Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2195 E. 2026/1324 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2195
- Karar No
- 2026/1324
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2195
KARAR NO:2026/1324
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/02/2022
NUMARASI:2018/309 E.- 2022/182 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Nakliyat sigortası- rücu)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkiline nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı .... Şti.'ne ait portakal ve mandalina cinsi emtianın davalı ... ... Ltd. Şti.tarafından İzmir- Adapazarı sevkiyatı esnasında trafik kazası hasar gördüğünü, davalı ... ... Ltd. Şti.'nin yurt içi taşıma sigortacısının ise diğer davalı sigorta şirketi olduğunu, eksper incelemesi sonucu davacının sigortalısına 19.394,55TL hasar tazminatı ödediğini, yapılan bu ödeme ile davacı şirketin TTK m.1472 gereği sigortalısının kanuni halefi olduğunu, davacının alacağını tahsil amacıyla İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalıların takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; diğer davalının müvekkili sigorta şirketine 01/05/2011- 01/05/2013 tarihli nakliyat abonman sigorta poliçesinin uyarınca sigortalısı olduğunu, davanın zamanaşımından ötürü reddi gerektiğini, TBK 73 uyarınca 2 yıllık sürenin geçtiğini, dava konusu hasarın 22.02.2013 tarihinde meydana geldiğini, İİK m. 67 uyarınca 1 yılık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalının temerrütünün oluşmadığını, dava konusu hasardan sonra müvekkili sigorta şirketine hasar ihbarı yapılmış ve eksper ataması yapılarak hasar dosyası açtırılmış olduğunu, ancak eksper tarafından sigortalı davalı ... Lojistikten hasar tazminatının hesaplanmasına yarayacak mal faturası ve zarar/yansıtma faturası müteaddit defalar istenilmiş olmasına rağmen gönderilmediğinden ve talep konusu hasar zamanaşımına uğramış olduğundan hasar dosyasının kapatıldığını, davacı, sigorta şirketleri arasında rücu işlemlerini düzenleyen protokole aykırı davranıldığını, takip işlemi başlatmadan önce müvekkil sigorta şirketine müracaat etmediğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, iş bu davada müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dahi dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizde açılan dava: İİK.nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. İcra İflas Kanununun 67/1 maddesine göre 'Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Dava konusu İstanbul 33. İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine toplam 24,272,39 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, davanın, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Dava konusu ihtilaf; davacı yanın sigortalısına ait emtiaların davalı lojistik şirketi tarafından taşınması esnasında hasara uğraması ve diğer davalı tarafından lojistik şirketinin aracının sigortalı bulunması sebebiyle davacının sigortalısına ödediği hasar bedeli gereğince oluşan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılmış itirazın iptali noktasında toplanmaktadır.Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak kaza yapan araca ait hasar dosyası ve sigorta poliçesi istenmiş dosyaya sunulmuştur. Dosya mahkemece reesen belirlenen hasar tespit uzmanı ve kusur bilirkişisinden oluşan heyete tevdii edilerek rapor hazırlaması talep edilmiş bilirkişiler raporunda " 22.02.02013 tarihinde Koaceli ili,Başiskele İlçesi Kullar mahallesinde meydana gelen Vrafik Kazası Sonucu tek taraflı kaza sonuca maddi hasarlı Trafik Kazası meydana gelmiştir. Bu kazada bütün malları tam zi'ya ya uğrayan ... Şti ...Sigorta (yeni ünvanı ...) da ... Poliçesine istinaden hasar ihbarında bulunmuştur.... plakalı kamyonun taşıdığı portakal ve mandalina'nın zarar ve ziyanının tespit için ... şirketi taralından tayin edilen ... sigorla Eksperlik firması tarafından Hasar Eksper Raporu tanzim ve ilzam edilmiştir. ... Eksperlik tarafından 18-04-2013 tarihinde yapılan ekspertiz sonucu tazminat tutarı olarak 19.394,55 lira belirlenmiştir. ... Şirketi gerekli inceleme ve