Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2224 E. 2026/1328 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2224
Karar No
2026/1328
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2224

KARAR NO:2026/1328

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:19/07/2022

NUMARASI:2021/803 E.- 2022/659 K.

DAVANIN KONUSU:Hisse Devrinin Tespiti Tescili

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2022/381 ESAS SAYILI DOSYASIDAVANIN KONUSU:Hisse Devrinin Tespiti ve Tescili

Taraflar arasındaki hisse devrinin tespiti ve tescili talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davacının eski ortakları arasında yer aldığı .... Şti.'nin davalı ... ve davalı ... ile davacı tarafından 21.12.2012 tarihinde kurulan üç ortaklı bir limited şirket olduğunu, davacının Büyükçekmece ... Noterliğinin 08.11.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile şirketteki tüm payını (800 adet) şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçları ile birlikte davalılardan ...'a devrettiğini, pay devrinin şirketin 2017-01 karar numaralı, 01.12.2017 tarihli, hisse devri konulu toplantısında diğer ortakların katılımıyla onaylandığını, aynı tarihli toplantıda devrin kabulüne, pay defterine işlenmesine ve kararın Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine karar verildiğini, şirketin esas sözleşmesinde de pay devrini kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle anılan tarihte pay devri işlemi hukuken geçerlilik kazandığını, ancak şirket müdürü davalı ... tarafından bu devrin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmediğini, bu nedenle pay devrinin tescil ve ilan edilmediğini, TTK'nın 598'nci madde hükmünde pay devir işlemleri için şirket müdürlerinin ticaret sicile başvurması gerektiğini ikinci fıkrasında ise "Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması halinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir." düzenlemesi yer aldığını, durumun Ticaret Sicile bildirilmediğini tesadüfen öğrenen davacının TTK'nın 598/2 hükmü uyarınca, 25.01.2021 tarihinde pay devrini davalı ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirdiğini, ancak davacının başvurusunun müvekkilin 28.01.2021 tarihli yazı ile " hisse devrine ilişkin şirket tarafından alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi ya da bir dilekçe ekinde ...'in ortaklığının sona erdiği ile ortağın payının şirkette ne şekilde tasarruf edileceğinin belirtilerek tescil ve ilanına hükedilen kesinleşme şerhine havi mahkeme karar aslı veya onaylı sureti ile ... Tescil ve ilanın talep edilmesi" gerektiği belirtilerek davalı şirket müdürüne bildirim dahi yapılmadan reddedildiğini, müdürlüğün kanuna ve hukuka açıkça aykırı kararı üzerine pay devrinin tescili ile ilgili davacı tarafından 25.05.2021 tarihli yeni bir başvuru yapıldığını, ancak yine başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, davacının .... Şti.'nde yer alan hisselerini davalı ...'a 01.12.2017 tarihinde devrettiğinin tespiti ile 01.12.2017 tarihli hisse devrinin tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacının hisselerini tamamını ...'a 2017 yılında devir ettiğini, karşılığında 100.000 TL aldığını, 2017 yılından bu yana davacının fiili olarak şirket ile ilişiğini kestiğini, hisse devri kararını onaylatmak üzere ticaret odasına başvuru için müracat ettiklerinde başvurunun 15 gün içerisinde yapılmadığı için yeni bir ortaklar kararı alınması istendiğini, ancak davacının yeni bir karar veremem diyerek devir yapılması konusunda direttiğini, davacıya ait hisselerin ...'a devirinin gerçekleşmesinin şirketin yararına olacağından devir işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini gerektiğini savunmuştur. Davalı ... savunmasında özetle; davacıdan hisseleri 2017 yılında devraldığını, karşılığında 100.000 TL ödeme yaptığını, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılan başvurularının verilen karar üzerinden 15 gün geçtiği iddiası ile reddedildiğini, yeni bir karar almaları için davacıya başvurulduğunu, fakat davacının yeni bir karar almayacağını söylemesi üzerine müdürlüğe başvuru yapılmadığını, dava masraf ve vekalet ücretlerinin davacıya yükletilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... savunmasında özetle; dava konusu şirketin 12.04.2018 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulunda dava dışı ...'un hisselerini davalı ...'a devrettiği ve işbu genel kurula davacının da katıldığını, imzasının bulunduğunu, öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, aksi hâlde bu husus açıklığa kavuşturulmadan mahkemece verilecek karara dayalı olarak davalı müvekkilince işlem tesis edilmesinin mümkün