Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/803 E. 2026/1447 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/803
- Karar No
- 2026/1447
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/803
KARAR NO: 2026/1447
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/02/2025
NUMARASI: 2024/810 Esas - 2025/169 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında likit petrol gaz (...) alım satımı hususunda ..../.... numaralı anlaşma imzalandığını, taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine uygun olarak mal bedeline mahsup edilmek üzere birincisi mal bedelinin 610'una denk olan 112.600 ABD Dolarını 19.01.2023 tarihinde ve ikincisi mal bedelinin % 20'sine denk olan 225.200 ABD Dolarını 10.02.2023 tarihinde olmak üzere toplam 337.800 ABD Doları'nı davalı tarafa ödendiğini, davalı taraf, 30.01.2023 tarihinde taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine uygun olarak bir Teyit İhbarı düzenlendiğini, ilk mal teslimatın 12.02.2023 - 18.02.2023 tarihleri arasında yapılacağını teyit ettiğini, taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine ve davalı tarafın düzenlediği Teyit İhbarı belgesine göre davalı, ilk mal teslimini 2023 yılının Şubat ayı içinde ve 12 ile 18 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirmesi gerektiğini, ancak davalı tarafından hiçbir mal teslimi gerçekleştirilmediğini, davalı tarafın temerrütü nedeniyle davacının İtalyan avukatı ..., 07 Mart 2023 tarihinde, borçlu karşı tarafın mal teslim borcunu yerine getirmediğini, 09.03.2023 tarihine kadar ödenmiş olan peşinat toplamı 337.800 ABD Dolarının iadesini veya mal teslimine ilişkin belgelerin temin edilmesini, aksi halde taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinin feshedilmiş sayılacağını ihtar edildiğini, davalı tarafın 07 Mart 2023 tarihine kadar mal bedeli peşinatı 337.800 ABD Dolarını davacıya iade ettiğini, olması ve mal teslimine ilişkin belgeleri temin etmemesi nedeniyle, yine davacının İtalyan avukatı ..., davalı tarafa 10 Mart 2023 tarihinde gönderdiği ihtar mektubuyla taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinin davalı tarafça esaslı surette ihlal edildiğini, ödenen peşinatın iade edilmeyip mal teslimine ilişkin belgelerin de 09.03.2023 tarihine kadar teslim edilmediğini, bu nedenle taraflar arasındaki ...-1 ... numaralı alım satım sözleşmesinin feshedildiğini, ödenmiş peşinat toplamı 337.800 ABD dolarının derhal iadesinin talep ve dava haklarının saklı tutulduğunun ihtar edildiğini, buna rağmende mal teslimatının gerçekleştirilmediğini, davalı tarafından davacı gerçek dışı bahanelerle oyalayan ve verdiği sözlere rağmen peşinat iadesi borcunu da yerine getirmediğini, davacı ile davalı ile arasında ..../.... sayılı alım satım sözleşmesinden doğan uyuşmazlık nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri Dubai'de yerleşik Dubai Milletler arası Tahkim Merkezi (...) nezdinde tahkim davası açıldığını, alım satım sözleşmesinde yer alan 11. Maddede uyuşmazlıkların Dubai Emirliği hukukuna göre Dubai Milletler arası Tahkim Merkezi'nde Dubai Milletler arası Tahkim Merkezi (...) Tahkim Kuralları tahtında ve tek hakem tarafından İngilizce yapılacak tahkim yargılaması yoluyla halledileceği düzenlendiğini, tahkim yargılamasına devam ettiğini ve neticeten tek hakem tarafından oluşturulan 4 Aralık 2024 tarihli Hakem Kararı ile davalının taraflar arasındaki alımı satım sözleşmesine aykırı davrandığına, davalının davacıya 337.800 ABD Doları ana para, ana para 337.800 ABD Doları için 17 Mart 2023 tarihinden