araştırma işlemleri sonrasında 23.12.2013 tarihinde ... Bankası ... Şirketine 19.394,35 lira hasar tazminat tutarını ödemiştir. Hasar Tazminatının sigortalıya ödeme tarihi 23.12.2013 günü olup ... sigortanın İstanbul 33 üncü İcra Dairesine ... Sigortadan tazminat talep tarihi ise 02.03.2015 günüdür. TAŞIMA SİGORTASINDA ZAMAN AŞIMI : “Bu Kanuna göre yapılan sorumluluk sigortası sözleşmelerinden doğan her türlü tazminat davası, hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zarara neden olan olay tarihinden itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğrar.” Bu münasebetle Hasar tazminatının genel dava süreci içinde ödeme tarihi 23.12.2013 olduğuna göre:hasar tazminatının RÜCU için süre sonunun 23.12.2015 tarihi olduğu aşikardır. ... sigortanın RÜCU talebi için 33.İcra Dairesin de açmış olduğu dava tarihi 02.03.2015 tarihi olması hasebiyle Davacının zaman aşımını ihlal etmediği de net olarak anlaşıl maktadır. Bilirkişi Heyeti olarak yukarıda genel olarak yapılan izahatlar neticesinde; Davacı ... sigortanın RÜCU hakkının zaman aşımına uğramadığı, bu sebeple sigortalısına ödediği 19.394,35 Lirayı Davalı ... A.Ş. nın Davacı ... A.Ş. ne yasal faizi ile birlikte ödemekle yükümlü olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyetince sunulan rapora davalılar ayrı ayrı beyan ve itiraz etmiş olup yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilmiş mahkememizce talep uygun görülerek yeni heyet belirlenmiştir, yeni bilirkişi heyetine mahkemece resen belirlenen bir SMM, Bir Trafik kusur bilirkişisi ile bir sigortacı aktüer bilirkişi belirlenerek dosya tevdi edilmiş heyet raporunda "... plaka numaralı kamyonun sürücüsü, dava dışı ...'ın hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve tam, % 100 (yüzde yüz) oranında etkili olduğu, Davacının poliçe teminatı kapsamında bulunan zararı sigortalısına ödediğini belgelemesi halinde T.T.K. 1472. Maddesi gereği aktif husumet ehliyetine sahip bulunacağı, Davalının fiili taşıyıcı sıfatıyla üstlenilen taşımada taşıyıcı sıfatını haiz olduğu ve davalı taşıyıcıya husumet yöneltilebileceği; Davacı tarafça tazmin edilen gerçek zararın T.T.K. 882. Maddesi gereği hesaplanan sınırlı sorumluluk miktarının altında olduğu gözetilerek; ödemenin belgelenmesi akabinde 19.394,55 TL tazminatı talep hakkı bulunacağı, Zamanaşımı hususunun Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, DAVACI ALACAĞI: Oluşan kaza neticesinde davacı tarafından ekspertiz raporu ile sigortalıya 19.394,55 TL. hasar tazminatı ödendiği tutarlar tespit edilmiş ve sevk irsaliyeleri ile de sabit olduğu, FAİZ : Davacı/alacaklı takip öncesinde 4.878,39 TL. faiz talebinde bulunmuştur. Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında 19.394,00 TL alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde heyet raporu sunulmuştur.Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında rücuya tabi sigorta alacağı ilişkisinin mevcut olduğu, alacağın davalılara bildirildiği ancak davalılar tarafından davacı şirkete ödemede bulunulmadığı, mahkememizce aldırılan raporların uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu ve davalıların itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, takibin devamı ile itirazın iptaline karar verilmiştir.İcra İflas Kanununun 67/2 maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." İşbu davada davalılar mahkememizce bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibari ile haksız görüldüğünden ve talep olduğundan alacağın likit olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalılar tarafından İstanbul 33. Dairesinin ... sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak 19.354,55 TL ve 4.878,39 TL faiz olmak üzere toplam 24.272,39 üzerinden devamına, alacak miktarı olan 19.354,55-TL'nin %20'si oranında hesap olunan 3.870,91 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı ... Sigorta AŞ ve davalı ... ....