Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1003 E. 2026/1446 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1003
Karar No
2026/1446
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1003 KARAR NO : 2026/1446

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.04.2026 NUMARASI : 2024/1111 E. - 2026/387 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25.09.2026

İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.04.2026 tarih 2024/1111 E. - 2026/387 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı sigorta şirketinin su sporları sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu işletmede su kayağı yapan davacının, kayak sırasında düşerek yaralanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000,00 TL maddi tazminatın kalıcı, geçici maluliyet, ile SGK tarafından karşılanmayan belgeli ve belgesiz alacakların tedavi, muayene, kontrol, yemek vs giderleri de dahil olmak üzere davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP:Davalı vekili, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkilinin sigortalısının kusuru ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin kusur durumunun kanıtlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının önceden de su jeti- jet ski kullanan tecrübeli birisi olduğu, yüzme bildiği, dolayısıyla alınabilecek güvenlik önlemleri ile ilgili bilgisinin de bu kapsamda bulunduğu, yeterli ekipman bulunmaması, aracın bozuk olması gibi bir durumun da bulunmadığı, kendisinin spor yaparken düşerek yaralandığı, dosyada su jeti-jet ski konusunda uzman bilirkişiden de alınan rapora göre, olayda, su sporları merkezine yönelik olarak ne teçhizat ve ekipman bakımından, ne de spor merkezi ve görevlileri bakımından kusur atfedilebilecek bir durumun bulunmadığı, davalının sigortalısı olduğu işletmeye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığının teknik olarak belirlendiği, riziko poliçe teminat kapsamında yer alsa da, tamamen davacının asli kusurlu hareketi ile olayın meydana geldiği, TBK'nun 71.maddesi ve davacının kusurunun ağırlığı dikkate alındığında, hakkaniyet ilkesi gereğince davacının kendi kusurlu hareketinden kaynaklanan yaralanması nedeniyle kusursuz sorumluluk nedenine dayalı olarak tazminat talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI:Dairemizce, ''...Mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda sigortalı dava dışı işletmenin TBK'nun 71 maddesi uyarınca kusursuz (tehlike) sorumluluğunun bulunduğu; ancak davacının su kayağı faaliyeti sırasındaki herhangi bir eyleminin zararın oluşmasına veya artmasına neden olup olmadığının irdelenmesi ve etken bir eylemi varsa bunun ağırlık ve oranının belirlenmesi suretiyle hesaplanan tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu konuda su sporları ve özellikle su kayağı alanında uzman bir bilirkişi tarafından belirleme yapılabileceğinin belirtildiği, bu hususta su sporları bilirkişisinden alınan raporda davacının asli kusurlu olduğunun belirtildiği, ancak davacının su kayağı faaliyeti sırasındaki eyleminin zararın oluşmasına veya artmasına neden olup olmadığının veya söz konusu kusurlu davranışın illiyet bağını kesip kesmediği hususlarının araştırılmadığı dolayısıyla eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınmasında isabet bulunmadığı'' gerekçesiyle HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı sigortalı iş yerinde davalı yanca teminat altına alınan riziko tarihleri aralığında su sporları yaparken zarar gördüğü sabit olup, kaldırma ilamından önce mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava dışı sigortalının ve davalının TBK'nun 71. maddesi uyarınca kusursuz (tehlike) sorumluluğunun bulunduğu somut olayda, davacının su kayağı faaliyeti sırasındaki eyleminin zararın oluşmasına veya artmasına neden olup olmadığının veya söz konusu kusurlu davranışın illiyet bağını kesip kesmediği hususunda açık ve net bir delilin dosyaya sunulmadığı, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında davacıya atfedilen kusur durumunun varsayımdan öteye geçmediği ve ihtimal üzerinden değerlendirme içerdiği, bu hali ile tehlike sorumluluğunu üstlenen işyerini sigortalayan davalının illiyet bağının kesildiğine ilişkin bir delili dosyaya sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.750,00 TL kalıcı işgöremezlik, 150,00 TL tedavi gideri, 50,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 9.950,00 TL'nin davalıdan (10.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 19/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, davacının bakıcı gideri isteminin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili, dava konusu poliçenin, genel sorumluluk sigortası niteliğinde olmayıp belirli şart ve sınırlamalar dahilinde düzenlenmiş özel nitelikli bir “Su Sporları Sigorta Poliçesi” olduğunu, mahkemece poliçe hükümleri detaylı biçimde irdelenmeden sigorta şirketinin sorumluluğuna gidildiğini, dava konusu su sporları sigorta poliçesinin, genel ve sınırsız bir kaza sigortası olmayıp yalnızca sigortalıya düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığını, sigortacının sorumluluğundan söz edilebilmesi için öncelikle sigortalı işletmenin somut, hukuken geçerli ve poliçe kapsamına giren bir kusur sorumluluğunun ortaya konulması gerektiğini, poliçe özel şartlarında faaliyetlerin yalnızca yazılı ve teamül haline gelmiş kurallar çerçevesinde, yeterli ve bakımlı ekipmanlarla gerçekleştirilmesi gerektiği düzenlenmiş olmasına rağmen mahkemece somut olayda bu şartların ihlal edilip edilmediği ve sigortalı işletmenin hangi eylemi ile hukuki sorumluluğunun doğduğu yönünde denetime elverişli bir inceleme yapılmadığını, sigortalının kusursuz sorumluluğundan hareketle sigorta şirketinin de sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, alanında uzman bilirkişilerce denetime elverişli ve esaslı itirazlarını karşılayan bir inceleme yapılmadan ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edildiğini, mahkemece sigorta poliçesi kapsamı, kusur durumu, işletmenin hukuki sorumluluğunun dayanağı ve özellikle bilirkişi incelemelerinin yeterli şekilde irdelenmediğini, dosya kapsamında "tmf su jeti branş sorumlusu bilirkişi" tarafından alınan 30.01.2025 tarihli bilirkişi raporu irdelenmeden hükme esas alınan 12.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda somut olayla ilgili uzmanlığı bulunmayan "uzakyol kaptanı bilirkişi" tarafından hazırlanan raporu kabul etmediklerini, yerel mahkemece bozma sonrası alınan raporlardaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, hükmedilen kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tutarlarını kabul etmediklerini, yerel mahkemece itirazları değerlendirilmeden, eksik ve hatalı inceleme sonucu kurulan hükmü kabul etmediklerini belirtmiştir. GEREKÇE: Dava, dava dışı sigortalıya ait su sporları işletmesinde meydana gelen kaza nedeniyle oluşan cismani zararın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, dava konusu su sporları kazasının meydana geldiği işletmenin sahibi dava dışı sigortalı ile davalı .... arasında su sporları sigorta poliçesi akdedildiği, söz konusu poliçe ile bedeni zararlarda şahıs başına olay limitinin 10.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava dışı sigortalının ve davalının TBK'nun 71. maddesi uyarınca kusursuz (tehlike) sorumluluğunun bulunduğu, davacının su kayağı faaliyeti sırasındaki eyleminin zararın oluşmasına veya artmasına neden olup olmadığının veya söz konusu kusurlu davranışın illiyet bağını kesip kesmediği hususunda açık ve net bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu hali ile tehlike sorumluluğunu üstlenen işyerini sigortalayan davalının illiyet bağının kesildiğini ve dolayısıyla rizikonun poliçe kapsamı dışında kaldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, özellikle de zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigortacı tarafından kanıtlanamamış olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1003, K. 2026/1446, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1003-e-2026-1446-k-bd4eded7fdc8