hakem kararının oluşturulduğu 4 Aralık 2024 tarihine kadar geçen süre için yıllık 465 oranında hesaplanan 29.106,33 ABD Doları faiz, ana para 337.800 ABD Doları için 5 Aralık 2024 tarihinden fiili ödeme gününe kadar işlemek üzere yıllık 945 oranında faiz, 90.200 AED (Birleşik Arap Emirlikleri Dirhemi) ve 12 SG$ (... Doları) masraf ile 10.000 Avro avukatlık ücreti ödemesine karar verildiğini, hakem kararı Birleşik Arap Emirlikleri Dubai'de oluşturulduğunu, hem Birleşik Arap Emirlikleri hem de Türkiye, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi hükmü “işbu sözleşme tabii veya hükmi şahıslar arasında zuhur eden ve tanınması ve icrası bahis mevzu devlet arazisinden gayri bir devlet arazisinde verilen hakem kararlarının tanınması ve icrası hakkında tatbik olunur” şeklinde olduğunu, davalı hakem kararı ile hüküm altına alman borçlarını ödemediği için huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olunduğunu, .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalı taraf takibe itiraz ettiğini, Duba Milletler arası Tahkim Merkezi (...) ... sayılı dosyasında oluşturulan 04.12.2024 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hukuka aykırı olduğunu, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talebi sonrasında davalıya itiraz hakkı ... m. 55/2 uyarınca tanındığını, davalı taraf hâkimin re’sen inceleyeceği konular dışında kalan hususlar hakkında inceleme yetkisine haiz olduğunu, yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması ile birlikte, kamu düzeninden kaynaklanan bir engelin olması veya yabancı mahkemede görülen dava esnasında davalı tarafa itiraz ve savunma hakkının tanınmadığı gibi itiraz taleplerinin gündeme gelmesi mümkün olduğunu, bu durumda hâkim belirtilen durumun incelemesini kanuni sınırlar içinde tartışacak ve karar vereceğini, her ne kadar taraflar önce dostane çözüm amacıyla dubai tahkim yetkisini kabul etmişlerse de aynı sözleşmenin 15. Maddesinde genel şart ve hükümlerin sözleşmeye dahil olduğunu belirtildiğini,
Genel şartlar bölümünde ise sözleşmede ihtilaf halinde Birleşik Arap Emirlikleri “BAE” mahkemelerinin münhasır yargı yetkisine tabi olmayı kabul ettiklerini, sözleşmenin genel şartlar bölümünün 47. maddesinde belirtildiğini, öncelikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Mahkemelerinin Yargı Yetkisine tanırken bir taraftan da tahkim merci belirlendiğini, sözleşmede birbirleri ile çelişen 2 madde varken bu tahkim anlaşmasının sıhhatine gölge düşürdüğünü, tahkim iradesinin kesin ve açık olması gerektiğini, taraflar arasındaki tahkim anlaşmasının Yargıtay nezdinde geçerli sayılabilmesi için tahkim iradesinin mutlak ve hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sözleşmede mevcut bulunması gerektiğini, diğer bir hususun yargılama sürecinde tahkim merci tarafından davalıya herhangi bir celp-davet gelmediğini, davalının yokluğunda karar verildiğini, bu hususun hem New York sözleşmesine hem de anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde koruna altına alınmış savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, tahkim kararı kesinleşmemesi nedeniyle icrai kabiliyet kazanmadığını, kararın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını savunarak haksız davanın usul ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı vekili kamu düzenine aykırılık bakımından, müvekkiline yargılama sürecinde tahkim merci tarafından herhangi bir celp-davet gelmediği, müvekkilinin haberi olmadan ve savunması alınmadan yokluğunda karar verildiğini ileri sürmüş ise de davacı