mahiyetinde olduğunu, buna rağmen, 44.600 ton kömürün 34.600 tonunun muhtemel rezerv olarak belirlendiğini, daha önce ...'ın hazırladığı kömür kaynak raporu ile 48 milyon ton kömür tahmininde bulunulduğunu, ancak rezerv tahmini hesaplamasının, dönemin Türkiye standartlarında gerçekleştirildiğini, bu nedenle sahada yeni bir sıkılaştırma sondaj programı başlatma taahhüdünde bulunulduğunu, devam eden süreçte ... A.Ş. tarafından belgelerde on bir (11) adet rezerv tespitinin iptalinin istenildiğini ve ... tespiti doğru kabul edilerek sondaj yapımından vazgeçildiğini, ...'nin 48 milyon tonluk sondajın, rezerv belirlemesinin yerinde olduğu ifade edilerek rezerve ilişkin sondajlar yapılmadan çalışma yapılacağının ... Müdürlüğü'ne bildirildiğini, ancak mahkemece bu belgenin esasa ilişkin olmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığını, oysa ki ... yaptırdığı incelemede ifade edilen 48 milyon ton rezervin, dayanak olarak açıkça belirtildiğini ve devir sözleşmesinde bu rezerv miktarı baz alınarak işlem gerçekleştirildiğini, dolayısıyla tamamen ... raporuna itibar edilmek suretiyle üretime geçilmek istendiği ve sondaj izninden vazgeçildiği hususunun ileri sürüldüğünün açıkça görüldüğünü, artık bahsi geçen isteğin feragat niteliğinde olduğunu, bu durumun, uluslararası kuruluşun bağlayıcı olmayan raporuna dayanılamayacağını gösterdiğini, kaldı ki iddia edilen 9.309 metrekarelik bölümle ilgili alınan orman izninin ilgili kısmına ödenen izin bedeline ait katkı payı oranının, alınan iznin bir sondaj alanı izni olmadığını ortaya koyduğunu, iznin 28/02/2020 tarihinde alındığını, bahsi geçen sondaj izninin ise bu tarihten önce sağlandığını, ilgili durum göz önüne alındığında davaya dayanak yapılan uluslararası kuruluş raporunun delil sözleşmesi niteliğinde olmadığının ve davalı tarafı bağlamayacağının anlaşılacağını beyan ederek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili katılma yoluyla verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; vekalet ücreti belirlenirken karar tarihindeki TCMB efektif satış kurunun esas alınması gerekirken dava tarihindeki TCMB efektif satış kurunun esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın vekalet ücreti yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı yanın borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporunda yer alan açıklamalara, diğer yandan ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. Hisselerinin ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye satışını konu alan 14/06/2019 tarihli satış sözleşmesi içeriğine ve sözleşmeye ek olarak düzenlenen 14/06/2019 tarihli ek protokol-1, 19/06/2019 tarihli ek-protokol-2, ek-protokol-3, ek-protokol-4 ile ek-protokol-5'de yazılı düzenlemelere, diğer yandan 30/03/2020 tarihli ve ... numaralı Kömür Kaynak Raporu, 03/07/2020 tarihli ve ... numaralı Kömür Rezerv Raporu, 16/06/2020 tarihli Rezerv Hesabı Bildirim Raporları kapsamına, bunun yanı sıra 11/07/2020 dava tarihi itibariyle menfi tespit davasında arabuluculuk dava şartının bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-a)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın istinaf eden davacı yandan alınarak Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.458.193,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 641.520,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.816.672,87 TL harcın istinaf eden davalı ...'dan alınarak Hazineye irat kaydına, c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.458.193,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 641.520,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.816.672,87 TL harcın istinaf eden davalı ...'dan alınarak Hazineye irat kaydına, d)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.458.193,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 641.601,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.816.591,87 TL harcın istinaf eden davalı ...'dan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 26/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."