olmayacağını, 01.12.2017 tarihinde şirketten ayrıldığı iddia edilen davacı ortağın 2018 tarihli genel kurula katılmasının söz konusu olacağını, bu durumun da başlı başına TTK m. 32/3'e aykırılık teşkil edeceğini, TTK m. 32/3 de: "Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır." hükmü, Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 27'de "Sicile yapılacak tescillerin, gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımaması ve kamu düzenine aykırılık oluşturmaması gerekir." hükmü bulunduğunu, müvekkilinin TTK.m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, limited şirket hisse devirlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun m. 595 vd. hükümleri gereğince yapıldığını, pay devrinin geçerli olabilmesi için genel kurulun onayının şart olduğunu, ancak müvekkili Müdürlüğe dava konusuyla ilgili olarak ilgililerce (Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 22) herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, müvekkil Müdürlükçe tesis edilmiş herhangi bir işlem de bulunmadığından huzurdaki davanın, müvekkil Müdürlük yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davada, müvekkili Müdürlüğe yöneltilen hiçbir isnat bulunmadığı gibi müvekkili Müdürlükçe tesis edilmiş herhangi bir işlem de bulunmadığını, gerçekten de, davacı tarafın taleplerinin muhatabının esasen diğer davalılar ve/veya dava konusu şirket olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin Esas Sermaye Paylarının Geçişi başlıklı dördüncü ayrımında düzenlenen "Başvuru ve tescil" başlıklı 103. maddesine göre de, tescile esas evrakın otuz gün içerisinde müvekkil Müdürlüğe verilecek olmasının düzenlenmesine ve müvekkili Müdürlüğün hâlihazırda bir mahkeme kararı olmaksızın somut olayda geriye etkili olacak şekilde işlem tesis edemeyecek olmasının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, yine, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 103. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, tescil işleminin gerçekleştirilebilmesi için "pay geçişinin işlendiği pay defterinin ilgili sayfasının örneğinin" de müvekkili Müdürlüğe ibraz edilmesi gerekmesi nedeniyle ve davacı tarafça böyle bir ibrazın yapılmadığı da gözetildiğinde bu itibarla da müvekkili Müdürlükçe tescil işleminin gerçekleştirilmemesinin mevzuata uygun olduğunu, konuya ilişkin mevzuat çerçevesinde ve mevzuattaki şartlara uygun bir tescil başvurusunda dahi bulunulmadan açılan davada müvekkili Müdürlüğe karşı hukuki yarar bulunmadığı gibi, tescil başvurusunu yapma yükümlülüğü ve sorumluluğu da diğer davalıya/davalılara ve/veya dava konusu şirkete ait olduğundan müvekkili Müdürlüğe karşı dava açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, bu bakımdan da, tescil başvurusu ve dolayısıyla da, herhangi bir red kararı bulunmayan dava konusu olayla ilgili olarak (TTK m. 32) müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü bakımından açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkili Müdürlüğün 28.01.2021 tarihli ve 25.05.2021 tarihli yazıları, tescil isteminin reddine yönelik red kararı niteliğinde olmadığını, bahse konu yazıların, cevabi nitelikte ve bilgilendirici mahiyette olduğunu, bu nedenle de, müvekkili Müdürlükçe tescil talebine dair verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi gereğince 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 34 göre, HMK m. 115/2 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kabul edilmemekle birlikte, bahse konu cevabi ve bilgilendirici mahiyetteki yazıların red kararı olduğu düşünülse bile davacı tarafça Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 31. maddesi gereğince talebe ilişkin harç yatırılmaması nedeniyle müvekkili Müdürlükçe herhangi bir işlem tesis edilmemesinin mevzuat gereğince zorunlu olduğunu savunarak, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan, husumet yönünden ve esastan reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/803 Esas sayılı dosyasının derdest durumda olduğunu, o dava dosyasının 12.04.2022 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararında "husumetin eksik yöneltildiği görüldüğünden davacıya, davasını devrinin tespit ve tescilini talep ettiği şirkete dava açarak, davamız dosyası ile birleştirmesi için 2 haftalık süre verilmesine" şeklindeki ara karar uyarınca birleşen davanın açıldığını ileri sürerek, davacının, davalı şirkette yer alan hisselerini 01.12.2017 tarihinde ...'a devrettiğinin tespiti ile 01.12.2017 tarihli hisse devrinin tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi gereğince, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır ve devir bu onayla geçerli olur. Yine TTK’nın 595/son fıkrasına göre hisse devrinin tescili için yapılan başvuru, şirket genel kurulu tarafından 3 ay içerisinde red edilmediği takdirde onay vermiş sayılır. Bu hüküm doğrultusunda hisse devrinin onay tarihinden itibaren şirkete karşı geçerli hale geleceği ve onay tarihi itibariyle ortaklık devrinin gerçekleştiğinin kabulü gerekir.Tespit davası ile davalı ile birlikte söz konusu payın ait olduğu şirkete de husumet yöneltilmesi gerekmekle, davacıdan husumet eksikliğini tamamlamak üzere devre konu hisselerin sahibi şirkete dava açması için süre verilmiş olmakla; davacı tarafından ....