Şti.vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; talebin TTK md. 855 gereği zamanaşımına uğradığını, TTK'nın855/1 ve 855/2 maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşım süresinin hasarın 22/02/2013 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınarak bu tarihte başladığını, davacının söz konusu talebine ilişkin 2 yıl sonra icra takibi başlatıldığını, Yargıtay 11. HD'nin, E. 2014/19169 K. 2015/4681 3.4.2015 tarihli kararı, E. 2015/10555 K. 2015/13742 21.12.2015 tarihli kararının bu yönde olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafın imzasını havi 12.05.2015 ve 07.10.2015 tarihli dilekçe içeriklerinden de anlaşılacağı üzere davacı taraf dosyaya yapılan itirazlar konusunda 2015 yılında muttali olduğunu, davanın İİK m. 67/1 uyarınca yasal 1 yıllık süre içinde açılmadığını, TTK'nın 889. maddesine uygun şekilde hasar ihbarında bulunulmadığı takdirde, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği yönünde taşıyıcı lehine bir karine oluşacağını, davacı tarafından dosyaya ... lojistik adına yazılmış bir ihtarname sunulmuşsa da, bu ihtarname noter kanalıyla gönderilmediğini, ihtarnamenin ... Lojistik’e tebliğ olduğunu gösteren herhangi bir belge de bulunmadığını, 6102 sayılı TTK'nın "Bildirim" başlıklı 889. maddesinin birinci fıkrasında, eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilenin en geç teslim anma kadar zıyaı veya hasarı bildirmesi aksi halde eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin varsayılacağı, bildirimde ise zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesinin gerekli olduğu, ikinci fıkrasında ise birinci fıkradaki karinenin, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerli olduğunun düzenlendiğini, buna göre gönderen veya gönderilenin, ziya veya hasar halinde taşıyıcıya karşı haklarını kullanabilmesi için emtia teslim alınırken ihtirazi kayıt koyması, kanunda belirtilen süreler içinde ve kanunda belirtilen şekilde bildirimde bulunması gerekli olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için ihtarnamenin geçerli olacağı düşünülse dahi söz konusu ihtarnamenin tarihinin 25/02/2013 olduğunu, oysa ki hasar tarihi 22/02/2013 olup, işbu ihtarnamenin TTK md. 889’da yer alan yasal süreler içerisinde gönderilmediğini, bilirkişilerin sunduğu raporda sigorta tekniği ve hesaplamaları açısından hiçbir inceleme yapılmadığından bilirkişi heyetine sigorta hukuku konusunda uzman akademisyen bilirkişinin de eklenerek dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesini talep edilmiş olmasına rağmen, yerel mahkeme tarafından bu itirazlarının değerlendirilmeksizin davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemenin eksik incelemeye dayalı tanzim edilen bilirkişi raporunu esas alarak hüküm oluşturması hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ....Şti vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiğini, davacının hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açtığını, TTK'nın 855.maddesi uyarınca davacının davasının zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, kazanın 22.02.2013 tarihinde gerçekleştiğini, 23.12.2013 tarihinde tazminat ödemesi yapıldığını, akabinde de 02.03.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığını, aradan neredeyse 1,5 sene geçtiğini, Bölge Adliye Mahkemesi İstanbul 12. Hukuk Dairesi 2018/635 E. - 2019/130 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, kazanın poliçe kapsamında olması sebebi ile davanın müvekkil şirket yönünden davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, primli abonman sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen emtia hasar bedelinin, davalı taşıyan ile onun sorumluluk sigortacısından rücuen tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile dava dışı sigortalı ... Şti. arasında 24.11.2012-24.11.