tarafça 19 Mayıs 2023 tarihinde ...'a başvurulduğu, ... tarafından atanan tek hakemin 23 Mayıs 2024 tarihinde tarafları ön inceleme toplantısına davet ettiği, davalının cevap vermediği, hakemin, 07 Haziran 2024 tarihinde davalıya ön inceleme toplantısına katılacağını teyit etmesi için 11 Haziran 2024 tarihine kadar süre verdiğini ve davalının cevap vermediği takdirde ön inceleme duruşmasının 13 Haziran 2024 tarihinde yapılacağının ihtar edildiği, davalının cevap vermediği, bunun üzerine tek hakemin, ilk toplantının 13 Haziran 2024 günü yapılmasına karar verdiği, hakemin, 12 Haziran 2024 tarihinde taraflara ilk toplantıya online katılım sağlamaları için link ve taslak görev belgesi ile usuli zaman çizelgesi gönderdiği, davalı tarafça katılım gösterilmediği, 24 Haziran 2024 tarihinde hakemin, taslak görev belgesini davalıya gönderdiği ve varsa yorumlarını 27 Haziran 2024 tarihine kadar bildirmesini emrettiği, Dubai Tahkim Kuralları m. 32 (c) hükmüne uygun olarak, taraflardan biri tahkim yargılamasına katılmasa dahi tahkim yargılamasına devam edilmesi mümkün olması ve hakem dosyadaki dilekçe ve delil durumuna göre hakem kararını oluşturmaya yetkili olduğundan ve benzer düzenleme ... Tahkim Kuralları m. 29.1 hükmünde de yer aldığından, hakem tarafından usule uygun olarak 28 Haziran 2024 tarihinde 1 nolu Görev Belgesi'nin oluşturulduğu, görev belgesinin eki eki olan Usuli Zaman Çizelgesi'nde dilekçelerin sunulması gereken tarihlerin belirtildiği, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığından 11 Ağustos 2024 tarihinde hakem, davalıya süresinde cevap dilekçesi sunmadığını hatırlatıp ve cevap dilekçesini 16 Ağustos 2024 tarihine kadar sunması için yeniden süre verdiği, uzatılan sürede de cevap dilekçesi sunulmadığı takdirde davalının cevap dilekçesi sunmaktan feragat etmiş sayılacağını ve tahkim yargılamasına devam edileceğinin ihtar edildiği, ve buna göre Dubai Tahkim Kanunu m. 32 (b) ve ... Tahkim Kuralları m. 29.3 uyarınca, tahkim yargılamasına devam edildiği anlaşılmakla, hakem yargılamasının usulüne uygun şekilde yapıldığı ve hakem yargılaması sırasında davalıya savunmalarını ileri sürme ve kanıtlama imkanı sağlandığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Esasen, davalının da bu yönlere ilişkin esaslı ve kanıtlanmış bir savunması da bulunmamaktadır. Davalının bir diğer savunması; sözleşmenin 15. Maddesinde genel şart ve hükümlerin sözleşmeye dahil olduğu, sözleşmede birbirleri ile çelişen 2 madde varken bu tahkim anlaşmasının sıhhatine gölge düşürdüğünü, tahkim iradesinin kesin ve açık olması gerektiğidir. Bu hususta yapılan incelemede taraflar arasında yapılan sözleşmenin 11. Maddesinde uyuşmazlıkların Dubai Milletler arası Tahkim Merkezi (...) Tahkim Kuralları tahtında ve tek hakem tarafından İngilizce yapılacak tahkim yargılaması yoluyla halledileceği düzenlendiği, tahkim iradesinin mutlak ve hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sözleşmede mevcut bulunduğu, davalı tarafça bahsedilen 15. Maddenin sözleşmede belirtilmeyen diğer hüküm ve koşullar için düzenlendiği sonuç olarak davalının itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının tahkim kararının kesinleşmemesi nedeniyle icrai kabiliyet kazanmadığına ilişkin itirazı yönünden ise; davada tenfizi talep olunan yabancı Hakem Kararı hakkında, verildiği ülkede iptal davası açıldığı, hükmün icrasının geri bırakılması talebinde bulunulduğuna ilişkin bir beyan ya da delil sunulmamıştır. Bu husustaki iddiayı ispat külfeti, aleyhine tenfiz istenen tarafın üzerindedir.