Şti. aleyhine hisse devri tespit talebi ile Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/381 esas sayılı dosyası ile açılan dava dosyası, davamız dosyası birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. (Yargıtay 11. HD. 2011/4973 E.-16383 K.)Dosyada mevcut delillerin incelenmesi neticesinde; Büyükçekmece ...Noterliğinin 08.11.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile davacı ...’in şirkette mevcut 800 hissesini, davalılardan ...’a devrettiği, 2017/01 numaralı 01.12.2017 tarihli ortaklar genel kurulu kararı ile söz konusu devrin onaylandığı, genel kurul kararında hisse devrini gerçekleştiren ...’in de imzasının bulunduğu görülmüştür.TTK'nın 598/1. fıkrasında '' Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.'' anılan maddenin 2. fıkrasında da ''Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.'' hükmü düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta davacının, şirkette mevcut 800 hissesini davalılardan ...’a devrettiği ve ortaklar genel kurulunun söz konusu devre onay verdiği, TTK.nın 619.maddesi istisna olmakla, sermaye payını devreden her ortağın genel kurula katılarak oy kullanması mümkün olmakla, devreden davacının ticaret sicil müdürlüğüne devir işleminin tescili için başvurduğu, TTK.nın 598.maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün iktisap edenin isminin bildirilmesini şirketten talep edilebileceği düzenlenmiş olmakla, ticaret sicil müdürlüğünün tescil işlemini ilgili maddede yer alan süreç yürütülmeden reddetmesi yerinde görülmemiştir. (Yargitay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/4058 Esas ve 2015/10985 Karar sayılı ilamı)Bu sebeplerle davacı tarafın esas ve birleşen davasının kabulü ile davacının .... Şti.'deki 800 paylık hissesini 08.11.2017 tarihi itibariyle davalı ...’a devrettiğinin tespitine, devir işleminin ortaklar kurulu kararı tarihi olan 01.12.2017 tarihi itibariyle geçerli olacak şekilde ...nün kayıtlarına işlenmesine ve ilanına " gerekçesiyle, asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile, davacının .... Şti.deki 20.000,00 TL'lik 800 paylık hissesini 18/11/2017 tarihi itibariyle davalı ...’a (Şirket toplam payı olan 2400 payın, 800 payı ..., 1600 payı ...’a ait olmak üzere) devrettiğinin tespitine, devir işleminin 01/12/2017 tarihi itibariyle geçerli olacak şekilde ...nün kayıtlarına tesciline ve ilanına karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl davada davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın müvekkili bakımından husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, TTK m.595'e göre hisse devrinin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noter tarafından onaylanması gerektiğini, 595/f. 2 gereğince, ortaklar genel kurulu tarafından onaylanması gerektiğini, genel kurulun onayının, kurucu olduğunu, hisse devri sözleşmesi ile hissenin devri sonucu doğmayacağını, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğunu, devrin bu onayla geçerli olacağını, ancak müvekkili Müdürlüğe dava konusuyla ilgili olarak ilgililerce (Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 22) herhangi bir başvuruda bulunulmadığı ve müvekkili Müdürlükçe tesis edilmiş herhangi bir işlem de bulunmadığından huzurdaki davanın, müvekkili Müdürlük yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin muhatabının esasen diğer davalılar ve/veya dava konusu şirket olduğunu, kaldı ki dava konusu şirket sicil dosyasında yapılan incelemede, davadaki diğer davalının iddiasının aksine, müvekkili Müdürlüğe herhangi bir tescil başvurusunda bulunulmadığını, davacı ortağın hisse devrinin tesciline yönelik müvekkili Müdürlüğe herhangi bir başvurusu bulunmadığı gibi müvekkilinin, ortaklar genel kurulu kararından itibaren 15 gün içinde tescil başvurusu yapılmadığı gerekçesiyle herhangi bir iade işlemi yapmadığının anlaşıldığını, zaten müvekkilinin süreye bağlı böyle bir iade gerekçesi ve bu yönde bir uygulamasının dahi bulunmadığını, mevzuattaki şartlara uygun bir tescil başvurusunda dahi bulunulmadan açılan davada; müvekkil Müdürlüğe karşı hukuki yarar bulunmadığı