İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1174 E. 2026/672 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1174
Karar No
2026/672
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1174 Esas - 2026/672 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/1174 KARAR NO: 2026/672

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ: DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 KARAR TARİHİ : 15/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 12/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette yazılım destek personeli olarak çalışırken 15.09.2023 tarihinde haklı neden olmaksızın ve ihbar süresine uymaksızın iş sözleşmesini feshettiğini, ardından aynı sektörde faaliyet gösteren rakip İnfera Teknoloji şirketinde çalışmaya başlayarak sözleşmedeki sır saklama ve iki yıllık rekabet yasağına aykırı davrandığını, görevi gereği müvekkilinin yazılım ve ticari sırlarına erişim imkânına sahip olduğunu ileri sürerek, 38.597,26 TL ihbar tazminatı, 49.090,36 TL sır saklama yükümlülüğüne aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve 294.542,16 TL rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, bu nedenle ihbar tazminatı ve cezai şart istenemeyeceğini, rekabet yasağının da sona erdiğini, davacı nezdindeki görevinin program kullanıcılarına destek sağlamakla sınırlı olup yazılımın kaynak kodlarına ve ticari sırlara erişiminin bulunmadığını, yeni işyerinde donanım, bakım ve onarım işlerini kapsayan farklı bir görevde çalıştığını, iki şirket arasında rekabet ilişkisi ve davacının zararını gösteren somut delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Ankara Batı .....İş Mahkemesinin ..... E sayılı dosyasında açılmış, mahkemece 25/06/2024 tarihinde Ankara Batı .... İş Mahkemesinin...... E sayılı dosyası ile birleştirilmiş, Ankara Batı .... İş mahkemesince sır saklama yükümlülüğünden ve haksız rekabetten kaynaklı cezai şarta ilişkin alacak kalemleri yönünden görevsizlik kararı verilerek mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kayıt yapılmıştır. Dava, sır saklama yükümlülüğüne ve rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Rekabet yasağına ilişkin olarak somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacaktır. Taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlali için öngörülen ceza koşulu ise, borçulun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan geciktirici koşul niteliğinde bir edimdir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2023, s.1335) TBK'nın 182. maddesinde, tarafların cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceği düzenlenmiştir. Mahkememizce dosya Rekabet Uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek rapor tanzimi istenmiştir. Alınan bilirkişi raporunda özetle;"İşçinin belirsiz süreli iş ilişkisi içinde olması nedeniyle rekabet yasağı anlaşmasının yapılabileceği, İş Sözleşmesindeki rekabet yasağının genel çerçevesi itibari ile geçerli olduğu, ancak bu yasağın; Davalının faaliyet alanları arasında geçmeyen ve Davalının Davacı şirketteki çalışma alanı dışında bulunduğu anlaşılan belediyeler ve HBYS dışındaki sağlık sektörüne ilişkin program, yazılım vs. üreten şirket, müessese, şahıs vs. teşebbüslere yönelik olamayacağı, ayrıca Türkiye’nin Karadeniz, İç Anadolu ve Marmara Bölgeleri rekabet yasağı getirilen coğrafi alan olarak aşırı derecede geniş bir alan oluşturduğu, bu bakımından Sayın Mahkemenin TBK m. 445/II’deki yetkisini kullanarak bu yasağın kapsamını daraltabileceği, Somut olayda iş ilişkisinin sona ermesinden sonra rakip firmada çalışmaya başlanmasının tek başına iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırılık sayılmayacağı, dosya kapsamında davalı işçinin işle ilgili mahrem ve sır niteliğinde bilgilere vakıf olduğu somut olarak ortaya konulmadığı; diğer bir ifadeyle davacı tarafından davalı işçinin hangi ticarî sırlara vakıf olmak suretiyle takiben işe başladığı şirketin menfaatine yarar sağladığının ispat edilmediği; bu doğrultuda sözleşmede yer alan rekabet yasağı ihlalinin söz konusu olup olmadığına ilişkin takdirin ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sayın Mahkemece rekabet yasağının ihlal edildiğinin tespiti halinde davalının, TBK m. 182/3’teki olanaktan yararlanabileceği ve Sayın Mahkemenin aşırı gördüğü ceza koşulunu indirebileceği," denilmiştir. Dosyaya kazandırılan davalıya ait hizmet döküm kayıtlarının incelenmesinde; davalının davacı şirket bünyesindeki çalışmasının 11/02/2019-15/092023 tarihleri arasında olduğu, bu firmadan ayrıldıktan sonra 18/09/2023 tarihinde ...........Teknoloji Bilişim ve Bilişim Hizmetleri A.Ş' de işe başladığı anlaşılmaktadır. Davacının eski görevi ile yeni görevi arasında rekabet yasağı ile sır saklama yükümlülüğünün ihlalini gerektirir bir benzerlik olup olmadığı hususunda teknik bilirkişiden de rapor alınmıştır. Mahkememize sunulan teknik bilirkişi raporunda; "davacının davalı bünyesinde yazılım destek personeli olarak çalışmış olduğu, bu hizmette hastaneden gelen yazılıma dair hatalar, eksikler ve önerileri analiz ederek yazılım ekibine bildirdiği, aynı şekilde yazılım ekibinin yaptığı yenilikleri iyileştirmeleri müşteri kullanıcılarına izah ettiği, ancak fiilen yazılım kodlaması yapmamış olduğu, bir yazılımda iş akış ve analiz kısmının da yazılımın bir parçası olduğu, iş akış ve algoritmalarının yazılımın bir parçası olduğu, Davalının dava dış şirket Bünyesinde; SGK kayıtlarında operasyon uzmanı olarak geçtiği, imzalamış olduğu görev tanımından müşteri olan hastane ve tesis yönetimi konusunda müşteri ile görüşerek sistem hakkında iyileştirme geliştirme, yazılım ekibine destek, raporlama geri besleme faaliyetlerinde bulunmak olası yazılım sorunları hakkında müşterilere destek olmak, müşterilerden gelecek öneri ve sorunları analiz ederek yazılım ekibine iletmek şeklinde görevli olduğu, her iki şirkette de aynı yada çok yakın iş yapmış olduğu net olarak değerlendirilmiştir. Davalının davacıda çalıştığı dönemde hastane yazılımları hususunda özetle müşterilere yardımcı olduğu, önerileri ve geri beslemeleri yazılım ekibine ilettiği anlaşılmıştır. Hastane yazılımları sağlık bakanlığının belirlediği ve yayınladığı kriterlerde geliştirilen, değişik programlama dilleri ve arayüzlerle oluşturulan yazılımlardır. Hastane yazılımı geliştiren bir firmada işe başlayan bir yazılımcı yazılıma katkı sağlamak ve üretime geçebilmesi için yazılım sektöründe "domain bilgisi" olarak adlandırılan alan bilgisine sahip olması kritik öneme sahiptir. Yazılıma dair olası bir iyileştirme, hata durumunda nereye bakacağı, hangi koda müdahale edeceği gibi hususlar problemin çözümüne ciddi katkı sağlayacak ve kısa sürede çözüm gelmesini sağlayacaktır. Dosya muhteviyatı ile davacı uhdesinde çalışırken elbette davalı hastane yazılımları konusunda tecrübe kazanmıştır. Hastane yazılımları iş akışları konusunda tecrübe kazanmıştır. Bu her yazılımcı ve yazılım destek uzmanının olağan durumudur. Nitekim hastane yazılımı üreten şirketler zaman zaman eğitim, etkinlik gibi çalışmalar yatırımlar yapmaktadır. Ancak bu eğitim ve çalışmaları yaptığı işi daha iyi yapmak, daha etkin yapmak yani özetle olağan olarak ticari kazancını arttırmak için yapmaktadır. Bu katkılar aynı zamanda personelinde kendisini geliştirmesini sağlamakta ve CV sinde artı puan katmaktadır. Her yazılımda elbette yeni bir algoritma, yeni bir metod, yeni bir buluş kullanılabilmektedir. Bu algoritmaların, metodların geliştirilmesi zaman isteyen ve ciddi bir efor gerektiren işlerdir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davalının davacıya ait hastane yazılımında anonim olmayan ve sadece kendilerinin bulduğu, geliştirdiği hangi algoritmayı, hangi iş akışını veya hangi metodu bildiği ya da yeni çalıştığı şirkette kullandığı gözlenememiştir. Hali hazırdaki veriler ile davalının davacıda çalışırken hastane yazılımları konusunda tecrübe kazanmış olduğu net olarak değerlendirilmiştir. Bu durumun izahı için bir motor ustasının yanında çalıştırdığı çırağa 4-5 sene boyunca tecrübe ve işi öğrettiği, aynı zamanda çırağın çalışması ile menfaat sağladığı, sonrasında bu çırağın başka usta yanında çalışmaya başlaması ile benzer durum olduğu.... Davacının işlettiği hastane yazılımlar hususunda anonim olmayan, ticari sır olarak nitelenebilecek, fikri koruma sıfatına sahip olabilecek algoritma, iş akışı veya tasarım dosya içinde bulunmadığı dolayısıyla korunmaya değer veya ticari sır denilecek bir paylaşımın davalı tarafından yeni şirkete paylaşıldığına dair bir bulgu olmadığı değerlendirilmiştir." değerlendirilmiştir. Davalının, özellikle davacı nezdinde yaptığı görev gözetildiğinde, davacı şirkete ait sır niteliğinde sayılabilecek bilgilere ulaşabilecek konumda olmadığı, davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanına sahip olduğunun ispat edilemediği anlaşılmış, öte yandan, her ne kadar davacı tarafça, davalının sır saklama yükümlülüğünü de ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de bu iddianın ispatına yönelik delil sunulmadığından, diğer bir deyişle davalının, davacının iş sırlarını kullandığı ya da başka kişilere kullandırttığı somut olarak ispat edilemediğinden, söz konusu iddia bakımından davanın ispat edilemediği görülmüştür. (Davacısı ile mahkememiz dosyası davacısı aynı olan, davalısının yine yazılım destek personeli olduğu emsal mahiyetteki Ankara BAM 20. HD. 2024/805 E, 2026/10 K sayılı ilamı) Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan belirli süreli iş sözleşmesi incelenmiş, sözleşmenin "personelin sır saklama, rekabet etmeme, dürüst davranma borcu" başlığı altında rekabet etmemeye ilişkin düzenleme yapıldığı görülmüş ve iş bu sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün TBK'nın 445/1.maddesi uyarınca yer ve zaman sınırlaması içerdiği sabit ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerden tanık anlatımlarından davalı işçinin yazılım destek uzmanı olarak çalıştığı yaptığı görevi itibarıyla davacı işverenin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfuz etmek gibi Borçlar Kanununun 348.maddesinde belirtilen bir konumda bulunduğu ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olduğu kanıtlanamamıştır. Davalının, sır saklama taahhüdüne aykırı davrandığı iddia edilmiş olsa da, somut olayda davacının aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmasının tek başına sır saklama taahhüdüne aykırılık teşkil etmeyeceği, davacının her iki firmada da yapmış olduğu yazılım destek uzmanlığı işinin ve eğitiminin davacı firmanın sırlarına vakıf olmayı gerektirmediği, davacının iş sırlarını kullandığının gerek dinlenen tanık beyanları, gerek dosyaya sunulan deliller ışığında ve tüm dosya kapsamında ispat edilemediği anlaşılmakla, başlatılan takip haksız olsa da kötü niyetli olduğuna dair dosyada somut bir delil bulunmamakla davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi ve davacının itirazın iptali talebinin reddine ilişkin karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın REDDİNE, *Kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın dava açılırken peşin olarak alınan 4.616,18-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.884,18-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık AÜT gereğince reddedilen dava değeri (343.632,52 TL) üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 54.981,70-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.680,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/09/2026

Katip ..... E-imzalıdır Hakim ......E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1174, K. 2026/672, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1174-e-2026-672-k-8f7c2fa45b29