Aleyhine tenfiz istenen davalı, hakem kararının verildiği ülkede iptal edilmiş veya icrasının geri bırakılmış olduğunu iddia ve ispat etmek suretiyle söz konusu hakem kararının Türkiye’de tenfiz edilmesini engelleyebilir. ( Ziya Akıncı, Milletler arası Tahkim, s. 397). (aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
43. Hukuk Dairesi'nin 2021/286 E, 2024/363 K sayılı ilamı) Açıklanan gerekçelerle, davanın kabulü ile, Dubai Milletler arası Tahkim Merkezi'nin (...) ... sayılı dosyasında oluşturulan 04.12.2024 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf hâkimin resen inceleyeceği konular dışında kalan hususlar hakkında inceleme yetkisine haiz olduğunu, yabancı bir hakem kararının tanınması ve tenfizi, New York Sözleşmesinin kapsamına girmesi halinde ... hükümleri uygulanmayacağını, New York Sözleşmesine göre tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlendiğini, Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorunda olduğunu, diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerektiğini, her ne kadar taraflar önce dostane çözüm amacıyla Dubai tahkim yetkisini kabul etmişlerse de aynı sözleşmenin 15. Maddesinde genel şart ve hükümlerin sözleşmeye dahil olduğunu da belirttiklerini, genel şartlar bölümünde ise sözleşmede ihtilaf halinde Birleşik Arap Emirlikleri “BAE” mahkemeleri -nin münhasır yargı yetkisine tabi olmayı kabul ettiklerini, taraflar öncelikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Mahkemelerinin Yargı Yetkisine tanırken bir taraftan da tahkim merci belirlediklerini, sözleşmede birbirleri ile çelişen 2 madde varken bu tahkim anlaşmasının sıhhatine gölge düşürdüğünü, taraflar uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözüleceğini kararlaştırmış olsa da uyuşmazlığın bir şekilde tahkimde çözümlenemeyecek olması halinde mahkemelerin yetkili olacağının belirtilmesi de Yargıtay tarafından tahkim iradesinin açık ve kesin olmadığına karar verilmesine neden olduğunu, yargılama sürecinde tahkim merci tarafından davalıya herhangi bir celp-davet gelmediğini, davalının haberi olmadan ve savunması alınmadan, delilleri incelenmeden ve davalının yokluğunda karar verildiğini, bu husus hem New York sözleşmesine hem de anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde korunma altına alınmış savunma haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, mezkur tahkim kararı kesinleşmemesi nedeniyle icrai kabiliyet kazanmamış olup bu nedenle kararın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince tenfiz şartları bulunan yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosyaya Türkçe tercümesi ibraz edilen taraflar arasındaki Alım Satım Sözleşmesi'nin 11. Maddesinde, işbu sözleşmeden kaynaklanan her türlü uyuşmazlık durumunda, taraflar uyuşmazlık zamanında yürürlükte lan ... Kurallarını kullanarak DRAC'a (Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi) sunmayı kabul ettikleri, tarfaların tahkimin tek hakim tarafından yapılacağını ve tahkim yerinin DIFC (Dubai Uluslararası Finans Merkezi) ve tahkim dilinin İngilizce olacağını kabul ettikleri düzenlenmiştir.
Tenfizi talep edilen hakem kararı alım satım sözleşmesine ilişkin olup, New York Sözleşmesine taraf olan Dubai'de verilmiş olduğundan, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.
Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.
Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır (Nuray Ekşi, Yargıtay Kararları Işığında ICC Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi, 25.11.2008 tarihinde İstanbul Sanayi Ticaret Odası'nda yapılan ICC Tahkimine İlişkin Milletlerarası Seminer'de sunulan tebliğ, Ankara Barosu Dergisi, Yıl:67, sayı:1,Kış 2009, sh.58,59)
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
...'un 60/1. maddesinde "Kesinleşmiş ve icra kabiliyetini kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir." aynı yasanın 61 maddesine göre ise yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen tarafın dilekçesine tahkim sözleşmesi veya şartının, aslı yahut usulüne göre onanmış örneğini, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneğini, sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini eklemek zorundadır.
Tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şarttır.
Davalı tarafından tahkim yargılamasında herhangi bir celp davet gelmediği, savunması alınmadan yokluğunda karar verildiği iddia edilmektedir. ...’un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir. ...’un 54. maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır. Zira bu konuda yasa hükmü açık olup, anılan fıkranın giriş cümlesi “o yer kanunları uyarınca,” şeklinde bir belirleme içermekte olup, aynı fıkrada aynı cümle içinde ikinci kez tekrar edilmek suretiyle aynı husus vurgulanmış ve “bu kanunlara aykırı bir şekilde” kelime dizisi kullanılarak konu açıklanmıştır. Bu da göstermektedir ki, bu fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/11/2014 tarih 2013/11-1136-E. 2014/974 K. Sayılı içtihadı).
Somut olayda da tenfizi istenen mahkeme kararında, ... tarafından atanan tek hakemin 23.05.2024 tarihinde tarafları ön inceleme toplantısına davet ettiği, davalının cevap vermediği, hakemin, 07.06.2024 tarihinde davalıya ön inceleme toplantısına katılacağını teyit etmesi için 11.06.2024 tarihine kadar süre verdiği ve davalının cevap vermediği takdirde ön inceleme duruşmasının 13.06.2024 tarihinde yapılacağının ihtar edildiği, davalının cevap vermediği, bunun üzerine tek hakemin, ilk toplantının 13.06.2024 günü yapılmasına karar verdiği, hakemin, 12.06.2024 tarihinde taraflara ilk toplantıya online katılım sağlamaları için link ve taslak görev belgesi ile usuli zaman çizelgesi gönderdiği, davalı tarafın katılmadığı, 24.06.2024 tarihinde taslak görev belgesini davalıya gönderildiği ve varsa yorumlarını 27.06.2024 tarihine kadar bildirmesinin ihtar edildiği, Dubai Tahkim Kuralları m. 32.c hükmüne uygun olarak, taraflardan biri tahkim yargılamasına katılmasa dahi tahkim yargılamasına devam edilmesi mümkün olması ve hakem dosyadaki dilekçe ve delil durumuna göre hakem kararını oluşturmaya yetkili olduğundan ve benzer düzenleme ... Tahkim Kuralları m. 29.1 hükmünde de yer aldığından, hakem tarafından usule uygun olarak 28.06.2024 tarihinde Görev Belgesi'nin oluşturulduğu, görev belgesinin eki olan usuli zaman çizelgesinde dilekçelerin sunulması gereken tarihlerin belirtildiği, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığından 11.08.2024 tarihinde hakem, davalıya süresinde cevap dilekçesi sunmadığını hatırlatıp ve cevap dilekçesini 16.08.2024 tarihine kadar sunması için yeniden süre verildiği, uzatılan sürede de cevap dilekçesi sunulmadığı takdirde davalının cevap dilekçesi sunmaktan feragat etmiş sayılacağını ve tahkim yargılamasına devam edileceğinin ihtar edildiği ve buna göre Dubai Tahkim Kanunu m. 32.b ve ... Tahkim Kuralları 29.3 maddesi uyarınca, tahkim yargılamasına devam edildiği görülerek, hakem yargılamasının hakem yargılaması sırasında davalıya savunmalarını ileri sürme ve kanıtlama imkanı sağlandığı görülmüştür.
Dava konusu hakem kararının iptal edilmiş veya icrasının geri bırakılmış olduğuna, davalının bu yollardan herhangi birine başvurduğuna, hakem kararına karşı temyiz yoluna başvurulmadığına ilişkin taraflarca bir iddia ve ispat bulunmadığı görülerek, hakemce verilen kararın esasına yönelik iddiaların tenfiz mahkemesince hakem kararının içeriği de denetlenemeyeceğinden, Mahkemece Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi'nin (...) ... sayılı dosyasında oluşturulan 04.12.2024 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizine karar karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/07/2026