Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1367 E. 2026/964 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1367
Karar No
2026/964
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1367 KARAR NO : 2026/964

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACI : VEKİLİ : KARŞI TARAF DAVALI : DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir DAVA ve TALEP TARİHİ : KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026

Taraflar arasında görülmekte olan davada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen "ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair karara karşı talepte bulunan davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili ............ tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; Davacının, davalı şirketin %38 oranında ortağı olduğunu ve davacının ortaklık sıfatının ticaret sicil kayıtları ve şirket pay/ortaklar kayıtları ile sabit olduğunu, kollektif şirketlerde (TTK m. 225 gereği) her ortağın, müdürlerden şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi isteme ve belirli konularda inceleme yapma hakkı bulunduğunu ve ortağın temel ortaklık haklarından olan bu hakkın şirket yönetimince keyfi biçimde ortadan kaldırılamayacağını, davacı, ortaklık haklarını kullanmak ve şirketin mali/ finansal durumunu şeffaf şekilde değerlendirebilmek için şirket faaliyet ve hesapları hakkında bilgi talep etmek ve belirli dönemlere ait defter ve kayıtları incelemek istediğinii ve buna ilişkin olarak ....... Noterliği’nin ...... tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete başvurulmak suretiyle bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıldığını ve şirket kayıt ve belgelerinin incelemeye hazır edilmesinin açıkça talep edildiğini, anılan ihtarnamede; özellikle 2021–2025 ve arası dönem mali tablolar, nakit akış tabloları, alış-satış faturaları, banka dökümleri, tüm finansal hareketler, ortaklar cari hesabı kayıtları, kira sözleşmeleri, sermaye artırımı/ödemeleri, cari hesap hareketleri, kur değerlemeleri ve sair tüm finansal nitelikli kayıtların yerinde incelenmesinin talep edildiğini, davacının ayrıca, incelemeyi profesyonel ve ölçülü şekilde gerçekleştirmek üzere SMMM ........'ı yetkilendirdiğini de ihtarname ile bildirdiğini, Ne var ki davalı şirket, ihtarnamenin tebliğine rağmen defter ve kayıtları incelemeye açmayarak davacının bilgi alma ve inceleme hakkını fiilen kullanamaz hale getirdiğini, davalının bu şekilde TTK m. 225 kapsamındaki yükümlülüğe aykırı davrandığını, talep edilen incelemenin -mali tablolar, banka hareketleri, cari hesaplar, faturalar, kur değerlemeleri, sermaye ve ortaklar cari hesabı işlemleri gibi- özel ve teknik bilgi gerektiren konuları içerdiğini, bu nedenle incelemenin mahkeme denetiminde, kapsamlı ve sağlıklı yapılabilmesi için HMK m.266 uyarınca bilirkişi (muhasebe/finans uzmanı) görevlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesi, davacının “şirketi kilitleme” veya “ticari sırları ölçüsüz şekilde elde etme” amacı taşımaksızın, yalnızca ortaklık hakkının gereği olan bilgiye ulaşması için ölçülü, denetlenebilir ve tutanaklı bir mekanizma sağlayacağını, davalı şirketin bugüne kadarki tutumu, inceleme talebinin sürüncemede bırakılacağına ve fiili engellemelerin devam edeceğine işaret etmekte olduğüundan, incelemenin şirket merkezinde veya Mahkemece uygun görülecek güvenli bir yerde, belirli gün/saat aralığında, davacının bizzat katılımına ve/veya davacının ya da Sayın Mahkemenizin yetkilendirdiği SMMM/ uzman katılımına açık, gerekirse şirket yetkilisinin hazır bulundurulacağı, hangi defter ve belgelerin hazır edileceğinin tek tek sayıldığı bir usûlle yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, inceleme sonucunda; davacının bilgi alma hakkını karşılayacak nitelikte belirli belgelerin suretlerinin verilmesi veya elektronik kayıtlardan bir kopya alınmasının da incelemenin doğal tamamlayıcısı olduğunu, mahkemece, ticari sır/ kişisel veri içerebilecek kısımlar yönünden gerekli görülürse maskelenerek suret verilmesi ya da yalnızca bilirkişi tarafından görülmesi gibi önlemlerin uygulanabileceğini ileri sürerek, **Davacının, davalı şirketteki ortaklık sıfatından doğan TTK m.225 kapsamındaki bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmasına, Davalı