gibi, tescil başvurusunu yapma yükümlülüğü ve sorumluluğu da diğer davalıya/davalılara ve/veya dava konusu şirkete ait olduğundan müvekkili Müdürlüğe karşı dava açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, bu bakımdan da, tescil başvurusu ve dolayısıyla da, herhangi bir red kararı bulunmayan dava konusu olayla ilgili olarak (TTK m. 32) müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü bakımından açılan davanın reddi gerektiğini, davacıdan ve dava konusu olayın özelliklerinden kaynaklanan sebeplerle de davanın kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar davacı vekilince, müvekkilinin 01.12.2017 tarihinde hisselerini devrettiği ve dava konusu şirketten ayrıldığına karar edilmişse de; dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede 12.04.2018 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulunda dava dışı ...'un hisselerini davalı ...'a devrettiği ve işbu genel kurula davacı ...'in de katıldığı ve imzasının bulunduğunu, yani davacının, 2017'de hissesini devrettiğine ilişkin iddiasından ve talebinden farklı şekilde, 2018'de yapılan bir genel kurula ve üstelik de konusu itibariyle doğrudan hissedarlıkla alakalı bir genel kurula katılması, hissesini devretmediğini ya da bu yönde bir iradesi olmadığını göstermekte ve yine, bu tarihte şirkette payı olduğunu ve hatta pay oranının ne kadar olduğunu gösterdiği gibi şirketteki payını ve pay oranını, söz konusu kararı kabul ederek teyit ettiğini, bu durum karşısında sayın mahkemece öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmekte iken; anılan husus açıklığa kavuşturulmadan sayın mahkemece hüküm kurulması hukuka ve kanuna aykırı olduğu gibi işbu hükme dayalı olarak müvekkil müdürlükçe işlem tesis edilmesi mümkün olmayacağı gibi 01.12.2017 tarihinde şirketten ayrıldığı iddia edilen ortağın 2018 tarihli genel kurula katılması söz konusu olacaktır ki, bu durum başlı başına TTK m. 32/3'e aykırılık teşkil edeceğini, zira 2017 yılında şirketten ayrıldığı iddia edilen davacının, 2018 yılında tescil edilmiş ve imzası bulunan genel kurul kararına ilişkin tescil varlığını sürdürmeye devam ettiğini, işbu davadaki talep hakkında bir karar verilebilmesi için öncelikle ve her hâlükârda 2018 tarihli ve davacının da imzasının bulunduğu genel kurul kararının açıklığa kavuşturulması ve iptalinin sağlanması gerektiğini, davacı vekilinin iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup müvekkili müdürlüğün işlemi hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, E. 2020/74 K. 2020/3260 sayılı ilâmının da bu yönde olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, davacının birleşen davada davalı şirket nezdindeki hissesini asıl davada davalı ...'a devrettiğinin tespiti ile pay defterine tescili ve ilanı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacı vekili; davacının birleşen davalı şirketteki 800 adet payını asıl davalı ...'a devrettiğini, devrin ortaklar kurulu kararı ile onaylandığını, ancak davalı şirketin ve müdürünün sicile bildirim yapmadığını, asıl davalı ... Müdürlüğüne yönelik tescil başvurularının da reddedildiğini ileri sürerek, hisse devrinin tespitini, pay defterine tescilini ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, TTK'nın 595.maddesi uyarınca devrin ortaklar kurulu kararı ile onaylandığı, TTK'nın 598.maddesi uyarınca asıl davalı ... Müdürlüğünün iktisap edenin ismini birleşen davalı şirketten sormadan talebi reddetmesinin yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, asıl davada davalı ... vekilince istinaf edilmiştir. Asıl davada davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüş ise de, şirket hisse devrinin tespiti ile tescil ve ilanına ilişkin istemli davalarda 6102 sayılı Kanun'un 598'inci maddesi gereğince, esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulacağı, başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ise ayrılan ortağın bu payla ilgili olarak kendi adının silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği düzenlemesinin yer aldığı, davacı tarafından asıl davalı ... Müdürlüğüne yapılan tescil ve ilan taleplerinin reddedildiği, davacının tespit ve tescilin yanında devrin ilanını da talep ettiği nazara alındığında davalı ... Müdürlüğüne husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, : 2020/74 Esas, 2020/3260 Karar sayılı kararı ile 27.06.2024 tarihli ve 2023/2709 Esas, 2024/5317 Karar sayılı kararları).Ticaret sicil kayıtlarına göre birleşen davada davalı ... Şirketinin 2400 paya ayrılmış 60.0000 TL sermaye ile davacı ..., davalı ... ve ... tarafından kurulduğu, her bir ortağın 20.000 TL değerinde 800 adet pay sahibi olduğu, davacının Büyükçekmece ... Noterliğinin 08.11.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile şirketteki tüm payını (800 adet) şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçları ile birlikte davalılardan ...'a 20.000 TL bedel karşılığında devrettiği, davacı yanca sunulan 2017-01 karar numaralı, 01.12.2017 tarihli, hisse devri konulu birleşen davalı şirket toplantısında davacının hisse devrinin kabulüne ve sicil müdürlüğüne bildirilmesine karar verildiği, ayrıca şirketin diğer iki ortağının da ...'a hisselerini devrettiği ve bu devirlerin de şirketçe onaylandığı, toplantıya ..., ... ve ...'un katılıp imzaladığı, diğer ortak ...'un imzasının bulunmadığı, bu ortaklar kurul kararın TSG'de ilanının yer almadığı görülmektedir.Limited şirketlerde pay devri TTK'nın 595 – 598 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre, öncelikle pay devir alan ile devreden arasında yazılı şekilde bir sözleşme yapılmalı ve sözleşmedeki imzalar noterde onanmalıdır. Ardından, ana sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe TTK'nın 595/2 maddesi gereği genel kurulun hisse devrine onayı vermesi gerekir. Devir bu onay ile geçerlilik kazanmaktadır. Genel kurulun onamasına kadar devir sözleşmesi askıdadır. (TTK 595 gerekçesi) TTK'nın 595/3 maddesi gereği başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay verilmiş sayılır. Miras, mal rejimi ve icra yoluyla hisselerin geçmesi halinde tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap edene geçer. Buna rağmen şirket onayı reddedebilir (TTK 596/2 ). Bundan sonra genel kurulca devre onay verilmesi halinde devralanın pay defterine ortak olarak kaydı yapılır. Pay defterine kayıt kurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bir işlemdir. Pay devri, ortaklar genel kurulunun onay kararıyla gerçekleşmekte olup pay defterine kayıt pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülmesi bakımından durumun tespitini sağlayan işlemdir. Bu aşamalardan sonra son olarak, ticaret siciline tescil işlemi yapılır ( TTK m.598). Tescil için şirket müdürü tarafından ticaret sicile başvurulması gerekmektedir. Başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine ticaret sicili müdürü şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Ticaret siciline tescil işlemi pay devri yönünden kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı bir etkiye sahiptir.Somut olayda, davacı ve davalı ... arasındaki hisse devri noterde düzenlenen sözleşme ile gerçekleşmiştir. Birleşen davalı şirketin 01.12.2017 tarihli ortaklar kurul kararı ile bu devre onay verildiği görülmektedir. Kaldı ki birleşen dava ile şirkete de husumet yöneltildiği, davalı şirket tarafından söz konusu devre bir itiraz ileri sürülmediği gibi verilen karar birleşen davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen istinaf başvurusunda bulunulmadığı nazara alındığında birleşen davalı şirket tarafından dava konusu devre onay verilmiş olduğu, pay devir sözleşmesinin geçerli olduğu ve davacı paylarının davalı ... devredildiği anlaşılmaktadır. Asıl ve birleşen davada davacı 25.01.2021 tarihli ve 20.04.2021 tarihli dilekçeleri ile asıl davada davalı ... Müdürlüğüne başvurarak pay devrinin tescili ve ilanını istemiş, asıl davada davalı ... Müdürlüğünce bu başvurunun 18.04.2018 tarihli şirkete ait ilana konu 12.04.2018 tarihli genel kurul kararında davacının ortak olarak görünmesi sebebiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.TTK'nın 598/2 maddesine göre, şirket müdürünün başvurusunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortağın adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürünce şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak somut olayda, asıl davalı ... Müdürlüğünce birleşen davada davalı şirkete herhangi bir bildirim işleminin yapılmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanun ve yönetmelikteki yaptırım ve yükümlülüklerin yerine getirilmediği, şirkete yönelik olarak TTK m. 33 ve Yönetmeliğin 36. maddesi kapsamında herhangi bir bildirim işleminin de yapılmadığı, yani istinaf eden davalının üzerine düşeni yapmadığı anlaşıldığından bu durumda asıl davada davalı ...Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple, asıl davada davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup asıl davada davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davalı ... davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Asıl davada davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının asıl davada davalı ... Müdürlüğünden tahsiline,

3-Asıl davada davalı ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2224, K. 2026/1328, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2224-e-2026-1328-k-f5eb58efdaef