Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5835 E. 2026/3487 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5835
- Karar No
- 2026/3487
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1165 E., 2025/1855 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/255 E., 2024/410 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kendisine ait 34... plaka sayılı .... marka .... 2010 model aracını .... adlı internet sitesine satmak üzerine koyduğunu, dava dışı İ.T. adlı kişinin alıcı olduğunu belirterek aracı görmek istediğini, yaptıkları görüşmeler sonucunda aracın 38.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, satış işlemleri için notere gidildiğini, dava dışı İ.T. ve C.Y. isimli kişilerin kendilerine vekalet verildiğinde parayı EFT yapacaklarını söylediklerini, müvekkilinin dava dışı C.Y.ye 07.02.2024 tarihinde vekalet verdiğini, ancak dava dışı İ.T. tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava konusu aracın, dolandırıcılık suretiyle alındıktan sonra dava dışı İ.T. tarafından G.Y.ye, G.Y. tarafından da davalıya teslim edildiğini, dava konusu aracın vekil C.Y.nin aldığı vekalet doğrultusunda davalıya satıldığını, müvekkilinin dolandırıldığını anladığında suç duyurusunda bulunduğunu ve dava açıldığını, davalının dolandırıcılık çetesiyle birlikte hareket ettiğini, davalı araç satış bedelini, vekile değil de aracı kendisine getiren dava dışı G.Y.ye yaptığından iyi niyetli olduğundan bahsedilmeyeceğini, satış işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin dolandırılmak suretiyle rızası dışında elinden alınan dava konusu aracın trafik kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 35.000,00 TL araç bedelinin yolsuz tescilin yapıldığı 07.02.2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin araç kiralama ve alım-satım işi yaptığını, dava dışı G.Y. isimli şahsın bazı zamanlar müvekkilinin iş yerine gelerek araç kiraladığını ve müvekkiline borcu olduğunu, 07.02.2014 tarihinde de kendi isteyerek araç satın aldığını, kendisine olan borcunu düşerek bakiye bedeli G.Y.ye ödediğini, müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, C.Y. isimli şahsın sadece getir-götür işlerini yapan kimse olduğunu, C.Y. ve G.Y.nin birlikte müvekkilinin yanına geldiğini ve araç bedelinin G.Y.ye ödeneceği konusunda anlaşıldığını, bu nedenle araç bedelinin G.Y.ye ödendiğini, dava konusu aracın davacının elinden rızası dışında çıkmadığını, müvekkili iyi niyetli 3. kişi olduğundan sicile güven ilkesinin korunmasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/497 E. sayılı dosyasındaki tespitler de dikkate alındığında, dava konusu otomobilin davacının elinden rızası dahilinde çıkmadığı, haksız fiil teşkil eden dolandırıcılık eylemin sonucunda davacının adına kayıtlı otomobilin vekaletname ile satıldığı ve davalı adına tescil edildiğinin sabit olduğu, davalı hakkında "Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" nedeniyle beraat kararı verildiği, dosyada sanık olarak yargılanan G.Y., Ö.O.Y. ve Ş.K. hakkında cezalandırma yoluna gidildiği ve kararın kesinleştiği, davalının araç kiralama ve alım-satım işleriyle iştigal ettiği, dava konusu aracın davalı tarafça temlik alındığı ancak davalının araç sahibini görmeden ve satış bedelini araç sahibine yahut vekiline ödemeden işlem yaptığını, davalının daha önceden tanıdığı ve alacaklı olduğu G.Y. adlı kişiye satış bedelini teslim ettiği, davalının basiretli tacir gibi hareket etmediği, satış bedelinin araç sahibine ödenmesi noktasında gayret ve özen göstermediği, davalı hakkında verilen beraat kararının Mahkeme nezdinde bağlayıcı olmadığı, mevcut delil durumuna göre davalının kusurlu olduğu, iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği ve davacının zararını tazminle sorumlu olacağı, davacı tarafça tespit istenilmeyip, tescil kararı istenilmişse de çoğun içinde azın da olduğu ilkesinin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava konusu otomobilin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, dava konusu aracın trafik tescil kaydının iptaline yönelik istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının dolandırıcılık suçundan dolayı beraat etmiş olmasının davalıyı malik yapmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkilinin dolandırıcılık suçu isnadı ile yargılandığı ceza dosyasından beraat ettiğini ve hükmün kesinleştiğini, ceza dosyalarındaki mevcut müşteki, şüpheli ve tanık beyanlarında, müvekkilinin olaya karıştığına dair herhangi bir beyan olmadığını, müvekkilinin aracı satın aldığı sırada, aracın kim tarafından ne şekilde elde edildiğini bilmesinin mümkün olmadığını, davacı zarara uğramışsa vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklı olarak zararını vekili C.Y.den talep etmesi gerektiğini, davacının dolandırıcılık suçundan mahkum olan kişilere karşı dava açmadığı için iyi niyetli olmadığını, müvekkilinin davaya konu aracı usulüne uygun bir şekilde noter aracılığıyla satın aldığını, dava konusu aracın davacının elinden rızası dışında çıkmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılması suretiyle dolandırılan davacının elinden çıkan aracın mülkiyetinin tespiti, mümkün olmadığı takdirde araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacının dava konusu aracın satışı için dava dışı C.Y.yi vekil tayin ettiği, C.Y.nin davacıya ait aracı 07.02.2014 tarihinde davalıya sattığı ve davalının satış bedelini dava dışı G.K.ye ödediğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli ve 2020/497 E., 2021/585 K. sayılı kararıyla sanık ...nin dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği, her ne kadar davalı hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı açılan kamu davasında üzerine atılı suçu işlediği sabit olmamasından dolayı beraat kararı verilmişse de 6098 sayılı Kanunun 74. maddesi gereği hukuk hakiminin beraat kararıyla bağlı olmadığı, davalının araç sahibi davacıyı görmeden ve satış bedelini davacı veya vekili C.Y.ye ödemeden işlem yaptığı, tüm dosya kapsamından davalının kusurlu olduğu ve iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.