Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1086 E. 2026/1384 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1086
- Karar No
- 2026/1384
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1086 KARAR NO : 2026/1384
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/06/2026 NUMARASI : 2025/228 Esas DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :17/09/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/06/2026 tarih 2025/228 Esas sayılı ara kararının Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekili 09.04.2026 tarihli dilekçesinde özetle; davalı müdürün dava dışı .... Şirketini fiilen tasfiye etme girişiminde bulunduğunu, şirket malvarlığını usulsüz olarak elden çıkardığını, demirbaşları ve stokları sattığını, şirket kasasından eşinin hesaplarına para aktardığını, onay kayyımının olumsuz görüşüne rağmen işletmeyi kapattığını, kayyımın görevinin sona ermesinden sonra şirket faaliyetlerinin tamamen durdurulduğunu, şirketin bulunduğu taşınmazın başka bir şirket üzerinden kiralanmaya çalışıldığını ileri sürerek TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca davalı müdürün yönetim ve temsil yetkilerinin tamamen kaldırılmasına, şirkete yönetim kayyımı atanmasına, şirket envanterindeki demirbaş, emtia ve içki stoklarının satış ve devrinin önlenmesine, işyerinin tahliyesinin veya başka bir şirket üzerinden yeniden kiralanmasının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 29.04.2026 tarihli ara karar ile, davalı müdürün yönetim ve temsil yetkilerinin tamamen kaldırılması ve şirkete yönetim kayyımı atanması istemlerinin reddine, şirket malvarlığının korunması amacıyla tedbir isteminin teminatsız olarak kabulüne, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 2307... sicil numarasında kayıtlı dava dışı ... Şirketine ait menkul ve gayrimenkul malvarlığı, envanter ve stoklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. İTİRAZ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili 15.05.2026 tarihli dilekçesinde özetle; davanın müvekkilinin şirket müdürlüğünden azli istemiyle açıldığını, 22.04.2026 tarihli olağanüstü genel kurulda müdürlük görevinin sona erdirilerek yerine... ..'nun atandığını ve davanın konusuz kaldığını, şirketin zarar etmesi nedeniyle restoran faaliyetinin 01.08.2025 tarihinden itibaren durduğunu, genel kurulca işletmenin kesin olarak kapatılmasına ve kira sözleşmesinin feshine karar verildiğini, şirketin gelirinin bulunmadığını, müvekkilinin şirkete kendi malvarlığından kaynak aktardığını, stokların ve demirbaşların satışının mal kaçırmaya değil şirket borçlarının ödenmesine yönelik olduğunu, bozulabilecek ürünlerin muhafazasının zarar doğurduğunu, depo olarak kullanılan işyeri için aylık 151.500,00 TL kira ödenmek zorunda kalındığını, kira alacakları nedeniyle icra takipleri başlatıldığını, tedbirin şirketin zararını artırdığını, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, tedbirin dayandığı somut sebep ve deliller ile teminat alınmamasının gerekçesinin açıklanmadığını, tedbir başvuru harcı tamamlatılmadan karar verildiğini bildirerek 29.04.2026 tarihli ara kararın 4 numaralı bendinde hükmedilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde; ihtiyati tedbir kararının şirket malvarlığının korunması amacıyla verildiği, tedbirin kaldırılmasının davacıların mühim zararlarına yol açabileceği, ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu, gelinen aşama itibariyle tedbirin kaldırılmasını gerektirir koşulların bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin müdürlük görevinin 22.04.2026 tarihli genel kurul kararıyla sona erdirilmesi nedeniyle azil istemli davanın konusuz kaldığını, sona eren uyuşmazlık nedeniyle şirket faaliyetlerini etkileyen tedbirin sürdürülemeyeceğini, şirketin 2024 yılından itibaren zarar ettiğini ve restoranın 01.08.2025 tarihinde kapandığını, davacıların işletmenin markasını sahiplenerek kullanımını engellediklerini, başka bir restoran açtıklarını ve şirkete katkı sunmadıklarını, müvekkilinin şirketi ayakta tutmak amacıyla şahsi malvarlığından kaynak aktardığını ve Mayıs 2026 itibariyle şirketten 5.136.497,19 TL alacaklı olduğunu, işten çıkarılan çalışanlara toplam 561.198,74 TL ödeme yapıldığını, genel kurulun işletmenin sürekli olarak kapatılmasına ve kira sözleşmesinin feshine karar verdiğini, stok ve demirbaş satışlarının mal kaçırma amacı taşımayıp şirket borçlarını azaltmaya yönelik zorunlu işlemler olduğunu, depoda bekletilen gıda ürünlerinin bozulacağını, şirketin aylık 151.500,00 TL kira yükü altında bulunduğunu, ödenmeyen kiralar nedeniyle İzmir 12. İcra Dairesinin 2026/5203, 2026/3295 ve 2026/4522 Esas sayılı dosyalarında takipler ve İzmir 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2026/326 Esas sayılı dosyasında tahliye davası açıldığını, şirketin 1.310.788,63 TL vergi ve 4.909.137,64 TL SGK borcu bulunduğunu, tedbir nedeniyle malların elden çıkarılamadığını, kira ilişkisinin sona erdirilemediğini ve şirketin ekonomik olarak kilitlendiğini, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, tedbirin somut sebep ve delillerinin gösterilmediğini, teminatsız karar verilmesinin gerekçelendirilmediğini, tedbir başvuru harcı tamamlatılmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle itirazın reddine ilişkin ara kararın ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Talep, limited şirket müdürünün azli istemli davada şirket malvarlığının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik verilen ihtiyati tedbir kararına itiraza ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayın incelenmesinde, davacıların davalı müdürün şirket malvarlığını elden çıkardığını ve şirket faaliyetlerini sona erdirdiğini ileri sürerek malvarlığının korunmasını istedikleri, davalı tarafın ise işletme faaliyetinin sona erdiğini ve bir kısım malların satıldığını kabul etmekle birlikte bu işlemlerin ekonomik zorunluluk nedeniyle şirket borçlarının ödenmesi amacıyla yapıldığını savunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla uyuşmazlık yalnızca gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir satış ihtimaline dayanmamakta, gerçekleştirilen ve devam edilmek istenen tasarrufların şirket menfaatine uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Şirketin yönetimine ilişkin uyuşmazlık sonuçlanmadan mevcut malvarlığının elden çıkarılması halinde davacı ortakların haklarının korunmasının önemli ölçüde güçleşebileceği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğine ilişkin kabulünde yargılamanın mevcut bulunduğu aşama itibariyle bir isabetsizlik görülmemekle, tasarrufların haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve müdürün sorumluluğunu gerektirip gerektirmediği hususlarının esas yargılamasında değerlendirilmesi gerekmekte olup, geçici hukuki koruma aşamasında bu konularda kesin bir sonuca ulaşılması beklenmeyeceğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin davanın konusuz kaldığına ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; 22.04.2026 tarihli genel kurul kararıyla müdür değişikliği yapıldığı ileri sürülmüş ise de, davacıların anılan genel kurul kararlarının iptali için dava açtıklarını ve şirket malvarlığının korunması ihtiyacının devam ettiğini bildirdikleri, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sürdüğü anlaşılmaktadır. Müdür değişikliğinin azil istemine ve eldeki davanın konusuna etkisi esas hakkında süren yargılama sırasında değerlendirilmesi gereken bir husustur. Genel kurul kararına yönelik uyuşmazlık ile şirket malvarlığı üzerindeki tasarruflara ilişkin iddia ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde, müdür değişikliği ileri sürülmesinin tek başına malvarlığının korunmasına yönelik geçici hukuki koruma ihtiyacını ortadan kaldırdığı kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin şirketin faaliyetlerinin durduğu, borçlarının arttığı ve tedbirin ölçüsüz olduğu yönündeki istinaf itirazlarına gelince; verilen tedbirin davalı müdürün azline veya şirketin tasfiyesine ilişkin olmayıp, dava dışı şirketin mevcut malvarlığının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik olduğu, şirket faaliyetinin tedbir kararından önce durdurulduğunun bizzat davalı tarafça ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle faaliyetlerin sona ermesini ihtiyati tedbirin sonucu olarak değerlendirmek mümkün değildir. Şirketin borçlu olması ve malların satışından sağlanacak bedelle borçların ödenmek istenmesi de, taraflar arasında bu tasarrufların şirket yararına olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık sürerken, koruma tedbirinin bütünüyle kaldırılmasını gerektirmemektedir. Öte yandan, bozulma veya değer kaybı tehlikesi bulunan mallar ile muhafaza giderleri bakımından ortaya çıkabilecek somut ihtiyaçların, ilgili mallar ve önerilen koruma yöntemi belirtilerek ilk derece mahkemesine sunulması ve tedbirin kapsamının durum ve koşullara göre yeniden değerlendirilmesi mümkündür. Tedbir, bütün malların koşulsuz olarak elden çıkarılmasına izin verilmesini zorunlu kılmadığı gibi, muhafazaya ilişkin somut ihtiyaçların mahkemece değerlendirilmesine de engel değildir. Bu hususlar gözetildiğinde şirketin borçları, kira yükü ve stokların muhafazasına ilişkin itirazlar tedbirin tümüyle kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı vekilinin tedbirin gerekçesiz olduğuna ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; şirket malvarlığının elden çıkarılmasına ilişkin taraf açıklamaları, işletme faaliyetinin sona ermiş olması ve tedbirin kaldırılması halinde şirket malvarlığının korunmasının güçleşebileceği hususlarının tedbir kararı ile itiraz üzerine verilen kararın dayanağını oluşturduğu, tedbir konusu şirket ve koruma altına alınan malvarlığının kararın hüküm bölümünde gösterildiği, kararların birlikte değerlendirilmesi halinde koruma ihtiyacının ve tedbirin amacının anlaşılabildiği kabul edilmiştir. Mevcut malvarlığının muhafazasına yönelik tedbir, hükümle elde edilecek sonucu önceden sağlar ve uyuşmazlığın esasını çözer nitelik taşımamaktadır. Teminata ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; HMK'nın 392/1. maddesi uyarınca durum ve koşulların gerektirmesi halinde gerekçesi belirtilmek suretiyle teminat alınmamasına karar verilmesi mümkündür. Somut olayda korumanın davacıların kişisel alacaklarının tahsiline değil ortak olunan şirket malvarlığının muhafazasına yönelmesi, şirketin fiilen faaliyetinin kalmadığının ve malların satışına başlandığının taraf açıklamalarından anlaşılması ile itirazın reddine ilişkin kararda da vurgulanan önemli zarar ihtimali birlikte gözetildiğinde, mevcut durum ve koşullar bakımından teminat alınmaksızın koruma sağlanmasına ilişkin takdirin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Tedbirin ve teminatın değişen durum ve koşullara göre ilk derece mahkemesince yeniden değerlendirilmesi mümkün olup belirtilen nedenlerle teminata yönelik istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 474,00 TL'nin ihtiyati tedbire itiraz davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbire itiraz edenin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.