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ''Primli Abonman Sigorta Poliçesi'' düzenlendiği, poliçe ile dava dışı şirket tarafından yurt içinde sevk edilen narenciye/soğan /meyve ürünlerinin nakliyesi sırasındaki oluşacak rizikoların sigortalandığı, sigortalının söz konusu narenciye ürünlerinin İzmirden Sakarayaya taşınması sırasındaki trafik kazası sebebiyle zarar gördüğü, dava dışı sigortalıya davacı tarafından 23.12.2013 tarihinde 19.394,55 TL ödeme yapıldığı, davacının, davalı taşıyıcı ve onun sigortacısı diğer davalıdan ödediği bu bedelin rücuen tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.Dosya kapsamından, davacının sigortalısı dava dışı .... Şti.'ne ait mandalina ve portakal emtiasının, 21.02.2013 tarihli taşıma irsaliyesine göre davalı ... .... Şti.tarafından İzmirden -Adapazarına kara yolu ile taşımasının yapıldığı, 22.02.2013 tarihinde tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, 22.02.2013 tarihli kaza tespit tutanağına göre Başiskele/İzmit mevkiinde tek taraflı trafik kazası sebebiyle emtiaların hasarlandığı, sürücünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Taşımanın, yurt içi taşıma olması nedeniyle olayda TTK'nın eşya taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda, davalılarca zamanaşımı itirazında bulunulduğu, mahkemece 10.03.2020 duruşmada zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği, ancak gerekçe belirtilmediği, mahkemece verilen gerekçeli kararda ise zamanaşımı hususuna değinilmediği anlaşılmaktadır. Taşıma işlerinde zamanaşımı TTK'nın 855. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem haklarının on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrayacağı; ikinci fıkrasında ise bu sürenin, eşya taşınmasında eşyanın gönderilene teslimi, yolcu taşımasında yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlayacağı, eşyanın tamamen zayi olmuş veya yolcunun gideceği yere ulaşamamış olması halinde zamanaşımı süresinin eşyanın teslimi veya yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağı; üçüncü fıkrada ise rücu haklarına ilişkin zamanaşımının rücu alacaklısının zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartı ile rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden kesinleşmiş mahkeme kararının bulunmadığı hallerde ise rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.Davacı sigorta şirketi sigortalısına yaptığı ödemeyi fiili taşıyan ve onun sorumluluk sigortacısından talep etmektedir. Bir diğer deyişle, TTK'nın 1472. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacı, selefi bulunduğu kişi davayı hangi zamanaşamı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açması gerekir. Bu durumda ise TTK'nın 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.Eldeki davanın konusu eşyanın gönderilene teslim tarihinin belirtilmediği, kazanın meydana geldiği tarihin 22.02.2013 olduğu, dava dışı sigortalının davalı ... şirketine hitaben 25.02.2013 tarihli ihtarname düzenlediği, eksper raporunda tüm malzemelerin zayi olduğunun belirtildiği görülmektedir. İzmirden Adapazarına 21.02.2013 tarihinde yola çıktığı, 22.002.2013 tarihinde kazanın meydana geldiği, dava dışı sigortalının davalı taşıyıcıya 25.02.2013 tarihinde ihbarda bulunduğu, malın zayi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı tarafça TTK'nın 855/2 hükmü gereğince 25.02.2013 tarihinden itibaren en geç 25.02.2014 tarihine kadar bir yıllık süre içerisinde alacak talebinde bulunulması gerekir. Davacı taraf, öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 02.03.2015 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Anılan yasa maddesinde sayılan üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektiren bir durumun da somut olayda bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Dairemizce davanın zamanaşımı nedneiyle reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;
1-Her iki davalı aleyhindeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 414,52 TL'nin mahsubu ile bakiye 317,48 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 24.272,39 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,
7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının ise, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıran davalılara iadesine,
b-Davalı ... tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 100,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 320,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine; davalı ... tarafından harcanın 220,70 TL istinaf başvuru harcının da davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.