Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1688 E. 2026/1284 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1688
Karar No
2026/1284
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1688

KARAR NO: 2026/1284

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/12/2024

NUMARASI: 2023/129 Esas - 2024/1041 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili; dava dışı ...'ın davalı bankadan kullanacağı krediye 14.09.2017 tarihinde kefil olduğunu, davalı bankanın ödenmeyen borcu müvekkilinin ödemesini talep ettiğini, davalı bankanın ....Noterliğinin 17.11.2022 tarih ve ... yevmiye no.lu kat ihtarıyla kredi hesabını kesip kat etiğini, bunun akabinde tarım teşvik primini davalı bankanın bloke ettiğini, müvekkilinin GKS'de geçerli bir kefalet akdinin bulunmadığını, kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığını, dolayısıyla sözleşmenin bu yönüyle hükümsüz olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ve müvekkilinin borçlu olmadığına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmeyi davacı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, davalı banka tarafından ....Noterliğinin 17.11.2022 tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarıyla kredi hesabını kesip kat etiği, akabinde borcun ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçildiği, davacının tarımsal içerikli krediye kefalette bulunmuş olması nedeniyle eş rızasına gerek bulunmadığını, bu durumda akdedilen kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu, dolayısıyla tarımsal destekli kredilerdeki kefalette eş rızasının aranmadığını, davacı kefilin asıl borç ve ferilerinden kefaleten sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacı tarafça; dava dışı ...'ın ...kullandığı kredi için taraflar arasında 14/09/2017 tarihinde kefil sıfatı ile kefalet sözleşmesi imzalandığı, davadışı kefil borçlusu tarafından borcun ödenmemesi nedeni ile davalı banka tarafından davacıdan borcun ödenmesinin talep edildiği, taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesinde davacının eşinin rızası alınmadığından kefaletin geçerli olmadığı, davacının kredi borcundan sorumlu tutulmayacağı iddiası ile eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır.

Davalı tarafça eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, taraflar arasında ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/239 Esas sayılı dosyası ile taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının olduğu ileri sürülmüş ise de, eldeki davanın itirazın iptali davasından önce açıldığı, davacının hakkında icra takibi başlatılmasını veya dava açılmasını beklemeksizin menfi tespit açabileceği, bu halde hukuki yararının bulunduğu açıktır.

Bununla birlikte, yargılama sırasında, davalı banka tarafından davacı aleyhine başlatılan ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının 04/01/2024 tarihinde haricen tahsil ile kapatıldığı, yine taraflar arasında görülen ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/239 Esas, 2024/20 Karar sayılı dosyasında "...Davanın itirazın iptali davası olduğu, dava dışı asıl borçlu ...'ın davacı bankaya olan kredi borcuna davalının kefil olduğu, bu nedenle davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının ise borca faize ve kefil olarak imza atılırken eş rızasının alınmadığını ileri sürerek borca itiraz ettiği, davacı bankanın alacağının varlığı ve miktarı konusunda bilirkişi raporu alındığı, 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Borcun dayanağı olan kredi sözleşmesi kefaletinin "Kamu bankalarınca faiz destekli kredi kullandırılması kapsamında verilecek kefaletler" kapsamında olduğunu gösteren dosyada veri bulunmaması ve eşin rızasının alınmaması nedeniyle geçersiz olduğunun bildirildiği, yargılama esnasında davaya konu icra takibinde ki borcun ödendiği, taraf vekillerinin davanın konusuz kalması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettikleri, davanın geldiği aşama itibariyle davanın icra takibine itirazında haklı olduğunun 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre anlaşıldığı, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği anlaşıldığından; Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıda ki hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile karar verildiği, karara karşı istinaf Yasa yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin 04/04/2024 Tarih, 2024/747 Esas, 2024/865 Karar sayılı ile "...TTK'nın 7.maddesi kapsamında ticari iş niteliğinde olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle TBK'nın 584.maddesi hükmü gereğince davalı kefilin eş rızasının bulunması işbu kefalet sözleşmesinin geçerliliği için gerekli olmadığı (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.2022 tarihli 2019/(19)11-254 E. 2022/584 K. sayılı kararı., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2212 Esas 2023/4462 Karar),bu sebeplerle davacının dava tarihi itibariyle işbu davayı açmakta haklı olduğu ve bu kapsamda işbu itirazın iptali davasının yargılaması sırasında dava konusu icra takibine ilişkin borcun ödenmesi nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin,haksız olarak icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takip nedeniyle işbu itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet vermiş olan davalıya yükletilmesine ve kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine de hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yanılgılı gerekçelerle, yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiş, belirtilen gerekçelerle davacı istinafı yerinde görülmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ancak işbu hususun da yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle davacı tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki gibi karar verilmiştir..."

