Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1506 E. 2026/1278 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1506
Karar No
2026/1278
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1506

KARAR NO: 2026/1278

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/12/2024

NUMARASI: 2022/518 Esas - 2024/887 Karar

DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Polis Akademisi Başkanlığı ve bağlı eğitim biriminde öğrenim gören öğrenciler için giyecek malzemelerinden olan bayan pijama, erkek pijama ve spor tişört temini için yapılan ihaleye girerek verdiği KDV hariç 287.750 TL'lik fiyat teklifi polis akademisi ihale komisyonunca uygun bulunup, ihale yetkilisince onanarak davacı ile 26/04/2012 tarihinde sözleşme imzalandığını, bunun üzerine davacının davalı ... Kumaş ismi ile faaliyette bulunan ... ile polis akademisi başkanlığınca verilecek muhtelif giyim malzemelerinin kumaşının sağlanması işinin temini için 17/05/2012 tarihinde sözleşme yapıldığını, sözleşme gereğince davalıya nakden 70.100 TL ödendiğini, arta kalan imalat bedeli için toplam 135.650 TL tutarında dört adet çek verildiğini, bilahare ek iş için 8.250 TL olmak üzere dört çek daha verildiğini, ancak davalının imalatlarının teknik şartnameye uygun olmadığının tespit edildiğini, bu sebeple kusurlu, ayıplı mal niteliğinde kabul edilerek yapılan imalatın polis akademisi tarafından kabul edilmediğini, ihalenin feshedildiğini, davacının yatırdığı teminatın irad olarak kaydedildiğini, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilerek sözleşmeye aykırı malzemelerin geri alınmasını, icraya konan çeklerle sözleşme kurulurken ödenen meblağların iadesini ve yapılan masrafların tazmininin talep edildiğini, davalının buna cevap vermediğini, davacı tarafından Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/517 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, icraya konan çeklerle ilgili ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacının iyi niyetini koruyarak çözüm arayışı içine girdiğini, ancak davalı tarafın daha önce mal karşılığında davacıdan aldığı çekleri bankaya ibraz edip arkasını yazdırdığını ve icra takiplerine başladığını, bu takiplerle davacı taşınmazlarına hacizler koydurduğunu, davacının davalıya yeniden ihtarname gönderdiğini, çeklerin arkasının yazdırılması sebebiyle davacı firmanın imajının zedelendiğini, bu durumdan kaynaklanan müspet ve menfi zararları ile manevi zararlarının tazmininin talep edildiğini, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, davalının bu ihtarnameye de cevap vermediğini, taraflar arasında yapılan telefon görüşmesi sonucu taraflar Ankara'ya gelerek 17/01/2013 tarihli protokolü imzaladıklarını, protokolde cezai şart tazminatının kararlaştırıldığını, protokolü diğer davalı ...'in kefil sıfatı ile imzaladığını, ancak davalıların prokol şartlarını tamamen yerine getirmediğini, protokol gereğince şartları yerine getirmeyenin 145.000 TL cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığını, davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan "Protokol" adlı sözleşmenin davalılarca ihlalinden doğan 145.000 TL cezai şart tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;mahkememizin yetkisine itiraz ederek davalıların her ikisinin de ikametinin İstanbul'da bulunduğundan İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve dosyanın yetki yönünden reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Dava, taraflar arasında kurulan kumaş temin sözleşmesi kapsamında, davalı taraftan belli nitelik ve miktarda kumaş alımı için davacının , davalı tarafa ödeme yaptığı ancak davalının temin ettiği kumaşların sözleşmede belirtilen niteliklere aykırı olması ve davacının girdiği kamu ihalesinin iptali üzerine tarafların 17/01/2013 tarihli protokol ile sözleşmeyi yeniden yapılandırıldığı, tarafların protokole aykırı davranması halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin hüküm gereğince davalının protokolde belirlenen ödemeyi yerine getirememesi nedeni ile davacının cezai şart talep edip edemeyeceği noktasındadır. Davacı, davalı tarafın protokolde belirtilmiş olan son tarihli bononun ödenmemesi nedeni ile davalının sözleşmeye aykırı davranmış olmasından kaynaklı olarak yine sözleşmede belirlenen cezai şart tazminatını talep etmişse de, dava konusu edilen protokolde düzenlenen cezai şart hükmünün seçimlik olarak düzenlendiği bu kapsamda davacının davalı taraftan sözleşmede belirtilen edimi veya belirlenen cezai şart alacağını talep edebilecektir. Somut olayda davacı taraf ödenmeyen 30/06/2013 tarihli senet yerine cezai şartı alacağını talep etmesi gerekirken, senedin ödenmesi için ....İcra Müdürlüğünden yasal takip başlattığı, davalının da borcunu ödediği, davacının böylelikle söz konusu senedin ifasını talep ederek cezai şart alacağından vazgeçtiği anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen protokolde cezai şartın açıkça düzenlendiği görülmekte olduğunu, mahkemenin, sözleşmenin davalı tarafından eksik veya gereği gibi yerine getirilmediğini tespit etmesine ve dosyayı bilirkişiye tevdi ettiği zaman, ara kararında bu hususu belirtmesine karşın, bilirkişi raporunda yazılan seçimlik hak görüşüne yönelerek davayı reddettiğini, red kararının hakkaniyetli olmadığını ve dava konusu protokole aykırı olduğunu, bilirkişiye verilen görevin tam olarak yerine getirilmediğini, dosyada üstün körü, konuyu basite indirgeyen bir rapor düzenlendiğini ve konunun yanlış yansıtıldığını, davalının kendi kusurlu hareketine rağmen ve sözleşmenin feshedilip, malların kabulünün yapılmadığını bildiği halde, davacının daha önce vermiş olduğu çekleri ve senetleri icraya intikal ettirdiğini ve davacının taşınmazları üzerine haciz koydurup, 40 yıllık ticari itibarının sarsılmasına sebep olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma protokolü sonrasında da davalının vermiş olduğu senetleri süresinde ödemediğini ve protokol şartlarını ihlal ettiğini, bu sebeple davacının bu senedi icraya koymak zorunda kaldığını, protokolde davalı ...'in de kendi el yazısı ve imzası bulunduğunu, bu nedenle protokolün tarafı olarak yapılan ihlalden bu kişinin de sorumlu olduğunu, bilirkişinin hesaplama yapmaktan kaçınarak hukuki görüş belirttiğini ve mahkemeyi yanlış yönlendirdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.

Davacı taraf, taraflar arasındaki 17/01/2013 tarihli protokolün 5. Maddesi ile 30/06/2013 tarihli 25.000 TL lik bononun süresinde ödenmeyerek protokolün ihlal edilmesi nedeniyle 6. Madde ile kararlaştırılan 145.000 TL cezai şartın ödetilmesini istenmiştir.

Davalı taraf protokol ile davacıya yüklenen ayıplı ürünlerin davalıya teslimine ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmediğini, bu durumda protokolde karalaştırılan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınma haklarının bulunduğu savunmuş, yargılama aşamasında 30/05/2023 tarihli dilekçesi ile bahsi geçen senedin takibe konu edildiği ... icra müdürlüğünün ... e. Dosyasına ödemenin yapıldığını belirterek ödeme dekontunu ibraz etmiş, davacı tarafta yargılama aşamasındaki takip eden beyanlarında ödemenin süresinde yapılmadığını cezai şartın ödenmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen protokolün 1. Maddesi 1.)... Firması, Polis Akademisine dağıtımı yapılan 40.000 adet tişört ve 8.500 adet pijamayı toplatıp Ankara'da ... firmasına sağlam olarak teslim edecektir. (Tişört 40000 x 2 TL - 80.000 TL, Pijama 8.500 x 6,75 TL = 57.375 TL artı KDV tutarında fatura Kesilecektir.) 5. Maddesi "Buna karşılık, Polis Akademisi'nden geri alınan dikilmiş malların ... Kumaşa teslimi nedeniyle, ... adına ...'in çekleri veya bonoları olmak üzere 28.02.2013 tarihinde 25.000 TL, 30.03.2013 tarihinde 25.000 TL, 30.04.2013 tarihinde 25.000 TL, 30.05.2013 tarihinde 25.000 TL, 30.06.2013 tarihinde 25.000 TL, 30.07.2013 tarihinde 20.000 TL olmak üzere toplam 145.000 TL ...'a ödenecektir. Bu çekler veya bonolar; kumaşların geri verilmesi ve yapılan masrafların karşılığı alınmaktadır. 6. Maddesi Yukarıda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen taraf, cezai şart olarak diğer tarafa 145.000 TL tazminat ödeyecektir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Dosyaya toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafın protokol yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalının ise 5. Maddede belirtilen senetlerden 30.06.2013 tarih ve 25.000 TL bedelli bonoyu süresinde ödemediği, davacı tarafça .... İcra müdürlüğünün ... dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe geçildiği, davalı tarafça dosya borcunun eldeki davanın açılış tarihi olan 04/09/2013 tarihinden sonra 27/09/2013 tarihinde icra dosya numarası da açıklama kısmına yazılarak toplan 31.655 TL olarak icra dairesinin ... hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu bahsi geçen bedelin protokolde düzenlenen süreden sonra ödenmiş olmasının sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini gerektirip gerektirmediği noktasındadır.

Uyuşmazlığın çözümü için “cezai şart (ceza koşulu)” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selahâttin Sulhi Tekinay: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).

Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun) diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa, Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33).

Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 179 uncu maddesi: “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.

Maddenin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. Örneğin, satıcının sattığı malı teslim etmemesi hâlinde alıcının mal yerine 100.000,00 TL ceza koşulu isteyebileceği kararlaştırılmışsa, alıcı ister malın teslimini, isterse ceza koşulunu isteyebilir. Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup, alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister.

Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).

İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.

Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen cezai şart ise maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece cezai şart ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür cezai şartta borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece cezai şartın ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.

Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukuki durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, s. 145-154).

Cezai şarta ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Örneğin satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alacaklıya hem ayıpsız bir mal teslim edileceği hem de ceza koşulu ödeneceği kararlaştırılabilir. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, s.138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 2019/(19)11-775 Esas, 2022/962 Karar; 14.10.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3083 Esas, 2021/1225 Karar; 29.06.2021 tarihli ve 2017/(13)3-2245 Esas ve 2021/880 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas No: 2022/11-414 Karar No: 2023/536 kararı)

Somut olayda; protokolün 6. Maddesindeki "Yukarıda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen taraf, cezai şart olarak diğer tarafa 145.000 TL tazminat ödeyecektir.” düzenlemesi TBK 179/1 cümlesinde anlamına bulan "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." seçimlik cezai şart niteliğindedir. Bu duruda davacı ya ifayı yada cezai şartı talep edebilir. Davacı taraf protokolü ihlal eden süresinde ödenmeyen bonoyu icra takibine konu etmiş olup zımnen tercihini cezai şart talebi değil ifa yönünde yapmış, davalı tarafça da dava açıldıktan sonra da olsa ifa gerçekleştirilmiştir. Bu durumda davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1506, K. 2026/1278, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1506-e-2026-1278-k-0b00976246f8