şirkete ait, 2021–2025 ve arası döneme ilişkin mali tablolar, nakit akış tabloları, alış-satış faturaları, banka dökümleri, tüm finansal hareketler, ortaklar cari hesabı kayıtları, kira sözleşmeleri, sermaye artırımı/ ödemeleri, cari hesap hareketleri, kur değerlemeleri ve sair tüm finansal nitelikli kayıt ve belgelerin Sayın Mahkemenizce belirlenecek usul ve takvim çerçevesinde şirket merkezinde (veya uygun görülecek başka bir yerde) incelemeye hazır edilmesine, İnceleme konusu finansal ve muhasebesel kayıtlar yönünden HMK m.266 uyarınca bilirkişi görevlendirilmesine, bilirkişiye inceleme yetki ve sınırlarının belirlenmesine; gerekirse şirket kayıtlarının bulunduğu yerde keşif/ yerinde inceleme yapılmasına ve taleplerimiz doğrultusunda bilirkişi raporu hazırlanmasına, Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının (yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, karar defteri ve ilgili mali evrak) celbine/ ibrazına, ibrazdan kaçınılması halinde HMK hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmasına, İnceleme ve bilgi alma hakkının gereği gibi kullanılabilmesi için gerekli görülecek belgelerin sureti/ kopyasının (ticari sır/ kişisel veri yönünden gerekiyorsa maskeleme yapılmak suretiyle) davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, ayrıca yargılama sonuna kadar şirket defter ve kayıtlarının muhafazası, bilirkişi incelemesine hazır tutulması ve talep edilen dönem kayıtlarının zayi edilmemesi yönünde uygun görülecek ihtiyati tedbire hükmedilmesini talep etmiştir. B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... tarih ve ...... Esas sayılı kararı ile; "Dosya kapsamı iddia ve sunulu bilgi, belge ve deliller incelendiğinde; davalı tüzel kişi ticaret şirketi tacir olup basiretli olması kanuni zorunluluk olmakla ve basiretli bir tacir, ticari defter ve belgelerini düzenli, eksiksiz tutmak ve bunları yasal süreler boyunca her türlü fiziki ve dijital tehlikeden korumakla yükümlü olduğundan yine bu sorumluluk, olağan bir kişinin ötesinde, alanında uzman bir profesyonelin göstermesi gereken özen olduğundan, davacının iddiasında haklı olup olmadığı, yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacağından, yönetim organları ve temsil yetkileri fiilen değişmediğinden, şirketin faaliyetlerinin devamı açısından verilmesi muhtemel tedbir davacıya veya davalıya fayda sağlamayacağından yaklaşık ispata kanaat getirilmemekle şartları oluşmayan tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; davacının şirket içi başvurusunun sonuçsuz kaldığını, böyle bir durumda yargılama sonuna kadar defter ve kayıtların korunmasına yönelik geçici hukuki koruma talebi,nin hakkın etkin korunması bakımından zorunlu hâle geldiğini, davacı, ortaklık sıfatını ve şirketteki payını ticaret sicil kayıtlarıyla ortaya koyduğunu, şirket kayıtlarının incelenmesi için noter ihtarnamesi gönderilmesine rağmen başvurunun sonuçsuz kaldığüını, talep edilen belgelerin (mali tablolar, banka hesap hareketleri, cari hesaplar, faturalar, sözleşmeler ve defter kayıtları gibi) zaman içinde değiştirilebilir, eksiltilebilir veya erişimi zorlaştırılabilir nitelikte olduğunu, davalı şirketin incelemeyi fiilen engellemiş olmasının ileride delillere erişimin daha da zorlaşabileceğini göstermekte olduğunu, bu durumda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, Mahkeme, tedbirin şirketin faaliyetlerinin devamı açısından davacıya veya davalıya fayda sağlamayacağı kanaatiyle ret kararı vermiş ise de, istenen tedbirin, şirketin ticari faaliyetlerini durdurmaya veya yönetimi felce uğratmaya yönelik olmadığını, istenen koruma, yalnızca defter ve kayıtların muhafazası, incelemeye hazır tutulması, gerekli görülen belgelerin ibrazının sağlanması, delillerin zayi edilmemesi gibi son derece sınırlı ve ölçülü bir geçici hukuki koruma olduğunu, davalının ticari faaliyetine aşırı bir müdahale oluşturmayacağını, tam tersine, defter ve kayıtların korunması hem davacının inceleme hakkını hem de davalının ticari düzenini koruyan dengeli bir çözüm olduğunu, mahkeme davalı şirketin basiretli tacir gibi davranmakla yükümlü olduğunu vurgulayarak, defter ve belgelerin korunmasının zaten olağan bir yükümlülük olduğu sonucuna dayandı ise de, bu değerlendirmenin tedbir talebinin reddi için yeterli