İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/939 E. 2026/886 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/939
- Karar No
- 2026/886
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/939 KARAR NO : 2026/886 DAVA : Elatmanın Önlenmesi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/10/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Elatmanın Önlenmesi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... tarihinde ihale sonucunda ... İli, ... İlçesi, ... Mah. .. Ada ... parselin güneyinde bulunan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ... m2 alan için ... tarihli ön izin sözleşmesini imzaladığını, ön izin sözleşmesiyle müvekkiline belirli bir alan hakkında imar planlarını ve uygulama projelerini hazırlatıp onaylatma ve ilgili kurumlardan gerekli görüş ve izinleri alma yükümlülüğü verildiğini, müvekkilinin ön izin aşamasında henüz fiili işletme ve tesis inşa etme hakkının doğmamış olması kendisine verilen iznin amacını oluşturan teknik faaliyetlerin 3. kişilerce engellenmesine katlanması gerektiği anlamına gelmediğini, davalı şirket tarafından işletilen otelin kullanımına alınan bölümlerin, yapı ve imalatlar nedeniyle müvekkilinin ön izin alanına girişi ve bu alanda ön izin yükümlülüklerinin gerektirdiği çalışmaların yürütülmesinin engellendiğini, davalı şirket tarafından kaçak ve ruhsatsız olarak yapılan teras, merdiven, çit, duvar, vs imalatların mevcut durumunu otelin kullanımını ve ulaşım güzergahlarındaki engelleri gösteren fotoğrafların sunulduğunu, davanın otelin bulunduğu bütün alanlara yönelik olmadığını, müvekkilinin ön izin kapsamındaki hakkı kapsamında davalı kamuya ait yol ve yeşil alanları kendi işletmesinin kullanımına alarak müvekkilinin ön izin alanına erişimini engelleme veya ön izin verilen alan üzerindeki müvekkilinin teknik çalışmalarını olanaksızlaştıran bir fiili bir kullanım oluşturma hakkını sahip olmadığını, müvekkilinin talebinin ön izin sözleşmesinin davalı tarafından yerine getirilmesi olmadığını, bu sözleşmeyle müvekkiline tanınan faaliyet imkanının davalının fiili müdahalelerinden korunması olduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde müvekkilinin ön izin hakkının kapsamı ile davalının yol yeşil alan ve ön izin alanındaki kullanımının bu hakkı değerlendireceğini, somut dava açılmadan önce müvekkili tarafından mevcut durumun belirlenmesi amacıyla delil tespit başvurusu yapıldığını, Antalya ... . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... tarihli ... /... D.iş ... /... Karar sayılı kararıyla ileride açılacak davayla bağlantının ve delillerin kaybolma veya ileri sürülmesinin zorlaşma ihtimalinin yeterince açıklanmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, dava konusu alanda ivedilikle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına, müvekkilinin ön izin alanına girişini ve ön izin kapsamındaki çalışmalarını engelleyen yolun kapatılması, yeşil alandaki trafo ve ön izin alanındaki yapı ve imalatlar nedeniyle oluşan haksız müdahalelerin önlenmesine, müvekkilin ön izin hakkına müdahale oluşturduğu belirlenen kısımlarının kal'ine ve bu bölümlerin eski hale getirilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, ön izin sözleşmesi ile işlemleri yapılacak alana davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesi, kal ve eski hale iadesi istemine ilişkindir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2025 tarih 2025/1138 Esas 2025/901 Karar sayılı ilamında;".......Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve tazminat; karşı dava ise temliken tescil, irtifak hakkı tanınması isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.Somut olaya gelince; eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş dayalı el atmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve maddi tazminat, karşı davanın ise temliken tescil, sınırlı ayni hak tesisi davası olduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin olmadığı, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, Asliye Ticaret Mahkemelerinin uzmanlık gerektiren ticari davalara bakmakla görevli özel nitelikli mahkemeler olduğu, eldeki davada ise uyuşmazlığın TMK’nun 683. ve devamı maddeleri, 724, 725 ve 995. Maddeleri ve TBK'nın 49 vd. maddeleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulacağı, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık bulunmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi düşünce, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı olacaktır. Dava ve karşı davanın niteliği, taşınmazın aynına ve malvarlığına yönelik olduğu gözetildiğinde aynı Kanunun 2. maddesi kapsamında kaldığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır. "şeklinde belirtilmiştir. Mahkememizce öncelikle görev hususu incelenmiştir. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, ön izin sözleşmesi ile davacı tarafından işlemleri yapılacak alana davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesi, kal ve eski hale iadesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş el atmanın önlenmesi, kal ve eski hale iade davası olduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin olmadığı, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, Asliye Ticaret Mahkemelerinin uzmanlık gerektiren ticari davalara bakmakla görevli özel nitelikli mahkemeler olduğu, eldeki davada ise uyuşmazlığın TMK’nun 683. ve devamı maddeleri ve TBK'nın 49 vd. maddeleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulacağı, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık bulunmadığı, davada genel mahkemelerin görevli olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. 09/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır