İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/651 E. 2026/697 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/651
- Karar No
- 2026/697
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/651 Esas - 2026/697 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/651 KARAR NO: 2026/697
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLLERİ: DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 12/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların, davalı şirketin talep ettiği testlerin müvekkiline ait laboratuvarlarda yapılması konusunda anlaştıklarını, testlere konu numunelerin davalı şirket çalışanı Hakan Kuşbayğı tarafından numune kabul formu imzalanarak teslim edildiğini, kararlaştırılan testler gerçekleştirilerek 14.01.2025 tarihli e-faturanın düzenlenip davalıya gönderildiğini, ancak hizmet bedelinin ödenmediğini, numune kabul formu, test sonuçları ve davalı şirket çalışanıyla yapılan WhatsApp yazışmalarının hizmetin verildiğini ve alacağın varlığını ortaya koyduğunu, yazılı ve sözlü ödeme taleplerine rağmen borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının üstlendiği hizmeti kararlaştırılan nitelik ve kalite standartlarına uygun biçimde yerine getirmediğini, hizmetin eksik ve ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ve talep edilen bedeli ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, ayıplı ifadan kaynaklanan zararlarının tazminini veya bedelde indirim yapılmasını talep ettiklerini, davacının ağır kusuru nedeniyle ayıp bildirimi yönünden herhangi bir süreyle bağlı olmadıklarını, davacının sunduğu WhatsApp yazışmalarının tarafı olan .....’nın müvekkili şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, bu kişinin işlem ve beyanlarının şirketi bağlamayacağını ve şirket aleyhine borç doğurmayacağını, davacının da temsil yetkisinin bulunmadığını bildiğini savunarak davanın reddine, takibin iptaline ve davacı aleyhine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
TOPLANAN DELİLLER : -Taraflara ait Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya arasına alınmıştır. -Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün ...... takip sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. -Sincan Vergi Dairesi ile Cumhuriyet Vergi Dairesi Müdürlüklerinden tarafların uyuşmazlık konusu yıla ait karşılaştırmalı alış satış analizlerine ilişkin kayıtlar celp edilmiştir. -Taraflara Ticari Defter ve Kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verilmiş, taraflarca söz konusu kayıtların bulunduğu yerlerin bildirildiği anlaşılmıştır. -Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulundan resen seçilen SMM bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan raporlar dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından sunulan laboratuvar analiz hizmeti karşılığında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ....... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı, takibin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ödeme emrinin davalıya 17/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından23/06/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 02/09/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalı tarafından gönderilen numuneler üzerinde davacı laboratuvarınca analiz ve test işlemlerinin gerçekleştirildiği, yapılan analizler karşılığında 14/01/2025 tarihli, ....... numaralı ve 68.972,40 TL bedelli e-faturanın düzenlendiği, fatura içeriğinde pH, organik madde, toplam fosfor, suda çözünür potasyum oksit, toplam azot, humik-fulvik asit, klor oranı ve toplam serbest amino asit analizlerinin ayrı ayrı gösterildiği, davacı tarafından numune kabul belgeleri ile analiz/test sonuçlarının da dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Fatura içeriğindeki kalemlerin niteliği itibarıyla taraflar arasındaki ilişkinin bir mal satımından değil, belirli numuneler üzerinde belirli analizlerin yapılarak objektif ve denetlenebilir bir analiz sonucunun meydana getirilmesinden kaynaklandığı değerlendirilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 470. maddesinde eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak düzenlenmiştir. Somut olayda da davacının üstlendiği edim salt bir faaliyette bulunmaktan