Eldeki davanın konusunun ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/239 Esas sayılı dosyası ile aynı olduğu, eldeki davanın menfi tespit davası, celp edilen davanın banka tarafından açılan itirazın iptali davası olduğu, yargılama sırasında davaya konu icra dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığı, davacı kefilin borçtan kurtulduğu, bu sebeple eldeki davanın da konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bununla birlikte istinaf kararında da belirtildiği üzere, TTK'nın 7.maddesi kapsamında ticari iş niteliğinde olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle TBK'nın 584.maddesi hükmü gereğince davacı kefilin eş rızasının bulunması işbu kefalet sözleşmesinin geçerliliği için gerekli olmadığı, bu sebeple davacının davasında haksız olduğu kanaati ile harç ve yapılan yargılama giderinden davacı taraf sorumlu tutulmuş, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eşinin rızası alınmadan kefalet sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu kefalet bakımından sorumlu olmadığını, davaya konu alacağın TTK m. 7 kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı ...'ın kullandığı kredinin ticari kredi olmadığını, bu hususun hem bilirkişi raporlarıyla hem de banka tarafından icra dosyasına sunulan ve dosyada bulunan belgelerden de net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, Yargıtay kararları ışığında da davacının kefaletinin geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini, davacının davayı kazanmasındaki hukuki yararın devam ettiğini, davacının kefil olduğu iddiasıyla ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/239 Esas sayılı dosyasında yargılama giderlerine mahkum edildiğini, ancak bu davada verilecek menfi tespit kararıyla ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/239 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilerek davacının mahkum olduğu mahkeme masraflarının davalı bankadan talep edileceğini, bu sebeple davada hukuki yararın devam ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava; dava dışı asıl borçlu ... ile davalı Banka arasında 14/09/2017 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesindeki davacı kefaletinin eş rızası bulunmaması ve kanunda aranan diğer şekil şartlarını taşımadığı iddiasıyla sözleşmenin geçersizliğinin ve davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; kesin hüküm dava şartının bulunup bulunmadığı noktalarındadır.

Davalı... tarafından davacı hakkında ... İcra Müdürlüğünün ... E. Dosyası ile 3 ayrı kredi sözleşmesi ve ihtarname borcun sebebi gösterilerek toplam 103.705,97 TL alacağın tahsili için 20/02/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu davacını eldeki dava ile aynı gerekçeler ile borca itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.

Alacaklı bankanın icra dairesine borcun sebebi olarak sunduğu sözleşmelerden sadece 14/09/2017 tarihinde düzenlenen ve iş bu davanın konusu olan genel kredi sözleşmesinde borçlunun kefaletinin bulunuğu, diğer sözleşmelerde ise takip borçlusunun kefaletinin bulunmadığı icra dosyasına sunulun sözleşme sayfalarından anlaşılmaktadır.

Bahsi geçen icra dosyasına yönelik itirazın iptaline ilişkin 25/04/2023 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/239 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı, yargılama aşamasında dava dışı asıl borçlunun borcu ödemesi ile dosyanın 04/01/2024 tarihinde kapatılmasına karar verildiği, ... AHM'nin bahsi geçen dosyasında borç ödenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sözleşmede eş muvafakatının bulunmaması nedeniyle davalı borçlunun itirazında haklı oluğu gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı... üzerinde bırakılmasına ve davalı... yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Kararın istinafı üzerine Kayseri BAM 6. HD.'nin 2024/747 E. 2024/865 K sayılı ilamı ile "Tüm bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; TTK'nın 7.maddesi kapsamında ticari iş niteliğinde olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle TBK'nın 584.maddesi hükmü gereğince davalı kefilin eş rızasının bulunması işbu kefalet sözleşmesinin geçerliliği için gerekli olmadığı (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.2022 tarihli 2019/(19)11-254 E. 2022/584 K. sayılı kararı., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2212 Esas 2023/4462 Karar),bu sebeplerle davacının dava tarihi itibariyle işbu davayı açmakta haklı olduğu ve bu kapsamda işbu itirazın iptali davasının yargılaması sırasında dava konusu icra takibine ilişkin borcun ödenmesi nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, haksız olarak icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takip nedeniyle işbu itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet vermiş olan davalıya yükletilmesine ve kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine de hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile kaldırılarak yeniden kurulan hüküm ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine oy birliği ile kesin olarak karar verildiği görülmüştür.

Eldeki kefaletin geçersizliğine, davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın 18/02/2023 tarihinde, 25/04/2023 tarihinde açıldığı itirazın iptaline ilişkin davadan önce açıldığı anlaşılmaktadır.

Aynı alacağa ilişkin itirazın iptali davası ile menfi tespit davası arasındaki hukuki yarar, derdestlik ve kesin hüküm ilişkisi ;Önce menfi tespit davası açılmış olması halinde sonraki açılan itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar vardır.

Derdestlik söz konusu olmaz. Ancak iki davanın birleştirilmesinde yarar vardır. Eğer birleştirme mümkün değil ise itirazın iptali davası önce açılan menfi tespit davasının sonucunu beklemelidir. Ancak bu davalar ayrı görülmüş ise hangisinin önce sonuçlandığına göre kesin hüküm yada kesin delil olma durumu farklılık gösterir. İtirazın iptali davası önce sonuçlanmış ve kesinleşmiş ise; redde ilişkin kesin hüküm menfi tespit davasında kesin hükümdür. (olumsuz dava şartıdır). Kabule ilişkin kesin hüküm ise menfi tespit davası için kesin hüküm oluşturur(olumsuz dava şartı) (Dç.Dr. Mine Akkan İcra hukukunda menfi tespit ve itirazın iptali davası arasındaki derdestlik ve kesin hüküm ilişkisi ve “tarafların farklı olması durumda kesin hükmün delil niteliği)

Somut uyuşmalıkta Kayseri BAM 6. HD.'nin verdiği taraflar arasındaki sözleşmede eş rızasının gerekmediğine ilişkin kabulü kesin hüküm niteliğindedir. Yasal yollardan ortadan kaldırılmadığı müddetçe kesin hükme bağlanmış bir konuda başka mahkemenin kesin hükme aykırı bir karar verme imkanı olmadığı gibi o kararın içeriğini denetleme ve tartışma imkanı yoktur.

Bahsi geçen karar eldeki davada HMK 114/1-i gereği dava şartı niteliğindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. (HMK 115) Bu durumda eldeki davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken asıl borçlunun borcu ödemiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece karar verilesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın 6100 sayılı HMK 114/1-i KESİN HÜKÜM dava şartı yokluğu nedeniyle ve HMK 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.622,36 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile fazlaya dair 890,36 TL'nin davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi gereğince hesap olunan 15.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, 270,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.953,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, AYM'nin .../02/2026 tarih ve 2026/... esas 2026/... karar sayılı kararı gereği, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1688, K. 2026/1284, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1688-e-2026-1284-k-53360208606a