olmadığını, basiretli tacir yükümlülüğünün şirket kayıtlarının korunması yönünden geçici güvence ihtiyacının varlığını desteklemekte olduüıunu, ihtiyati tedbirin amacının, her zaman taraflardan birinin kötü niyetli hareket ettiğini peşinen kabul etmek olmadığını, tedbirin, hakkın korunmasını ve yargılama süreci sonunda etkin bir sonuca ulaşılmasını sağlayacağını, mahkemenin hangi delillerin neden yetersiz sayıldığını, noter ihtarnamesinin neden dikkate alınmadığını, inceleme hakkının engellenmesinin neden risk oluşturmadığını, talep edilen korumanın neden ölçüsüz görüldüğünü yeterince açıklamadığını, şirket belgelerinin muhafazası ve incelemeye hazır tutulmasına yönelik tedbirin taleplerinin yerinde olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. E) DELİLLER: ........Asliye Ticaret Mahkemesinin ........Esas sayılı dosyası kapsamı. F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, TTK’nin 225 mddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı tanınması istemine; talep ise yargılama boyunca defter ve kayıtların korunması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece, 'davalı tüzel kişi ticaret şirketin tacir olup basiretli olmasının kanuni zorunluluk olduğu ve basiretli bir tacirin, ticari defter ve belgelerini düzenli, eksiksiz tutmak ve bunları yasal süreler boyunca her türlü fiziki ve dijital tehlikeden korumakla yükümlü olduğu, yine bu sorumluluğun olağan bir kişinin ötesinde, alanında uzman bir profesyonelin göstermesi gereken özen olduğu, davacının iddiasında haklı olup olmadığının yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacağı, yönetim organları ve temsil yetkileri fiilen değişmediğinden, şirketin faaliyetlerinin devamı açısından verilmesi muhtemel tedbirin davacıya veya davalıya fayda sağlamayacağı, yaklaşık ispatın sağlanmadığı' gerekçesi ile; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. Karara karşı tedbir talebinde bulunan davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. HMK'nın "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389.maddesinin 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ancak taraflar arasında çekişmeli uyuşmazlık konusu hakkında verilebilmesi mümkün olan ihtiyati tedbirin koşulları; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin varlığı olarak belirlenmiştir. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390.maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Öte yandan, İhtiyati tedbir kararlarında "Ölçülülük" ilkesi; Anayasa ile güvence altına alınan bir ilke olup içinde "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç farklı alt ilkeyi de barındırmaktadır. Başvurulan tedbir, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli ve gerekli olmakla birlikte; başvurulan tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantı olmalıdır. Söz konusu ilke, hayatın her alanında uygulama bulmakta olan genel bir ilkedir. İhtiyati tedbir kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. İhtiyati tedbirde tek ölçü yaklaşık ispatın sağlanması olmayıp; ihtiyati tedbir kararı ile davanın her iki yanının menfaatinin gözetilmesi gerekmektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Dosya kapsamında, davacı, erişimi talep edilen belgelerin değiştirilebileceği, eksiltilebileceği veya erişiminin zorlaştırılabileceğini iddia etmiş ise de, davalı şirketin kayıtlarında tahrifat veya eksiltme yaptığına yahut yapacağına dair dosyaya yansıyan somut bir olgu bulunmadığı, bu hâliyle ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararında usûl ve yasaya uygun olmayan bir yön bulunmadığı sonucuna Dairemizce varılmıştır. Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-) İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf eden taraf, alınması gereken istinaf karar ilam harcını peşin yatırdığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talebinde bulunan davacılar üzerinde bırakılmasına, 6-)Dairemizce verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinden tapılan inceleme sonucu HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan e imzalıdır

Üye e imzalıdır

Üye e imzalıdır

Katip e imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1367, K. 2026/964, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1367-e-2026-964-k-e127adaa0279