ibaret olmayıp, davalı tarafından teslim edilen numuneler üzerinde kararlaştırılan analizlerin gerçekleştirilmesi ve bunun sonucunda analiz/test sonuçlarının meydana getirilmesidir. Bu nedenle uyuşmazlığın niteliğine uygun düştüğü ölçüde eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere bir adet Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda; hem davacı hem davalı tarafın defterlerinin kanunun aradığı şartları taşıdığı, sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu faturanın yalnızca davacının değil, davalının da ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 222. maddesinde, usulüne uygun tutulan ve birbirini doğrulayan ticari defter kayıtlarının ticari uyuşmazlıklarda delil niteliği düzenlenmiştir. Mahkememizce alınan 03/03/2026 tarihli kök rapor ile 31/07/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; '' Tarafların ticari defterlerinin VUK ve TTK hükümlerine göre tutulmuş olduğu. kanuni defter noter açılış ve kapanış tasdik ve e-defter beratlarının yasada belirlenen sürede GİB sistemine yüklenmiş olduğu, Davacı tarafından düzenlenen dava ve takip dayanağı 14.01.2023 tarihli ....... no`lu 68.972.40 TL bedelli fatura davalı tarafından herhangi bir itiraz olmaksızın 14.01.2025 tarih. 202 no.lu yevmiye maddesi ile ticari defterlerine kaydedildiği, faturanın davalı tarafından BA formu ile beyan edildiği, Davacının Ankara Batı İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyasında başlatmış olduğu ilamsız icra takip tarihi olan 16.06.2025 tarihi itibariyle davacı şirkete 68.972,40 TL tutarında borçlu gözüktüğü, Taraf defterlerinin birbiri ile örtüştüğü, Taraflara ait Ba-Bs bildirimlerinin birbiri ile uyumlu olduğu. davacının düzenlediği dava ve takibe konu 68.972,40 TL tutarındaki faturanın davalı şirketin Ba formlarında yer aldığı, Davalının Ba formu ile davacı tarafından düzenlenen dava ve takibe konu faturanın beyan edilmesinin fatura içeriği malın/hizmetin teslim edildiğinin kabulünü gerektirdiği hususunda nihai değerlendirme ve karar yetkisinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı tarafından yapılan hizmetin eksik veya ayıplı olduğuna dair davalı tarafından bir bildirimde ve/veya talepte bulunduğuna dair bir kayıt/belge dosya içerisinde bulunmadığı." nin belirlendiği anlaşılmıştır. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, faturaya itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD. 2017/2642 E, 2018/8096 K sayılı 19/12/2018 tarihli ilamı) Türk Ticaret Kanunu’nun 21 inci maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşme ilişkisini inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi, başka bir ifadeyle (hizmet) alım-(hizmet) satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/66 E., 2023/534 K. sayılı kararı) Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2019 tarih, 2017/823 E., 2019/553 K. sayılı kararı) Somut olayda ise fatura davalının ticari defterinde de kayıtlıdır. Bunun yanında numunenin kabul edildiğine ve analizlerin gerçekleştirildiğine ilişkin kayıt ve analiz sonuçları da dosyada bulunmaktadır. Bu hâliyle taraflar arasındaki akdî ilişkinin ve davacının fatura konusu edimini yerine getirdiğinin kanıtlandığı kabul edilmiştir. Davalı taraf, analiz hizmetinin gereği gibi yerine getirilmediğini, hizmetin eksik ve ayıplı olduğunu savunmuş ise de; hangi numuneye ilişkin hangi analiz sonucunun hatalı olduğu, analizde hangi teknik yöntemin veya standardın ihlal edildiği, olması gereken sonuç ile davacının belirlediği sonuç arasındaki farkın ne olduğu somutlaştırılmamıştır. Davalı tarafından analiz sonuçlarının yanlış olduğunu ortaya koyabilecek karşı laboratuvar analizi, bağımsız teknik inceleme, tespit raporu, ölçüm sonucu veya benzeri herhangi bir objektif veri de dosyaya sunulmamıştır. Bu nedenle salt “hizmet ayıplıdır” biçimindeki soyut savunmanın, davacının ticari defterler, davalı defterlerindeki karşı kayıt ve analiz belgeleriyle ortaya koyduğu alacağı bertaraf etmeye yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Eser sözleşmelerinde ayıp hükümleri TBK’nın 474 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, TBK’nın 474. maddesi gereğince iş sahibinin eseri teslim aldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmesi ve mevcut ayıpları uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmesi gerekir. TBK’nın 477. maddesine göre ise gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde eser kabul edilmiş sayıldığı gibi, sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların dahi öğrenilmesinden sonra gecikmeksizin yükleniciye bildirilmesi zorunludur. Açık ayıp, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıp ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade eder. Yüklenicinin açık ayıplar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için teslimden itibaren makul sürede (işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir zaman süreci içinde) eserin muayenesini yaptırıp varsa ayıplarını ihbar etmesi gerekir (BK.md.359). Aksi halde yüklenici ihtirâzi kayıtsız eseri kabul etmiş sayılacağından ayıba bağlı hakları yitirir (BK.md.362). Sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların da ayıba vakıf olunur olunmaz derhal bildirilmesi gerekir. Aksi halde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2016/1874 E., 2017/1749 K. sayılı kararı) Somut olayda davalı tarafından analiz sonuçlarının tesliminden sonra davacıya yöneltilmiş, belirli bir analiz veya test sonucundaki ayıbı gösteren herhangi bir süresinde ayıp bildirimi de ispatlanamamıştır. Davalının cevap dilekçesinde davacının ağır kusurlu olduğu ileri sürülmüş ise de ağır kusurun hangi somut eylemden kaynaklandığı açıklanmadığı gibi buna ilişkin herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Kaldı ki davalı tarafından dayanılan yüksek mahkeme kararı da ticari satım sözleşmesinde satılanın ayıplı olması ve satım hukukundaki ayıp ihbarı hükümlerine ilişkin olup, somut uyuşmazlığın konusu eser sözleşmesine dayanmakta olup mahkememiz dosyası açısından doğrudan uygulanabilir nitelikte değildir. Davalının ayrıca davacıyla iletişim kuran Hakan Kuşbaygı isimli kişinin şirketi temsile yetkili olmadığı yönündeki savunması da sonuca etkili görülmemiştir. Davacının alacağının varlığı yalnızca söz konusu kişiyle gerçekleştirilen WhatsApp yazışmalarına dayanmamakta; numunelerin davacıya ulaştırılması, analizlerin gerçekleştirilmesi, analiz sonuçlarının düzenlenmesi ve özellikle buna ilişkin faturanın davalı şirketin kendi ticari defterlerine kaydedilmiş olması ile taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki bağımsız delillerle doğrulanmaktadır. Bu nedenle söz konusu yazışmalar, akdî ilişkinin tek veya kurucu delili olmayıp mahkememizce salt bu yazışmalara itibar edilmemiş, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davalı tarafından takibe konulan faturaları kendi defterlerine işlediği, aynı zamanda vergi dairesine bildirdiği, faturanın içeriğine ilişkin itirazının bulunduğuna dair herhangi belge sunulmadığı, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini teyit eder mahiyette olduğu,davalının fatura konusu hizmeti almadığını yahut borcun sona erdiğini kanıtlayamadığı gibi, ileri sürdüğü ayıplı ifa savunmasını da somutlaştırmadığı ve ispata elverişli herhangi bir teknik delille kanıtlayamadığı da dikkate alınarak davalının davacıya bilirkişi raporunda belirlenen miktar kadar borçlu olduğu, davacının bu miktar üzerinden başlattığı takibe davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmış, davacının davasının kabulüne karar ermek gerekmiştir. Yine taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olup, talep olunan tutar belirlenebilir mahiyette olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KABULÜ ile; Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 68.972,40-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacak (68.972,40-TL) miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (13.794,48- TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 4.711,51-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 833,02-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.878,49-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 833,02 -TL peşin harç ile 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.448,42 TL' nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 8.606,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/09/2026
Katip .....E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır